Alaeddin Yalçınkaya

Alaeddin Yalçınkaya

YazarDerleyenÇevirmen
7.0/10
2 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
575
Gösterim
Adı:
Alaeddin Yalçınkaya
Tam adı:
Mehmet Alaaddin Yalçınkaya
Unvan:
Doç. Dr.-Yazar
Doğum:
Elazığ, 15 Eylül 1961
1964 Çankırı Orta doğumlu olan Yalçınkaya, ilk ve orta öğrenimimi Ankara’da tamamladı. 1985 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Genel Türk Tarihi Bölümünden (Kürsüsünden) mezun oldu.1985 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü Yüksek Lisans programınına kayıt oldu. Ancak 1986 yılında MEB'in 1416 sayılı yasa gereğince yapılan Yurt dışı Sınavını kazanarak Yüksek Lisans ve Doktora çalışması yapmak üzere İngiltere’ye gönderildi.

1987-88 yılları arasında Oxford’da bir yıl dil öğrenimi gördükten sonra, 1988-89 öğretim yılında ‘Birmingham Üniversitesi Ottoman Studies’ Bölümünde Alman Hoca Michael URSİNUS ile Master yaptı. Aynı bölümde Ocak 1990’da Dr. J. Strauss ve arkasından da Dr. R. Murphey'in öğrencisi olarak doktora yaptı. Temmuz 1993’de doktora eğitimimi tamamlayarak Doktor ünvanını aldı. Birmingham Üniversitesinde bulunduğu sıralarda 2 yıllık bir süre için Türk Öğrenci Derneğinin Genel Sekreterliği ile 1 yılda başkanlığını yaptı. İyi derecede İngilizce, orta derecede Fransızca ve Farsça ile okuyabilecek kadar da İtalyanca ve Almanca biliyor.

Kasım 1993 - Ocak 1994 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde, Arş.Gör.Dr. ünvanı ile göreve başladı.18 Ocak 1994 tarihinden itibaren aynı bölümde Yrd.Doç.Dr. olarak atandı. Ağustos 1994-Kasım 1995 tarihlerinde vatani hizmetini yaptı. Ekim 1996'da Yakınçağ Tarihi bilim dalında Doçent oldu. 17 Ocak 1997 tarihinden itibaren Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü başkanlığını yürütmektedir. 

 
Ben hiçbir vakit nefsim için düvel ve eşhâs-ı ecnebiyeden (yabancı devlet ve şahıslardan) himâye dilenmek tenezzülünde bulunmadım.
... Uzun bir hayat ve bir devre-i hükûmet geçirdim. Hâtırâtım yalnız benim değil, biraz târihin ve münhasıran târihindir...
Karada sürüyle askerler pür-silâh oldukları halde süngüleri tüfenkleri ucunda ateş etmeye hazır ve denizde büyük zırhlılardan başka müteaddid küçük vapur ve sandallar asker ile dopdolu olduğu ve ağızları saray üzerine çevrilmiş müteaddid topları yüklü bulunduğu halde hemen yanaşmaya âmâde idiler...
"Mâdemki millet kendi mukadderâtını bir de kendisi idâre etmek tecrübesinde bulunmak istiyor, milletin istediği olsun." dedim ve mevcut lâyihalar (tasarılar) arasında Midhat Paşa'nınkini ta'dîlât-ı cüz'iyye (küçük değişiklikler) ile tasdîk ederek ma'lûm olan hatt-ı hümâyûnu ısdâr ettim (fermanı çıkarttım).
Hürriyet, bizim kâbiliyetimizi tamamıyla gösterdi. Nelere muktedir ve ne gibi şeylere âciz olduğumuzu sâye-i meşrûtiyette (meşrutiyetin himayesinde) ve üç, dört ay içinde tamamıyla öğrendik. Tehlike açıktan açığa görünüyordu.
Ben istemedim ki benim askerlerim arasında kan dökülsün. Görüyordum ki artık milletin bana emniyeti yoktur. Sükûn hâsıl olunca (ortalık yatışınca) kendiliğimden çekilecektim. Ben bu arzuyu daha evvel izhâr etmiştim (göstermiştim). Mâni' oldular.
...dünyada hiçbir ihtilalci görülmemiştir ki yıkmakta gösterdiği muvaffakiyeti yapmak husûsunda gösterebilmiş olsun.
Şarkî Rumeli mes'elesinde benim za'af göstermiş olduğumu pek çok iddiâ ettiler. "Za'af göstermek" mevcut kuvvetten istifade etmemek demektir. Hangi kuvvet mevcut idi de Şarkî Rumeli dâhilindeki hakk-ı hâkimiyeti müdâfa'a emrinde isti'mâl edilmedi (egemenliği savunmak için kullanılmadı)?.. Bunu düşünen ve söyleyen bir insâf sâhibini bugüne kadar işitmedim.
(Sultan Üçüncü Selim'in) Halefi olan Sultan Mustafa Râbi' (Dördüncü Mustafa) ne devam-ı ıslâhâta kâfi bir sahib-i iktidâr ve ne de ıslâhât icrâ edecek sûrette (düzeltme yapacak kadar) imtidâd-ı saltanata (saltanat süresine) mâlik olamadığından bir sene sonra mahlû'an saltanattan sâkıt olmuş (tahttan indirilmiş) ve yerine Sultan Mahmûd Sânî cülûs etmiştir (İkinci Mahmud tahta çıkmıştır).
163 syf.
·5/10
Kitapla ilgili düşünce ve görüşlerimden bahsetmeden önce kitabın içeriği ve özetinden bahsetmek istiyorum.

Kitap; "Giriş, Birinci, İkinci ve Üçüncü Bölüm"ler olmak üzere 4 ana başlıktan oluşuyor.
"Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri" isimli bir kitap ile ilgili daha önce de bir makale kaleme alan yazar, daha sonra hatırat meselesini genişleterek ve bazı hakikatlerin ortaya çıkması ve bu hususta şüphelerin giderilmesi amacıyla bu kitabı yazmış.
Makalede, adı geçen kitapla ilgili görüşlerinden ve kitabın güvenirliği hakkında duyduğu ve yaşadığı bazı hadiselerden bahsediyor. Buna göre, kitabın "Fotoğraflar ve Belgeler" isimli kısmında Sultan Abdülhamid'in el yazısı şeklinde takdim edilen Osmanlıca yazıyı emekli albay olan bir hattat (Yavuz Senemoğlu) yazmış ve bunu millete Abdülhamid'in el yazısı diye yutturduklarını yazara söylemiş. Yayına hazırlayan (İsmet Bozdağ) da adı geçen kitabı Tahsin Paşa'nın Yıldız hatıralarına dayanarak kaleme aldığını söylemiş. Yazar bu iki şahsa sorular sormuş ve onlardan cevaplarını almış.
Yazar, daha sonra adı geçen kitabı Utarid isimli mecmuada yayınlanan yazı ve Vedat Örfî tarafından neşredilen bir risale ile mukayese ediyor. Mukayeseden sonra, böyle bir hatıra defterinin var olduğu ama bahsi geçen Osmanlıca yazının uydurma olduğu ve mukayese edilen kısımların güvenilir olduğu sonucuna varılıyor.
Sonra, İsmet Bozdağ'ın bu makaleye cevabî yazısı, daha sonra da yazarın Bozdağ'a cevabî yazısı yayınlanıyor. Bu bölümlerde kitabın yayınlanma safhasındaki bazı tatsız olaylardan (anlaşmazlık, sahtekarlık...) bahsediliyor ve "Hatırat Mevzuunda Son Söz" isimli kısma geçiliyor.
Bu kısımda Vedat Örfî'nin aslında Süleyman Nazif olduğu, İttihatçılara kızdığı ve onlardan intikam almak istediği için hatırat metnini kendisi yazdığı, ama bunu açıkça yapamadığı için bu takma adı kullandığı, dolayısıyla hatıratın uydurma olduğu (bunları İbrahim Hakkı Konyalı, Kadir Mısıroğlu'na söylemiş) yazılmakla beraber Abdülhamid'in bir hatıra yazdığı/yazdırdığı ve bu hakikatin saptırmalarla değişmeyeceği sonucuna varılıyor ve bunun delil ve belgeleri açıklanıyor.
Giriş kısmı İsmet Bozdağ'a yazılan bir açık mektup, Sultan Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan'ın mektubu, Abdülhamid Han'ın kısa hayatı ve devrinin kronolojisiyle sona eriyor.

Geriye kalan başlıklarda da yazar daha önce ismi geçen hatırat metinlerini, olabildiğince sadeleştirerek, yayınlıyor.

Buna göre ikinci başlık olan "Birinci Bölüm: Abdülhamid-i Sânî'nin Notları" nda, İbnülemin Mahmud Kemal İnal tarafından Türk Tarih Encümeni Mecmuası' nda yayınlanan ve Sultan Abdülhamid'in Besim Bey'e dikte ettirdiği Sultan Abdülaziz dönemini, tahttan indiriliş ve katledilişini anlatan yazılar yer alıyor.

Üçüncü başlık olan "İkinci Bölüm: Hâtırât-ı Sultan Abdülhamid Hân-ı Sânî" Vedat Örfî'nin Utarid Mecmuası'nda yayınladığı ve Abdülhamid Han' ın bazı şahıslar ve meseleler (Midhat Paşa, Doğu Rumeli, Said Paşa, 31 Mart...) hakkında fikir beyan ettiği ve bazı iddialara cevap verdiği yazıları ihtivâ eden kısmı teşkil ediyor.

Son başlık olan "Üçüncü Bölüm" de ise yine Vedat Örfî'nin yayınladığı ve Ahmed Reşit Bey tarafından kaleme alınan Sultan Abdülhamid Han'ın devri anlatılıyor. Ve kitap Vedat Örfî'nin birkaç cümlesi ve hatıratların asıllarına ait olan fotoğraflarla bitiyor.

Kitap hakkındaki görüşlerime gelince; kitap, her ne kadar sadeleştirilmiş olsa da, mana yönünden güçlükle anlaşılan kelimelere ve dil yönünden de ağır bir anlatıma sahip (tabi ki, kitabın 1996'da basıldığını ve hatırat ve tarihî vesikayı konu edinmesi cihetiyle aslına sadık kalınmaya çalışıldığını da göz önünde bulunduruyorum). Bunun dışında bu kitaptan da öğrendiğim bilgiler oldu (Mesela, Sultan Abdülaziz devrinde Abdülhamid Han'ın yaşantısını bir parça öğrenmiş oldum).

Son olarak, bu kitabı herkese tavsiye etmem. Dediğim gibi çok ağır bir dili var ve çok hususi konulara temas ediyor. Bununla beraber, Abdülhamid Han ve onun devriyle ilgilenen kişilere, ki ben de onlardan birisiyim, bu kitabı tavsiye edebilirim. Yalnız okuyacaklar yanında bir Osmanlıca sözlük bulundururlarsa hiç de fena olmaz. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Alaeddin Yalçınkaya
Tam adı:
Mehmet Alaaddin Yalçınkaya
Unvan:
Doç. Dr.-Yazar
Doğum:
Elazığ, 15 Eylül 1961
1964 Çankırı Orta doğumlu olan Yalçınkaya, ilk ve orta öğrenimimi Ankara’da tamamladı. 1985 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Genel Türk Tarihi Bölümünden (Kürsüsünden) mezun oldu.1985 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü Yüksek Lisans programınına kayıt oldu. Ancak 1986 yılında MEB'in 1416 sayılı yasa gereğince yapılan Yurt dışı Sınavını kazanarak Yüksek Lisans ve Doktora çalışması yapmak üzere İngiltere’ye gönderildi.

1987-88 yılları arasında Oxford’da bir yıl dil öğrenimi gördükten sonra, 1988-89 öğretim yılında ‘Birmingham Üniversitesi Ottoman Studies’ Bölümünde Alman Hoca Michael URSİNUS ile Master yaptı. Aynı bölümde Ocak 1990’da Dr. J. Strauss ve arkasından da Dr. R. Murphey'in öğrencisi olarak doktora yaptı. Temmuz 1993’de doktora eğitimimi tamamlayarak Doktor ünvanını aldı. Birmingham Üniversitesinde bulunduğu sıralarda 2 yıllık bir süre için Türk Öğrenci Derneğinin Genel Sekreterliği ile 1 yılda başkanlığını yaptı. İyi derecede İngilizce, orta derecede Fransızca ve Farsça ile okuyabilecek kadar da İtalyanca ve Almanca biliyor.

Kasım 1993 - Ocak 1994 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde, Arş.Gör.Dr. ünvanı ile göreve başladı.18 Ocak 1994 tarihinden itibaren aynı bölümde Yrd.Doç.Dr. olarak atandı. Ağustos 1994-Kasım 1995 tarihlerinde vatani hizmetini yaptı. Ekim 1996'da Yakınçağ Tarihi bilim dalında Doçent oldu. 17 Ocak 1997 tarihinden itibaren Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü başkanlığını yürütmektedir. 

 

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.