Geri Bildirim
Stephen W. Hawking

Stephen W. Hawking

8.6/10
580 Kişi
·
1.278
Okunma
·
346
Beğeni
·
6.215
Gösterim
Adı:
Stephen W. Hawking
Tam adı:
Stephen William Hawking
Unvan:
İngiliz Fizikçi, Evrenbilimci, Astronom, Teorisyen ve Yazar
Doğum:
Oxford, İngiltere, Birleşik Krallık, 8 Ocak 1942
Çocukluğu ve eğitim yılları

Hawking sekiz yaşındayken, Kuzey Londra'dan 20 mil uzaktaki St Albans'a gitti. 11 yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford Üniversitesi kolejine devam etti. Babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi. Hawking daha sonra kozmoloji (evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge'e gitti. O zamanlar Oxford'da evren bilimiüzerine çalışma yoktu. Cambridge'de danışman olarak Fred Hoyle'u istemesine karşın Dennis Sciama atanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College'de profesör asistanı oldu. 1973'de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra HawkingUygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979'dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669'da Isaac Newton'a verilmişti. Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein'ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı'nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

Hastalığından sonraki yaşamı

Stephen Hawking 1960'ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking'i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Ünlü bilim adamı, 1985 yılından bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Şu anda Hawking, bilimsel uğraşlarında ve günlük yaşantısında çevresinden veailesinden büyük destek almaktadır. Konuşmak istediği anda, elindeki elekronik aleti sıkarak, sandalyesine bağlı özel bilgisayarının ekranına, dakikada ortalama 10 kelimeyi sıralayabilmektedir. Bu sessiz konuşan dehanın, özel bilgisayarının hafızasında yaklaşık 2600 kelime bulunmaktadır. Böylece herhangi bir kelimeyi söylemek istediğinde ekrana yazabilmektedir. Sağlıklı insanların konuşmalarında kullandığı kelime sayısı da 2500 civarındadır. Dolayısıyla Hawking, duygularını ifade etmede kelime sıkıntısı çekmemektedir.

Stephen Hawking kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim adamları arasında dünyada en çok tanınan isimdir. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi'ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuvarını geliştirecek kadar da sattı. Hawking, hastalığıyla gizemli bir kişilik oluşturmaktadır. Son kitabı “Ceviz Kabuğundaki Evren”de, dünyanın büyük bir felaket ile karşı karşıya kalabileceğini belirterek uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmişti. Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere” kitabı, Hawking'e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Yeni kitabıyla yazar, bizleri çoğu kez gerçeklerin kurmacadan daha şaşırtıcı olduğu teorik fiziğin en üst noktalarına çıkarıyor ve evrenin temel ilkelerine dair anlaşılır yorumlarda bulunuyor. Görelilik kuramından zaman yolculuğuna, süper kütle çekiminden süpersimetriye, kuantum teorisinden M-Kuramı’na ve bütünsel beyin algılanımına kadar evrenin bilinen en kışkırtıcı sırlarına kapı aralayan kitap, Einstein’in “Genel Görelelik Kuramı” ile Richard Feynman'ın çoklu geçmiş düşüncesini birleştirerek evrende olup bitenleri tanımlayabilecek eksiksiz ve tek bir teori geliştirmeye çalışıyor. Okur, kitabı bir bilimsel eser olarak algılayabileceği gibi, rahatlıkla bir bilim–kurgu romanı gibi de değerlendirebilir. Hawking'in “karmaşık önermeleri günlük yaşamdan çekip aldığı analojilerle resmetme becerisi” buna imkân tanımaktadır. 2012'de “Büyük Tasarım” adlı kitabını da çıkartmıştır. Kitaplarında genellikle bir Yaradan'ın varlığını inkar eden Stephen Hawking, Her Şeyin Teorisi (Birleştirilmiş Alan Kuramı)’ne ulaşıldığı zaman, kainat’ın yaratım sürecinde, ‘Tanrı’ kavramına ihtiyaç olmadığını da net bir dille ifade etse de daha sonraları Kanal D Londra Temsilcisi Ayşegül Ekinci'nin röportajında, ilk kez Tanrı'ın varlığını kabul etti. Röportaj sırasında sorulan bir soruya Hawking'in çalışma ekibinin de şaşırdığı görüldü. Hawking, Tanrı ile ilgili sorulan soruya "Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, Bilim Kuralları'nı koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez..." cevabını verdi.

Stephen Hawking, Einstein’dan bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilmektedir. 12 onur derecesi almıştır. 1982'de CBE ile ödüllendirilmiş, bundan başka birçok madalya ve ödül almıştır. Royal Society'nin ve National Academy of Sciences (Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi) üyesidir.

Stephen Hawking yazdığı çocuk kitaplarıyla birlikte çocukları etkileyip onları evrenbilime yanaştırmıştır. Yazdığı kitaplar çocukların hayal dünyasını da genişletmiştir.
Uzay ve zaman evrende olan her şeyi etkilemekle kalmaz, aynı zamanda her şeyden etkilenir de.
Dünyanın temelinde yatan düzeni anlamayı çok istiyoruz. Bugün bile neden burada olduğumuzu ve nereden geldiğimizi bilmeye can atıyoruz. İnsanlığın bilgi için duyduğu bu en derindeki arzu, sürekli arayışımız için yeterli gerekçeyi sağlıyor. Amacımız, içinde yaşadığımız evreni eksiksiz tanımlamaktan başka bir şey değil.
"Denklemler benim için çok daha önemlidir, çünkü politika bugün içindir, oysa ki bir denklem sonsuzluk içindir."
Bilim evrenin nasıl başladığı problemini çözebilirse de, "evren neden var olmak zorunda?" sorusuna yanıt veremez. Ben bunun yanıtını bilmiyorum.
Tüm dünyada bugüne kadar 10 milyon civarında satış yapan ve bestseller listesine giren ilk fizik kitabı.

Birçok kişi kitabın ilkokul seviyesinde anlaşılır olduğunu ifade etmişse de kanaatimce bu tespit doğru değildir. Anlaşılması öyle söylendiği kadar da kolay olmayan bir kitaptır. Özellikle görelilik kuramları, parçacık kuramları, kara delikler, solucan delikleri vs. anlatıldığı yerlerde ortalık çok karışır. Fizik konusunda alt yapısı olmayan okurların zorlanacağı kısımlar oldukça fazladır. Ancak şu bir gerçek ki, bir bilim kitabına göre dili oldukça yalın ve akıcıdır.

Kolaylıkla başucu kitabı yapılabilir. Uyumadan önce ilaç niyetine bir bölüm okunup gözlerinizi kapadıktan sonra evrenle ilgili bilim kurgu romanlarını aratmayan rüyalar görülebilir.

Yazarı Stephen Hawking'in de açıkça kitapta yazdığı gibi kitabın konusu şudur: "Bizim amacımız çevremizdeki olayları ve kendi varoluşumuzu tam bir biçimde anlayabilmektir."

Sanırım yazarın bu sözünden sonra başka söze gerek kalmıyor. Dünya, yaşam, uzay, galaksi, fizik, din ve dünyanın sonu gibi konulara ilgi duyan okurların mutlaka okuması gereken bir eserdir.
"Zamanın Kısa Tarihi" ve "Büyük Tasarım" kitaplarından sonra okuduğum üçüncü S. Hawking kitabıdır. "Kara Delikler ve Bebek Evrenler", onun farklı üniversitelerdeki konuşmalarından ve muhtelif dergilerde yayınlanmış yazılarının bir arada kitap olarak takdim edilmiş halidir. Oldukça etkilendiğim ve bir o kadar da anlamakta zorlandiğim, artı Hawking'e sempati kazandıran eseri oldu.

Kitabı iyi ve kafi şekilde anlamamız için iki seçenekle karşılaşıyoruz: ya okumadan önce bazı konularda önbilgi edinmeli ya da okurken karşımıza çıktıkça ayrıca küçük bir araştrma yapmalıyız. Özellikle, antropik ilke, belirsizlik ilkesi, (bilimsel) determenizm, sanal zaman, süper sicim teorisi, spin, kara madde...vb gibi konularda edineceğimiz önbilgiler sadece bu kitabı değil, genellikle son yarım asırda yazılmış bilimsel kitapları anlama ve yorumlama kolaylığı sağlayabilir.

Stephen Hawking, bilim hiyerarşisinin tepesine tırmanarak aşağıya (geriye) doğru eleştirisel yaklaşım ortaya koyduktan sonra, o tepeden de öteye boylanarak (rahatsız adam) evrenimizin menşeini (köken, başlangıç), sonunun olup olmadığını ve onun perde arkasını sorguluyor. Hayal gücüne ve zekasına sözüm yok. Daha önce bende oluşmuş <bilimi kullanarak bizi teizm'e mi yoksa atieizm'e mi davet ediyor?> şüpheci fikrimden bu kitab sayesinde vazgeçmiş oldum.

Einstein ve Dirac'la bilimin seyrinde başlamış olan "1. devrim" dalgası S. Hawking'le ikinci kez başlamıştır diyebilirim. O -kendi ifadesiyle- Birleşik Kuram (diğer isimleriyle M-Theory, String Theory, Grand Union Theory) arıyor... Her şeyin her şeyle ilişkisini anlamlı kılan, akla uygun cevabını verebilecek kuram... Dinimizde bu arayışın cevabı Allah'tır. Her an var eden, her şeyi varlıkta tutan... Bilimin de vereceği cevap olacaktır. Bu cevaba götüren 'yolu ve süreci' (lütfen '' arasına dikkat) anlamanın Hawking'i okuyup anlamadan mümkün olabileceğine inanmıyorum.
Stephen Hawking'i tanımlayabileceğim bir sürü sıfat var. Mesela bir deha olarak nitelendirebilirim, öyle ki hastalığı yüzünden kalem kağıt kullanmadığından, 7 sayfalık bitmeyen matematik denklemlerini kafasında çözmek zorunda olan ve bunu başarıyla yapabilecek seviyede büyük bir deha. Ya da özellikle son zamanlarda daha sık yaptığı enteresan açıklamalara bakarak onu '' çılgın '' diye nitelendirebilirim.Ya da bir bilim insanı olarak uzaylıların varlığına inandığını söyleme cesaretini gösterdiği için çok cesur olduğunu söyleyebilirim ( ne var ben de inanıyorum =) hatta şuan aramızda dolaşmadıkları ne malum )

Ama bütün bunların dışında Hawking'i benim gözümde asıl önemli ve büyük kılan yaşamaktan asla vazgeçmemiş olması. Düşünün 21 yaşındasınız ve size en fazla birkaç yılllık ömrünüz olduğu söyleniyor. Hani normal bir insan olsa karalar bağlayıp hayata küserdi hatta belki ölümü beklemek yerine ölümü kendi eliyle yaşamak tercihinde bile bulunabilirdi. Ama Allah'tan normal biri değil Hawking. Ne yapıyor peki: Asla ama asla umutsuzluğa düşmüyor. Hayata olan inancını ve yaşama sevincini yitirmiyor. Yetmiyor bilimsel çalışmalarına hem de daha fazla bir tempo ile devam ediyor. Yetmiyor sayıları binleri bulan makaleler yazıyor. O da yetmiyor bilim elçiliğine soyunuyor ve kara delikler, evrenin tasarımı, uzay- zaman, kuantum gibi anlaşılması zor konularda kitaplar yazıp bu gerçekleri milyonlarca insanın bilgisine sunuyor.- Bu kitapları yazarken ne kadar zorlandığını anlamak adına bir anekdot paylaşmak istiyorum. Canan Dağdeviren hocanın katıldığı bir canlı yayında söylediğine göre kendisi bağlı olduğu sistem sayesinde saatte en fazla iki cümle yazabiliyor.- Bu kitabı ve diğer kitaplarını yazmak için ne kadar büyük çaba harcadığını görüp de hayran olmamak mümkün değil. O yüzden bana göre Hawking'i tanımlayacak olan esas özelliği, çelik gibi iradesidir.

Daha önce okuduğum iki kitabından da çok zevk almıştım. Bu kitabında diğer okuduğum iki kitabına göre daha basit, daha anlaşılır bir dil kullanmış. İçerik olarak da: M-kuramı, çoklu ve genişleyen evren kavramları, kuantum fiziği, evrenin varoluşu gibi kompleks konular işlemiş.

Yaratılışa gerek olmadığı ve felsefenin de artık ölmüş olduğuna dair fikirlerine katılmasam da genel olarak çok güzel bir kitap. Ki bildiğim kadarıyla bu kitap 7 Eylül 2010 da ilk baskısını yapmış ama Hawking 2013'te yaptığı bir açıklamada '' Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır ama bu bilimin kurallarını yaratan bir tanrı olmadığı anlamına gelmez. '' demişti. Hemen atlamayın: Hawking imana geldi seneye Hacca gidecekmiş demiyorum tabi ki :) Zaten hiç kimse bu açıklamaya dayanarak Hawking artık Tanrı'nın varlığına inanıyor diyemez. Sadece Tanrı fikrini tamamen reddetmek yerine olmama ihtimali gibi olma ihtimali de olduğunu kabul etmiş Hawking reis.

Kendisi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için:

Kişisel internet sitesi: http://www.hawking.org.uk

Evrim Ağacında hakkında yazılmış güzel bir yazı: http://www.evrimagaci.org/fotograf/103/5412

Ted konferansı: https://www.youtube.com/watch?v=xjBIsp8mS-c

Eddie Redmayne'nin efsane bir oyunculuk sergilediği ve Hawking'in hayatının anlatıldığı film: http://www.imdb.com/title/tt2980516/
Açıkçası kitabın tamamını anlamak benim için zor çünkü belli bir temel istiyor. Bu açığı da googledan araştırma yaparak kapattım diyebilirim. Tabii ki de yine kuantumu/evren teorilerini çözdüm yaladım yuttum değil. Fakat genel bir fikir sahibi oldum. Siz de böyle bir kitap peşindeyseniz tavsiye ederim. Ayrıca kitap çok satmasına rağmen bir o kadarda az okunan bir kitapmış yapılan araştırmalara göre. :)
Kadim zamanlardan günümüze kadar filizoflar ve bilim adamlarının geliştirdiği kuramaları irdeleyerek bunu kitabına genel olarak yansıtan Stephen Hawking, kuantum kuramına kadar geliştirilmiş olan bilimsel kuramların doğa yasalarını ve evrenin yaratılışını tam anlamıyla anlamak ve açıklamakta yetersiz kaldığını savunuyor.Hatta bilim adamlarını cazibesine kaptırmış olan kuantum kuramını da yetersiz buluyor.Atomaltı düzeyde yüzde yüzlük geçerli olan kuantum kuramları maalesef uzay-evren düzeyinde yetersiz kalıyor.Ama her şeyin kuramı olan M-kuramı geliştirilip -bilim adamları üzerinde çalışıyor- bütün düzey ve boyutlarda geçerliliği deneylerle ispatlanıncaya kadar şimdilik en geçerli kuram kuantum kuramıdır.

S.Hawking hayal gücüne fazlasıyla inananlardandır.Aynı zamanda her şeyin bilimsel izahı olduğunu ve olması gerektiğini ifade ediyor.Bu yüzdendir ki, bilimsel determinizmi tatmin etmeyen kuramları yetersiz buluyor ve kitabı okurken görüyoruz ki haklı olduğunu kanıtlaya biliyor.

Mevzubahis "prestijli" konular olduğu için kitabın zor anlaşıla bilicek olması normaldir.Ama okurken şahid oluyoruz ki, Hawking "Büyük Tasarım"ını hakikaten de büyük tasarlamış, şanına yakışır şekilde kaleme almıştır.

Ben Kuran-ı Kerim'e ve onun bilimselliğe aykırı olmadığına hatta bilimi de aştığına inanmış ve iman etmişim. Bunun yanısıra bilime gönül verenleri ve dünyamıza, evrenimize bilimsel yorum yapma gayretinde olanları takdir edebilmem gerektiğini düşünüyorum.

İçinde yaşadığımız evren ve dünyamıza S.Hawking gözüyle bakmayı denemenizi öneririm.
Her ne kadar kapak resmi ve basımıyla 'kolay' kitap gibi gözükse de konusu ve anlattıklarıyla 'zor' kitap bence. Ancak bu kesinlikle üslupla alakalı değil. Hatta aksine, içeriğine göre çok anlaşılır, terimlere boğulmadan ayrıca çok da samimi yazılmış bir kitap. Bölümler halinde ilerliyor ve son bölüm anlatılanların toparlanması niteliğinde bir sonuç bölümü. Daha sonra ise fiziğin günümüzdeki konumuna gelmesinde büyük katkısı olan üç önemli adamın kısa biyografisi yer alıyor. En sona ise sözlük eklenmiş.
Peki neden zor?
Kitap betimlemelerle dolu. Ama sandığınız gibi betimlemeler değil. 'Evren, evren olmadan önce nasıldı, sonradan bu haline nasıl geldi, bir yıldız nasıl oluşuyor, yıldızın ölümü nasıl oluyor, bir elektron nasıl davranıyor, evren nasıl genişliyor, ne zaman büzüşüyor, kara deliklere seyehat eden bir astronotun başına neler geliyor, solucan delikleri bizi geçmişe veya geleceğe nasıl götürüyor?' gibi sorulara verilen betimleyici, bilimsel cevaplar. Ancak bu cevaplar gözlemleyemediğimiz olayların, gözlemleyemediğimiz cevapları olunca fizik temeli olmayanlar kitabı okurken zorlanabilir. En azından kitabı okumadan önce klasik-modern fizik, kozmoloji, termodinamik kanunları, antropik ilkeler, atomun yapısının açıklanmasında kullanılan kimya terimleri hakkında az da olsa araştırma yaparsanız çok daha rahat okursunuz diye düşünüyorum. Gerçi ben de modern fiziğin birçok konusunu bilmeme rağmen kitabı tamamen anladığımı söyleyemem ama :)
Onun dışında üslup olsun, anlaşılması zor bir konuyu açıklamak için verilen günlük hayattan örnekler olsun, zaman zaman samimi bir şekilde tanrının sorgulanması olsun, çok değerli bir kitap. Hele bir de modern fiziğe biraz ilginiz varsa tadından okunmaz :)
Stephen Hawking...
Newton ve daha sonra PAM. Dirac tarafından işgal edilen Lucasian Professor of Mathematics (Lukasgil Matematik Profesörü) Ünvanına sahip olan, karadelikler ve bunlarla ilgi önemli kuramların sahibi, geçen haftalarda yaşamını yitiren zamanın en önemli bilim adamıydı. Hakkında anlatılacak o kadar çok şey var ki hangisini anlatacağımı bilemiyorum. Bunun için kendisini merak eden ve seven herkese şu: https://youtu.be/AJ0w6KvpbZM belgeseli bırakıp incelememe geçiyorum.


14 Mart'tan iki gün önce karar vermiştim kitaplarını okumaya, daha başlamadan yaşamını yitirdiğini öğrendim ve bu bir işaret olmalı diye düşündüm. Fazla bekletmeden ilk kitabı olan "Zamanın kısa tarihi"ni okumaya koyuldum. Kitabın ismi aslında neler anlattığını fısıldıyor gibi. Kısa kısa fakat kesinlikle dolu dolu bölümlerden oluşturmuş ilk eserini. En az lise son sınıf düzeyinde fizik ve kimya biliyor olmanız, hatta ve hatta fizik hakkında birazda araştırma yapmanız gerekiyor kitabı tam manasıyla anlamak için. Fazla ağır bir kitap değil, fakat hafifde değil. Bazı paragrafları bir kaç defa okuduğum oldu. Bir bilim kitabından beklenenin üzerinde akıcı ve esprili  bir dille yazmış ve asla sıkıcı değil! Hawking'i az çok biliyorsanız kitaba espri katmış olmasına şaşırmazsınız. Okudukça sanki ben soru soruyormuşum, o da cevap veriyormuş gibi hissettim. Onunla sohbet etmek gibiydi.

Dünya'nın düz olduğu düşünülen, yani aslına bakılırsa bilimin ilk yıllarından başlayarak, bence gayet yalın bir şekilde anlatmış fiziği, bu sebeple sizi ister istemez kendine çekecektir. Daha önce asla adını duymadığınız bilim adamlarından ve onların çalışmalarından dolayı kazandığı ödüllerden de -ki bir çoğuna verilmiş- bahsediyor. İçimden ne kadar çok ödül verilmiş diye geçiriyordum ki kendisinin parantez içindeki sözü ilişti gözüme.
"Evrenin bizim sandığımız kadar basit olmadığını gösterenlere ne kadar da çok Nobel Ödülü verilmiş!" syf:70
Elbette öyle olmalı!

Bilim değişmeye ve yeni buluşlarda  yenilenmeye açık olduğu için, her seferinde Vay be! Demeden edemiyorsunuz. Yapılan büyük hatalardan ve hatalarından da bahsetmiyor değil. Önemli olanda bu değil mi zaten? Hata etmeden doğruyu bulmak, hata ederek defalarca defalarca uğraştıktan sonra bulmak kadar zevk vermeyecektir diye düşünüyorum. Bilimle uğraşmak da tamamen bundan ibaret. Hata edeceksin bir daha bir daha ama asla pes etmeyeceksin ve eğer inandığın şeyin kesinlikle mantıklı olduğunu düşünüyorsan ve matematiksel olarak da karşılığını bulduysan işte o zaman geriye bir tek hak ettiğin değeri ve inancı görmek kalıyor.

Geçmişten günümüze kadar hemen hemen bütün bilim adamları en az on kez fikirleri yüzünden reddedildi. Bununla kalsa iyi! "infaz" bile edildiler! Üstelik tek suçları şuç bile sayılmayacak " farklı düşünmek"ti. Buraya yine Hawking'in şu sözünü bırakmalıyım.
"Hepimiz  farklıyız. Standart ya da sıradan bir insan yoktur."  hal böyleyken farklı düşünüyor olmak neden suç olsun ki. Ama bunu kime  anlatacaksın? Asla değişmeyecek olan katı ve tek derdi insanları kendilerinin bile inanmadığı düşüncelere bağlayanlara mı? Cennetten arsa tapulayanlara mı?...
Zaten neredeyse hiçbir bilim insanı kendi zamanında anlaşılmamıştı. Ne mutlu Hawking'e ki yine her bilim insanının karşılaştığı sorunlarla karşılaştı ama anlaşılmadan ölmedi ve bu onun için gerçekten mükemmel bir his olmalıydı.

Kitaba dönecek olursak; neyin ne olduğunu anlatarak başlıyor. Örneğin; bir kuramdan bahsedecekse, önce kuram hakkında ortaya atılan ilk fikirlerden, sonra onun nasıl geliştirildiğinden, kuramın değindiği noktanın aslında ne olup ne olmadığından, hâlâ geçerliyse neden geçerli, değilse neden değil? Gibi gerçekten hoş bir sadelikte anlatıp açıklayıcı resimlerle desteklemiş. Bu nedenle kafanız pek fazla karışmıyor =P Nerdeyse her bölümün özellikle üç bilim insanın kuramlarıyla bağlantılı olduğunu fark edersiniz. Bunlar; Galile, Newton ve "Genel görelik" kuramının sahibi, IQ denince aklımıza gelen, (bence dil çıkarma emojisinin babası) yine zamanının ve hâlâ zamanımızın en büyük bilim insanlarından olan Einstein! Gerçekten Dünya hakkındaki görüşleri değiştiren bu insanlar, Gerçek Dünya varlığını devam ettirene kadar anılmaya değer olmalılardır ki olacaklardır!

Fazla uzatmak istemiyorum bilime ve fiziğe -ki bunlar zaten bir bütün- meraklıysanız ve önceden yeterli bilgi edindiyseniz kesinlikle ilk olarak okumanız gerek kitap, bu!  Sonrasında bunun devamı olan "Ceviz kabuğundaki evren" le devam edebilirsiniz.

Zihniniz ve gönlünüz hep açık olsun. Keyifli okumalar. :))

Yazarın biyografisi

Adı:
Stephen W. Hawking
Tam adı:
Stephen William Hawking
Unvan:
İngiliz Fizikçi, Evrenbilimci, Astronom, Teorisyen ve Yazar
Doğum:
Oxford, İngiltere, Birleşik Krallık, 8 Ocak 1942
Çocukluğu ve eğitim yılları

Hawking sekiz yaşındayken, Kuzey Londra'dan 20 mil uzaktaki St Albans'a gitti. 11 yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford Üniversitesi kolejine devam etti. Babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi. Hawking daha sonra kozmoloji (evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge'e gitti. O zamanlar Oxford'da evren bilimiüzerine çalışma yoktu. Cambridge'de danışman olarak Fred Hoyle'u istemesine karşın Dennis Sciama atanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College'de profesör asistanı oldu. 1973'de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra HawkingUygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979'dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669'da Isaac Newton'a verilmişti. Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein'ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı'nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

Hastalığından sonraki yaşamı

Stephen Hawking 1960'ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking'i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Ünlü bilim adamı, 1985 yılından bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Şu anda Hawking, bilimsel uğraşlarında ve günlük yaşantısında çevresinden veailesinden büyük destek almaktadır. Konuşmak istediği anda, elindeki elekronik aleti sıkarak, sandalyesine bağlı özel bilgisayarının ekranına, dakikada ortalama 10 kelimeyi sıralayabilmektedir. Bu sessiz konuşan dehanın, özel bilgisayarının hafızasında yaklaşık 2600 kelime bulunmaktadır. Böylece herhangi bir kelimeyi söylemek istediğinde ekrana yazabilmektedir. Sağlıklı insanların konuşmalarında kullandığı kelime sayısı da 2500 civarındadır. Dolayısıyla Hawking, duygularını ifade etmede kelime sıkıntısı çekmemektedir.

Stephen Hawking kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim adamları arasında dünyada en çok tanınan isimdir. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi'ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuvarını geliştirecek kadar da sattı. Hawking, hastalığıyla gizemli bir kişilik oluşturmaktadır. Son kitabı “Ceviz Kabuğundaki Evren”de, dünyanın büyük bir felaket ile karşı karşıya kalabileceğini belirterek uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmişti. Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere” kitabı, Hawking'e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Yeni kitabıyla yazar, bizleri çoğu kez gerçeklerin kurmacadan daha şaşırtıcı olduğu teorik fiziğin en üst noktalarına çıkarıyor ve evrenin temel ilkelerine dair anlaşılır yorumlarda bulunuyor. Görelilik kuramından zaman yolculuğuna, süper kütle çekiminden süpersimetriye, kuantum teorisinden M-Kuramı’na ve bütünsel beyin algılanımına kadar evrenin bilinen en kışkırtıcı sırlarına kapı aralayan kitap, Einstein’in “Genel Görelelik Kuramı” ile Richard Feynman'ın çoklu geçmiş düşüncesini birleştirerek evrende olup bitenleri tanımlayabilecek eksiksiz ve tek bir teori geliştirmeye çalışıyor. Okur, kitabı bir bilimsel eser olarak algılayabileceği gibi, rahatlıkla bir bilim–kurgu romanı gibi de değerlendirebilir. Hawking'in “karmaşık önermeleri günlük yaşamdan çekip aldığı analojilerle resmetme becerisi” buna imkân tanımaktadır. 2012'de “Büyük Tasarım” adlı kitabını da çıkartmıştır. Kitaplarında genellikle bir Yaradan'ın varlığını inkar eden Stephen Hawking, Her Şeyin Teorisi (Birleştirilmiş Alan Kuramı)’ne ulaşıldığı zaman, kainat’ın yaratım sürecinde, ‘Tanrı’ kavramına ihtiyaç olmadığını da net bir dille ifade etse de daha sonraları Kanal D Londra Temsilcisi Ayşegül Ekinci'nin röportajında, ilk kez Tanrı'ın varlığını kabul etti. Röportaj sırasında sorulan bir soruya Hawking'in çalışma ekibinin de şaşırdığı görüldü. Hawking, Tanrı ile ilgili sorulan soruya "Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, Bilim Kuralları'nı koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez..." cevabını verdi.

Stephen Hawking, Einstein’dan bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilmektedir. 12 onur derecesi almıştır. 1982'de CBE ile ödüllendirilmiş, bundan başka birçok madalya ve ödül almıştır. Royal Society'nin ve National Academy of Sciences (Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi) üyesidir.

Stephen Hawking yazdığı çocuk kitaplarıyla birlikte çocukları etkileyip onları evrenbilime yanaştırmıştır. Yazdığı kitaplar çocukların hayal dünyasını da genişletmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 346 okur beğendi.
  • 1.278 okur okudu.
  • 135 okur okuyor.
  • 2.240 okur okuyacak.
  • 94 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları