Geri Bildirim
Sarah Jio

Sarah Jio

8.4/10
7.556 Kişi
·
23.962
Okunma
·
2.361
Beğeni
·
61.269
Gösterim
Adı:
Sarah Jio
Unvan:
Amerikalı Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Poulsbo, Washington, 18 Şubat 1978
Sarah Jio, 18 Mart 1978 yılında doğdu. Amerikalı yazar, çocukluğunu Washington’da geçirdi. Ardından Western Washington Üniversitesi’ne girdi ve İletişim Fakültesi’nden mezun oldu.

Sarah Jio, Glamour dergisinin baş yazarlarından biridir. Yazarın birçok dergide ve gazetede yüzlerce makalesi yayımlanmıştır. Gazetecilik bölümü mezunu olan Sarah Jio’nun gazetelerde ve dergilerde yayımladığı makalelerin konuları; yemek, beslenme, sağlık, eğlence, seyahat, kilo verme, alış-veriş, psikoloji, bebek ve çocuk bakımı üzerinedir.

Sarah Jio’nun ilk romanı Mart Menekşeleri, 2011 yılının Nisan ayında yayımlandı ve büyük başarı elde etti. Kısa zamanda Türkçe de dahil birçok dile çevrilen kitap, 2011 yılında Library Journal’ın “Yılın En İyi Kitabı” ödülüne sahip oldu. Kitap yazarlığı konusunda uluslararası başarıyı yakalayan Sarah Jio’nun diğer eserleri Böğürtlen Kışı, Son Kamelya, Yeşil Deniz Kabuğu, Agapi, Yağmur Sonrası ve 2016 yılında yayımlanan Kelebek Adası adlı kitaplardır.
Gerçek arkadaş, kendisi mutlu değilken, senin mutlu olmana sevinen, hatta mutluluğunu kutlayan kişidir!
"Hangisi daha zor, bilmiyorum," dedim. "Birini aniden kaybetmek mi, yoksa onu yavaş yavaş, günden güne kaybetmek mi?"
Hayat, birine seni seviyorum demenin kararsızlığını yaşamak için çok kısadır...
(...) Gerçek arkadaş, kendisi mutlu değilken senin mutlu olmana sevinen kişidir.
Sarah Jio
Sayfa 178 - Arkadya Yayınları
"Günümüz insanlarının problemi, kendilerini fazla ciddiye almaları."
"Böğürtlen Kışı ne demek? O akşam eve döndüğümüzde, biraz araştırma yapmak için masamın başına geçtim. Bu ifadenin, mevsim sonu görülen ani soğuklar için kullanılan eski bir meteoroloji terimi olduğunu öğrendim." diyor yazarımız Sarah Jio. Evet romanımızın ortaya çıkış noktasını bu doğa olayı oluşturuyor. Sarah Jio okuduğum ilk iki romanındaki gibi, Böğürtlen Kışı'nda da iki farklı dönemde yaşayan, benzer yaralara sahip iki kadının kesişen hikayelerini ele alıyor. Uzun zamandır okumak istediğim, kapağı ve konusu nedeniyle kış aylarına denk getirdiğim bu kitabı tek kelimeyle açıklayacak olsam, o kelime "kusursuz" olurdu.

Sarah Jio ülkemizde oldukça sevilen bir yazar ve bana sorarsanız gösterilen ilgi ve sevgiyi hak ediyor. Ben de yazarın kitaplarını dilimize çevrilme sırasına göre okumak istedim. Mart Menekşeleri ve Yağmur Sonrası'nın ardından sıra dillerden düşmeyen Böğürtlen Kışı'na geldi. Mart Menekşeleri ve Yağmur Sonrası genel itibariyle aşk temasını ele alırken; Böğürtlen Kışı daha farklı bir konuya sahip. 1933 yılında başlayıp günümüze uzanan bir köprü, Vera Ray ve Claire Aldridge isimli iki kadının hayatları... 1933 yılının Mayıs ayında karlar altında kalan Seattle şehrinde Vera Ray oğlu Daniel'ı büyütmek için gece çalışan bir kadındır. Bir sabah işten eve döndüğünde oğlunun yatağını boş bir şekilde bulur. Öte yandan bundan yıllar sonra yine aynı şehirde ve yine karlar altında muhabir Claire Aldridge patronunun isteğiyle bu doğa olayı hakkında makale yazmak zorundadır. Claire araştırmaları sırasında şu gazete küpürü ile karşılaşır: "Üç yaşındaki Daniel Ray'in 2 Mayıs sabahı Seattle'daki evinde kaybolduğu bildirildi." Çocuğunu kaybetmenin nasıl bir acı olduğunu bilen Claire'in yapmak istediği tek bir şey vardır: Vera ve küçük oğluna ne olduğunu bulmak.

Böğürtlen Kışı bir annenin çocuğu için neler yapabileceğini anlatan, umudun ve umutsuzluğun karakterler aracılığıyla neredeyse hissedilebilir hale geldiği bir kitap. Sarah Jio okuyanlar bilir, yazarın oldukça duru bir dili var ve bu da kitaplarında akıcılığı ve okurun sıkılmamasını sağlıyor. Açıkçası ben bu kitabı okurken tek bir paragrafta bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. Okuduğum kitapları genelde yaşarım ve bu kitabı okurken özellikle son sayfaları gözlerim dolu dolu okudum. Bir kitap bende bu hisleri uyandırabiliyorsa o kitap için eleştiride bulunabileceğim bir nokta yoktur. Konu, kullanılan dil, olayların kurgulanışı, tamamı mükemmeldi. Birbirinden güzel alıntılarla, dopdolu bu 353 sayfayı okumak, hissetmek harika; sonuna gelmek ise üzücüydü.

Kitabın arka kapağında şöyle yazıyor: Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız. Ve evet ben bu kitabı yüreğimden uzun süre silip atamayacağım...
Şimdi size bir Sarah Jio kitabı’nın tarifini vereyim.
Malzemeler:
*1 adet ada
*Alabildiği kadar enerjik yaşlı insan (Şef elden ayaktan düşmüş yaşlı insanları kullanmamanızı öneriyor)
*İkinci dünya savaşından kalma zevkinize göre mektuplar ya da günlük
*İki fincan aşk
*Üç çay kaşığı gizem
*Bu gizemi çözecek bir adet 30 yaşlarında sevgilisi olmayan kadın
Kreması için:
*Mutlaka bir oturağın olduğu renkli bir fotoğraf
Hazırlanışı: Yukarıda belirttiğimiz malzemeleri bir kaba atıp 30 dakika boyunca mikserle karıştıp ardından önceden ısıtılmış fırında 3 ay pişiriyoruz. Aman biraz geciktirirseniz fırında okurlarınız kitabı unutacağından şef fırından çıkar çıkmaz okurla buluşmasını öneriyor. Yanında bir adet peçete ve kahveyle servis edebilirsiniz.
http://ahmedyasirorman.blogspot.com.tr/...rah-jio-kendini.html
O kadar etkili akıcı bir kitap ki tadı damağımda kaldı diyebilirim.
Olaylar birbirine mükemmel bir üslupla zincirlenmiş. Bir kez daha Sarah Jio ya hayranlıkla imrendim.
Agapi sözlük anlamı; koşulsuz, şartsız, fedakâr, özverili, bencillikten uzak bir aşk anlamına gelmektedir. Yazara göre de, ölümsüz aşk.

Ölümsüz aşk, var mıdır? Yoksa insanoğlunun hayata tutunmak adına, ortaya attığı bir deyim midir? Kim bilir!...
Ama halk arasında yaygın olan bir söz vardır ki, " Aşık olmayan insan, yaşamış sayılmaz. " derler. Ayrıca aşkın hayata anlam ve heyecan kattığına da her daim dem vurulur. Şimdi yaşanan sahte ve yapmacık aşklara nazaran, eskiler aşka o kadar ulvi ve yüce bir duygu nazarıyla bakarmış ki, dergâhlara talebe seçerken bile öğrencilere, " Aşık oldun mu? " diye, sorarlarmış. Olumsuz bir yanıt alınca da, " Git! Aşık ol! O zaman gel! " diye, yol verirlermiş.

Ah, Aşk! Yazarımız da eserinde " Aşk hep vardır. " diyerek, kahramanları vasıtasıyla aşkı sorgulamış. Bir eser de " Aklın insanı geliştirdiğine, duyguların ise insan yaptığını. " okumuştum. Hem demezler mi, insana " Olaylar karşısında çaresiz kaldığında mantığının değil, kalbinin sesini dinle! O sana mutlaka doğru yolu gösterecektir. " diye!

Yazar eserin de, " Aşkın mantığı yok! " der, demesine de ağır basan duygulara rağmen, bazı istisnai durumlar da ( Evli olmak gibi. ) mantığın devreye sokulmasına da, dem vurmaktan geri durmaz. Her bireyin ikinci bir şansı hak ettiğine ama arkasında bir enkaz yığını bırakmadan yola devam etmesi gerektiğine değinmekte. Eser basit bir anlatım diline sahip olsa da, betimlemeler merak uyandırıcı. Başlarda durağan seyreden okuma hızı, sonlara doğru okuru daha bir sarıp sarmalamakta.

Ne garip bir ironi ki, eseri okurken başlarda normal giden okuma seyrim, sonlara doğru geldikçe artan bir merakla hızlanarak nihayetlendi. Yazar kahramanları eşliğinde aşkın bilimsel açıklamasını yaparken, kendimi eşimle aramdaki aşkın rengini merak eder halde buldum.

Her ilişkide inişler ve çıkışlar mutlaka yaşanır. Olması gereken ortak bir noktada, karar birliğine varabilmektir. Bazen çevreme bakıyorum, çiftler çok güzel birlikteliklerini devam ettiriyorlar, etraflarına mutluluk parıltıları saçıyorlar. Aradan fazla bir zaman geçmeden bir de duymuşum ki, ayrılmışlar. Yaşadığım şok, hayretten donup kaldığımın resmi gibi adeta.

Sebep tarafların çaba göstermemesi ve akabinde bomba etkisi yaratan aldatma! Aldatan durumdan memnun! Aldatılan kaderin arkasına sığınmış zavallı biçare! Nedenler ne olursa olsun, aldatılmak kader değildir! Ama ne yazık ki, yeri doldurulamayan ve doyum sağlanmamış hisler, söze dökülmemiş yaşanılan sıkıntılar olarak kalmışsa, çiftlerin arasına bir üçüncü şahsın devreye girmesi kaçınılmaz. Nasıl mı? Birbirlerine karşı açık ve dürüst olmayan çiftlerin, başka bireylerle hislerini paylaşmasıyla. Çiftler arasındaki paylaşım azalmışsa, ilişkilerin ortak resmidir, duyarsız sadakatsizlikler.

Evliliğin aşkı öldürdüğüne, dem vururlar. Kesinlikle katılmıyorum. Ev, iş ve çocuk üçgeninde kendini kaptıran eşlerin, birbirlerine zaman ayıramadıkları için, böyle konuştuklarına eminim. Doğal olarak hal böyle olunca da, karşılanamayan farklı beklentiler oluşmakta, yeni bir heyecan uğruna da başka limanlara yelken açılmakta.

Bazı anlar zamanla artarak çoğalan sorunlar yüzünden, ilişkiler temelden sarsılacak olsa da, çiftler arasında güvene dayalı birlik ve beraberlik olduğu müddetçe, her sorunun üstesinden gelinecektir. Önemli olan yara almadan, eğer ayrılacaksak ta, ardımızda bir enkaz yığını bırakmadan yolumuza devam etmektir. Yazarın kahramanları vasıtasıyla örnek verdiği hayatları okumanızı tavsiye ederim.

Değer ağırdır, okur arkadaşlarım. Taşıyabileceğinden emin olduğunuz kişilere verin...
Uzun zaman sonra nasıl yorum yapılır unutmuş gibiyim. Bir yerden başlayayım derdimi anlatmaya.

Sarah, bu kitabında kendince farklı bir tarz denemek istemiş. Hani diğer kitaplarım gibi olsun ama farklı da olsun tarzı.
Farklı ve aynı olmuş mu peki?

Aynı olan kısımlar:
* Zamanlar arasında gelgitler, arayışlar, sonuna kadar - aslında önceden belli olan-sırlar, aşk, yine bir geçmiş, yine bir günlük ve yine bu günlük peşinde koşarken yaşanan olaylar.

Farklı kısımlar neydi peki?
* Sarahımız bu sefer hayatın içinde geçen olayları var olmayan, sanırsam hiç bir zaman da var olmayacak hayali adada gerçekleştirmiş. Adanın olağanüstü gücünün olduğuna inanılmış. Yazar kendi kahramanlarına biçtiği kötü olayları adanın iyileştirici gücü sayesinde yok etmeğe çalışmış. Kısacası, fantastik kurguyla da tat katmak istemiş kitabına.

Bence olmuş mu?
*Bence kitap aceleye gelmiş gibi yazılmış ya da umduğu gibi mesaj verememiş. Aşk desen sıradan, kurgu desen kafakarışıklığı ve tam bir fiyaskoydu. Bazı karekterler neden kurguya dahil oldu hiç anlam veremedim doğrusu.
5 puan da çok ama bunu uzun zamandır okuduğum ilk kitap olduğu, sıradaki kitaplara yelken açtığı için veriyorum.

Kitabın verdiği en güzel mesaj:
'Hayat kendi yolunu bulur ve her şey olacağına varır. Sadece yaşa ve olsun gitsin. '

Şahsi fikrim:

Kafaya takmakla sadece treni kaçırmış olursunuz. Trense sizi beklemez, o sadece yoluna devam eder. Acele edip binersen eğer seni de alır götürür. Kaçırırsan, bir dahaki treninin yolunu beklersin. Bir dahaki trenin ise gelip gelmeyeceği mechüldür...

Kendi trenimize binmemiz dileği ile..

Keyifli okumalar :)
Tek kelime ile mükemmeldi. Keşke her kitap böyle akıcı olabilse. Geçmişte Vera'nın ve günümüzde ki Claire'n olayı çok güzel bağlanmış. Okuduğum ilk Sarah Jio kitabı olarak çok beğendim. .:)
Yazdıkları basit, benim tarzım olmamasına, her zaman kendini tekrarlamasına, hikayeyi değiştirse bile replikleri, hikayenin geçişlerini değişmemesine rağmen neden vazgeçemiyorum ben bu kadından? Ne zaman kitaplarının çıktığını duysam sevinirim. Sarah Jio, sevimli çerezlik yazarım tarzını değişsen belki de seni hiç okumam bundan sonra. :)

Kitaba gelirsek;
yazar, kaleminden hiç taviz vermemiş. Yine iki ana karekter, zamanlar arasında gel gitler, sırlar, mektuplar, sonununda iki ana karekterleri bir birine bağlayacak sonlar, umutlar, 90`ın da kadınlar, kafasını olumlu anlamda sallamalar, Seattle ve daha Sarah Jio ile aklınıza ilk gelen her şey var kitap`da.

Yani bir yenilik ile karşılaşmadım :
Tam kitabı kapatıp, olumsuz yorum yazacakken yazarın "teşekkürler" bölümünde yazmış olduğu söz yüzümü güldürdü;

"Sanırım anne olmasaydım bu kitabı yazamazdım. Bu yüzden üç oğluma, küçükken (hatta şimdi bile) onlara ‘aydede kitabını’ tekrar tekrar okumam için bana yalvaran Carson, Russel ve Colby’ye teşekkürler. Bu romanın tohumları o zamanlar atıldı (sadece farkında değildim).
Ve Jason, sevgili Jason. Ben sıcacık ofisimde bu romanı yazarken, çamurlu beyzbol antrenmanlarının üstesinden tek başına geldiğin için teşekkürler."

Samimiyeti seviyorum ne yapayım :)

Yenilik beklemeden Jio diye okuyun. Keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Sarah Jio
Unvan:
Amerikalı Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Poulsbo, Washington, 18 Şubat 1978
Sarah Jio, 18 Mart 1978 yılında doğdu. Amerikalı yazar, çocukluğunu Washington’da geçirdi. Ardından Western Washington Üniversitesi’ne girdi ve İletişim Fakültesi’nden mezun oldu.

Sarah Jio, Glamour dergisinin baş yazarlarından biridir. Yazarın birçok dergide ve gazetede yüzlerce makalesi yayımlanmıştır. Gazetecilik bölümü mezunu olan Sarah Jio’nun gazetelerde ve dergilerde yayımladığı makalelerin konuları; yemek, beslenme, sağlık, eğlence, seyahat, kilo verme, alış-veriş, psikoloji, bebek ve çocuk bakımı üzerinedir.

Sarah Jio’nun ilk romanı Mart Menekşeleri, 2011 yılının Nisan ayında yayımlandı ve büyük başarı elde etti. Kısa zamanda Türkçe de dahil birçok dile çevrilen kitap, 2011 yılında Library Journal’ın “Yılın En İyi Kitabı” ödülüne sahip oldu. Kitap yazarlığı konusunda uluslararası başarıyı yakalayan Sarah Jio’nun diğer eserleri Böğürtlen Kışı, Son Kamelya, Yeşil Deniz Kabuğu, Agapi, Yağmur Sonrası ve 2016 yılında yayımlanan Kelebek Adası adlı kitaplardır.

Yazar istatistikleri

  • 2.361 okur beğendi.
  • 23.962 okur okudu.
  • 362 okur okuyor.
  • 9.830 okur okuyacak.
  • 164 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları