Oscar Wilde

Yazar 8,5/10 · 1308 Oy · 41 kitap · 3741 okunma ·  782 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Oscar Wilde
  • Unvan:
    İrlandalı Oyun Yazarı, Romancı, Kısa Öykücü ve Şair
  • Doğum:
    Dublin 16 Ekim 1854, Dublin
  • Ölüm:
    Paris 30 Kasım 1900
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

782 okur beğendi.
1.308 puanlama · 2.127 alıntı
6 haber · 14.423 gösterim
3.741 okur kitaplarını okudu.
3.020 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
101 okur kitaplarını şu anda okuyor.
54 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Bütün Haberleri Göster

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Oscar Wilde'nin Biyografisi

16 Ekim 1854 yılında doğdu, Ünlü cerrah William Wilde'ın oğludur. Dublin'de Trinity College'ta okudu, 1874'te Oxford'a girdi. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti orada estetik üzerine bir dizi konferans verdi. İlk tiyatro oyunu Vera New York'ta sergilendi. Bir süre Paris'te yaşadı, orada Verlaine ve öbür sembolist şairlerle tanıştı. İngiltere'ye dönünce Mutlu Prens'i (1888) yazdı. Oscar Wilde, 1884 yılında Constance Lloyd'la evlendi. Wilde, İngiltere'de estetizmin ve 'sanat sanat içindir' hareketinin başlıca temsilcisi olmuştur. Wilde, eşcinsellikle suçlanarak iki yıl cezaevinde yatmıştır. Daha sonra Fransa'ya sürgün olarak gitmiş, 30 Kasım 1900 yılında yoksulluk içinde ölmüştür.

Oscar Wilde'nin Kitapları Kitap Ekle

8,7/ 10  (711 Oy) ·  1.891 Okunma
8,5/ 10  (298 Oy) ·  992 Okunma
7. Lord Arthur Savile'in Suçu (Babil Kitaplığı #10)
7,6/ 10  (14 Oy) ·  54 Okunma
8,5/ 10  (14 Oy) ·  44 Okunma
8,0/ 10  (6 Oy) ·  25 Okunma
9,3/ 10  (4 Oy) ·  21 Okunma
8,9/ 10  (7 Oy) ·  14 Okunma
18. The Picture of Dorian Gray (Oxford Bookworms Library: Level 3)
10,0/ 10  (5 Oy) ·  13 Okunma
19. Mürver Ağacı (Toplu Öyküler)
8,4/ 10  (5 Oy) ·  12 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Ferah, bir alıntı ekledi.
15 Ağu 2015

“Size sıradan biriymişsiniz gibi davranan hiç kimseyi sevmeyin.”

Oscar WildeOscar Wilde
Semih, bir alıntı ekledi.
19 Mar 09:04 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ruh, yaşlı doğar ama gittikçe gençleşir. Bu, hayatın komedisidir. Vücut, genç doğar ve gittikçe yaşlanır. Bu da hayatın trajedisidir.

Hiçbir Şey Eskimez Mutluluk Kadar, Oscar Wilde (Sayfa 36 - Alakarga Yayıncılık)Hiçbir Şey Eskimez Mutluluk Kadar, Oscar Wilde (Sayfa 36 - Alakarga Yayıncılık)
Aysel, bir alıntı ekledi.
27 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“Bu gece günceme yazacağım.”
“Neyi?”
“Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.”

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
Ferman Mamedov, bir alıntı ekledi.
30 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir insanı ancak sevgi hayatta tutabilir.

Önemsiz Bir Kadın, Oscar Wilde (Sayfa 91 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Önemsiz Bir Kadın, Oscar Wilde (Sayfa 91 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Quzelqurto, bir alıntı ekledi.
24 Şub 2015

Özgürlüğe, kitaplara, çiçeklere, güneşe ve aya sahip olan kimse mutsuz olabilir mi?

Oscar WildeOscar Wilde
Elif Kimya, bir alıntı ekledi.
30 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

İlginç ve çekici olan topu topu iki tip insan vardır; her şeyi bilenler, hiçbir şey bilmeyenler.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 110)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 110)
Aysel, bir alıntı ekledi.
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“Her birimiz Cennet’i de Cehennem’i de içimizde taşıyoruz."

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
Ferah, bir alıntı ekledi.
23 May 2015

''İnsanın kendi kendine yapabildiği üç harika rituelden biri kitap okumak.''

Oscar WildeOscar Wilde
Aysel, bir alıntı ekledi.
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Düşes, “Ya sanata ne diyorsun?” diye sordu.
“Bir illettir.”
“Aşk?”
“Yanılsama.”
“Din?”
“İnancın yerini tutan günün modası.”
"Sen kuşkucusun.”
“Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcıdır.”
“Ya nesin sen öyleyse?”
“Tanımlamak kısıtlamaktır.”
“Bir ipucu ver bana.”
“İp dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin.”

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
Bütün Alıntıları Göster
Elif Kimya, Dorian Gray'in Portresi'ni inceledi.
 18 Nis 2017 · Kitabı okudu · 8 günde

Dorian Gray ' in Portresi, Oscar Wilde ' nin tek romanı olma özelliğini taşıyor. Ama 10 kitap yazacağına tek bir kitapla 10 kitaba bedel bir etki bırakması onun nasıl bir yazar olduğunu ortaya koyuyor zaten. 1981 yılında basılan Dorian Gray ' in Portresi yayımlandığı dönem büyük tepki görüp, büyük tartışmalara sebep olmuştur. Kitabın yazarı Oscar Wilde " ahlaksızlıkla " suçlanmış, kitap birkaç kere sansüre uğramıştır. Çünkü kitapta eşcinsellik ve hazcılık açıkça işlenip, ahlaksızlık ön plana çıkarılmıştır, o dönemin insanlarına göre.


Oscar Wilde ' nin " Bir ruhun hikayesi " diye tanımladığı kitabı, masum ve saf bir gencin adım adım günaha sürüklenmesini, egosuna yenik düşüp ahlak ve karakter savaşını kaybedişini anlatıyor. Kitap ana karakter Dorian, dostları Basil ve Henry ' i anlatıyor. Oscar Wilde bu karakterler için "
Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda... " diye bahsediyor.


Dorian tüm ailesini kaybetmiş ama ardlarından büyük bir mirasa sahip olmuş, eğitimli, insanları tekrar döndürüp baktıracak kadar yakışıklı saf bir genç. Fakat kendisine eşcinselliğe varacak kadar büyük bir ilgiyle yaklaşan dostu Basil ' in yaptığı portresi sayesinde güzelliğinin farkına varan ve Basil ' in tanışmasını istemediği Lord Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan kahramanımıza göre dünyada önemli olan tek şey gençlik ve güzelliktir artık. Sonsuza kadar genç ve yakışıklı kalmayı dileyen Dorian bunun için ruhunu şeytana satmaya hazırdır. Dostu Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan Dorian ' a göre zevk ve heyecan hayatın temel taşı olmuştur ve zevk, haz, heyecan kötülüktedir. Zamanla içindeki iyiliği kaybeden Dorian bambaşka bir insan olmuştur. Yaptığı her kötülük portresine yansır. Kitabı okurken dikkat çeken bir noktada dış görünüşün, güzelliğin insanlar üzerinde bir etki bıraktığı. Dorian o kadar yakışıklı ki, böyle birinin kötü olması mümkün değildi topluma göre. Çünkü "çirkin" insanlar sadece kötü olabilir algısına sahibiz ve bu algı bariz bir şekilde bugün bile toplumda gözüküyor.


Yazar, kitapta alaycı, iğneleyici bir anlatım kullanmış. Henry karakterinden her ne kadar nefret etsem bile dediklerinin doğru olduğunu düşünmekten kendimi alıkoymadım. Henry kelimelerle oynayan, insanları konuştukça etki altında bırakan, oldukça kurnaz bir karakter. Bir zamanlar masum ve saf olan Dorian ' ın her yanlışından sonra artık neler yapabilir, ne kadar ileri gidebilir diye beklerken daha büyük bir yanlışı patlak verdi. Kitapta üzüldüğüm ve en çok sevdiğim karakter ise Dorian ' ın portresi sayesinde kariyerinin dönüm noktasını yaşayan Basil oldu.


Uzun bir aranın ardından inceleme yapma fırsatı bulduğum Dorian Gray ' in Portresi okuduğum en orjinal konuya sahip, akıcı, farklı ve olağanüstü güzel, üstüne uzun süre düşündürecek bir kitaptı. Edebi yönü ve çevirisi de oldukça başarılıydı bana göre. Kitabı okurken Oscar Wilde ' nin ruhunu ve düşüncelerini tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Estetik, din, sanat, güzellik, ego, vicdan, aşk, cinsellik,,, gibi bütün düşüncelerini kitaba aktarmış çünkü. Bu kitabı Ahmet Y ' nun tavsiyesi ve Seyid Ahmet GÜLTEKİN ' in incelemesi üzerine okumaya karar verdiğim için, ikisine de teşekkür ederim. Tüm ön yargı ve sığ düşüncelerden arınıp okuyabilecek kişilere bu kitabı tavsiye ederim...

Semih, Hiçbir Şey Eskimez Mutluluk Kadar'ı inceledi.
 19 Mar 17:12 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kitap, Oscar Wilde'nin aforizmalarından oluşuyor. Bölüm bölüm ayrılmış ve çerez niteliğinde okunup sindirilebilecek bir eser. Daha önce Oscar Wilde okumadığım için böyle bir kitapla hafif bir giriş yapmak istedim.

Genel olarak yazarın kitapta yer alan sözlerini beğendim; fakat kadın-erkek ilişkilerinde kullandığı aforizmaları pek tasvip edemedim. Zira kadınları genel olarak aptal, erkekleri ise akıllı olarak nitelemiş. Bu konuda eleştiride bulunmadan geçemem... Tabii yazarın 19. yüzyılda yaşamış bir yazar olduğunu göz ardı ederek bu yorumumu yapıyorum.

Sonuç olarak güzel bir tat bıraktı damağımda. Onlarca güzel alıntının yapılabileceği bir kitap. Hele 1000 Kitap'ta fenomen olmak gibi bir niyetiniz varsa, Twitter'dan veya Facebook'tan saçma sapan kimin yazdığı belli olmayan sözleri kopyala yapıştır yapmak yerine bu tarz kitapları edinerek kolaylıkla fenomen olabilirsiniz. Zira bu türden kitaplar, kitabevlerinin ticari kaygıyla sıkça yayınladığı türden kitaplar. Elde etmesi de kolay. 5-6 TL gibi bir fiyata ünlü yazarların aforizmalarına ulaşabiliyorsunuz artık... Hem bu şekilde hareket ederek birilerinin "Bu söz kime ait?" tacizleriyle karşılaşmazsınız hem de özgün bir fenomen olabilirsiniz.

Herkese keyifli okumalar.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN, Dorian Gray'in Portresi'ni inceledi.
03 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

        Bilemedim bu yazdıklarım incelemeden sayılır mı Dostlar? Sadece hissettiğimi yazmak istedim, belki içsel bir hesaplaşmaydı benimkisi;
        Dorian’ ın portresi gibi değil mi zaten hayatımız? Farklı pencerelerden bakarak farklı yorumlar yapıla bilinir bu güzel romana. Lakin okuduğumda bana hep kendi portremi düşündürdü..
Kâinatın sahibi bizlere öyle güzel ve öyle kusursuz bir portre ile göndermiş ki bu fani dünya ya! Bize de bu portreyi Baki Âlem’ e kadar en az kirlenme ile geri götürmek düşer. Dorian’ ın portresi misali Yaradanın vermiş olduğu aklı, iradeyi, vicdanı, merhameti, şefkati ve daha sayamadığımız bir sürü insani vasıfları emredilen şekliyle yaşamadığımız veya yerine getirmediğimiz her anda biraz daha kirleniyor, biraz daha bozuluyor portremiz. Üstelik Yaradanın affından başka hiçbir şey silmiyor bu portremizde oluşan kirlilik ve bozulmayı.
         Mevla’m bizleri Dorian’ ın düştüğü durumlara düşürmesin ve portremizi gerçek sahibimize götürebileceğimiz en güzel hali ile götürmeyi nasip eylesin inşallah. Gerçekten de okunası olağan üstü güzellikte bir şaheser, iyi okumalar diliyorum Dostlar…

Ferman Mamedov, Önemsiz Bir Kadın'ı inceledi.
 01 May 2017 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

<< Oysa insanlarda ağaç gibidir. Ne kadar yükseğe ve aydınlığa çıkmak isterse, o kadar kuvvetle toprağın altına inmek ister kökleri, karanlığa, derinliğe - kötülüğe... >>

Bu sözleriyle Nietzsche edebiyatın sırrını izhar etmiş. Edbiyatçı gözüyle bu kıskanılmalı. Tabii ki, bunu amaçlayarak söylemiş olduğunu söyleyemem, şahsi fikrimdir. Belki de filozofların da sırrı budur. Peygamberlik vahiye dayalı, filosof aklını konuşturur, bilim insanı maddeyi/eşyayı konuşturur, İslam alimi vahiy ve hadis rehberliğinde ilhamını/aklını konuşturur, edebiyatçı ise?!
O, aydınlık için karanlığı, iman için küfrü, ahlak için ahlaksızlığı, edep için edepsizliği irdeler ve konuşturur. Bunun için onun hayatı ya ihtiyari ya da ızdırari kaderle feda edilir. Izdırari kader içinde ihtiyari kader olarakta gözükebilir ama bunu değiştiremez. Değiştirmeye kalkışacağı anda hayatının feda edildiğinin de farkına vardığı için değiştirmez. Siyah üzerinden beyaza ulaşmanın hatta beyaza anlam kazandırmanın yolunun o siyah içinden geçmek olduğunu çoktan farketmiştir. Dahası beyazın en beyaz noktasının, siyahın en siyah noktasının hemen yanında başucunda olduğunu hissetmiştir. Nietzsche'nin ifade ettiğindeki gibi...gece-gündüz misalindeki gibi... Felsefe sadece var'dan bahsederse kuru kalır, bir de var "hatrına" yok'tan bahsederse, var konusu ne kadar cazip hale gelir değil mi!? Edebiyat da aynı şekilde; ahlaktan bahsedince kuru kalıyor, çünkü amaç bunu yazmak değildir - ahlaksızlık üzerinden ahlaka giden yolu buldurmaktır. Yol göstermek, bakış açısı sunmak, kurtarmak... Kurtulmuşsan sana niye edebiyat yazayım ki!?

Tüm bunları, Oscar Wilde'ın hayatı hakkında birazcık ama epey denilecek kadar olumsuz bilgiler edindikten sonra yazma ihtiyacı duydum. Amacım Oscar'ı aklamak değil, anlamaktır. "Her azizin bir geçmişi olduğu gibi, her günahkarın da bir geleceği vardır." derken Wilde, alabilecek olana mesajını vermiştir zaten. Ne "yazık ki", gerçek anlamda edebiyat(çın)ın çarkları bu şekilde dönüyor. Hoşumuza gitse de gitmese de. Güzel için çirkini irdelemek kaçınılmazdır. Bu noktada gerçek anlamda edebiyatçı aynı zamanda fedaidir.

"Önemsiz Bir Kadın"la, yıllardır liste 1'mde zirvenin sahibi Tolstoy'un tahtını sallayacak bir yazarla tanıştığımın sinyalini aldım. Daha önce de bu zirveyi Çehov sallamıştı. Kafka da öyle izlenim bırakmıştı.

Gelelim esere. Kadın konusu. Hemen yanında parantez açıp ingiliz kadını yazmam lazım. Çünkü kadın konusu bir yanıyla üniversel/global, bir yanıyla da milli/lokal konudur. İngiliz ahlak kuralları kadın-erkek ilişkilerini nasıl şekillendirmiştir veya nasıl şekillenmesine engel olmuştur, gerçekte doğal olarak nasıldır piyes boyunca diyaloglara yansıtılmıştır. Erkeğin bakışında kadının anlatımını geçtim de kadının bakışında erkeği anlatımını nasıl bu kadar tespitsel ince ayarda yazabilmiş hala anlayamadım. Çok kaliteli, önemli, güzel bir piyes okuduğumun farkındayım.

https://youtu.be/uly0GKlbtH0

Mutlu prens, Mutlu prens ve Mutlu prens

öncelikle söyleyeyim bu incelemeden öte düşünce yazısıdır. Bu kitabı ne kadar zamandır almak istiyordum inanın ben dahi hatırlamıyorum :):)
Hatta bu kitabın şerefine Sütlaç yaptırdım evet efendim bildiğimiz sütlü pirinçli olan tatlımız. Çok yakıştılar : https://i.hizliresim.com/dOlLWD.png
Tavsiye ederim gerçekten iyi gidiyor =) =)
•••••••••••••••••

Neyse asıl meseleye geçelim Mutlu prens adlı şaheser içinde beş tane öykü mü masal mı (tam olarak anlıyamadım) ama okuduğum her yaş kesimine hitap eden öyküler veya masallar bulunduran kitap . Ve bence bu kitapların olması çok iyi çünkü hem çok okunuyor, seviliyor hem de yazarın ne kadar emek verdiğini gösteriyor. Şahsi fikrimce kitapta ki tüm masallar ve hikayeler hepsi güzeldi ama benim için üçüncü masal'ın( Bülbül ve Gül) yeri bambaşkaydı. Sanırım konusundan ötürü konusu ise: Fedakarlık ve Aşk

Ve ayrıca şunu belirtmek isterim kitabın kapağına ilk bakışımda bir anlam verememiştim :https://i.hizliresim.com/Oo8rAz.jpg
Ama eğer bu mükemmel ötesi kitabı alıp ilk masal'ı okursanız o kapağa verecek bir anlamınız olur. Ben burada içinde ki masallar'ın konusuna değinmek istemiyorum zaten kitap elli sayfa yani alıp, okuyup bitirebilirsiniz çerez niyetine.
•••••••••••••••

Diğer incelemelerimden her kitabı öneririm evet sanırım bu kitabı önermeme gerek yok bu kadar övgüden sonra . Ayrıca on puan verdiğim az kitaplardan birisidir.
Okuyun, okutturun Mutlu kalın :)))
Sağlıcakla (:

Black Jack, Dorian Gray'in Portresi'ni inceledi.
 29 Mar 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu roman söylenecek her övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Hayatımda okuduğum en derin, en etkileyici romanlardan biriydi Dorian Gray'in Portresi. İnanılmaz gizemler barındıran, uçurumların ucunda sallanan bir uçurtma gibi söylenen sözler sizi ciddi anlamda sarsıyor. Sarsmaktan öte aslında alt üst ediyor. 1890 baskısında gördüğü tepkilerden dolayı, 1891'de basılan versiyonda bıçağın ucunu törpülemiş ama görüşlerinden asla vazgeçmemiştir.

Temposu hiç düşmeyen sürekli sizin ilginizi ayakta tutan bir roman Doria Gray'in Portresi. Yazarın yaşantısıyla çok önemli bağlantıların bulunduğu romanda yapılan bir portre resmin Dorian Gray'in hayatını nasıl baştan aşağıya değiştirdiğini görüyoruz. Yazar fazla ironi kullanmadan direk okura verilmek isteneni vermiştir. Ancak anlatımlarındaki derinliğin portre ile bağlantılı olması ve olayların bu portre etrafında dönmesi sizi sürükleyen unsurlardan biri olacaktır. Portre Dorian Gray'in ruhu gibi değişecek midir? Yoksa portre Dorian Gray'i değiştiriyor mudur? Acaba Bay Dorian Gray'in gerçek yüzü portreye yansıyacak mıdır? Bütün bunların cevabını romanın sonunda ve romanın her köşesinde bulacağınıza eminim.

Şiirleri, kısa öyküleri, oyunları ve tek romanıyla edebiyat dünyasına damgasını vurmuş bir yazarın 46 yaşında Paris'te bir otel odasında ölmesi oldukça üzücüdür. Lakin geride bıraktığı eserleri onu fazlasıyla ölümsüzleştirmiştir. Bu dünyadan bir Oscar Wilde geçmiştir dememiz sanırım ona duyacağımız saygının en büyük ifadesi olacaktır. Son olarak yazarlar yaşantıları ve tercihleri ile değil, vermiş olduğu sanat eserleriyle hatırlanmalıdır.

ANIL AKCAN, De Profundis'i inceledi.
 15 Şub 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Oscar Wilde, ölüsüne hayran olduğum bir yazar. Onun yaşamı kendi deyimiyle "sanat"ı; yazarlığını da "yetenek" olarak tanımlamakla birlikte, kendi egosunun farkında olan ve bunu girdiği cezaeviyle yok etmeyi başarmış yazarlardan. Eserini, cezaevine girmesine neden olan Lord Alfred Douglas adındaki bir adama olan aşkını, yakınmalarını, öfkesini ve en önemlisi sevgisini dile getirmiş; uzun soluklu bir mektup olarak kaleme almış yazar. Ve eşcinselliğini bulunduğu toplumda cesurca dile getiren, kimseden korkmayan, ukalâ insanları söz sanatıyla yerle bir etmekten haz duyan, cezaevine girince aydınlanıp onu karanlıktan kurtaran ışığın, yaşadığı "acılarla" parladığını fark edince mahkûmiyetine sevinmiştir yazar. Oscar Wilde' ı anlamanın en kuvvetli yolu "de Profundis" tir... Hayran olduğum nokta ise duyduğu sevginin hiçbir kuvvet ile yok edilemeyişi ve tüm hayatını, kariyerini, servetini, şanını bunun uğruna feda ederek, sırf toplum öyle istiyor diye sevgisini yok etmesinin, kendisini yok etmek olduğuna inanmasıdır.

~~Tavsiyede şiddet gerekli~~

ANIL AKCAN, Mutlu Prens'i inceledi.
 12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Küçük prens neyse mutlu prenste odur benim için. Çocuk öykülerinin büyüklere hitap etmesinin, büyüklere göre yazılan öykülerin küçüklere hitap edememesinin en güzel sebebi, büyüklerin içinde yaşayan bir çocuk olmasıdır. Oscar wilde didaktik kalemiyle okuyucuya, hayal dünyasındaki sembollerle gerçek dünyadaki sembolleri o denli uyarlamış ki her yaşta farklı anlamlar çıkarabilir insan.

~~ İyi okumalar ~~

Hilal, Dorian Gray'in Portresi'ni inceledi.
01 Oca 18:50 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oscar Wilde İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair. Farklı üslubu ile İngiltere’de Victoria döneminde büyük etkiler yaratmış bir isim. Gençlik dönemlerinde estetizm hareketi alanında aktif faaliyet göstermiştir ve sayesinde bu alanda bilinirlik ve etki artmıştır. Yaşam tarzında dişil yansımalar daha çok görülmüştür. Bazen giyimi, bazen yaptığı dekorlar vb ile. Güzellik ve estetiğe verdiği değeri her zaman açıkça yansıtmıştır. Ayrıca yaşadığı eşcinsel ilişkiler ve bunlar hakkındaki düşüncelerini eserlerinde sık sık kullanması da toplum tarafından yadırganmasına, ahlak bozucu olarak görülmesine ve hatta kendisinin bir dönem hapse mahkum olmasına sebep vermiştir. Sonrasında zor günler yaşamış, parasızlık çekmiş ve bir otel odasında menenjit sebebiyle ölmüştür. Eserlerinde otobiyografik ögeler yüksek derecede kendini göstermiştir.

Dorian Gray’in Portresi Wilde’ın ilk ve tek romanıdır, bunun dışında çoğunlukla tiyatro oyunları ve öyküler yayımlamıştır. Ama buna rağmen bu tek roman ile adını büyük ölçüde duyurmuş, büyük etkiler ve tatrtışmalar yaratmıştır.

İçerikten kısaca bahsedecek olursam; Dorian Gray saf bir ruh ve güzellik taşıyan bir gençtir. Zengindir. Sıkı dostu olan Basil’in bir gün onun portresini yapması ve bu esnada Dorian’ın Lord Henry ile tanışmasıyla tüm olaylar başlar. Portre o kadar güzel olmuştur ki, Basil ve Henry’nin hayranlık belirten sözleri ile de Dorian gençliğinin güzelliğinin farkına varır. Bunları bir gün kaybedecek olma düşüncesi o kadar etkiler ki, çok içten bir dua etmesine sebep olur. Zamanın güzelliğinden hiçbir şey almamasını ve yaşlılık, çirkinlik gibi etkilerin portreye yansımasını ister.

Eserin baş karakteri Dorian olsa bile Basil ve Lord Henry de olayların çoğunlukla merkezindedir.
Kitabın başlarında sık sık toplum, aşk, sanat, estetik, din vb bir çok konu üzerine özellikle Henry aracılığı ile düşüncelerin belirtildiğini görüyoruz. Henry bunları öyle bir üslup ve rahatlık ile söyler ki, sözlerine katılmasanız bile büyüsüne kapılıyor ve kendinizi sorguluyorsunuz. Burada henüz kendini keşfedememiş olan Dorian’ın Henry tarafından verilenler ile kötü yanları beslenmeye başlar ve hayatta gençlik, güzellikten önemli hiçbir şey olmadığını düşünür. Ettiği dua ile aslında ruhunu şeytana satmıştır ve sadece fiziksel olana bel bağlayıp, ruhunun tüm kötü yönlerini beslemiştir. Basil’in Dorian’a olan aşk seviyesindeki bağlılığı ve ettiği sözler ile yazarın eşcinsellik ögeleri barındırdığını da açıkça fark ediyoruz.

Aslında Lord Henry’nin benimsediği ve sık sık belirttiği düşünceleri yazarın kendi düşüncelerini de barındırır. Estetik olana, gençliğe, güzelliğe verilen değer gençliğinde yaptıklarıyla da görülmektedir. Wilde’ın yaşadığı eşcinsel ilişkiler döneminde sorunlara sebep olmuş, bu konulardaki fikirlerini eserlerinde de sık sık işlemesi Victoria döneminde büyük tartışmalar yaratmıştır. Düşüncelerinin ve eserlerinin ahlaksızlığı yücelttiği söylenmiş ve yazar izni ile de bu eseri kısaltılıp, sansürlenmiştir. Bu nedenle Oscar Wilde Victoria döneminin ikiyüzlülüğünü ve bazı sorunlarını da kitabında işlemiştir.


Romanının üç ana karakteri için şöyle demiştir: “Basil Halward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda…”

Her insanın aslında içinde biraz da olsa kötülük barındırdığını, bunu tetikleyici şeyler olursa nasıl da ortaya çıkabileceğini görüyoruz bu eserde. Bilinç ve bilinçaltının yarattığı farklılıkları, toplumun dayattıklarının insanları ne ölçüde etkilediğini ve egomuzun bize yaptırdıklarını da görüyoruz. Bir tarafımızla ahlaki, toplumsal vb. değerlere uymaya çalışırken, diğer taraftan egomuzun bize dayattıklarını törpülemeye çalışırız çoğunlukla ama bu çok baskın olduğunda insanda çift karakter yaşatıyor. Bu da bizim kötü yanlarımızı daha çok ortaya çıkarıyor. Hem yasak olan ve yapılmak istenip de yapılmayanlar da daha çekici gelmez mi insana her zaman? Bir de içimizdekini keşfetme sürecinde doğru yolu bulma serüvenidir önemli olan. Hayatın merkezine ne koyarsak, o yönlendiriyor bizleri. Hırslarımız, egomuz, bencilliğimiz güzel olan ne varsa kendi ellerimizle yok etmemize sebep olabiliyor bazen ve Dorian gibi ruhunu hırsları uğruna satanlar, dönülmeyecek bir yola girebiliyor.

Kesinlikle okunmalı, okutturulmalı bu eser. Ama tarafsız bir gözle. Yazarın konuyu işleyiş biçimi, üslubu o kadar güzel ki, keşke tek romanı olmasaydı dedirttiriyor. Katılmadığım konular ne kadar çok olsa da kendimizi sorgulama açısından önemli bir eser diye düşünüyorum. Özellikle de Everest’in sansürsüz basımını tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim herkese 

Mathmazel, Reading Hapishanesi Baladı'ı inceledi.
 04 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

İlginç bir eserdi. Bir idam mahkumundan ilham alınarak yazılmış şiirlerden oluşan bu kitap beni kendi ruh dünyamın idam edilmiş taraflarını düşünmeye sevketti. Ne kadar haklı " herkes öldürür sevdiğini" derken. İnsan kendi sevdiklerini hatta kendinde sevdiklerini her gün öldürüyor. Sırf birileri bizim hakkımızda daha iyi düşünsün diye en sevdiğimiz huylarımızı boğmadık mı? Ya da daha iyi yerlere gelmek için...

Açık sözlülük, iyi niyet, hüsnü zan, fedakarlık, yardımlaşma, diğergamlık... Bu saydıklarım kendi ellerimle idama sürüklediğim Reading Hapishanesi Mahkumlarım benim. Sizlerin de vardır mutlaka mahkum ettiği huyları. Sahip olamadıklarımız uğruna sahip olduklarımızdan verdik hep. Tükettik sonra da tükendik. Umarım iç dünyamda mahkum ettiğim bu duygularım idam edilmemiştir. Belki akıl yargıcım suçlu görse de bu duygularımı kalbim hala suçsuz onlar diye bağırıyor.
Peki kim suçlu..

Bütün İncelemeleri Göster