Ted Dekker

Ted Dekker

8.0/10
473 Kişi
·
1.333
Okunma
·
123
Beğeni
·
4.458
Gösterim
Adı:
Ted Dekker
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Endonezya, 24 Ekim 1962
Ted Dekker, 40'tan fazla ödüllü romanın yazarı, New York Times ve uluslararası çok satan yazarlardan biridir.

Çalışmaları dünya çapında on milyonlara ulaştı ve birçok dile tercüme edildi. Ayrıca önemli filmlere uyarlandı. (Thr3e, House)
2013 yılında NPR okuyucuları, onu bütün zamanların en üst düzey gerilim yazarlarından biri olarak ilan ettiler.

Ted'ın tutkusu basittir: Zihin yoluyla gerçekleri keşfetmek için - okuyucuları dünyayı farklı bir mercekle görmeye davet eden hikayeleri bükmek.
Hikaye onun için, insan kalbi ve gerçek arasındaki en kısa mesafedir ve hayatına adamıştır.

Dekker, Endonezya'nın av kökenli kavimler arasında yaşayan misyonerler içinde doğdu.
Ebeveynlerinin çalışmaları genellikle çocuklarının uzağında uzun süre kaldığı için Dekker, erken yaşantısını hem yabancı hem de yalnız olduğu yabancı bir kültürde anlatıyor.
Kendisinin ait olduğu bir dünya yaratmak için, kendi hayal gücüne güvenmesini sağlayan bu eşsiz yetiştirme tarzının bir parçası oldu.

Endonezya'dan ayrıldıktan sonra Dekker, çok kültürlü bir liseden mezun oldu, Felsefe ve Din dersleri için Amerika Birleşik Devletleri'nde daimi ikametgah aldı.
İki yıl boyunca sıfırdan başlamadan ve her ikisini yeniden yazmadan önce iki tam uzunlukta roman yazdı.
Süreç ve öyküler onu tamamen şaşkına çevirmişti, hikaye anlatmanın kanında olduğunu fark etti ve hikayeyle gerçeği keşfetmek için yeni bir takıntı onu ele geçirdi.
Diğer işlerini bıraktı, ailesini Batı Colorado dağlarına götürdü ve üçüncü romanı üzerine tam zamanlı olarak yazmaya başladı.

İki yıl süren üç romanın yazımından sonra ilk romanı yayınlandı.
Dekker, eşi Lee Ann ile birlikte Nashville bölgesinde yaşıyor.
"Daha kötüsünün olamayacağını düşündüğünüz zamanlarda, bir çıkış yolu vardır."
Ted Dekker
Sayfa 585
İnsanlar seçimlerini bağlılıklarına göre yaparlar. Bu insanları insan yapan şeydir.
Ted Dekker
Sayfa 98 - Martı yay.
Bilirsin, bir kadının kalbini bir savaşı kazandığın gibi kazanırsın.
Ted Dekker
Sayfa 192 - Martı yay.
Çoğu insanın, ayaklarının dibindeki çimeni yemekten, çobanın tek bir baş işareti ve seslenişiyle peşine düşmekten memnuniyet duyan bir koyuna benzediği sır değildi. İşte bu yüzden ulusların hepsi tatlı dilli bir diktatörü takip ediyorlardı.
Herkes başkalarından bihaber vaziyette, kendi dünyasında kaybolup gitmişti.
Ted Dekker
Sayfa 126 - Martı yay.
Ahabajsirmdjdndjdksksmsjmsjsmjssksmjsnsjdnsjndjdnndjdndjsmsmksmsksmsksmsmndnjdndndnndnjdndmdmkdmdkskskdkdmkdmsmlekrjurorkdnnfnfkdmddm
dm


:D şaka şaka. Tabii ki de incelemem siteyi kullanmayı bilmeyen acemi tarzı olmayacak:) Eveet ne diyordum? İnceleme... Yeni bir incelemeye hazırsanız başlayalım...


Kitap, siteye geldiğim günden beridir radarımdaydı. Ama maalesef kaç kitapçı gezmeme rağmen bir türlü bulamamıştım. Beni mutlu etmek için bana bu kitabı hediye eden bir tanecik arkadaşım (kendisi sitede pek aktif değildir) https://1000kitap.com/Hayalperestcik e teşekkür ediyor ve incelememi ona ithaf etmekten gurur duyuyorum. Artık kitapla ilgili konuşabiliriz...


Sadece zekilerin girebildiği, özel bir deliler hastanesinde (evet efenim, yanlış okumadınız:)) bir deli olduğunuzu düşünün. Hemen çekimser yaklaşmayın canım, deli dediğimiz bu kişi öyle toplum içinde, pantolonunu indiren, cenaze vb. topluluklarda yüksek sesle gülen bir deli değil tabii ki. Bu delimiz (!!!) sadece değişik fobileri olan biri. Ha gayet aklı başında tabii. Aksi halde ileri zekalı deliler hastanesine giremezdi zaten:) Evet efenim ne diyorduk? Deli olmayan bir delisiniz ve FBI ın size ihtiyacı (evet yanlış duymadınız koskocaman FBI) var. Emin olun buna siz bile inanamazdınız. Peki neden bu polis teşkilatı size ihtiyaç duyar ki? Tabii ki de cinayeti çözmek için:)

Spoiler

Gelin Koleksiyoncusu... Güzel kadınları (6 tane) ayaklarından matkapla delip tüm vücudundaki kanı boşaltan, onları duvara yapıştırıp makyaj yapan ve gelin duvağı takıp cesedi polislerin bulmasını bekleyen bir seri katil. Aslında deli olan bu seri katil, bir deli doktoru:) Nasıl olur bu derseniz cevaplayayım; bu dünyada her şey mümkün hacı:)

Spoiler sonu

İnsan neden "Katil" olur sorusuna verilebilecek birçok cevap var. Birincisi; düzenli olarak gördüğü şiddet bunda en büyük etmen. Anneler babalar, lütfen bu konuda biraz duyarlı olalım. Onlara öfkemizi değil, sevgimizi verelim. İkinci olarak Tanrı korkusuzluğu, yahut yanlış Tanrı sevgisi. Kendini Tanrının elçisi olarak tanıtıp cinayet işleme düşüncesine giren kişi sayısı azımsanamaz. Ben Allahla konuşup görüşüyorum tarzı biriyle tanışırsanız, mutlaka doktora götürmenizi tavsiye ederim:) Son olarak üçüncüsü ise; ahlak, verilen eğitim. Adam doktor ama her haltı yiyen biriyse kusura bakmayın aldığı eğitim onu kötü biri yapmaya yeter de artar bile. Keşke her anlamda mükemmel olabilseydik:\ ama galiba bu mümkün değil?


Kitap hakkında düşüncelerim ise tam belirgin değil. İlk başlarda heyecanlı başlayıp ortalarda aksiyonun azalması pek de iyi olmadı. Ha son 100 sayfası muhteşemdi ama bu da pek yeterli değil benim için. Bir puanı durağanlıktan, bir puanı ilk 4. cinayetten başladığı için (keşke ilk cinayetten başlasaydı daha iyiydi. Bir puanı da katilin dilinden de yazdığı için (katilin belli olması bence aksiyonu düşürür) kırdım. Onun dışında iyiydi. Ama ben yine de Agatha Christie yi öneririm size. Ted beni bu kitabınla kendine hayran bırakamadın, üzgünüm:)

Herkese Keyifli Cinayetler Okumalaar:)
Muhteşem bir Ted Dekker kitabı daha. Yazarı bilen bilir, alır okur. Bilmeyen okurlar için kesinlikle tavsiye edilir. Hatta bu kitaptan başlamayın. Bundan sonraki kitaplarda (Çember Serisini dışarda tutuyorum, okumadım daha) beklenti yükselecektir. O yüzden ilk olarak "Oyun" okunabilir.

Uzun bir inceleme yapmak isterdim. Konu hakkında olsun, karakterler hakkında olsun ya da düşüncelerimi kapsayan uzun bir yorum. Ama zaten okunmadığı için (sitede çoğu güzel inceleme altlarda kalmış, hakettiği yerden çok çok uzakta) zahmete girmeye gerek duymadım.

Keyifli okumalar.
"ÇEMBERİN EN KARANLIK HALKASI"

Seriyi okumak isterseniz bu kitaptan başlamanız tavsiye olunur. ^^

İncelememde spoiler yoktur, yazanlar zaten ilk bölümlerde olmaktadır ve zaten daha fazlası arka kapakta yazmaktadır. Sürprizi bozacak en ufak şey yazmam. Merak etmeyin. (:

Yaşadığı şehirde garsonluk yapan, ablasıyla birlikte yaşayan ve başarısız bir yazar olan Thomas Hunter için her şey bir anda değişir.
İşten eve dönerken bir anda bir kovalamacanın içine girer ve kovalanan tarafta kendisi varken uyuduğunduğunda kendisini kapkara bir ormanda bulur. Ve o kara ormanda hafızasını kaybetmiştir. İşin garip yönü ne zaman kara ormanda uyusa Denver'da, ne zaman Denver'da uyusa kara ormanda uyanmaktadır. Ve hangisi rüya, hangisi gerçek bilinmemektedir. Belki ikisi de gerçek, belki rüyalar ve gerçek karışıyor..

Denver'daki yaşamında Svensson isminde dünyayı ele geçirmek isteyen bir multimilyoner, havayla bulaşan ve 3 hafta içinde insanı öldüren bir virüs keşefediyor. Thomas ise onun planını rüyalarında öğreniyor ve ona engel olmaya çalışırken başı derde giriyor.

Kara Orman'daki yaşamında olaylar biraz farklıdır. Orası sadece kara orman değil, iyiliğin ve kötülüğün ayrıldığı bir dünyadır. Ne yazık ki kötülüğün iyiliği yenmek için bir planı vardır.

İki dünyada da büyük bir yıkım yolda ve buna hem sebep olan hem durdurabilecek tek bir kişi var: Thomas Hunter

Fantastik, gerilim, macera, aksiyon ve az buçuk aşk içeren bir kitap.
Ted Dekker beni zekasına hayran bıraktı.
İlk 10 sayfada olaya dahil olmakta zorlansam da (sanırım televizyon ve küçük kardeşimin yanında okuduğum için) sonrası çorap söküğü gibi geldi. Olaylar fazla akıcı ve kitap nasıl bitti anlayamıyor insan.
Mürekkep Yürek serisinden sonra onun tadında, belki ondan daha güzel bir kitap keşfettiğim için mutluyum.

Keyifli okumalar..
Ben seriye Kırmızı ile devam ediyorum. Sizi de beklerim. (:
"ÇEMBERİN EN SEVGİ DOLU HALKASI"

Beyaz ölüme direnen aşkın rengidir.

Gelecekte artık Thomas ve ekibi albino ismiyle anılan insanlardır ve çember isimli bir gruba aittirler. Ne yazık ki Güruh tehlikesi hala enselerindedir. Güruh'un güçlü lideri, Thomas'ı öldürmek istiyor ve bu uğurda her şeyi göze alıyordu. Thomas içinse artık canından daha değerli bir mesele vardır.

Geçmişte ise virüs artık belirtilerini göstermeye başlamıştır. Tüm dünyada isyanlar patlak vermiş, ortalığa kaos hakim olmuştu. Virüs bulma umudu git gide tükenirken, tüm gözler bir adamın uzerindedir. Ve o adam bu virüse tek çaredir.

İki dünyanın kaderi tek bir adamın elinde. Ve bu adam yasak bir aşkın mağduru. Bir dünyayı kurtarayım derken diğerini kaybetmek üzere. Artık hataların ucunda ölüm var.

Ted Dekker aşkı çok güzel işlemiş. Sevmeyi çok güzel anlatmış. Serinin bu kitabına hakim olan ana tema kesinlikle sevgi.

Keyifli Okumalar..
Ben yolculuğa yeşil ile devam ediyorum..
"ÇEMBERİN EN KANLI HALKASI"

İncelememde spoiler yoktur..

Siyah'ta kendini bir anda ölümcül bir koşuşturmacanın içinde bulan ve sonra bayıldığında hafızasını kaybettiği kara ormanda uyanan Thomas Hunter için artık her şey çok daha farklıdır. Siyah'ta ortaya çıkan dehşet, et ve kemik bulmuş haliyle bu kitapta ortaya çıkmış ve Thomas Hunter için bazı şeyler hayati bir hal almıştır.

Siyah'da bahsedilen iyi ve kötünün ayrıldığı dünya yani gelecekte 15 yıl geçiren Thomas Hunter artık Avcının Thomas'ı yani Orman Muhafızlarının başıdır. Ormanları ele geçirmek isteyen düşmanları Güruh artık çok fazla güçlenmiş ve sayıları artmıştır. Başlarına geçen yeni kumandansa Orman Muhafızlarının işini zorlaştırmaktadır. Thomas sayıca çok az olduğu bir orduya karşı üstünlük sağlamak için elinden geleni yapmakta ve ormanlarını korumak zorundadır. Aynı zamanda kendisine ve tüm orman halkına yapılan büyük ihanatten bir çıkış yolu bulmalıdır..

Geçmişte ise dünya Büyük Aldatmaca'nın esiri olmak üzeredir. Thomas'a inanmayan çoğu insan pişmandır ve ne yazık ki artık her şey için çok geçtir. Her şey yetmezmiş gibi bir de ülkelerden birinin yaptığı büyük ihanet işleri zorlaştırmaktadır.
Virüsü durdurmak için tüm umutlar Thomas'a bağlanmıştır ve Thomas'ın yapabileceği tek bir şey vardır. Anti vürüsü bulabilecek tek kişi olan Monique'i kurtarmak..

Geçmiş ve geleceğin kaderi tek bir adamın elindedir: Thomas Hunter..

Kırmızı, Siyah'tan daha sürükleyiciydi. Sanırım bunun sebebi artık her iki realiteyi benimsemem ve karakterlere yabancılık çekmemem yüzündendi.
Güruh'tan ciddi anlamda nefret ettim ve iğrendim. Sanki iğrenç kokuları benim de burnuma geldi. Bende bir an kitabın içine girip onlarla savaşmak istedim ama kılıç kullanamam kii. ):
Birde şu hainler, ihanet edenler okurken sinirden ordan oraya zıplamama vesile oldu sağolsunlar. Dışardan biri görse "amacı ne bunun" derdi bana ama kapalı kapılar ardında okumanın faydasını gördüm. (:
Kitabın sonlarında ise ağladım.. Evet balık burcuyum, evet duygusalım ama Ted Dekker sen ne yaptın bee? ):
Kitap bitince sanki kanım çekildi. Belki de kitabın ismi, okurun kanını çektiği için Kırmızı. Olmaz demeyin. Olur mu olur..

Çoğu seride yazar 2 ya da 3. kitabında seriyi batırıyor. O yüzden seriyi tamamlamadan Çember serisi favori serim oldu diyemiyorum.
Çember serisi favorim olma yönünde ilerliyor ve şu anda güzel yol alıyor..

Keyifli okumalar..
Ben yolculuğa Beyaz ile devam ediyorum..
Yine tam anlamıyla bir Ted Dekker romanıydı. Okumayı sürekli ertelediğim, vakit bulamadığım ama şimdi okuyunca da keşke daha önce okusaydım dediğim bir kitap oldu..
Tanrı'nın rakamı, mükemmelliğin sayısı 'yedi' ye ulaşmaya çalışan bir katil; ve katilin birbirinden güzel 'gelinleri'.. Dört kadının cesetlerini bulan FBI, diğer kurbanlar için elini çabuk tutmak zorunda!
Benim en beğendiğim kısımlar ise Sağlık ve Zeka Merkezi ve Paradise'ın romana dahil olduğu anlardı. Ayrıca, koleksiyoncunun kimliğinin kitapta açıkça belirtilmesini de sevdim. Katili aramaktansa, bulunacağı zamanı ve yapacaklarını merak ettirmişti okuyucuya Dekker. Bence kesinlikle işe yaramıştı.
Ted Dekker okuyan, tarzını bilen insanlar mutlaka Gelin Koleksiyoncusu'nu da sevecektir. Tavsiye ediyorum..
Gerçekler ve rüyaların harmanlandığı, iki ayrı dünyada geçen güzel bir roman.
Serinin çember şeklinde olması ilgimi çok çekti. Birçok kişi Siyah'tan başlanmasını daha uygun bulunca bende seriye Siyah'la başladım. Kitap çok akıcıydı ve sıkılmadan okunuyor. Yazar hız kesmeden olaylardan olaylara atlarken merakınızı canlı tutarak çok güzel bir iş çıkarmış.
Karakterler ve kurgu çok iyiydi ancak rüya alemini ve oradaki bazı karakterleri pek benimseyemedim. Yazar kitabın sonunu güzel bitirdi, diğer kitaba bir an önce geçme isteği uyandırıyor. Genel olarak kitabı beğendim konusu ve kurgusunu biraz farklı buldum ve yazar bunu güzel işlemiş.
Okuduğum en ilginç ve en sürükleyici kitaptı diyebilirim. Ilk başladığımda sonunu tahmin edebileceğim ama güzel bir hikaye gibi gelmişti. Ancak tahmin edilmez ve insanı çok heyecanlandıran bir finali var. Eğer anlık kafa karışıklığı yaratan düşündüren sonucu önceden tahmin edemeyeceğiniz bir kitap istiyorsanız bu kitap size tavsiyemdir. İyi okumalar
Kitabın konusundan bahsederek giriş yapmak istiyorum. İki farklı dünya düşünün. Birinde uyuyunca diğerinde uyandığınız, birbirine bağlı, içiçe geçmiş, birindeki gerçeklikleri diğerine taşıyabildiğiniz ve iki dünyada da sizden yapmanız beklenen birtakım görevlerin olduğu iki farklı dünya...İşte baş karakterimiz Thomas Hunter bir gece Denver sokaklarında yürürken başına aldığı bir darbe sonucunda kendini bu iki dünya arasında dünyayı kurtarması gereken kahraman olarak mekik dokurken buluyor. Roman arka kapakta da bahsedildiği gibi tıbbi gerilim konulu bir roman. Konusu herkesi öldürecek potansiyelde olan bir virüsün tüm dünyaya yayılması ve dünyayı kurtarmak için kilit ismin ise iki dünya arasında mekik dokuyan Thomas Hunter olması.

Olumsuz özelliklerini söyleyecek olursak; bazı şeyler çok oldubittiye getirilerek çözülüveriyordu. Yine kitapta konu orijinal ve aksiyon dolu olsa bile karakterlere bir türlü ısınamadım. Hani romanlarda karakterleri benimser, en azından birini sever ve ona alışırız ya, ne yazık ki hiçbir karakter üzerimde öyle etkili olamadı. Hatta kitapta karakterlerin arasındaki duygu etkileşimleri bile çok yüzeysel anlatılmıştı, gerçekçi gelmedi bana. Yazarın kalemi, betimlemeleri, sözcük seçimi de öyle çok güçlü değildi. O yüzden de kitap soyutluğundan sıyrılıp, somut hale gelemedi hayal dünyamda. Dekker'in kalemini pek sevmedim kısacası.

Kitapta fantastik birçok öge, paranormal özellikler vardı. Hatta romanın belli yerlerde masalsı bir havaya büründüğünü bile söyleyebilirim. Dili sade, akıcı ve anlaşılırdı. Ben sıkılmadan okudum, akıcı, hoş bir romandı. Çok kaliteli diyemesem de, fantastik kurgu severler, aksiyondan hoşlananlar için hoş bir seri olduğunu düşünüyorum. Detaylı yorumlar için:http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...iyahkitapyorumu.html
Kırmızı'yı Siyah'tan daha çok sevdim, olaylar daha anlaşılır, karakterler oturmuş ve hikaye çok güzel bir kıvama gelmiş. Kitap çok sürükleyiciydi, hiç sıkılmadım okurken, Siyah'ta rüya alemini çok benimseyememiştim açıkçası ama bu kitapta öyle bir şey olmadı. İki realiteyi de severek okudum.
Kitapta baştan sona tempo düşmüyor, sürekli yeni bir şey oluyor ve yeni şeyler açığa çıkıyor. Anlayacağınız tek düze ve sıkıcı olmaktan oldukça uzaktı. Kaos kitapta çok güzel yer alıyordu, yazar olayların dünyayı nasıl etkilediğini ve nelere yol açacağını çok güzel yazmış. Kitap güzel bitti, son sayfalar hem etkileyici hem de diğer kitaplar için vaat taşıyor.
Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...er-kitap-yorumu.html

Yazarın biyografisi

Adı:
Ted Dekker
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Endonezya, 24 Ekim 1962
Ted Dekker, 40'tan fazla ödüllü romanın yazarı, New York Times ve uluslararası çok satan yazarlardan biridir.

Çalışmaları dünya çapında on milyonlara ulaştı ve birçok dile tercüme edildi. Ayrıca önemli filmlere uyarlandı. (Thr3e, House)
2013 yılında NPR okuyucuları, onu bütün zamanların en üst düzey gerilim yazarlarından biri olarak ilan ettiler.

Ted'ın tutkusu basittir: Zihin yoluyla gerçekleri keşfetmek için - okuyucuları dünyayı farklı bir mercekle görmeye davet eden hikayeleri bükmek.
Hikaye onun için, insan kalbi ve gerçek arasındaki en kısa mesafedir ve hayatına adamıştır.

Dekker, Endonezya'nın av kökenli kavimler arasında yaşayan misyonerler içinde doğdu.
Ebeveynlerinin çalışmaları genellikle çocuklarının uzağında uzun süre kaldığı için Dekker, erken yaşantısını hem yabancı hem de yalnız olduğu yabancı bir kültürde anlatıyor.
Kendisinin ait olduğu bir dünya yaratmak için, kendi hayal gücüne güvenmesini sağlayan bu eşsiz yetiştirme tarzının bir parçası oldu.

Endonezya'dan ayrıldıktan sonra Dekker, çok kültürlü bir liseden mezun oldu, Felsefe ve Din dersleri için Amerika Birleşik Devletleri'nde daimi ikametgah aldı.
İki yıl boyunca sıfırdan başlamadan ve her ikisini yeniden yazmadan önce iki tam uzunlukta roman yazdı.
Süreç ve öyküler onu tamamen şaşkına çevirmişti, hikaye anlatmanın kanında olduğunu fark etti ve hikayeyle gerçeği keşfetmek için yeni bir takıntı onu ele geçirdi.
Diğer işlerini bıraktı, ailesini Batı Colorado dağlarına götürdü ve üçüncü romanı üzerine tam zamanlı olarak yazmaya başladı.

İki yıl süren üç romanın yazımından sonra ilk romanı yayınlandı.
Dekker, eşi Lee Ann ile birlikte Nashville bölgesinde yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 123 okur beğendi.
  • 1.333 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 680 okur okuyacak.
  • 24 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları