Çağan Er

Çağan Er

ÇevirmenEditör
8.0/10
101 Kişi
·
65
Okunma
·
3
Beğeni
·
103
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
130 syf.
·8 günde·Beğendi
Roman, bir tren yolculuğu sırasında herkesin tuhaf bir sessizlik içinde olduğunu düşündüğü bir adamın, Pozdnişev’in hikâyesini anlatmaya karar vermesiyle başlıyor. Pozdnişev’in hikayesinde dünyanın en eski meselelerinden birine, kadın—erkek ilişkilerinin doğasına uzanıyoruz. Pozdnişev herkes gibi bir adamdır. Büyürken kadınlara ilgi duyması, hatta çapkın olması özendirilmiştir. Sonra evlenme çağı gelmiş güzel bulduğu, sevdiğini düşündüğü bir kızla evlenmiştir. Ama evliliği heyecanı çabuk sönmüştür. Kavgalar başlamış, bu kavga gürültüye rağmen evlilik sürmüş, çocukları olmuştur. Pozdnişev bunun kendine özgü bir yazgı olmadığını, tüm dünyanın bu evlilik yalanı üzerine inşa edildiğini düşünür. Erkekler çapkınlık için özendirilir, kadınlar kendini erkeklere beğendirmek üzere yetiştirilirler. Evlenirler ve mutsuz olurlar. Fakat bu mutsuzluğu herkesten, bazen kendilerinden bile saklarlar. Çünkü insan üremeli, insan soyu devam etmelidir. Bu nedenle erkeklere cinselliğin bir ihtiyaç olduğu öğretilir. Bu arada bu ihtiyaç için kadın bedeninin feda edildiği göz ardı edilir. Öte yandan kadınların tek amacı kendini beğendirmek ve bir erkek tarafından seçilmektir. Bir erkeğin karşısında yalancı durumuna düşmek mi istersin, yoksa onun karşısına eski ve kötü bir kıyafetle mi çıkmak istersin diye sorulsa kadınlara yalancılığı seçeceklerdir Pozdnişev’e göre, zira beğenilmek hayatlarının amacıdır. Pozdnişev giderek karısının kendisini aldattığına inanmaya başlar.
Pozdnişev’in dilinden bu ilişkileri eleştiren Tolstoy kitabın sonuna kendi görüşlerini aktaran bir bölüm eklemiştir. Bu açıklamada Tolstoy’un bakış açısının cinsiyet eşitliğini değil, tutuculuğu yansıttığını görürürüz. Tolstoy bu romanı yazdığında 60 yaşındadır ve 27 senelik evlidir. Bu evliliğinden on üç çocuğu olmuştur.

Bu arada romanın adını merak ettim ve internetten baktım. Kreuzer Sonat, Beethoven’ın bestesidir. Beethoven sonatı önce George Bridtower’a adar, ancak iki sanatçı Beethoven’ın aşık olduğu kadın için tartışınca Beethoven bu keman sonatını Fransız kemancı Kreutzer’e adar. Kreutzer bu parçayı hiç çalmaz. Beethoven’ın aşık olduğu kadınsa başkasıyla evlenir.
148 syf.
Rus edebiyatının en büyük isimlerden biridir Puşkin. Dostoyevski’yi, Tolstoy’u, Gogol’ü etkilemiş öncü bir yazardır aynı zamanda. Şiire, yazıya ve konuşmaya daha çocukluktan olağanüstü yeteneği olan Puşkin, tarihe de meraklıydı. Hicvi kuvvetliydi. Tabiatı tasviri kuvvetliydi. Anadolu coğrafyasını ve Türkleri iyi tanıyordu. Bütün bunlarla berebar modern Rus edebiyatının kurucuları arasındaydı. Okumak beni harikulade mutlu etti. Gelelim eserine;


Yüzbaşının Kızı'nda, Pugaçev İsyanı anlatılır. Böyle bir kuvvetli romanın, kuvvetli bir tarih tetkikine dayanması gerekir. Puşkin, Rusya tarihinin bu bölümünü çok iyi gözlemliyor. Dili akıcı olan ve 14 bölümden oluşan bu tarihi roman okuyucusunu sürüklüyor. Romantizle başlayan roman, çarlık döneminin çalkantılarını ve toplumsal gerçekleri, mutlak iyilik ve kötülüğün neden var olamayacağını okuyucularına hatırlatıyor. Aynı zamanda romanı okurken, tarihe vakıf olma hissi okuyucusuna son satırına kadar hissettiriliyor. Yayınevinin çevirisi de oldukça başarılı. Düzyazının dehasından, muhakkak okunması gereken bir klasik. İyi okumalar diliyorum...
170 syf.
Anılardan derlenen ve gerçek tarihi olaylar baz alınarak yazılan romanları çok seviyorum.. Biraz gerçeklik biraz kurgu beni mest ediyor. Bu kitap öyle mest etti beni.
153 syf.
·1 günde·7/10
Ünlü yazar Tolstoy'un daha önce yazdığı eserlerden farklı bir yapıt Kroyçer Sonat. Beethoven'ın la majör, 9 numaralı sonatına verdiği isimle okuyucuya sunulan eserde kadına şeytan, erkeğe cinsellik düşkünlüğü yakıştırmalarına rastlıyorsunuz. Evlilik nedir? Nasıl olmalıdır? Kadına ve erkeğe düşen roller nelerdir? Aşkla evlenmek, mantık evlilikleri ya da görücü usulü evlilikler temeli saygı ve sevgiyi gerektirir. Ebeveyn olmadan önce eş olmayı bilmek gerekir. Pozdnişev tren yolculuğu sırasında evlilik öncesi yaşantısından başlayarak kıskançlık sonrası eşini öldürmeye kadar geçen zamanı anlatmaktadır. Yazar eser ile ilgili eleştirilere sonsözle cevap vermiştir. Bekarlık mı ya da evlilik mi? Okunması gereken önemli bir eser.
148 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Dünya edebiyatları arasında sanırım en sevdiğim Rus edebiyatı olsa gerek. Her bir kitabı çok farklı ruh hali içinde ve zevkle okuyorum. Puşkin'in okuduğum bu ilk eseri tertemiz ve akıcı bir dille yazılmış, sonu çok güzel bağlanmış ve hatta aslına bakarsanız biraz yeşilçam tadında bile diyebilirim. Yayınevi olan Karbon Kitaplar'a da değinmek istiyorum çünkü çevirisi çok kaliteli ve artık İş Bankası ve YKY gibi favori yayınevlerim arasında yer alıyor. Romanımıza dönecek olursak kitap Çariçe Katarina dönemindeki isyancı Pugaçov isyanını konu alan tarihsel bir kısa roman. Subay Pyotr Grinyov'un henüz ilk görev yerinde vurulduğu komutanının kızıyla aşkını tatlı tatlı anlatmış. "Aşk uğruna neler yapılmaz ki" demekten kendinizi alamıyorken hemen peşine de "Vatan sana canım feda" diye de milli bir gaza gelebilirsiniz. Bir de aşk, vatan vs gibi kavramlardan çok daha önemli bir kavramın üzerinde durulmuş: 'insanlık'. Bir gün birisine soğuktan donmaması için verdiğiniz gocuk gün gelir kellenizi de, aşkınızı da kurtarabilir.
148 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap sürükleyici bir şekilde okuru o döneme götürüyor ve betimlemelere fazla yer vermeden o anları çok güzel kafanızda canlandırmanızı sağlayıp kendini çok güzel şeklide okutuyor. Kitapta olaylar çok kısa süre içinde değişip gelişiyor ne oldugunu anlamadan kitabın sonunu merak ederek bitiriyorsunuz. Sayfa sayısı az olan bir kitap olmasına rağmen içinde çokça duygu, olay, mesaj, konuşma ve güzel bir aşka yer veriyor. Herkese keyifli okumalar
130 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, fahşadan ve münkerattan alıkoyup engelleyecektir. Allah'ı zikretmek ise, muhakkak en büyük ibadetdir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.

Ankebut-45

~Tolstoy'un son sözü~
.
.
.
Bu birliktelik, doğal sonuçlarıyla (çocukların olması gibi),eşlere, Tanrı’ya, insanlara hizmet yolunda çok değişik,yepyeni görevler yüklemektedir. İnsanın çalışma alanınıkısıtlar evlilik. Ondan çoğalmasını, nikâhın doğal sonucu, gelecekte Tanrı’ya, insanlara hizmet edecek yeni kuşaklar yetiştirmesini ister.Eşler, durumları gereği, çocuk yetiştirmekten, böylece çoğalmaktan oluşan sınırlı görevlerini yerine getirirken ne yapmalıdırlar? Yalnızca şunu: Günaha sapmamaya, kendilerini temizlemeye, Tanrı’ya da insanlara da hizmet etmelerini engelleyecek günahlardan uzak durmaya, cinsel isteklerinin yerine kız kardeş, erkek kardeş sevgisini yerleştirmeye çalışmalılar.
* * *
İsa idealinin çok yüce, çok mükemmel, çok ulaşılmaz olduğu için biz insanlara yol göstericilik yapamayacağı iddiası ise doğru değildir. Bize yol göstericilik yapamayacak
olmasının asıl nedeni bizlerin kendi kendimize yalan söylememiz, kendimizi aldatmamızdır.
Doğrusu, bize İsa’nın idealinden daha sağlam kurallar gerektiğini, yoksa İsa’nın idealine ulaşamadan ahlâksızlık çamuruna batacağımızı söylersek, İsa’nın idealinin bizim için aşırı yüksek olduğunu değil, yalnızca, ona inanmadığımızı, bu ideale uygun davranmadığımızı söylemiş oluruz. Bir kez düştükten sonra ahlâksızlık çamuruna gömüleceğimizi söylerken, aslında, dengimiz olmayan bir kadınla birlikte olmanın günah değil, nikâh dediğimiz şeyle düzeltilmesi zorunlu olmayan bir eğlence, bir zevk olduğuna bunu yapmadan önce karar verdiğimizi söylemiş oluyoruz. Düşmenin, yalnızca nikâhın bozulmamasıyla, evlilikte dünyaya gelen çocukların iyi yetiştirilmesiyle bağışlanabilecek bir günah olduğunu anlayabilseydik; düşmenin, ahlâksızlık çamuruna gömülmeye asla neden olamayacağını anlayabilirdik... Bu, bir çiftçinin, sonuç alamadığı bir ekini ekin saymamasına, sonra başka birkaç yerde daha ekin ekip, birinde başarılı olursa onu ekin saymasına benzer. Besbelli, adam bu arada birçok toprağı da, tohumu da bozup yok edecek, ama ekin ekmesini bir türlü öğrenemeyecektir. Yalnızca, ideal olarak ahlâkı alın; kimin kiminle olursa olsun, her düşüşün, tek, ömür boyu sürecek bir evlilik olduğunu varsayın, o zaman İsa’nın yol göstericiliğinin yalnızca yeterli değil, üstelik bağlanılabilecek tek öğreti olduğunu açıkça göreceksiniz. Bazıları şöyle söylüyor: “İnsan zayıftır, gücüne göregörevler verilmeli ona.” Bu da şöyle demekten farksızdır:“Kollarım zayıf benim, düz çizgi, yani iki nokta arasında en kısa olacak çizgiyi çizemiyorum. Üzülmeyeyim diye ben deiki nokta arasında en kısa çizgi olarak eğri ya da köşeli çizgiyi kabul ediyorum. Elim ne kadar zayıfsa bu çizgi o kadar eğriya da köşeli oluyor.”Hristiyan öğretisi idealini tanıdıktan sonra, onubilmiyormuş gibi yapmamız, yerine günlük yaşamla ilgilibirtakım kurallar koymamız olanaksızdır. Hristiyan öğretisi insanlara, bu çağda bulundukları düzeye uygun olarak yollanmıştır. İnsanlık, dinlerin günlük yaşamla ilgili kurallarının gerekli olduğu çağı geride bırakmıştır artık. Günümüzde kimse inanmıyor bu tür kurallara. İnsanlara yol gösterebilecek tek öğreti Hristiyanlıktır. İsa’nın öğretisinin yerine günlük yaşamla ilgili birtakım kurallar koymak olanaksızdır. Aslında böyle bir şeyi yapmamak da gerekir. Bu öğretiye temiz yürekle sıkı sıkıya bağlanmalı, en önemlisi de ona inanmalı...Kıyıya yakın seyreden bir geminin kaptanına, “Şu tepeye ya da buruna, kuleye doğru dümdüz git,” vs... diyebilirsiniz.Ama bir zaman gelecektir, kıyıdan ayrılacaktır gemi, o zaman yalnızca deniz fenerleri ile pusula yol gösterebilecektir ona. Bunların ikisi de verilmiştir bize.


1890
117 syf.
·9/10
MAYIS AYI 6. KİTAP
.
Bir Delinin Hatıra Defteri & Portre İnceleme
.
Mayıs ayında okuduğum 6. Kitap Gogol'un "Bir Delinin Hatıra Defteri" ve "Portre" adındaki 2 hikayesinin bulunduğu bir kitaptı. Ölü Canlar'dan sonraki hayal kırıklılığımı fazlasıyla telafi edebildiğini söyleyebilirim bu hikayelerin. Gerçekten alanlarındaki en iyi hikayelerden olduklarını söyleyebilirim. "Bir Delinin Hatıra Defteri" 35 sayfalık, okuması muazzam zevkli bir hikayeydi ve üslubu gayet normaldi. Aynı şekilde "Portre" hikayesi de 65 sayfalık harika bir eserdi. Kısa kısa hikayeler oldukları için bahsedebileceğim pek bir şey yok. Direkt özetlere geçiyorum :)
Peki Bir Delinin Hatıra Defteri Ne Anlatıyor?
.
Gogol bu hikayesinde memur olarak geçimini sağlayan kahramanımızın, müdürün kızına duyduğu ilgi ve kıskançlüj yüzünden körüklenen deliliğini anlatıyor. Keza kahramanımız müdürün kızını daha yakından tanıyabilmek için kızüb köpeğinin başka bir köpeğe yazdığı mektupları okuyor, köpeklerle konuşuyor, İspanya Kralı oluyor vb. Böyle tuhaf ve eğlenceli bir konuda oldukçz kısa bir hikaye okumak isterseniz öneririm.
.
Peki Portre Ne Anlatıyor?
.
Bu hikayemiz 2 bölümden oluşuyor, 1. Bölümde büyülü portrenin kahramanımız olan ressamın onu buluşunu ve onun hayatına olan etkisini anlatırken 2. bölümde bu portrenin nasıl varolduğu anlatılıyor. Gayet akıcı ve ilgi çekici bir hikaye. Tavsiye ederim.
.
Benim puanım(genel) : 9/10

Bir Delinin Hatıra Defteri & Portre Nikolay Vasilyeviç Gogol
148 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Söz konusu Rus edebiyatı olunca kitaba başlamadan önce insanın bir gözü korkmuyor değil.. Ancak korkmasın o gözler, Rus edebiyatından beklenmeyecek şekilde akıcı, insanı yormayan, ağır bir dile sahip olmayan bir kitaptı.. Hiç sıkmadı, aktı gitti..
Kitap, tarihteki Pugaçov isyanını, on yedi yaşındaki genç bir subayın gözünden ele almaktadır ve bunu yaparken de o döneme ait tarihi bilgilendirmelerde bulunur..
Puşkin, atmosfer oluşturma anlamında da gayet başarılı bir iş çıkarmış.. Yarattığı psikolojik ortam, yer betimlemeleri ve karakterler, sizi hikâyenin ortasına bırakıyor ve her bir karaktere karşı tutumunuz değişiyor ve sürekli olarak karakterler ile alakalı hislerinizle, yargıda bulunma gereksinimi hissediyorsunuz.. Ayrıca Puşkin, kitabı otuzlu yaşlarında yazmasına rağmen ana karakterin on yedi yaşında olduğuna dair şüpheye düşmüyorsunuz.. Öyle ki, karakterin fevri hareketleri, düşünmeden giriştiği davranışları ve Marya’ya olan aşkı tamda o yaşa ait psikoloji ile yansıtılmış.. İşin ilginç tarafı ise olaylar rastlantısal olarak ilerliyor, birde bu rastlantısal olaylara karakterlerin olumlu-olumsuz davranışları müdahil olunca hikâye garip bir hal alıyor.. Daha fazla detay vermeden, Dostoyevski’nin tavsiyesine uyup bu hoş kitabı okumalısınız diye düşünüyorum..
Keyifli okumalar efenim.. ✌ . .
148 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Doğuştan asil ve asker olarak dünyaya gelmiş bir çocuk olan Pyotr Andreyic in hikayesidir.
Yetişkin çağa varınca babası tarafından askere bir subay olarak yollanır. Görevi bir kaleye düşer. Kalenin yönetimi bir Yüzbaşıdadır.
Ve Pyotr a iyi davranır. Yüzbaşının kızına gün geçtikçe daha çok alışan genç subay zamanla bu alışkanlığının aşka dönüştüğünün farkına varır.
Zamanın kazak isyanlarını da anlatan hikayede bahsi geçen kaleye kazaklar saldırır. Bir şekilde genç subayımız sag kalır.(bu kısımlarda hikayelerin bağlanmaları çok güzel)
Kalede kalan sevgilisini ne şekilde olursa olsun kurtarmak ister ve yine şans ondan yana olur ve kurtarır.

Bu arada kazak lider Pyotr un eski bir tanıdığıdır. Ona zamanında kim olduğunu bilmeden bir şekilde yardımı dokunmuştur.
Bu yakınlığı fırsat bilen Pyotr u rakip gören ve kazaklara geçerek saf değiştiren başka soylu bi subay durumdan fırsat yaratarak Pyotr u ust makamlara şikayet eder tutuklanır.
Kızı kurtarmak için gösterdiği çabayı bu seferde aşkı olan Yüzbaşının kızı ona karşı gösterecektir.

Romandaki bağlantılar ve geçişler çok şahane

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 17 okur okuyacak.