Bahar Çelik

Bahar Çelik

YazarÇevirmen
8.2/10
2.730 Kişi
·
9.266
Okunma
·
0
Beğeni
·
523
Gösterim
Adı:
Bahar Çelik
Tam adı:
Bahar Yaldız Çelik
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
440 syf.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Genel olarak polisiye, cinayet kitaplarını seven bir okurum... Bu kitapla tekrar o okuduğum kitapların izini hissedip, tadını aldım, bu türü okumaya ara vermiştim ki özlemişim...
Kitabı beğenerek ve merak ederek okudum. Söz konusu katil ya da katiller tahminlerimin doğruluğu kadar biraz da şaşırtıcıydı; ama genel itibariyle iyiydi kitap. Anlatımda konudan uzaklaşma ve sapma olmamıştı... En çok etkileyen durumlardan biri ise yazarın, yeğeninin ölümü ile bu kitabı bağdaştırarak yazması... Yeğeni de Morro Körfezi uçurumunda ölmüştür ve sebebi belli değildir,ölen gencinde ruhsal sıkıntıları bulunur...



Kitap içeriği;

Morro Körfezi kayalıklarında bir ceset bulunur, bu ceset Evan adındaki 20'li yaşlardaki gence aittir. Kendisi manik depresif ve ruhsal sıkıntıları olan biridir. Ailesiyle kopuk bir ilişkisi bulunur...

** Evan o uçurumdan ihtihar etmek için mi atladı, yoksa düştü mü??

Bu soruların cevabıyla çaresiz kalan ailesi (Charlie ve Gabby) amcaları Jay' e haber verir yardım isterler. Kendisi doktor olan Jay, bir dedektif gibi iz sürerek polisin ve doktorların inanmadığı bu cinayeti çözmeye odaklanır. #43718587
Cinayetteki düğümleri bir bir çözerken aslında 30 yıl önceki şeytani bir katliamın izlerini de gün yüzüne çıkarmış olur. .. Böylece Kupa Valesi'nin de ne anlama gelmiş olduğu ortaya çıkar...


Herkese keyifli okumalar. İncelemeyi okuyanlara da teşekkür ederim...
440 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Nefes nefese bir hikaye, nefesinizi tutarak okuyacağınız bir kitap. Hikayenin kahramanıyla beraber yaşayacaksınız okuduklarınızı. Bazen kalp atışlarınızın elinizde olmadan hızlandığını hissedeceksiniz.
Harika bir kitap olmuş. Kitabı elime aldığımda ancak 1 haftada okurum demiştim ama kitabı elinize alınca bırakmanız pek mümkün değil...
İyi okumalar.
440 syf.
·Beğendi·10/10
Geçmişte yaşanan olayın yıllar sonra gün yüzüne çıkması ve o olayı bilen tüm insanları teker teker öldürülmektedir. Hepsinde de katil tarafından konulan kupa valesi işareti vardır. Kitabın ismi de buradan gelmektedir :)
477 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Rizzoli&Isles serisi benim için çok ayrı ve önemli bir yere sahip. Sevdiğim seri sayısı bir hayli fazla ama öneri istendiğinde aklıma gelen ilk serilerden biri Rizzoli&Isles serisi. Türü, karakterleri, kurguları ile Jane ve Maura'nın maceralarını okurken inanılmaz bir keyif alıyorum. Yazarımız Gerritsen'in kitaplarına başlayacağım zaman çok mutlu oluyorum ve bir de o kitap Rizzoli&Isles serisinden olursa tabiri caizse tadından yenmiyor. Genel itibariyle bakıldığında bir kitap türüne takılıp kalmışlığım yoktur. Polisiye, korku-gerilim, fantastik, bilim-kurgu, aşk ve özellikle son dönemlerde klasikler  okuduğum kitap türleri. Ama her okur gibi benim de favori bir türüm var tabii ki, o da polisiye. Polisiye kitaplar bende kitap okumaya başladığım ilk zamanlarda okuma sevgisini pekiştirdi diyebilirim. Bana en fazla hitap eden kitap türü olmasının yanında okurken en fazla keyif aldığım tür de polisiye. Dolayısıyla bu türde birçok yazar okudum. Aralarında çok sevdiklerim de var, daha az sevdiklerim de veya bir daha okumam dediklerim de. Yani yıllardır süregelen bu okumaların üstüne gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Tess Gerritsen en iyi kadın polisiye-gerilim yazarı. Sona Kalan Rizzoli&Isles serisinin onuncu kitabı ve seride bulunan on kitabın hiçbirinde sıkılmadım veya beklentilerimin karşılanmaması gibi bir durum olmadı. Seçilen konular, bu konuların oturtulduğu temel ve ardından inşa edilen olaylar dizisi bağlamlarında her biri birbirinden iyi olan on kitap. Genel olarak bu seri için söyleyebilecek olumsuz düşüncelerim olmadığı gibi Sona Kalan'da da hayal kırıklığına uğramadım ve bu kitaba getirebilecek herhangi bir olumsuz eleştiri göremiyorum.

Diğer tüm kitaplarında olduğu gibi Tess Gerritsen yine bir iki sayfalık ve ardından kitaptaki özellikle son gelişmelerle bağlanacak bir giriş ile başlıyor kitaba. İlk olarak orda merak duygunuzu kamçılıyor. O kısa girişin ardından başlıyor asıl hikaye. Birbirinin varlıklarından haberi dahi olmayan üç çocuk, Will, Teddy ve Claire'in yolları bir trajedi sonucunda kesişiyor. Bu üç çocuğun ailesi geçmişte kaza süsü verilmeye çalışılmış cinayetlere kurban gidiyor, çocukların ortak noktaları sadece bu da değil. Ailelerini kaybetmelerinin ardından bu çocukların bakımını üstlenen koruyucu aileler de öldürülüyor. Dedektif Jane Rizzoli ve Adli Tabip Maura Isles bu cinayetlerin ardındaki güçleri ortaya çıkarmaya çalışırken kanlı bir hesaplaşmanın da fitilini ateşliyorlar.

Sona Kalan ile ilgili şunu söylemem gerekir ki, özellikle serinin bundan önceki kitaplarında görülen gerilim unsurları bu kitapta pek fazla yok. Yani örneğin Buz Gibi Soğuk ya da Mefisto Kulübü'nde işin içine katılan metafizik unsurlar gerilim düzeyini bir hayli yükseltmiş, ben de okurken çok gerilmiştim. Sona Kalan bu açıdan biraz farklı, yani gerilim dolu olduğunu söyleyemeyeceğim. Ayrıca yine diğer Gerritsen kitaplarına oranla aksiyon düzeyi kitabın başlarında ve ortalarında biraz düşük ama bu durum beni olumsuz manada etkilemedi. Çünkü sanırım Tess Gerritsen'in kalemine, zekasına aşığım ve ne yazarsa yazsın büyük keyifle okurum.

Aşırı güç hırsının bir insanı ve çevresindekileri hangi durumlara sürükleyebileceğini, geçmişinde çeşitli travmalar yaşamış bireylerin ne gibi bir psikoloji içerisinde olabileceğini bize polisiye öğeleriyle bir araya getirerek aktaran Gerritsen yine beni etkilemeyi başardı. Bu seriyi okumaya başlamakla inanılmaz doğru bir karar vermişim. Seriden okuduğum on kitabın tamamında aşırı keyif aldım. Merak ettim, şaşırdım, hayran kaldım... Serinin on birinci kitabı olan Diriliş'te de aynı okuma zevkini alacağımdan hiç şüphem yok. Diriliş'i de okuyup ardından serinin on ikinci kitabının yurt dışında yayınlandıktan sonra dilimize çevrilmesini bekleyeceğim. Tüm kitap severlere bu mükemmel seriyi tavsiye ediyorum, keyifli okumalar.
512 syf.
·Puan vermedi
"Eğer çok param olsaydı dönümlerce orman satın alırdım.Etrafına bir duvar örer, içinde sanki başka bir zamandaymış gibi yaşardım.Belki orada benimle yaşayacak birini daha bulurdum.Şimdiki zamana ait hiçbir şeyden söz etmeyecek birini"
480 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Kendimi Paris sokaklarında dolaşıyor gibi hissettim.Macera,gizem,aşk,her şey var.Ben de acayip bir Paris özlemi yarattı daha çok... Mola vermek için, iş stresinden ve diğer streslerden uzaklaşmak için çok hoş bir kitap... Kitapları işte bundan çok seviyorum... Her kapağın altında ayrı bir hayat yaşıyorsunuz.
448 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
■ Rizzoli&Isles Serisi'nin heyecanı 4. kitap olan İkiz Bedenler'le devam ediyor. Cerrah, Çırak ve Günahkâr'ın ardından İkiz Bedenler beni yine sürükleyen, okurken zevk aldığım bir Tess Gerritsen kitabı oldu. Tıp ve polisiyeyi kitaplarında çarpıcı bir şekilde bir araya getiren, kitaplarındaki gerilim unsurlarıyla okuru heyecanlandırmayı başaran Gerritsen, bunları yapmakla kalmayıp kitaplarında olayları tıbbi(bilimsel) gerçeklerle temellendiriyor. Romanlar kurgu da olsa, içinde yer alan insan anatomisiyle ilgili bilgiler Tess Gerritsen kitaplarında ilgimi oldukça çeken bir nokta.

■ İkiz Bedenler Jane Rizzoli'nin daha arka planda olduğu bir kitap, bu sefer olayların odağında iş alanında "Ölüm Meleği" olarak tanınan Maura Isles var. Kitabın konusundan kısaca bahsedecek olursam: İş için yurt dışına çıkan Maura, döndüğünde evinin önünde polis ekiplerini görür. Maura neler olup bittiğine anlam veremez ayrıca olay yerinde yer alan polislerden biri de Rizzoli'dir. Maura'ya yurt dışı seyahati ile ilgili birkaç soru sorulmasının ardından evinin önündeki araçta yer alan kadın cesedi gösterilir. Maktül fiziksel olarak Maura'ya çok benzemektedir. Asıl çarpıcı nokta ise otopsinin ardından ölen kadının DNA ve kan grubu örneklerinin Maura ile eşleşmesi olmuştur. Arabadaki ceset Maura'nın ikiz kardeşidir. Evlatlık olarak büyüyen ve gerçek ailesini hiç göremeyen Maura için olay içinden çıkılamaz bir hal alır.
512 syf.
·Beğendi·6/10
Öncelikle kitap bir edebiyat harikası değil bunu bilmeniz gerekir. Ama akıcı bir kitaba ihtiyacınız varsa, yolculukta ya da uzun süredir yaşadığınız okuyamama durumundan çıkmada size yardımcı olabilir. Sayfalar su gibi akıp gidiyor. Ve sımsıcak bi hikayesi var. Öncelikle kıskançlığın ve bencilliğin de AIDS gibi bir hastalık olduğunu öğretiyor bize, hatta daha da kötü bir hastalık. Ve sürekli sevdiği insanları kaybeden küçük bi kızın hikayesini anlatıyor. Asla insanların onun hakkında gerçekten ne hissettiğini anlayamadığını düşünen bi kızın. Yalnızca mutsuz insanların ölümden korktuğunu öğretiyor. Eğer mutluysan ve yaşamında sadece dünyanın en iyi insanları varsa bugün ölmenin senin için hiçbir sakıncası olmayacağını. Aslında öylesine okumuş gibi görünürken ve dilini de oldukça basit bulurken şu an ne çok şey öğrendiğimi gördüm. Neyi nerden öğreneceğinizi asla bilemezsiniz. Okumak istiyorsanız başlayın, pişman olmayacaksınızdır.
456 syf.
·3 günde·9/10
Rizzoli & İsles serisinin 4.halkası olan kitap serinin diğer kitaplarda olduğu gibi heyecanın bitmediğinden bir solukta okunan kitaplardan. Kimsesi olmayan Maura İsles'in ikiz kardeşi ve annesiyle tanıştığı kitapta hikaye Maura'nın Paris'te bir haftalık tatilinin ardından evinin önünde ortağı sayabileceğimiz Rizzoli ,Frost ikilisiyle karşılaşması ardından da onların Maura'nın öldüğünü düşünürken kendini görünce şaşırmalarıyla başlıyor. Dna testi sonrasında ölen kişinin kız kardeşi olduğunu anlayan Maura izlerin peşine düşer ve Buz Gibi Soğuk kitabında gittiği ve şu an da Tess Gerritsen'in yaşadığı Maine'e gider cinayetlerin hala devam ettiğini öğrenir.

Maine iz peşine düşünce birçok cinayetin Annes Amalthea tarafından işlendiğini ve 5 yıldır akli dengesi bozuk olarak hapiste kaldığını öğrenir ve onu ziyaret eder ve daha sonrasında akli dengesinin bozuk olmadığını sadece numara yaptığını davranışlarından anlar. Bu olayın ardından DNA'sından nefret eden Maura devam kitaplarda sıkıntısını dile getirecektir.
448 syf.
·Beğendi·9/10
Rizzoli&Isles Serisinden soluk kesici, bir çırpıda okunan çok sürükleyici bir roman. Konusuna gelince; Her şey Maura'nın bir yurt dışı gezisinden döndüğünde evinin önünde polis araçlarını görmesi ile başlar. Polislerin orada olma sebebi araç içinde bulunan bir kadın cesedidir. Ceset Maura'nın fiziki olarak aynısıdır. DNA testleri sonucu bu kadının Maura'nın varlığından haberdar olmadığı ikiz kardeşi olduğu anlaşılır. Çok güzel bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bahar Çelik
Tam adı:
Bahar Yaldız Çelik
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 9.266 okur okudu.
  • 119 okur okuyor.
  • 3.216 okur okuyacak.
  • 85 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları