Alev Alatlı

Kabus yazarı
Yazar
Derleyen
Çevirmen
8.0/10
953 Kişi
6,1bin
Okunma
1.145
Beğeni
67,3bin
Görüntülenme

Alev Alatlı Yorumları ve İncelemeleri

Alev Alatlı yorumları ve incelemelerini, Alev Alatlı kitabı hakkındaki okur görüşlerini , Alev Alatlı puanlarını 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
ALATLI VS. MEZOPOTAMYA'NIN HÜZNÜ
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:00
‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) yedirdin kurda beni beni beni havar zalim ...’’ Eserin isim babası olan bu pasaj; bir türküden, bir Van türküsünden devşirilmiş. Aslında ‘’havar, havar’’; Türkçe’si aşağı yukarı ‘’imdat, İmdat" olan bir emanla nihayete eren bir ağıt… Erdal Erzincanlı’dan bi dinlemenizi tavsiye ederim. Coğrafyanın kaderinin batı notaları üzerindeki istimlakı gibi... Do, re, mi seslerinin bir bağlamaya sığmaz imdadı. Tüyleri diken diken eden bir yakarış mıdır nedir? Bir el uzatıp halleşmeden edemiyorsunuz. Alatlı bu yakarışa ‘’Mezopotamya’nın hüznü.’’ diyor. Alev Alatlı’nın muazzam Türkü kültürü, serinin henüz birinci kitabında kendini gösteriyor aslında. Bir de buna enfes yayıncı dehasını eklenince, görün ne afat bir şey çıkıyor ortaya. Şöyle ki; birinci kitapta Sedes’in, Rodoplu’nun masasında gördüğü henüz tamamlanmamış roman notları vardı; İşte üçüncü kitabın taslağını, arka planını bu roman oluşturuyor. Bir de flashback gibi bi görünüp bi kaybolan, duvardaki Şiran’a ait portre. Ve en kıymetlisi; analizin başındaki, romanda geçen ağıttan, o pasaj; ‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) Yedirdin kurda beni.’’ Birinci kitapta, Rodoplu’nun masasında romanının taslak kağıtlarından ibaret olan, esasen okurun üzerine pek de basmadığı, ara ara konunun ortasına bu romanla birlikte laps diye giren Suat, Şiran, Çiçek, anne, baba, Nilgün, kadıncık gibi karakterler, üçüncü kitabın ana karakterleri oluveriyor. Meğer Rodop’lu eski bir aşk hikâyesini (eskimez ya!) daha ilk tanışta anlatmaya kalkmışta okura, okur; aydın, sol militarizm, ideoloji, kültür despotizmi, haymatlos filan derken onca kaosun içinde bu hazin hikâyeyi dinleyememiş. Şimdi dön birinci kitaba. Alatlı’nın muazzam yazın dehası... Birinci kitapta aydın despotizmi anlatılırken okura, üçüncü
Valla, Kurda Yedirdin BeniAlev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024197 okunma
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 17:18
Roman bir cenaze töreni ile bir bitiş, dünya üzerinden yok oluş ve dünya hayatına elvada diyerek başlıyor. Cenaze merasimi için toplanan eş dost ve akrabadan ziyade sanat camiası , ayrışmış toplulukları ve tezatlıkları ile Türkiye'nin kozmopolit yapısına bir örnek teşkil etmiştir. Geçen diyaloglar orada birilerinin olduğunu ,amma velâkin bunların ideolojli olduğunu vurgulamaktadır. Türk milleti, milli birliği ve kültürel beraberliği söz konusu değildir. Birileri var ama orda kimse yok gibidir. Or 'da kimse Var mı? Cenazeye gelmeyen tek kişi belki de Şafak Özden dir. Romanın duygusal ve toplumsal ayağı metaforu da Şafak Özden' dir. Bu Şafak başka Şafak Şafakları attıran Şafak..... Günay Rodoplu baş karakterimiz, yazarımız ve Türkiye üstündeki kadın elimiz. Gün ve ay Günler aylar uyur Uyan uyan Büyük yalandan ,derin uykundan Gün aydı gün aydı Şafak attı artık onun günü aydı... Baş ve yan karakter isimleri de özenle seçilmiştir. Bu roman Türkiye'nin, siyasetin, politikanın, sosyalizmin ve aşkın içinden de benim içimden de 'Alev' gibi yaktı geçti. Anlatıcı çokluğuna, rağmen farklı sesler farklı aksanlar, farklı tonlama ve melodileri ile bir tek sese dönüşüyor; Günay Rodoplu sesleniyor. Rodoplu'nun veryansınları, onun çilesi, onun özlemi , onun idealleri,onun azmi,onun iç çatışmaları, onun aşkı, onun ümidi ve onun hüznü, kederi.... Sayfalara pimi çekilmiş bombayı salar gibi meseleyi patlatıyor , şarapnel parçaları savruluyor , dağılıyor. Teker teker şarapnel parçalarını toplarken örneklendirmeler, anektodlar, yaşanmışlıklarla derine inip sebep sonuç ve süreç üzerine yazıyor ve çare arıyor.. Netekim buluyor.
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024411 okunma
Reklam
Bir Araf Romanı...
9/10
·232 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 20:14
Yaseminler Tüter mi? Hâlâ, uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı vee "ben ne okudum böyle" dedirtti bana.Hiç alıntı yapamadım çünkü hikayenin içinde kayboldum, yakın tarihe şahitlik ettim ve çokk üzüldüm. Alev Alatlı, bu romanıyla beni Kıbrıs’ın sadece coğrafyasına değil, kimliklerin ve inançların birbiri içine geçtiği o sancılı insan ruhuna götürdü. Kitap bana göre, 'ait olamamanın ve arada kalmışlığın' en çarpıcı biyografilerinden biri . Konusu ve Çatışması Roman, Kıbrıslı Rum bir ailenin kızı olan Eleni’nin, bir Türk gencine aşık olup "Naciye"ye dönüşme çabasını anlatıyor. Ancak bu dönüşüm sadece isimle sınırlı kalmıyor; Eleni ne Rum kalabiliyor ;ne de tam anlamıyla Türk olarak kabul görülüyor. Kendi ailesi tarafından reddedilen, yeni girdiği toplumda ise hep "yabancı" gözüyle bakılan bir kadının, yoksulluk ve savaşın gölgesindeki var olma savaşını anlatıyor. İnsanın köklerini söküp başka bir toprağa dikmeye çalışmasının imkansızlığını ve ruhsal maliyetini işliyor Roman, Kıbrıs’ın siyasi olaylarını büyük puntolarla değil, sıradan insanların mutfağındaki ekmek kavgası ve sokağındaki korku üzerinden anlatıyor. Ve tüm dışlanmışlığa rağmen çocuklarını korumaya çalışan, sevgisiyle hayata tutunan bir kadının sessiz çığlığını yansıtıyor. Alatlı,kitapta dili o kadar güzel kullanıyor ki Rumca ve Türkçe yerel söyleyişleri metne yedirerek o dönem Kıbrıs’ının kokusunu ve sesini okuruna ulaştırıyor. Roman, bir tarih kitabı değil, bir insanlık dramı resmen. Sonuç Olarak:Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? iki toplumun ve iki dinin arasında sıkışıp kalanların, yani arafta unutulanların hikâyesidir. Kimliklerimizin bizi koruyan bir kalkan mı yoksa hapseden bir zırh mı olduğunu sorgulatan, sarsıcı bir kitap.
1000Kitap
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Everest Yayınları · 2020819 okunma
VİVA LA RODOPLU!
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2025 85. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 00:00
‘’Şark mazoşizm’inden kurtulmak istiyorum. Bu bir. ‘Bozkır kökenli Müslüman bir köylü’ gibi gebermek istemiyorum.’’ Sözler Türk şair Süreyya Berfe’ye ait ve bu, içerisinde ekonomi, sosyoloji, felsefe ve nüvelerinin yellim yellim gezindiği, adına sadece bir roman denemeyecek eserin takdim epigrafı. Süreyya Berfe’yi geçelim. İsmi haricinde zat-ı âlileri hakkında bir malumatımın olmadığı bu ‘Türk’ yazar şairin (cümleleri hesabıyla nerenin Türk’ü, bir bakınmak gerek) epigraf cümleleri, diyebiliriz ki, bütün bir kitabın; Alev Alatlı’nın, Türkiye Cumhuriyet tarihinin temel meselesi. Bizim için bir türlü anlam veremediğimiz bu sözde aydın meselesi; ağyar için örfün, geleneğin, irfanın, İslam’ın; evvelinin ve ahirinin, dörtnala terki hayalinin bağırmacası… Kapağı açıyorsun ve bu cümle tak karşında; Oki Alatlı! Mesele tamam… Tabii merhumeyi takip eden, özellikle şu meşhur ‘yasal ve helâl’ konuşması bağlamında yazar analizi yapan bir okur, Süreyya Berfe’nin bu cımbızla aranmış hissi uyandıran pasajının oraya edebiyat klişesi olsun diye konmadığını az çok bilir. Nitekim sayfalar tarandıkça Alev Alatlı’nın Batı’dan medet bekletmez, Doğucu tavrı alaz alaz kendini gösterir. Alatlı sosyo-kültür edebiyatına hoş geldiniz… Eser bir cenaze merasimi ile başlıyor. Cenaze ‘şaire’ ait. Okudukça kitabın ana meselelerinden biri olan aydın güruhu olay mahalinde. Yazarı, gazetecisi, oyuncusu, senaristi… Alatlı daha ilk sayfada bu asil heyetin niyet-i hakikisini şap diye ilam ediyor; ‘’Öyle ki, müteveffa ile hiçbir tanışıklığı olmayan, ama iç çevreyle birlikte anılmak isteyen, davetiye gerektirmeyen bu toplantılar…’’ (s.7) İşte Alev Hanım merhumenin yazın gerçeği... Alev Alatlı’nın sarı saçları, aydın havası, nereden baksan sureti itibariyle batılı; lakin aynı tahta sofraya çöküp, soğan
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024411 okunma
● Yaseminler Tüter Mi, Hâlâ? ●
9/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2023 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2023 05:03
Günümüz Türk edebiyatında çokça anılan bu eseri okumakla ne harika bir şey yaptım! Bu esere bayıldım... Peki bu kadar beğenmiş olmama rağmen neden 10 değil de 9 puan verdim? Açıklayayım. Romanın mekânı Kıbrıs etrafında şekilleniyor, baş karakter Eleni de Yunan ve Hristiyan. Dolayısıyla yazar bu zemini oluştururken çok fazla Yunanca konuşmalara yer vermiş, üstelik bu konuşmaların parantez içinde ya da dipnot şeklinde herhangi bir açıklaması da verilmemiş. Bu yüzden ilk başlarda oldukça zahmetli bir okuma oldu, çok karışık bir anlatım hâkimdi, anlamakta zorlandım. Fakat sonrasında karakterler ve olaylar oturunca inanılmaz derecede sürükleyici bir hâl aldı. Bu sebeple bir çırpıda okunabilecek bir roman olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Biraz içeriğinden bahsedecek olursam özetle; olaylar Girne, Lefkoşa ve Pire'de geçiyor. Rizo Karpassolu Eleni'nin 3 farklı şehirde, 3 farklı hayatını okuyoruz. Ama ne okuma! Mükemmel derecede bir kurgu ve bir o kadar da duygusal bir hikâye. Ah Eleni... Daha 10 - 12 yaşlarında evinden ayrılmak zorunda kalır. Girne'de bir ailenin çocuklarına bakıcı olarak verilir. Burada başına gelen talihsiz bir olay sonucu evden kovulur, lanetlerle Lefkoşa'daki teyzesinin evine gönderilir. Ruhsal olarak pek iyi olmayan teyzesi de ona insan gibi davranmaz, onu görmezden gelir. Müslüman ve Türklerin çoğunlukta olduğu bu bölgeye zamanla alışır Eleni. Bir zaman sonra Arif denen bir genç onu beğenir ve evlenmek ister. Eleni de boş değildir, hemen çıkınını alıp kaçar Arif'e. Müslüman olup Naciye adını alır. Mutluluğu yakalamışken ve 4 çocuk annesi olmuşken bir talihsiz olay daha yaşaması sonucu ne yazık ki bu saadeti yarım kalır. Evinden kovulan Eleni, bu kez Pire'de bulur kendini. Milliyetçi Yunan ve Hristiyanların çoğunlukta olduğu bu yerde Eleni, Müslüman
Edebiyat
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Everest Yayınları · 2020819 okunma
Kitap daha çok okunsun diye amme hizmeti
10/10
·628 syf.·
2020 50. kitabı
İlk defa Alev Alatlı okudum. Sanırım en çok alıntı yaptığım kitaptı bu. Hacimli bir roman olsa da sayfaları şimdi ne öğreneceğim diyerek çevirdiğimi söyleyebilirim :) Cemil Meriç kitapları gibi verilen bilgilerle sürekli araştırmaya, yeni bilgiler öğrenmeye yönelten bir kitap. Hatta Meriç roman yazsa böyle yazardı herhalde diye düşünmüştüm okurken. Kitap ne anlatıyor derseniz ne anlatmıyor ki şeklinde bir cevap verebilirim. Karakterimiz Günay Rodoplu bir yazar. Günay Hanım entelektüel bir aydın. Alev Alatlı bilgi birikimini Günay karakteri üzerinden çok güzel yansıtmış. Dini konulardan tutun da felsefeye, Osmanlıdan Cumhuriyet tarihine, Doğu medeniyetinden Batı medeniyetine, sosyalizmden kapitalizme kadar hemen her konuda çok nitelikli bilgiler vermiş. Bu kitap 1992'de basılmaya başlanan "Or’da Kimse Var Mı?" serisinin ilk kitabı ve oldukça tatmin ediciydi benim açımdan. Kesinlikle devamını okumak istiyorum. Alev Hanım’ın kalemi çok kuvvetli. Sadece olay örgüsü verip heyecanlı bir kitap da yazabilecek niteliğe sahip ama sabırla okunursa çok şey öğreten aynı zamanda bolca 80 sonrası Türk siyaseti içeren güzel bir kurguya sahip iyi bir roman ortaya çıkarmış. Yani kitap kuru bilgi içermiyor. Karakterin ağzından kitap boyu roman havası arasında konferans dinlemiş gibi oluyorsunuz. Hemen her konuda yeni bir şeyler öğrenmeden ayrılmayacağınız bir kitap olduğunu söyleyebilirim ve herkese tavsiye ediyorum. Açıkçası neden bu kadar az okunduğunu da anlamış değilim. Sayfalarınızda "kitabı okumayı düşünüyor" şeklinde bir gönderi görürsem mutlu olacağım :D Kitabın en güzel alıntısı da bence bu olsa gerek #80004798 İyi okumalar herkese.
1000Kitap
Viva La Muerte! - Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Everest Yayınları · 2013411 okunma
Reklam
Reklam