... memlekette sayıları az dahi olsa bir milliyetçi kitle vardır. Ve bu kitle bütün itham-ü-iftiralara rağmen, kendi konusunda tamamen Atatürk'ün izinde yürümektedir. Bu izden ayrılmamaya, sadece hissi ve heyecanı ile değil, fakat tamamen bilerek ve inanarak ahd-ü-peyman eylemiştir. Müfrit bir milliyetçiliği, yanlış olarak, palayı çekib Türkistan'a gitmek şeklinde anlaşılan Turancılığı, laboratuvar ırkçılığını ezelden, tetkik ederek reddetmiştir. Fakat, memleketin selametini, milletin kalkınmasını, içtimai mikroplardan birer birer temizlenerek eski zindeliğini isteyen, arzu eden, tamamen akli, tamamen mantıki, tamamen Atatürkçü mutedil bir milliyetçilik yolundadır. Bir Türk vatanı varsa, bir Türk milleti mevcutsa, bu milletin, kaynağını, kendi milli tarihinin dehlizlerinde ve milli ruhunun derinliklerinde bulan, maziden atiye seslenip duran, elbette bir milli mefkuresi olacaktır. Elbette bu mefkureyi benimseyenler olacaktır. Bu tabii, hatta zaruridir. Sanırım ki, Türküm diyen, Türk vatanında oturan, Türk olmağı seven ve bununla iftihar eden herkes bu kanaattadır.