Adnan Gerger

Adnan Gerger

Yazar
8.9/10
23 Kişi
·
56
Okunma
·
9
Beğeni
·
453
Gösterim
Adı:
Adnan Gerger
Unvan:
Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 5 Mart 1958
Diyarbakır - Hani’de doğdum. A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi’nde okurken profesyonel gazeteciliğe 1980 yılında Hürriyet Gazetesi’nde muhabir olarak başladım. Aralarında Sedat Simavi, Uğur Mumcu, Mahmut Tali Öngören, Musa Anter, Metin Göktepe, Yavuz Gökmen ödülleri de olmak üzere elliye yakın "Yılın Gazetecisi", "Yılın Haberi" ödüllerini kazandım. Gazetecilik, edebiyat, fotoğrafla ilgili sadece profesyonel meslek örgütlerinin verdiği ödülleri kabul ettim. “Iraktı O gece” adlı öykümle Aykırı Öykü Ödülü’nü, “Faili Meçhul Öfke” adlı romanımla 2010 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandım.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak yedi yıl boyunca eğitmenlik yaptım. Ayrıca Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG) ve Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde “Edebiyat” ve “Gazetecilik” üzerine atölye çalışmalarında da eğitmenlik görevini sürdürdüm.

Birçok edebiyat dergisinin yayınlanmasında öncülük ettim, halen edebiyat dergilerine ve gazetelere düşünsel yazılarımla katılım sağlamaya devam ediyorum.

Uzun yıllar ÇGD yönetiminde de görev aldım.
Dünyanın en iyi aşk şiirleri, destanları, kelamları neden doğu'da yazılmıştır? Bunun nedenini hiç düşündün mü? Bu bile toplumun aşka bakışının çelişkisinin kanıtıdır. Çünkü aşk, bizde hep acıdır, hüsrandır, yaşanmamış, yaşatılmamıştır, engellenmiştir.
Adnan Gerger
Sayfa 55 - evrensel basım yayın
Oysa ben, benim üstümde insanca yaşayanların dostuyum.
Benim de yüreğim var ve üstümdeki insan kökünden kopartılınca yanarım.
Adnan Gerger
Sayfa 80 - Karakarga Yayınları
232 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Bir yanı ses, Bir yanı sessizlik.
Bu mesel bir sus meseliydi, bir susun meseli.
Toprak dile gelirse ses susar.
Toprak, “Yaklaşın” dedi.

“Yaklaşın. Size anlatacaklarım var. “

Adnan Gerger, konuyu öyle bir yerden vurdu ki içimdeki tüm vicdani sesler uyandı. Kitapta, dört karekterin yaşamış olduğu karanlık günlere şahit oluyor okur.

Karamsarlığı roman boyunca Leyla, Serpil, Özgür ve Sur Civan’la yaşadıkları ve sürekli enselerinde olan ölüm tehdidiyle hissediyorsunuz. Romanın ortalarında Hakan Günday’dan esinlenmiş bir yer altı edebiyatı kitabıymış duygusuna kapılırken, sayfaları çevirdikçe Adnan Gerger’in kendine has üslubuna tanık oldum.

Birçok kitapta 12 Eylül döneminde yaşananları okumuştum. Fakat yazar anlattıklarıyla okuyucuyu o dönemde yaşananların içine girmesini sağlamış ve devlet kimliğini kullanarak suç işleyen, insanlara işkence yapan örgütlerin o zamanki varlığını Mazlum karakterinin üzerinden anlatmış.

Birbirinden güç almaya çalışan iki kadın Leyla ve Serpil’in yaşadıkları tüm zorluklara, acılara rağmen birbirlerine tutunarak duygusal anlamda da ayakta kalma çabalarını gözlüyoruz sayfalar boyunca.
Sevgilisi Mazlum’a yapılanlara karşı adalet yoluyla intikam almaya çalışan ve bu örgütleri ortaya çıkarmak için kıyasıya mücadele veren gazeteci Leyla’nın hikayesine konuk olduk.

Roman boyunca zihin karmaşası, bunalım ve çıkmaz sokaklar arasında gidip geliyordum ve tam her şey toparlanıyor tüm bu acılar bitiyor derken final karanlıkla bitti.


Gazeteci, Yazar Adnan Gerger Okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen, dilini anlatımını çok sevdim, kalemi daim olması, keyifle okumanız dileğiyle..
232 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle bu romanı, ötekilerle problemi olanlar okumasınlar.

Okuduklarınızı şu an tuşlara değen parmaklarım yazıyor ama aslında beni yazdırttıran kitabın ta kendisidir. Zihnimden kitaba dair kelimeler akıyor sınırsızca. Kapağını kapattım ama sızısı devam ediyor kalbimde.

Bu coğrafyanın hikayesidir, topraktan doğan, toprağın meselidir. Toprak temizdir, arıdır ama insanoğlu kirlidir, siyahtır, zifire bulanmıştır bir kere. Benden değil dediğini ötekileştirir, yok etmek ister onları çünkü ondan değildir, onun klanından değildir, onun ırkından değildir, onun dininden değildir, onun mezhebinden değildir... Evinin üzerini kırmızıyla boyamıştır bir defa öteki gördüğünün, bundan geri dönüş yoktur, ucunda yalnızca ölüm vardır, palayla kafası koparılan çocuklar vardır, kan vardır, irin vardır, nefret vardır, var oğlu vardır.

Hikayede Leyla vardır, Serpil vardır, Özgür vardır, Sur Civan vardır, dört tane arkadaş vardır, göz yaşı vardır, kan vardır, bütün bunun içinde birbirine yoldaş olmaya çalışan kadınlar vardır, bu katran karası toprağın içerisinden filizlenmeye çalışan aşk vardır, sevda masalı vardır. Babalar vardır çocuklarından kendini saklayan, aileler vardır kendini hiç tanıtmayan/tanıtamayan, kardeşler vardır katliamda birbirini kaybeden ve ölmek üzereyken tekrar kavuşan. Ölüm bu coğrafyada sürekli kol gezer ötekilerin ardından. Ölüm gelmese bile korkusu gelir, yakalar, sımsıkı boğazına sarılır, alır aklını senden.

Yitip giden canlar, bir daha dönemeyenler, toprağına hasret kalanlar, kökünden temelli koparılanlar, korkudan artık göremeyen gözler, sevdalanamayan taşlaşmış yürekler, ölüm makinesine dönüştürülmüş insanlar... Bu zifirin, karanlığın ardında hala bir şey yapılabilir diye çabalayan vicdanlı insanlar, ön yargıları yıkan insanlar, sevdalanmaya çalışan insanlar, korkuyu yenmeye insanlar, kötülüğü yenmeye çalışan insanlar...

Bu kitap ölümü, zifri, katranı, irini, kötülüğü, çok kötülüğü, daha kötülüğü, okura işkence etmeden anlatan bir yazarın romanıdır. Dili öyle muhteşem, öyle akıcı, öyle şaşırtıcı ve öyle büyülüdür ki, kitapta anlatılanlara mı yanasınız, öyküdeki dilin güzelliğine mi hayran kalasınız bilinmez. Bilinen odur ki anlatılan meseller, acının, hüznün, kederindir ama tüm bunlara rağmen yine de şahane bir yazarın şahane bir anlatımına tanıksınız.

Ve ben öyle şanslı bir okurum ki kısmetse bu ayın 14'ünde bunları yazabilen Adnan Gerger'le tanışma ve kitap üzerine söyleşi yapma şansına erişeceğim.

Ötekiyle probleminiz yoksa, insanları ötekileştirmiyorsanız, kamplara bölüp, yargısız infaz yapmıyorsanız okuyun bu kitabı, okumakla da kalmayın, içinize işlesin anlattıkları tüm acıya, tüm hüzne rağmen.
180 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Ne kitaptı ama... Okudukça hüzünlenip kahroluyor insan, ama kitap bir türlü elden düşmüyor. Kitabın orijinalinden o kadar çok kesmeler yapmışlarki bazen aynı sayfada üç dört defa kopukluk belirten üçlü yıldızlar görebilirsiniz. Bunca kopukluğa rağmen kitap insanı içine çekiyor.
Gel gelelim konusuna...
Kitap Urfa'nın Suruç ilçesinin onbirnisan köyünde geçiyor.
Hacettepe'de tıp okuyan iki gencin aşkını ele alıyor.
Doğu coğrafyasındaki aşklar yazarın dediği gibi sürekli ses getirecek cinsten oluyor çünkü ne yaşanıyor nede yaşatılıyor hep bir engel..
Birbirlerini töre ve aşiretin tüm zorluklarına rağmen sevip hiç ayrılmayan iki gencin hikayesi...
Yusuf ve Nâre..
İki gencecik insanın tek suçu aşık olmaktı.
Aşık olduklarına bin pişman ettiler.
Bir bölümde Nâre'nin babasına feryadı;
"Töreymiş. Töreniz batsın.
Ağaymış. Ağalığınız batsın."
İşte bunu okudukça kahroluyop sürekli diyeceksiniz.
Tek suçları birbirini sevmek olan tertemiz pırıl pırıl iki genç...
İkisininde gencecik bedenlerine kıydılar..
Son söz olarak nârenin sözleriyle bitirmek istiyorum:
"Töreymiş. töreniz batsın.
"Ağaymış. Ağalığınız batsın."
Herkese iyi okumalar.
376 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Firar Öyküleri adından da anlaşılacağı üzere Türkiye'nin gelmiş geçmiş en önemli firarlarını anlatıyor kitap. Öncelikle okurken yazarın ne kadar araştırma yaptığını göreceksiniz.Yazarın emeği göze çarpıyor kesinlikle.. Zaten yazarın ilk kitabıymış. İlk kitabı bu kadar başarılı ise diğer eserlerini de çok merek ettiğimi söylemeliyim. Birde yazar o kadar çok babacan bir tavırla yazmış ki sanki karşılıklı sohbet edermişcesine. Bana kalırsa firar öyküleri öyle herkesin yazabilecegi bir kitap değil.Cezaevleri, mahkûmlar, yasalar, çiğnenen yasalar... Yazılabilir ama herkes bu duyguları yaşatabilir mi bilemem. Yazarimiza gösterdiği emeğinden, cesaretinden en önemlisi mutevaziliğinden dolayı teşekkür ederim.Her zaman böyle güzel yazarlara denk gelme dileğiyle...
400 syf.
·3 günde·9/10
Faili Meçhul Öfke, sözcüklerinin henüz bitmediğine inanan, "bizim de söyleyecek bir sözümüz var" diyebilenlerin romanı.
.
.
.

Adnan Gerger: "okur, kitabı okurken son 30 yılın tüm günahlarının vebalini boynunda hissedecek'' sözleriyle kitabını özetlemiş.
440 syf.
·Puan vermedi
Yakin tarih çok güzel işlenmiş. Leyla ve Mazlum'un hikayesinde aralanan pencerelerin her biri eksik parçalarımızmış gibi samimi anlatılmış. Gençlere yapılan işkenceler ve o gençlerin direnişlerinin verdiği duygu gerçeğin de ötesinde bir anlam bırakıyor. Kitabı en son 6 ay önce okudum. Ve tekrardan okuyacağım. Tekrar okuduktan sonra, tekrar okumak isteyeceğimden de adım gibi eminim.
232 syf.
·9/10
Herkesin bildiği, duyduğu, kanıtlı, kurbanlı, yaralı, acılı, yarım kalanlı geçmişin, dünün, bugünün ve yarının sesi... Susu...
2018 Dil Derneği ödüllü, 2010 Yunus Nadi Roman ödüllü Adnan Gergee'den okuduğum ikinci kitap. En az ilk okuduğum kitabı Yüzsüz Hayat kadar etkiledi beni. Şiir gibi dili, akıcı, merak uyandıran kurgu ve anlatımıyla benim çok sevdiğim bir kitap oldu. Kısaca toprağın sesinin romanı.
232 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
2018 Dil Derneği onur ödülünü ve 2010 Yunus Nadi Roman ödülü’nün sahibi @adnan_gerger ‘in güzel kitabı... Roman o kadar güzel bir dille anlatılmış ki insan boşuna ödül almamış diyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Adnan Gerger
Unvan:
Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 5 Mart 1958
Diyarbakır - Hani’de doğdum. A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi’nde okurken profesyonel gazeteciliğe 1980 yılında Hürriyet Gazetesi’nde muhabir olarak başladım. Aralarında Sedat Simavi, Uğur Mumcu, Mahmut Tali Öngören, Musa Anter, Metin Göktepe, Yavuz Gökmen ödülleri de olmak üzere elliye yakın "Yılın Gazetecisi", "Yılın Haberi" ödüllerini kazandım. Gazetecilik, edebiyat, fotoğrafla ilgili sadece profesyonel meslek örgütlerinin verdiği ödülleri kabul ettim. “Iraktı O gece” adlı öykümle Aykırı Öykü Ödülü’nü, “Faili Meçhul Öfke” adlı romanımla 2010 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandım.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak yedi yıl boyunca eğitmenlik yaptım. Ayrıca Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG) ve Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde “Edebiyat” ve “Gazetecilik” üzerine atölye çalışmalarında da eğitmenlik görevini sürdürdüm.

Birçok edebiyat dergisinin yayınlanmasında öncülük ettim, halen edebiyat dergilerine ve gazetelere düşünsel yazılarımla katılım sağlamaya devam ediyorum.

Uzun yıllar ÇGD yönetiminde de görev aldım.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 56 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 32 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.