Annabel Abbs

Annabel Abbs

Yazar
8.4/10
21 Kişi
·
46
Okunma
·
2
Beğeni
·
296
Gösterim
Adı:
Annabel Abbs
Unvan:
Yazar
Annabel Abbs, Galler ve Sussex'te, Dorset, Bristol ve Hereford'da büyüdü. East Anglia Üniversitesi'nden İngiliz Edebiyatı ve Kingston Üniversitesi'nden Pazarlama Yüksek Lisans derecesine sahiptir. On beş yıl boyunca bir danışmanlık yaparak, dört çocuğunu yetiştirmek için kariyerine ara verdi ve ilk aşkına, edebiyesine geri dönmeden önce.

İlk romanı The Joyce Girl, Yeni Yazı İçin 2015 Impress Ödülü ve 2015 Spotlight First Roman Ödülü'nü kazandı ve 2015 Caledonia Roman Ödülü ve 2015 Bath Roman Ödülü için uzun süredir yer aldı. Kısa hikayeleri ve gazeteciliği, Mslexia, The Guardian, The Irish Times, Weekend Australian Review, Elle, Yazar ve Huffington Post gibi çeşitli yerlerde ortaya çıktı. Ağustos 2015 ve Mayıs 2016 tarihlerinde Daily Telegraph'da yer alan http://www.kaleandcocoa.com Yazılı Dergisi, Sussex Life, Next NZ ve Female First adlı kitabında profillendirildi.
"Kadınların artık gerçek bir özgürlük şansları var. Paris'te resim yapan, dans eden ve yazan bütün o kadınlara bir bakın. Hepsi de evli değil."
Annabel Abbs
Sayfa 24 - Hep Kitap
392 syf.
·43 günde·8/10
Uzun bir aranın ardından latte artımla geldim Uzun süredir elimde sürünen bir kitap oldu Joyce’un Kızı. Nihayet bugün bitirebildim. Aslında akıcı ve merak uyandıran bir kitaptı ama benim için doğru bir zaman değildi. James Joyce’un başarılı ve güzel kızının hayatını okuyoruz bu kitapta. Dans tutkunu, resimde yetenekli, sesi güzel... Her konuda yetenekli ama malesef kendini hiçbir yerde konumlandıramıyor. Hayatına girecek erkeğin onu kurtaracağını, özgür olacağına inanıyor. Her ilişkisinde hüsran yaşıyor. Yanlış anlaşılmalar, öfke nöbetleri, terk edilmeler... Zamanla hayat, onun düşlediğinden çok başka şekilde ilerliyor ve bunu okuyucuyu da içine alarak yapıyor. Başarılı ve akıcı bir romandı. Son kısımlardaki talihsizlikler özellikle çok betimleyici ve etkileyici olmuş. Ayrıca kitap 1920lerde geçiyor. O dönemdeki Londra ve Paris’i de gözlemliyoruz.
392 syf.
·9/10
Dans vücudun yazdığı yazıdır.. Lucia Joyce ..Dahi yazar James Joyce’un kızı. Bir hayatın gözler önünde nasıl yitip gittiğini satır satır okudum. En büyük tutkusu dans olan Lucia Joyce babasının ilham perisi olduğunu düşünerek evden hiç ayrılmayıp ailesiyle beraber bir hayat sürmüş. İlerleyen zamanlarda babasının gözündeki rahatsızlık , annesinin Lucia ve dansına karşı kötü davranışları Lucia’nın harika yeteneğine gölge düşüren unsurlardan bir kaçı. Annesinin kardeşine iyi davranırken Lucia’ya kötü davranması beni çileden çıldırtan noktalardan biri oldu. Ah bir diğeri de Lucia’nın rüyaları ile geleceği gördüğünü düşünmesi. Gördüğü bir rüya ile Samuel Beckett ile karşılaşmasında onunla evlenmenin kendi yazgısı olduğunu düşünür. Kitapta yandan Lucia’nın psikoloğu ile görüşmelerini 1934 yılını , bir yandan da 1928 den 1934’e kadar geçen zaman boyunca Lucia’nın nasıl yıprandığını okuyoruz.Lucia’ın 1934 ten ölene kadar akıl hastanelerinde yaşamış olması beni en çok üzen nokta oldu Kitap boyunca ilgimi çeken bir noktada James Joyce’un Ulysses ve Finnegans Wake kitapları için uzun yıllar boyunca uğraşmış olması. James Joyce hiç okumamış olmama rağmen bu kitap beni meraklandırdı Kitabı çok severek okudum
392 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İnanılmaz etkileyici bir kitaptı. Hatta son zamanlarda okuduğum en iyi kitaptı. Her halde yaşlanmış olmalıyım gözlerimi nemlendiren muhteşem bir finalle bitti.
392 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ne denli güzel bir kitap okuduğumu ifade edebileceğim kelimeleri seçebilmek üzere bilgisayar başına oturdum, umarım başarabilirim. Öncelikle bu kitabı uzun zamandır beklettiğim için oldukça pişman olduğumu söylemeliyim. #birkutukitap ile gelmişti ve ben bir gün okurum diye kaldırmıştım. O gün bu haftalara denk geldi. İyi ki de geldi.  Kitapta hepimizin aşina olduğu isimler var : James Joyce, Samuel Beckett, Carl Jung, Picasso, vb. Her isim kitapta özel bir yere sahip ama bizi asıl ilgilendiren James Joyce’un kızı Lucia Joyce.
.
Lucia bir dansçı. Hem de çok iyi bir dansçı. Bir dâhinin kızı ama oldukça geleneksel ve kapalı bir zihniyetle büyüdüğü için sıkışıp kalmış. Ölene kadar asla kendi seçimini yapamamış. Tek bir şey hariç! O da kitabın sonunda! Söyleyemem yani.
.
Danslarını ve onu çok merak ettiğim için kendisini araştırdım ve İnternette denizkızı dans fotoğrafına denk geldim. Şahane, çok güzel! Lucia, birtakım travmaları yaşamasaydı, hayat ona fırsat sunsaydı çok farklı şekilde anılıyor ve biliniyor olabilirdi. Çok üzüldüm, hayatta ona vefalı davranılmasını isterdim ama her ne kadar şaşaalı görünse de bir kafesten farklı olmayan hayatında, o kafeste ne denli acılar çektiğine şahit oldum.
.
Fırsat bulduğum her dakika hiç elimden düşürmeden okudum. Hayran oldum. Her satırda daha da çekildim onların yaşamına. O dönemlerde, Paris’te, sanatın eşiğinde hatta içinde yaşadığımı hayal ettim. Tabi ki okurken kendimi hep Lucia yerine koydum. Carl Jung ile yaptığı seanslarda vurucu noktaya geldiğimde o deneyimi yaşamış olabileceğini tahmin etmiştim ama yine de umutla farklı son görmek istedim. Ne yazık ki umutlar her zaman bizden yana olmuyor. Lucia! Keşke bir şekilde anılıyor olduğunu bilseydi.
.
Ailesinin her üyesiyle resmen bir imtihana tabî olan Lucia aslında çok zor süreçlerden geçen her insanın yaşayabileceği şeyleri yaşadı. Sadece ona hiç destek olunmadı. Dönemin getirisi sanırım: kız ve erkek evlat farkları zırvalıkları, kadınların eğitiminin sınırları vs. Annesi tarafından bile sürekli sindirilmeye çalışılan ve köstek olunan bir kızın o dereceye kadar dayanabilmesi bile mucizeydi.
.
Umarım yazarla ve Lucia ile tanışır, bu tada erişirsiniz
392 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Okurken çok büyük bir zevk aldım. Hem yazarın dili hem de kitabın içeriği aynı zaman da psikolojik sıkıntıları olan bir kahramanın dilinden anlatılıyor gibi olması beni çok etkiledi.
392 syf.
·13 günde·8/10
Duygular olarak kesin kanıtlar olmasa da (yok edildiği için) büyük ölçüde otobiyografik özellikler taşıyan roman. Etkilendim açıkçası, bilmediğimiz hayatlar.. Kitap sınıflandırması yapsam, bu kitap da Afife Jale' kitabı gibi tutkuyla bağlı olduğumuz, kendimizi adadığımız, fedakarlıklarımız zorunluluklarımız ve prangalarımıza dair..
392 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Lucia joyce’un devam etmekte olduğu psikoterapi seansları ile anıları arasında sarmal bir döngü şeklinde ilerliyor kitap. Lucia kendini açtıkça bastırılmış anılar yavaş yavaş günyüzüne çıkmaya başlıyor. Psikoterapisti de Carl Jung üstelik. Bu kitap da başka kimler kimler yok ki.. Samuel beckett, stella steyn, alexander calder, scott fitzgerald, zelda fitzgerald, margeret moris, ve tabi ki james joyce..

Tüm bu kalabalıkta yapayalnızdır Lucia. Her ne kadar babasının ilham kaynağı olsa da annesi nefret eder ondan. Annesi sevmezse bir insanı kim sever ki şu hayatta dercesine Lucia’nın yüzü aşkta da gülmez. Gerek yanlış seçimleri nedeniyle gerekse ailesinin baskıcı tutumlarından dolayı hayatının en büyük tutkusu olan dansta da istediği yolu tutamaz. Özgürlüğünü evlenerek kazanacağı inancını edinir. Bu kapıda yüzüne kapanır Lucia’nın. Hem de defalarca.

Tüm bunlar neticesinde içindeki canavar kükremeye başlayınca artık çevresine zararlı hale gelir Lucia. Psikoterapi seanslarında Jung her şeyin nedeni olan “o anıya” ulaşmak için sürekli teşvik eder Lucia’yı. Jung’a göre Lucia’yı bu hale getiren her ne ise onunla yüzleşmesi gerekmektedir. En sonunda Jung puslu, karanlık anılarından çekip çıkartır “o anıyı”.

Tüm yaşadıklarından sonra Lucia’nın yanında bir tek babası kalır. Lucia’ya en büyük haksızlığı da öz annesi Nora yapmıştır. Onu sevmemiş ve tüm olanların suçlusu olarak Lucia’yı görmüştür. Kitap bitince Lucia’yı çok daha iyi anlıyor ve hak veriyor insan.

Kitabın sonunda yazarın notuna göre bu bir romandır ama yazar yine de gerçekliği elinden geldiğince kitaba yedirmiştir. Her ne kadar Jung Lucia’nın bilinçaltındaki sorunun cinsel bir sıkıntıya dayandığını düşünse de gerçek hayatta bunu öğrenememiştir. Kitaptaki kişilerin gerçek olması ve yaşamlarının bilinen kısmıyla paralellik göstermesi bakımından insanın dikkatini çeken bir yanı var kitabın.

Ulu bir çınarın gölgesinde kalan fidanın hikayesi..

Yazarın biyografisi

Adı:
Annabel Abbs
Unvan:
Yazar
Annabel Abbs, Galler ve Sussex'te, Dorset, Bristol ve Hereford'da büyüdü. East Anglia Üniversitesi'nden İngiliz Edebiyatı ve Kingston Üniversitesi'nden Pazarlama Yüksek Lisans derecesine sahiptir. On beş yıl boyunca bir danışmanlık yaparak, dört çocuğunu yetiştirmek için kariyerine ara verdi ve ilk aşkına, edebiyesine geri dönmeden önce.

İlk romanı The Joyce Girl, Yeni Yazı İçin 2015 Impress Ödülü ve 2015 Spotlight First Roman Ödülü'nü kazandı ve 2015 Caledonia Roman Ödülü ve 2015 Bath Roman Ödülü için uzun süredir yer aldı. Kısa hikayeleri ve gazeteciliği, Mslexia, The Guardian, The Irish Times, Weekend Australian Review, Elle, Yazar ve Huffington Post gibi çeşitli yerlerde ortaya çıktı. Ağustos 2015 ve Mayıs 2016 tarihlerinde Daily Telegraph'da yer alan http://www.kaleandcocoa.com Yazılı Dergisi, Sussex Life, Next NZ ve Female First adlı kitabında profillendirildi.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 46 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 40 okur okuyacak.