Selim Gündüzalp

Selim Gündüzalp

YazarDerleyenÇevirmen
8.0/10
149 Kişi
·
565
Okunma
·
48
Beğeni
·
4.622
Gösterim
Adı:
Selim Gündüzalp
Unvan:
Türk Çevirmen, Yazar
Doğum:
Sakarya, Türkiye, 1951
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 13 Eylül 2017
1951 yılında Adapazarı’nda dünyaya geldi. Sırasıyla Adapazarı Kurtuluş İlkokulu’nu, Adapazarı Merkez Ortaokulu’nu ve Adapazarı Lisesi’ni okudu. 1979 yılında, Marmara Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun oldu. 1968 yılında, ortaokul öğrencisiyken, günlük bir gazetenin tertip ettiği, bir şiir yarışmasıyla yazı hayatına başladı. Bir müddet basketbol ile ilgilendi. Zafer Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1977 yılının ilk aylarında ilk sayısı çıkan Zafer Dergisi’nde, o günden bu yana çalışmalarına devam etmektedir.

“Ölüm ve Ötesi” adlı ilk kitabı 1985’de Cihan Yayınları’nda neşroldu. 1986’da Zafer Yayınları’nda, aile serisinde “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı çıktı. 1991 yılında “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı, küçük cep kitabı olarak basıldı. Ölüm Son Değildir 1, 2 ve 3 adlı kitapları, sırasıyla 1999, 2001 ve 2002 yıllarında basıldı. 1991 yılında Zafer Yayınları’nın da kurucusu olan Selim Gündüzalp, 2002’den itibaren toplamı 15 adet olan öykü dizisi kitaplarını çıkarmaya başladı.

2003 yılında “Deyimler ve Öyküleri” dizisini oluşturmaya başladı. 2003 yılında Zafer Yayınları’nın bir alt kuruluşu olan Uğurböceği Yayınları’nın kuruculuğunda da bulundu. Uğurböceği Yayınları şu an 120’ye yakın kitabıyla yayın hayatına devam etmektedir. Uğurböceği Yayınları’nda birçok kitabın yayına hazırlanmasında katkıda bulunmuştur. Ayrıca bu yayınevinde başka bir müstear isimle, çocuklara yönelik çalışmalar da yapmıştır. “Allah ve Dua”, “Allah ve Ümit” ve “Allah ve Aşk” isimli tefekkür kitaplarının, “Serap” isimli bir romanın da yazarıdır. Ayrıca “Asr-ı Saadetten Öyküler” adıyla bilinen bir diğer öykü dizisine ve daha birçok telif ve derleme kitaba da imza atmıştır.

Şu sıralar, yine Zafer Dergisi’nin bünyesinde yayın hayatına devam etmektedir. Ayrıca Yeni Asya gazetesinde haftalık olarak yazıları yayınlanmaktadır. Aynı zamanda Adapazarı’nda bulunan Zafer Kültür Merkezi’nde faaliyetlere devam ederken, Zafer Dergisi’nin 40 yıllık bir birikimi olan kütüphanesinin de tanzimi ile meşgul olmaktadır.
..."Hayat budur işte, kızım" dedi. "Bazen kendini çok yorgun hissedersin. Öyle olduğunda, kendine değnekten bir at bul ve yoluna devam et. Bu at da, yerine göre bir arkadaş, bir şarkı, bir şiir, bir umut, bir çiçek, bir özlem, bir hayal ya da bir çocuğun tebessümü olabilir."
Bir yaprak dökümüdür dört yandan.
Bir dostun,seninle ağlamış gülmüş,
Bir sabah gazeteyi açarsın ki:
Ölmüş!
Ey Allah'ım, eğer bunu senin rızan için yaptığımı kabul ediyorsan, mağaranın kapısının kalan kısmını da aç! diye dua etti.
''Genç kalmanın,mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın üç sırrı vardır.Her gün gülmek,yaşama katacak mizah bulmak ve bir de rüyalarınız.İnsanın bir rüyası muhakkak olmalı.Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.''
Evet, 60-70 senede olsa hayatımız kısa süren bir rüya gibi geçer gider.
Hele Yunus Emre :

Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Göz Yumup açmış gibi
“Allah'ım güzel haberler veren, güzel şeylerden bahseden, güzel insanları lütfet. Dünyamıza misafir et.”
İdeal öğretmen kimdir?
İdeal öğretmen Rus Matematik Profesörü Raçinskidir.

Raçinski ani bir kararla profesörlük yaptığı üniversiteden istifa ederek köyde öğretmenlik yapmaya karar verir. Zorlu şartlara ve çevresendekilerin büyük tepkilerine rağmen köy öğretmenliği yapmaya başlar ve büyük hayalini gerçekleştirir. Ülkesi ve insanlık için birçok bilim insanı, ressam ve din adamları yetiştirir.

Bir solukta okuyacağınız, okurken ülkemizin eğitim ile ilgil bazı gerçekleri ile karşılacağınız bir kitap. İdeal bir öğretmen olmak isteyen eğitimcilerin okuması gerektiğini düşünüyorum.

Keyifli ve iyi okumalar :)
Sadi nin en meşhur eseri gülistandır eserde düz yazı ile şiir karışık olup 8 bölüm bulunmaktadır benim en sevdiğim bölüm ise cimri bir zenginin nazlı çocuğu hastalanır adamın dostları der ki bu çocuğun iyileşmesi için ya fakirlere yardım etmelisin ya da Kur'an'dan ayetler okumalısın, cimri ben Kur'an hatim edeyim, koyunlarım çok uzakta kesemem şimdi diyerek çocuğunun iyileşmesi için Kur'an okuyup hatim etmiş ama çocuğu iyileşmemiş. Bunu duyan bir bilgi söyle söylemiş Kur'an bu tür insanların dilinin ucundan gelir. Halbuki keseceği kurban taa canının içinden çıkacaktı.
Ey gafil sen bütün mallarını versen
Yine Allah'ın sana verdiği nimetlerin birini bile ödeyemezsin halbuki sen malından vermek yerine bir Fatiha duydun diye 100 tanesini birden okuyorsun. Kitap hep mesaj içerikli Allah okurken almayı ve uygulamayı nasip etsin.
Deyimler ile ilgili oldukça güzel bir kaynak kitap serisi. 7 kitaptan oluşan seride 100lerce deyimin hikayesi ve nasıl ortaya çıktıkları mevcut. Bu tarz kitapların eksikliği göz önüne alındığında bulunursa alınıp okunması gereken kitaplardan.
Ölümün korkulacak bir olay olmadığını,aslında insanlar için bir nimet olduğunu,böylelikle de onunla yaşamaya alışmamız gerektiğini anlatan başarılı bir kitap.
Birbirinden ilginç farklı ve güzel olan öykü derlemesi gerçekten bu kitap okunduktan sonra insanların azsa olsa bakış acısını değiştiriyor ve her ne kadar bu öyküleri duymuş olsakta yinede okumaya deger
3.sınıf öğrencimin elinde görmüştüm bu kitabı.İlk sayfasında da annesinin adı..Hediye etmiş sevgili kızına..Ne de güzel yapmış.Onların temiz dimağlarına böyle güzel kitapları işlemeli bütün aileler.Geniş bir araştırmanın ürünü olan bu kitabı,çocuklarımız,gençlerimiz,eğitimciler ve ailelerin okuması gerek.
BİR KİMYA profesörü Nobel ödülü almıştı. Ödül töreninden sonraki ilk dersinde, öğrencilerinden biri kendisine şöyle bir soru sordu:"Efendim! Amerika'da üç binin üzerinde Kimya profesörü var. Ancak bu kadar bilim adamı arasında, ödülü size lâyık gördüler. Sizi diğerlerinden ayıran özellik neydi?"Profesör, bu farklı soruya önce bir tebessümle cevap verdi. Ardından da, kendisinden merakla cevap bekleyen öğrencisine şunları söyledi:"Doğrusunu söylemek gerekirse, hepsini anneme borçluyum! Çünkü ben küçük bir öğrenciyken, diğer çocukların anneleri, onlar okuldan evlerine döndüklerinde kendilerine:"Söyle bakalım" derdi. Bugün öğretmenin sorduğu sorulara iyi cevaplar verebildin mi?" diye sorarlardı.
GENÇ İŞADAMI uçağa binmek üzere havaalanına geldi ve bilet denetimi yapılan masaya giderek elindeki valizleri teslim etti. "Biletimden anlayacağınız gibi, New York´a gidiyorum" dedi. Sonra da, valizlerini göstererek sözüne devam etti: "Ancak verdiğim yeşil valizin Londra´ya, mavi olanın da Paris´e gitmesini istiyorum." Görevli bayan, adama şaşkınlıkla cevap verdi: "Özür dilerim efendim ama, bunu yapmamız mümkün değil." Genç adam gülümseyerek: "Bunu duyduğuma çok sevindim" dedi. "Geçen yıl yapmıştınız da!" Neşeli Öyküler, mizahı, olması gereken çizgide sunuyor... Keyifle, neşeyle, hatta yer yer derin derin düşünerek okuyacağınız öyküleriyle, mizahta ´çıtayı´ olması gereken yere koyuyor. Hayatın sevimli ve sevgili bir parçası olarak mizahın, asla hakarete, yalana, kaba söze, kandırmacaya başvurmadan da yapılabileceğini örnekleriyle gösteriyor.
Çocukluğuma damga vuran, gençliğimi şekillendiren kitap diyebilirim. Bugün düşünmek eylemine tapan bir insancıksam bunun sebebi bu kitabı çok sevmemdir. İçerisinde Da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosunu yaparken yaşadığı bir hikâye var ve geçtiğimiz hafta derste bu tabloyu işliyorken hocamız bu hikâyeye girdi. Aklıma bu kitapta seneler önce bu hikâyeyi dinlediğim geldi ve dersten kopup hüzünlere daldım. Hâlâ ara sıra açıp zaten birkaç sayfa kaplayan o öyküleri okurum ama bir gün en baştan başlayıp tekrar okuyacağım mutlaka.
Gece treniyle yolculuk yapıyordum. Yataklı vagonda zayıf, yaşlıca, kibar tavırlı bir yol arkadaşım vardı. Kendimi takdim ettim. Adam da kendisini tanıttı, felsefe doktoru olduğunu söyledi. İsmi aklımda kalmadı. Yatmak için yukarı tırmandım. Yukarıdaki yatak benimdi.Dedim ki:"Sayın doktor, meseleyi şimdi söyleyeyim de sonunda bir tatsızlık olmasın. Ben, gece biraz horlarım. Eğer siz hafifçe bir ıslık çalarsanız ben derhal uyanır, öte tarafa dönerim ve horlamam da geçer."O:"Zararı yok, merak etmeyin" dedi.Her zaman olduğu gibi yataklı vagonda çok güzel uyudum ve ineceğim yere yarım saat kala uyandım. Yatağımdan indiğim zaman yol arkadaşımın çıkmış olduğunu gördüm. Yatağı bomboştu. Giyindim ve koridora çıktım. Orada da yoktu.Yataklı vagon memurunu gördüm. Ona sordum:"Acaba alt tarafımda yatan bey nerede kaldı?"Memur:"Ha, o mu?" dedi. "Onun pek aklı başında olmasa gerek. Sabaha kadar ıslık çalarak yataklı vagonda kimseyi uyutmadı. Bunun için yolda onu trenden indirdik!Neşeli Öyküler, mizahı, olması gereken çizgide sunuyor... Keyifle, neşeyle, hatta yer yer derin derin düşünerek okuyacağınız öyküleriyle, mizahta 'çıtayı' olması gereken yere koyuyor. Hayatın sevimli ve sevgili bir parçası olarak mizahın, asla hakarete, yalana, kaba söze, kandırmacaya başvurmadan da yapılabileceğini örnekleriyle gösteriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Selim Gündüzalp
Unvan:
Türk Çevirmen, Yazar
Doğum:
Sakarya, Türkiye, 1951
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 13 Eylül 2017
1951 yılında Adapazarı’nda dünyaya geldi. Sırasıyla Adapazarı Kurtuluş İlkokulu’nu, Adapazarı Merkez Ortaokulu’nu ve Adapazarı Lisesi’ni okudu. 1979 yılında, Marmara Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun oldu. 1968 yılında, ortaokul öğrencisiyken, günlük bir gazetenin tertip ettiği, bir şiir yarışmasıyla yazı hayatına başladı. Bir müddet basketbol ile ilgilendi. Zafer Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1977 yılının ilk aylarında ilk sayısı çıkan Zafer Dergisi’nde, o günden bu yana çalışmalarına devam etmektedir.

“Ölüm ve Ötesi” adlı ilk kitabı 1985’de Cihan Yayınları’nda neşroldu. 1986’da Zafer Yayınları’nda, aile serisinde “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı çıktı. 1991 yılında “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı, küçük cep kitabı olarak basıldı. Ölüm Son Değildir 1, 2 ve 3 adlı kitapları, sırasıyla 1999, 2001 ve 2002 yıllarında basıldı. 1991 yılında Zafer Yayınları’nın da kurucusu olan Selim Gündüzalp, 2002’den itibaren toplamı 15 adet olan öykü dizisi kitaplarını çıkarmaya başladı.

2003 yılında “Deyimler ve Öyküleri” dizisini oluşturmaya başladı. 2003 yılında Zafer Yayınları’nın bir alt kuruluşu olan Uğurböceği Yayınları’nın kuruculuğunda da bulundu. Uğurböceği Yayınları şu an 120’ye yakın kitabıyla yayın hayatına devam etmektedir. Uğurböceği Yayınları’nda birçok kitabın yayına hazırlanmasında katkıda bulunmuştur. Ayrıca bu yayınevinde başka bir müstear isimle, çocuklara yönelik çalışmalar da yapmıştır. “Allah ve Dua”, “Allah ve Ümit” ve “Allah ve Aşk” isimli tefekkür kitaplarının, “Serap” isimli bir romanın da yazarıdır. Ayrıca “Asr-ı Saadetten Öyküler” adıyla bilinen bir diğer öykü dizisine ve daha birçok telif ve derleme kitaba da imza atmıştır.

Şu sıralar, yine Zafer Dergisi’nin bünyesinde yayın hayatına devam etmektedir. Ayrıca Yeni Asya gazetesinde haftalık olarak yazıları yayınlanmaktadır. Aynı zamanda Adapazarı’nda bulunan Zafer Kültür Merkezi’nde faaliyetlere devam ederken, Zafer Dergisi’nin 40 yıllık bir birikimi olan kütüphanesinin de tanzimi ile meşgul olmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 48 okur beğendi.
  • 565 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 218 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları