Nevzat Çelik

Nevzat Çelik

Yazar
8.6/10
135 Kişi
·
401
Okunma
·
131
Beğeni
·
4966
Gösterim
Adı:
Nevzat Çelik
Unvan:
Türk Şair ve Romancı
Doğum:
Sinop, 15 Mayıs 1960
1960'da Sinop Boyabat'ta doğan Nevzat Çelik, 1965'de ailesiyle birlikte İstanbul'a geldi. Mart 1980'de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (DGSA) Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu (UESYO) Grafik bölümü birinci sınıfta okurken tutuklandı. Dev-Sol davasından idam istemiyle yargılandı.

1984'ta Şafak Türküsü adlı şiir dosyası Akademi Kitabevi Şiir Ödülü birincilik ödülünü alarak kitaplaştı. 1985 yılında İTÜ İşletme Fakültesi Öğrenci Derneği tarafından ülke çapında yapılan şiir yarışmasına bir şiiri ile katıldı ve bu yarışma 1986 yılında sonuçlandı, Çelik'in şiiri yarışmaya katılan 1350 kadar şiir arasından ilk ona girdi ama birinci olamadı. 1987'de Müebbet Türküsü adlı şiir kitabı Poetry International ve Hasan Hüseyin Şiir Ödülünü aldı. Daha sonra hiçbir yarışmaya katılmadı.

1987 Aralık ayında tahliye oldu. 1990'da iki şiir kitabı daha çıkardı; Suda Seken Hayat ve Yağmur Yağmasaydı. 1998 Ekim ayında Sevgili Yoldaş Kurbağalar adlı şiir kitabı, 2005 Nisan'ında ise ilk romanı Bağışlanmış Hüzün yayımlandı.
hoş geldin ölüm
buyur otur
saklımız kalmadı
dök eteklerinden taşları

ben bir rüzgarım
özgürlük rüzgarı
bir yürekten bir yüreğe
taşırım umutları

ben bir dağ seliyim
yıkarım duvarları
yükselir kentten
çorba kokuları

ben bir denizim
hırçın dalgalı
ölüm nedir bilmeden
döverim kıyıları
geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim
silahlar yasaklanmadı hiç
öldürmek öldürülmek yasaklanmadı
sorgu odaları cezaevleri darağaçları
yasaklanmadı sömürgeleştirmek
zincirle doğmak zincirle büyümek
bir gün olsun gülemedim demek yasaklanmadı
yasaklanmadı legal yarı-legal illegal açlık
tekelcinin dünyası savaş yasaklanmadı
yasaklandı fakat kitaplar
. . yasak bir kitap gibi yakılmayıp bu güz de
Sensizliğe mahkum edilirsem eğer
hasretin beni duman edecek
içimde seni sevmek telaşı
alıp başını gidecek..
116 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Delice yaşamak isterken acı ve telaş içinde ölümü bekleyen ve gün geçtikçe umutları azalan genç bir idam mahkumu şairin, henüz yaşayamadığı aşkları, içinde birikmiş özlemleri, çocuklara daha iyi bir dünya bırakma umudu ve yıllarca içinde biriktirdiği anne hasretinin yüreğinde oluşturduğu duygu patlamasını imgeyle birleştirince ortaya hüzün dolu görünse de aslında insanı yaşama daha sıkı sarılmaya davet eder nitelikte şiirler çıkmış..
Şair; annesini, ona kendi ölümünden kalacak acılar karşısında teselli eder gibi yazmış bazı şiirlerini..
Şairlerin acılarını, sayfalar dolusu yazsak da değişen bir şey olmayacak..
Her zaman olduğu gibi;
Şairler ''çırpınarak'' yazacak..
Bizler ''bir çırpıda'' okuyacağız..
116 syf.
·10/10
Ve Şafak Türküsü
Yine babamın almış olduğu ve hiç okumadığı vitrin süsü kitaplardan biri daha.

1984 Şiir ödülü kazanmış ve kitaba 1986 diye tarih atılmış. Bense doksanlı yıllarda okumuşum daha doğrusu yarım bıraktığım belli oluyor altını çizdiğim dizelerden. Yaşım küçük olduğundan sıkıcı gelmiş belki bilemiyorum. İçinde kurumuş bir çiçeğim var yaklaşık 20 yıllık. Acıya, isyana ve ölüme çocuk aklımla mesaj göndermek istemişim belki de. Çocukken her şey ne kadarda güzeldi.

Yıllar sonra tekrar okudum. Şiirlerde genel olarak 3 kelime mevcut. İsyan, ölüm ve direniş. Ölüm için şafak sayan bir idam mahkumunun "ölümü özledim anne yaşamak isterken delice" gibi bir dize yazmasının ne acı bir isyan olduğunu tarif bile edilemez.

"Beni burada arama anne,
Kapıda adımı sorma,
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama" diyor.

Daha şiirin başında isyan ediyor aslında. Annesine direnmesini yıkılmamasını anlatıyor. Sadece kendi için değil tüm çevresindeki idam mahkumlarına inanıp direnmelerini anlatmak istiyor aslında.

Şiirin hikayesinden bahsedecek olursak. Dev-Sol davasında idam istemiyle yargılanırken bir süre Metris ceza evinde tutuklu kalır. Ardından Bayrampaşa ceza evinin hemen yanında siyasi tutuklar için yapılan ceza evine nakledilir. Şafak Türküsü, 1983’te Metris'te yazılır. Şiir yazılırken şair hem idamını bekler hemde 30 günlük açlık grevindedir. İşte böyle bir psikoloji ile yazılan, yürek yakan şiirler mevcut kitapta.
116 syf.
·10/10
Ben dahil, çoğumuz bu kitabın adını Ahmet Kaya şarkılarından biliyoruz. Nevzat Çelik 1984 yılında bir yarışmaya katılır ve Şafak Türküsü 1984 yılında "Akademi Kitabevi Şiir Birincilik Ödülü"nü alıp yayımlanınca satış rekorları kırar. Ahmet Kaya'da bu kitaptaki şiirlerden birkaçını seslendirince daha geniş kitlelere yayılır ve milyonların sevgisini kazanır. Fakat çoğumuz şiirlerini ezbere bildiğimiz adamın kim olduğunu bilmeyiz. Bu kitapla hayatınızı şiirleriyle süsleyen adamı bulmanız temennisiyle.

Hüzünle başlar hüzünle biter Nevzat Çelik'in dizeleri.

"ölümü özledim anne
yaşamak isterken delice"

Ahmet Kaya'nın ezbere bilinen şarkıları bu dizelerden beslenir.

"Beni burada arama anne,
Kapıda adımı sorma,
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama"

Grup Alzaymır ve birçokları şu dizeleri alır Nevzat Çelik'ten:

“Yiğidim yiğit olmasına ya,
Yanık türkülere vurmayın beni.
Tutuşur dizelerim sonra,
Her biri yıldız kendi halinde.

geceleri inen sezsizlik
umarsız açan eski yaradır
işte gene yükseldi duvarlar
etme gözlerim koru kendini

ayıklasam dizelerimden
acıyı ölümü şu duvarların nemini
kirli gömleğimi kokluyormuş annem
koklasın şiirimi sıcak bir ekmek gibi"

Hapiste yazar dizelerini Nevzat Çelik,

"önüm arkam
sağım solum
beton
hey toprak
nerdeysen çık.." diye dışarıya olan özlemini dile getirir.

İki Çizgi şiirinde düşüncelerimle başbaşa bırakır beni,

"avucumdan düşüyor iki çizgi
biri ak kara biri
ak sizin olsun
bahar açan dağlara düşer yolu
kara bende kalsın
yaftalı ölümle biter sonu"

Ve son olarak,

"Olmadı
Hesapta yoktu
Boyun ağrısı"
116 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Dillere destan olmuş bunca şarkının sözlerinin sahibi olan bir yazarın, şairin bu kadar az okunması yazık.
Ne yazık ki kıymet bilmiyoruz...

Ahmet Kaya - Şafak Türküsü

“Beni burada arama anne.
Kapı da adımı sorma.
Saçlarına yıldız düşmüş.
Koparma anne ağlama.”

Grup Alzaymır-Tutuşur Dizelerim

“Yiğidim yiğit olmasına ya,
Yanık türkülere vurmayın beni.
Tutuşur dizelerim sonra,
Her biri yıldız kendi halinde.”

Gözleriniz arıyorsa; bir ana hasretini, zındanı, ülke hasretini, çocukları o halde okuyun.
Okuyun ve şiirleriyle yargılayın, sorgulayın ve anlayın bir şaiiri...
Ki onlar, yorgun düştüğü vakitlerde dahi en güçlü yumruklarıyla ötelemiştir yaşadıklarını şiirleriyle.

Kim bilir, belki de böyledir bir şairin çırpınışı...
Mapusta, ana hasretinde veya çocuksu umutlarda.
Yahut bir ülkenin özleminde...
116 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
1987 basımını okudum kitabın; Can Yücel’den sunuş, çizimler, son sayfalara eklenmiş söyleşiler… Bir şiir kitabı hem böyle güzel hazırlanıp hem de bu kadar güzel şiirlere sahip olabilirdi ancak. Üslupla, şairin duygularıyla ilgili söyleyebileceğim çok şey var ama sanırım dile getiremiyorum; diyebileceğim tek şey, okumanızda ısrarcı oluşumdur. Çünkü bana kalırsa, kim ne derse desin, şiir budur.

"ölümü özledim anne
yaşamak isterken delice"

O günlerin bir mahkumuyla -ölüm cezasına çarptırılmış bir mahkum- o günlere dönmek, o günleri anlamak yahut sadece hissetmek; nasıl anlayacağınız size kalmış fakat muhakkak bir dürtüyle tavsiyemi sunuyorum ben: Okuyun.

Dikkatli okumalar.
137 syf.
·2 günde·9/10
"beni suskunluk kapkara suskunluk öldürecek beni"

Nevzat Çelik, bence kalemi güçlü bir şair. Hayat öyküsünden taşan büyük trajediyi öfkeli dizelere dönüştürüyor. Ben en çok bilinen iki kitabını okudum. Şiir seven biri olarak ikisini de çok beğendim.
116 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
12 Eylülün karanlık yüzünün bir kere daha ortaya çıktığı bir kitap. Şiirleri okurken Nejden Çelik üstadın karanlıklar içinde aydınlık yüreğini ve ona yansıyan umudunu görüyorsunuz.Hayatımda ilk defa bir kitap hakkında çok şey söyleyeceğimi düşünürken dilim tutuluyor.Bunları yazarken halen ne yazabilirim diye düşünmekteyim.Ama nafile aklıma hiç bir şey gelmiyor.Üstat söylenecek her şeyi yazmış.Şiddetle tavsiye ediyorum.Gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız.
116 syf.
·10/10
Benim okuduğum kitabı 1987 yılında basılmiş.İlk yayınlanma tarihi 1984 ki yayınlanma sebebi de Akademi Kitapevi Şiir Başarı Ödülünü almış olması.Nasıl bir burukluktur ki bir ödül alıyorsun ama onu sevdiklerinle bile paylaşamıyorsun.Elimdeki eserin en sonunda Şahap Balcıoğlu’nun binbir güçlükle iznini alabildiği bir mektup röportajı var.Belki de bir çok insanın bildiği bir şiirdir Şafak Türküsü.Bu röportajda Nevzat Çelik, Balcıoğlu’nun ‘’ İlk yapıtınıza neden Şafak Türküsü adını verdiniz?’’ sorusuna ‘’Bir yangın vardı çağ yangını.Herkese şu ya da bu oranda pay düşüyordu.Kıyısında köşesinde yananlar vardı.Bir de tam ortasında yananlar!Ben,yangının tam ortasında ,hem de hiç yakınmadan yananları,etiyle kanıyla,özlemleri,kavgaları ve umutlarıyla duyurmak istedim.’’diye cevap verir.Aslında her şeyin özü bu cevapta yatıyor.Henüz 19 yaşında hapishane havası solumaya başlayan bir gencin şiirle duygularını ifade etmesini sayfa sayfa okurken çok farklı diyarlara gittim.Nevzat Çelik’in şiirlerinde kabullenişle umut etmek arasında gidip geldiğini hissettim.Bir dizesinde şöyle yazmış:
‘’geçici bir ayrılık benimkisi
İlk yaz çiçeğine gebeyim.
Ağıtlar yakmayın adıma
Ben ölmedim ölmeyeceğim.’’ Aralık/1982
Şiirleri buram buram buram özlem kokuyor.Özellikle annesine.Bakın bunu da şöyle ifade etmiş:
‘’Acılardan söz etmezdim
Annem düşmeseydi aklıma
Yıl yıl üstüme bindi de öpemedim.
Elime benzeyen elini annemin’’ Şubat 1983
Acısını,özlemini,tedirginliğini,umudunu,umutsuzluğunu derinden hissettim.Şiirleriyle duygu alışverişini oldukça iyi yansıtıyor okura.
116 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Şairin en bilinen şiirinin de olduğu, kitaba adını veren, Şafak Türküsü. İdamla yargılandığı yıllarda, henüz cezaevindeyken meşhur olmuş şairin, bu muhteşem şiirleri hangi psikoloji ile yazdığını bizzat kendisinden dinlemiştim 2001 yılı mayısında Diyarbakır 1. Kültür ve Sanat Festivalinde' ki dinletisinde. Birçok şiirinin bestelendiği hususunu da atlamamak gerek. Yine bir röportajında Ahmet Kaya’ nın bestelediği Şafak Türküsü’nü, oldukça insani talepler için yaptıkları açlık grevlerinin birinden henüz çıkmışken, bu şekilde elde ettikleri bir teyp sayesinde, piyasaya çıktıktan tam bir buçuk yıl sonra dinlediğini söylüyor Nevzat Çelik.
137 syf.
·2 günde·9/10
Şafak Türküsü'ne göre daha yoğun ve daha duygusal bir kitap olmasına karşın, Şafak Türküsü'ndeki büyüden yoksun bir kitaptı, bana kalırsa. Oysa belki de ondan çok daha yetkin, ama yetkinlik o gerçek büyüyü beraberinde getirmeyi vadetmiyor maalesef. Bana bu kitaptan geriye kalan, hem gerçek manasıyla hem de sembolik olarak "yakılan kitaplar", fakat tekrar, özellikle vurgulayarak söylüyorum, sembolik olarak.

Dikkatli okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nevzat Çelik
Unvan:
Türk Şair ve Romancı
Doğum:
Sinop, 15 Mayıs 1960
1960'da Sinop Boyabat'ta doğan Nevzat Çelik, 1965'de ailesiyle birlikte İstanbul'a geldi. Mart 1980'de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (DGSA) Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu (UESYO) Grafik bölümü birinci sınıfta okurken tutuklandı. Dev-Sol davasından idam istemiyle yargılandı.

1984'ta Şafak Türküsü adlı şiir dosyası Akademi Kitabevi Şiir Ödülü birincilik ödülünü alarak kitaplaştı. 1985 yılında İTÜ İşletme Fakültesi Öğrenci Derneği tarafından ülke çapında yapılan şiir yarışmasına bir şiiri ile katıldı ve bu yarışma 1986 yılında sonuçlandı, Çelik'in şiiri yarışmaya katılan 1350 kadar şiir arasından ilk ona girdi ama birinci olamadı. 1987'de Müebbet Türküsü adlı şiir kitabı Poetry International ve Hasan Hüseyin Şiir Ödülünü aldı. Daha sonra hiçbir yarışmaya katılmadı.

1987 Aralık ayında tahliye oldu. 1990'da iki şiir kitabı daha çıkardı; Suda Seken Hayat ve Yağmur Yağmasaydı. 1998 Ekim ayında Sevgili Yoldaş Kurbağalar adlı şiir kitabı, 2005 Nisan'ında ise ilk romanı Bağışlanmış Hüzün yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 131 okur beğendi.
  • 401 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 144 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları