Rahmi Vidinlioğlu

Rahmi Vidinlioğlu

Yazar
7.6/10
218 Kişi
·
788
Okunma
·
41
Beğeni
·
4.261
Gösterim
Adı:
Rahmi Vidinlioğlu
Unvan:
Yazar,öğrenci
Rahmi Vidinlioğlu ilk ve orta öğrenimini Sakarya'da tamamladıktan sonra, eğitimine İstanbul'da devam etti.Halen Felsefe bölümünde Lisans eğitimini sürdürmektedir.

13 yaşından beri sürekli yazmakta olan Rahmi Vidinlioğlu'nun ilk kitabı olan Şizofreni Yalnız Oynanmaz, 2006 yılında, ikinci kitabı Aşk ve Acı ise 2009'da İlya Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Hali hazırda 12 farklı kitap projesi üzerinde çalışmaktadır.

Kendine özgü geliştirdiği yazım stili ile kısa sürede kendi okur kitlesini yaratmayı başarmıştır.

Rahmi Vidinlioğlu, edebiyat ile ilişkisine, çoğu yazar gibi, şiir yazarak başlamıştır. Henüz 13 yaşında yazmaya başladığı şiirler elbette küçük bir çocuğa aittir ve şu anda geldiği durum ile kıyaslandığında kayda değer bile değildir. Ancak başlangıcın bu kadar erken yaşlarda olması, genç denilebilecek bir yaşta profesyonel şiirler yazabilmesine fırsat tanımıştır.
Şiire bakış açısı en baştan beri radikaldir. Babasının kütüphanesinin baş köşesinde tuttuğu Nazım Hikmet ve Ahmed Arif kitaplarını küçük yaşlarda baştan aşağıya okumuş olsa da bunlar fazla ilgisini çekmemiştir. Çok geçmeden II.Yeni'yi keşfetmiş ve okuma faaliyetini bu yönde sürdürmüştür. Poetik yapının saldırgan olması gerektiğine karar vermesi uzun sürmemiş ve böylece sulu sepken romantik şiir yazmaktansa tüm saldırganlığını dizelere dökmeyi tercih etmiştir.

Rahmi Vidinlioğlu'nun şiirleri çok uzun cümlelerden oluşur. Sürekli zincirleme isim tamlamalarına, saplantılı tekrarlara ve fazlaca kullanılmayan imgelere başvurulur. Zengin kafiye çoğu zaman kendisini çok sert bir şekilde gösterse de şiirlerde herhangi bir düzenden bahsetmek mümkün değildir.

Kullanılan dil de çoğu zaman ağırlaşabilmektedir. Çoğu şair dipnot kullanmayı aklından bile geçirmezken, Rahmi Vidinlioğlu yazdığı şiirlere onlarca dipnot atmak zorunda kalır. Çünkü şiirlerinde kullandığı kelimeler günlük hayatta çok sık karşılaşılan türden değildir.

Bu şiirlerin ne kadar şahane olduklarını anlamak için -ne yazık ki- çok yoğun bir entellektüel seviyeye sahip olmak gerekir. Rahmi Vidinlioğlu okurun bilgi seviyesini ve klasik estetik kaygılarını hiç ama hiç umursamaz. Okur anlasın diye şiir yazmamaktadır. Şiir yazmak onun için vazgeçilmesi mümkün olmayan bir tutkudur. Anlayan okurlar zaten daha sonra hiç bir yazıdan kolay kolay zevk alamamakta ve bizzat "Yaz artık!" diyerek şair üzerinde baskı kurmaya çalışmaktadır. Gayet tabi şiir, herhangi bir istekle yazılamaz; şiir yazmak zorunda kalınır. Ya Rahmi Vidinlioğlu delirmemek için şiir yazan şairlerdendir ya da çoktan delirdiği için şiir yazmaktadır ve şiirlerinde bu durum apaçık bir şekilde görülebilir. Buna gelecekteki edebiyat tarihçileri karar verecektir.

Rahmi Vidinlioğlu son 11 senelik süreçte binlerce şiir yazmıştır ve yazmış olduğu şiirlerin çok büyük bir bölümü henüz yayınlanmamıştır. Buna rağmen kendisini hâlâ bir romancı olarak değil bir şair olarak konumlandırmayı sürdürmektedir.
“Sen, evrende beni kurtarabilecek tek şey gibi
Gözüküyordun. Böyle olmadığını bile, bile
Buna inanıyordum. Şizofreni inandırıyordu,
İnsanı en olmayacak şeylere bile..”
“Ben, izin vermiyordum ki hayallerime girmen
İçin sana, hiç izin vermemiştim: sen, bir haydut
Gibi dalıyordun hayallerimden içeri. Beni
Bambaşka bir dünyadan çağırıyordun. İntiharlara sürüklüyordun beni, intihar sana giden o uzun yolun başlangıcı gibi geliyordu..”
Hangi erkeğe güvenebilir, hangi erkeğe inanabilirdi ki artık, tanıdığı her erkek yalnızca bedenini önemserken?!
Hep aynıydı içine düştüğü senaryo! Önce methiyeler düzüyorlardı şairane sözlerle güzelliğine, aylarca ilgiye boğuyorlardı; sonra yatağa götürüyor, istediklerini alıyor ve işlerini bitirince de duyulmamış hakaretler sıralamaya başlıyorlardı! Hepsi aynıydı! Hiçbir erkek o güne kadar Pınar'ı ne sevmeye,ne de sevildiğini hissettirmeye yanaşmadı! Yalnızca kuru bir et parçasından ibaretti hepsinin tek arzuladığı!
320 syf.
Bir kitap düşünün, aşkı en güzel ve en acı haliyle anlatsın. İçinde ihanet olsun, kafa karışıklığı olsun. Şehvetten uzak ve aşkı alelade bir bedene sahip olmayı reddeden hisler olsun. Birbirlerinin gözlerine, yüzüne bakarak her şeyi okuyan, anlayan ruhların aşkı olsun. Birbirlerini sadece mutlu etmek için çırpınan, karşılık gözetmeksizin kendinden veren aşıklar olsun. Sonra bir gölge düşsün üzerlerine, adı Deniz olsun. Her şeyin sebebi olsun ama aslında bir hiç olsun. Hiç varolamamış olsun, hastalıklı bir hayal olsun. Kötülüğün adı, ihanetin adı konulacaksa Demet olsun. Aşkı için çırpınan, ihanete göz yuman, vefanın örneği aranıyorsa Selin olsun. Aşık bir şair olsun ama hasta olsun. Sevsin, aldatsın, acı çeksin. Adı da Cenk olsun, ismi sonraları öğrenilsin. Ha tabi bir de bunların yaşandığı bir şehir olsun. Fatih Sultan Mehmet ' in aşık olup gönlünü fethettiği aşk ı İstanbul olsun. Buram buram edebiyat, şiir, divan koksun. Bizi içine çekip, alsın götürsün. Acı çektirsin, ağlatsın. İçinde bir tutam da felsefe olsun...

Bunların hepsi bir kitapta olur mu diyorsanız, işte size Şizofreni Yalnız Oynanmaz. Rahmi Vidinlioğlu ' nun 9 yılda yazdığı ilk kitabı. Devrik cümleleri, muhteşem betimlemeleri, içine çeken hikayesiyle gerçekten 9 yıla değecek büyük bir emek. Çok kısa bir süre önce şizofreni üzerine yazılmış Sana Gül Bahçesi Vadetmedim kitabını okumuştum. Şizofren üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri bu sanırım demiştim. Ama bu kitapta onunla yarışacak seviyede. Ayrıca bu kitabı okumamı tavsiye eden Ahmet Y/Duvar/ ' na çok teşekkür ederim. Güzel bir kitaptı ve kesinlikle öneririm...
320 syf.
·9 günde·10/10
Aşk...Kimine göre üç harfli bir kelime,kimine göre duygusuz ve yersiz söylenmiş sözler yumağı,kimine göre ruhlarını basit zevkler uğruna sattığı bir araç...Kapitalizmin dayatmalarından birisi olan psikiyatri ve onun uyguladığı ilaçların yani 'kimyasal zebanilerin' insanları tedavi etmediği,onları adeta bir zombi gibi uyuşturması...Bu güne kadar okuduğum lirizmi en kuvvetli kitap diyebilirim.
Bir noktaya kadar psikoloji,bir noktaya kadar felsefi bir kitap...
Aralara serpiştirilmiş tarihi olaylar ve anlatımları muazzam.Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen mükemmel anlatımıyla çok derinden etkiliyor okuru.
Öyle kolayca içine almıyor kitap sizi.Çünkü iki ana bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde 96 sayfalık bir imge bombardımanına tutuyor yazar sizi...Türk Edebiyatında bir çığır açtığı da söyleniyor bu yazarın...İmge bombardımanından kurtulunca düz uzun bir bozkıra çıkmışcasına rahatlıyorsunuz ve roman da bu denli akıyor...Yani kısaca anlatılmaz yaşanır bir kitap...
320 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Öyle bir kitap ki....
Acının,karamsarlığın,imkansız aşkın,sabrın ve büyük bir emeğin kitabı...
Yazarın yaptığı betimlemeler,benzetmeler,tespitler o kadar müthiş ki hayran kalmamak mümkün değil. Her cümlesinden acı ve hüzün damlıyor yüreğinize. Kıtap iki bölümden oluşuyor; ilk bölümde şizofren hastası Cenk in gercekte olmayan kafasında kurguladığı Deniz'e duyduğu imkansız aşk şiirsel bir dille anlatılmış.İkinci bölümde ise Cenk,Selin,Demet ve Deniz in baş karakter oldugu müthıs bir aşkın hikayesi anlatılıyor. Yazar duyguyu,heyecanı,aşkı,sabrı o kadar güzel aşılıyor ki yüreğinize tüm bu anlatılanların kurgu olduğuna inanamıyorsunuz..Ayrıca yazarın kitabı 6 yılda yazdığını da göz önünde bulundurursak büyük emekler verilerek oluşturulan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
320 syf.
·9/10
kitaptaki karamsarlık okurken sizi de ele geçiriyor. özellikle kötü bir dönem geçiriyorsanız duygularınıza tercüman olabilir. cümleler o kadar güzel ve yoğun ki hepsini not etmek istiyorsunuz. etkileyiciydi.
320 syf.
·1098 günde·Beğendi·9/10
Üniversiteye ilk başladığım zamanlardı bu kitabı elime alışım.Yaklaşık 3 yıl evveldi.Şizofreniye karşı özel bir ilgim olduğundan isminin ilgimi çekmesiyle,yazarını da pek tanımıyor olmama,çekimser yaklaşmama rağmen okumaya başladım.Daha ilk sayfadan şiir olabilecek çarpıcı bir anlatımla,benzersiz teşbih ve psikanalizlerle karşılaşmam beni sürüklemeye başladı.Savruk şekilde anlatsa da bilinç akışını o kadar güzel kelimelere giydirerek anlatıyor ki bir anda acının odağında buluyorsunuz kendinizi.Kitabın içindeki anlatım gücü çoğu zaman olay örgüsünden bile sizi koparabilecek kadar bağlıyor.Acının insanı büyüttüğünü olgunlaştırdığını,kimsenin mutlu olmak zorunda olmadığını kendine has üslup ve felsefeleriyle destekleyerek okuyucuya takdim ediyor.İlk 100 sayfadaki uzun bilinçakışından bıkıp kesinlikle bırakmayın.Zira acıyı damarlarınızda,şizofreniyi ruhunuzda hissedeceksiniz.Ve bir şizofrenin şizofrenisi ile dünyaya baş kaldırışını seyredeceksiniz.Şayet ruh haliniz çok da iyi değilse sarsılmak istemiyorsanız okumayın derim.Ufak çaplı bir duygudurum değişikliği hissedebilirsiniz.Tabi bunu söylerken bile sizi okumaya daha çok teşvik ettiğimi biliyorum :) Yine de başucu kitabımdır ve beni en çok etkileyen bir kaç kitaptan biridir.Size alıntılardan örnekler vererek daha iyi izah edeceğim.Duvarımdan alıntılara bakıp romanın kalitesini daha iyi görebilirsiniz.Sağlıcakla...
320 syf.
·Beğendi·10/10
Şizofreni hastalığına merakı olanların sevebileceği bu eserde ilk sayfalardaki tarihi doku ve duygularla harmallanan betimlemeler okurda farklı bir etki bırakıp, eserin merakla okunmasını sağlıyor.Gelişme bölümünde ise şizofreniyle boğuşan cenk karakterinin hastalık sürecinde tedavi yöntemlerinden ötürü yaşadığı acı ve zorlu döneminde en büyük destekçisi selin'le olan gel gitli aşkı anlatılıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rahmi Vidinlioğlu
Unvan:
Yazar,öğrenci
Rahmi Vidinlioğlu ilk ve orta öğrenimini Sakarya'da tamamladıktan sonra, eğitimine İstanbul'da devam etti.Halen Felsefe bölümünde Lisans eğitimini sürdürmektedir.

13 yaşından beri sürekli yazmakta olan Rahmi Vidinlioğlu'nun ilk kitabı olan Şizofreni Yalnız Oynanmaz, 2006 yılında, ikinci kitabı Aşk ve Acı ise 2009'da İlya Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Hali hazırda 12 farklı kitap projesi üzerinde çalışmaktadır.

Kendine özgü geliştirdiği yazım stili ile kısa sürede kendi okur kitlesini yaratmayı başarmıştır.

Rahmi Vidinlioğlu, edebiyat ile ilişkisine, çoğu yazar gibi, şiir yazarak başlamıştır. Henüz 13 yaşında yazmaya başladığı şiirler elbette küçük bir çocuğa aittir ve şu anda geldiği durum ile kıyaslandığında kayda değer bile değildir. Ancak başlangıcın bu kadar erken yaşlarda olması, genç denilebilecek bir yaşta profesyonel şiirler yazabilmesine fırsat tanımıştır.
Şiire bakış açısı en baştan beri radikaldir. Babasının kütüphanesinin baş köşesinde tuttuğu Nazım Hikmet ve Ahmed Arif kitaplarını küçük yaşlarda baştan aşağıya okumuş olsa da bunlar fazla ilgisini çekmemiştir. Çok geçmeden II.Yeni'yi keşfetmiş ve okuma faaliyetini bu yönde sürdürmüştür. Poetik yapının saldırgan olması gerektiğine karar vermesi uzun sürmemiş ve böylece sulu sepken romantik şiir yazmaktansa tüm saldırganlığını dizelere dökmeyi tercih etmiştir.

Rahmi Vidinlioğlu'nun şiirleri çok uzun cümlelerden oluşur. Sürekli zincirleme isim tamlamalarına, saplantılı tekrarlara ve fazlaca kullanılmayan imgelere başvurulur. Zengin kafiye çoğu zaman kendisini çok sert bir şekilde gösterse de şiirlerde herhangi bir düzenden bahsetmek mümkün değildir.

Kullanılan dil de çoğu zaman ağırlaşabilmektedir. Çoğu şair dipnot kullanmayı aklından bile geçirmezken, Rahmi Vidinlioğlu yazdığı şiirlere onlarca dipnot atmak zorunda kalır. Çünkü şiirlerinde kullandığı kelimeler günlük hayatta çok sık karşılaşılan türden değildir.

Bu şiirlerin ne kadar şahane olduklarını anlamak için -ne yazık ki- çok yoğun bir entellektüel seviyeye sahip olmak gerekir. Rahmi Vidinlioğlu okurun bilgi seviyesini ve klasik estetik kaygılarını hiç ama hiç umursamaz. Okur anlasın diye şiir yazmamaktadır. Şiir yazmak onun için vazgeçilmesi mümkün olmayan bir tutkudur. Anlayan okurlar zaten daha sonra hiç bir yazıdan kolay kolay zevk alamamakta ve bizzat "Yaz artık!" diyerek şair üzerinde baskı kurmaya çalışmaktadır. Gayet tabi şiir, herhangi bir istekle yazılamaz; şiir yazmak zorunda kalınır. Ya Rahmi Vidinlioğlu delirmemek için şiir yazan şairlerdendir ya da çoktan delirdiği için şiir yazmaktadır ve şiirlerinde bu durum apaçık bir şekilde görülebilir. Buna gelecekteki edebiyat tarihçileri karar verecektir.

Rahmi Vidinlioğlu son 11 senelik süreçte binlerce şiir yazmıştır ve yazmış olduğu şiirlerin çok büyük bir bölümü henüz yayınlanmamıştır. Buna rağmen kendisini hâlâ bir romancı olarak değil bir şair olarak konumlandırmayı sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 41 okur beğendi.
  • 788 okur okudu.
  • 50 okur okuyor.
  • 694 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları