Düşmanın ezici üstünlüğü karşısında bir türlü boyun bükmeyi kabullenemeyen azatlık yanlısı kabileler, çoluk çocuklarını da alarak çöllere ve dağlara çekilmişlerdi. Nâdir, onlara elçiler göndererek çeşitli cazip vaatlerle tekrar yaşadıkları yerlere dönme lerini sağlamaya çalıştı. Ama azatlık yanlısı göçebeler bu davete sıcak bakmadılar ve Nâdir'e "kötü kalpli birinden bir anlık kalmak bile 70-80 yıl fazla yaşamaktan daha iyidir" mealinde bir beyitle cevap verdiler.
Sayfa 200 - Selenge Yayınevi, 2. Baskı, İstanbul, 2026
Bratişçev, Osmanlı-İran Savaşlarının perspektifleri konusunda ise şu satırları yazmıştı: "İş o noktaya gelmişti ki, şehirlerdeki zâdegan sınıfı dahi görülmemiş ölçüde erzak sıkıntısı çekiyordu ve ahali kendi canını kurtarmak amacıyla şahın askerlerinin istedikleri vergileri ödemek için varını yoğunu satıyordu. Pers Devleti böyle bir çöküntü içindeyken ve savaşın sıkıntılarını çekerken ahali dağlara çekiliyordu. Öbür türlü alışılmamış ölçüde acımasız değişik cezaları ödemek zorunda kalacaktı."
Sayfa 215 - Selenge Yayınevi, 2. Baskı, İstanbul, 2026
Nadir takip eden dört yıl boyunca da Osmanlı sarayına sultana bu taleplerini kabul ettirmeye çalışmaları talimatıyla elçiler göndermeye devam etti. Sultan, gönderdiği mektuplarda Red kararıyla ilgili özürler beyan ederek tavrında bir değişiklik olmadığını bildirdi. Nadir ise gönderdiği cevabı mektuplardan birinde asıl amacının Osmanlı ile dostluğunu pekiştirmek olduğunu, ama bunun için sultanın Caferi mezhebini beşinci Sünni mezhep olarak kabul etmesi gerektiğini bildiriyor, fakat Türk tarafı talebi Red kararı vermekle iki tarafı ebedi düşmanlığa itiyordu.
Nadir'in din konusunda takip ettiği politika, Şii ve Sünni kanadı birleştirme teşebbüsü, vakıf mallarının bir kısmını müsadere etmesi, Şii kesimin üst düzey kişilerini kullanma teşebbüsü, onların yetkilerini sınırlayarak bir silah hâline dönüştürme isteği, tüm bunlar şaha karşı bir öfke selinin oluşmasına yol açmıştı ve Nâdir'in tahakküm ihtirası sınır tanımıyordu
Sayfa 228 - Selenge Yayınevi, 2. Baskı, İstanbul, 2026
Buradaki hâkim sınıfa mensup olup da kendi çıkarını düşünmeyen kimse yoktu, ama bugünlerde hükümet kontrolü sebebiyle kimsenin bir geliri kalmamıştı. Herkes rüşvetle geçinmeye çalışıyordu
Sayfa 227 - Selenge Yayınevi, 2. Baskı, İstanbul, 2026