Elçin

Ak Deve yazarı
Yazar
Çevirmen
Editör
8.3/10
165 Kişi
1.097
Okunma
85
Beğeni
8,2bin
Görüntülenme

Elçin Yorumları ve İncelemeleri

Elçin yorumları ve incelemelerini, Elçin kitabı hakkındaki okur görüşlerini , Elçin puanlarını 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
İnsan her yerde insan işte...
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 15:56
Elçin, Azerbaycan edebiyatının yazarlarından olan İlyas Efendiyev'in oğludur. Yazar olarak babasını geçebilen nadir kalem ustalarındandır bana göre. Babası kurgusal eserlerin ustasıysa, Elçin hem kurgu, hem duygu yoğunluğunu ustalıkla harmanlayabilen ustalardandır. Onun eserleri insanı o dönemin içine alır, karakterlerin duygu dünyasını okura iliklerine kadar hissettirir. Ak deve, son zamanlarda okuduğum ve okurken en fazla duygu yoğunluğu yaşadığım eserdir diyebilirim. Profesör Dr. Ali Duymaz Azerbaycan dilinin zarafetini koruyarak tercüme etmiştir, bu da romana ayrı bir lezzet katmış. 1940-1950 yıllarında Baküde bir mahallede geçen olayları Aliekber (Ələkbər) adlı çocuğun gözüyle okuyoruz. Aliekber ve arkadaşları küçük mahallede mutlu hayat yaşarken birden acımasız savaşın mağdurlarına dönüşüyorlar. Mahalledeki genç, orta yaşlı tüm erkekler savaşa gidiyor ve nerdeyse hepsinden üçken mektup - kara haber gelir. Geride kalan sakinler yaşam mücadelesi vermektedir. Mahalleye bomba düşmez, silah sesi duyulmaz. Ama savaş, görünmeyen bir ağırlık gibi herkesin hayatına çöker. Özellikle çocukların dünyasında, geri dönülmez bir kırılma yaratır. Aliekber, bir çocukta var olabilen en güzel, en saf ve en özel duyguları taşır. O, henüz dünyanın sertliğini tam anlamıyla tanımayan; küçük şeylerle mutlu olabilen, arkadaşlığı, paylaşmayı ve sevgiyi en yalın hâliyle yaşayan bir çocuktur. Mahalledeki oyunlar, basit sevinçler ve gündelik hayat onun dünyasını doldururken, savaşın gölgesi bu saf dünyanın üzerine çökmeye başlar. Önceleri anlam veremediği ayrılıklar, geri dönmeyen babalar, eksilen sesler ve suskunlaşan mahalle… Tüm bunlar, onun iç dünyasında derin bir dönüşüm başlatır. Kahkahalar azalır, bekleyişler uzar. Altı oğlunu savaşa göndermiş Hanım teyze, genç eşini yolcu etmiş
Edebiyat
Ak DeveElçin · Ötüken Neşriyat · 2000367 okunma
Korku rejimi ve insan ruhunun çöküşü
10/10
·506 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 23:50
Sovyet İttifakı’nda her sokağın, her evin, her makam odasının ölüm koktuğu; ölüm emirlerinin, “Halk düşmanı!” ihbarlarının nereden geleceği bilinmeden yaşandığı bir dönemi anlatır Ölüm Hükmü. Bu roman, dönemin psikolojik ve felsefi boyutlarını siyasi gerçeklikle birleştirerek edebiyatın en sarsıcı ve en güçlü yapıtlarından biri hâline gelir. 1937–1939 Stalin terror yıllarında insan hayatı, değeri bir tavuk başıyla eşdeğer görülen bir nesneye çevrilir. Kanıta ihtiyaç duymayan suçlamalar, olmayan kanıtların kolayca “üretilmesi”, Stalin rejiminin ruhsuz, inançsız ve bu nedenle her şeyi yapmaya hazır bir insan tipi yaratması… Ölüm korkusu ve “halk düşmanı damgası” insanların satkınlığa, ihanet etmeye, yalakalığa alışmasına; rüşvet kültürünün temellerinin atılmasına yol açar. Bu temel, aradan yüz yıl geçmesine rağmen bugün hâlâ Azerbaycan da dahil olmak üzere pek çok eski Sovyet ülkesinde bir virüs gibi yaşamaya devam eder. “Mutlu ve müreffeh Sovyet yurdunda” bütün yazılar kahraman yaratmalı, tüm eserler tipik Sovyet neferini övmeli, kolhoz düzeninin “başarılarını” anlatmalıydı. Toplantılarda, doğum günlerinde Stalin ve Mir Cafer Bağırov için övgüler dizmek zorunluydu. Bunu yapmayanlar hemen “halk düşmanı” ve “terörist” ilan edilirdi. Evinde Arapça ya da Türkçe kitap bulunduranlar “gerici, panislamist, Türk casusu” diye suçlanır, çoğu kez kurşuna dizilirdi. Okul müdürü Elesger öğretmenin on yaşındaki kızı Arzu’nun doğum gününde öğretmenler bir araya gelir. Yalaka Hıdır öğretmenin defalarca Stalin ve Bağırov şerefine “sağlık” istemesi, Hüsrev öğretmeni Hadrut’ta taundan ölen ve gözleri önünde ateşe atılan ailesini hatırlatır. Bu ölümlerin suçlusu Hüsrev öğretmene göre Bağırovdur ve Hüsrev öğretmen istemsizce bu sağlığa karşı çıkar. Tehlikenin farkına vardığında ise artık
Edebiyat
Ölüm HükmüElçin · Ötüken Neşriyat · 1996219 okunma
Reklam
9/10
·506 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
Azerbaycan Türkçesine de, edebiyatına da bayılıyorum. Dil son derece tatlı. Çeviride dilin lezzetini mümkün mertebe korumuşlar, bunu çok sevdim. Azerbaycan edebiyatından çok kitap okudum, ama bu bir başka.
Edebiyat
Ölüm HükmüElçin · Ötüken Neşriyat · 1996219 okunma
9/10
·536 syf.··
2020 216. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2020 16:32
"Azerbaycan'da en büyük makam bakanlık falan değil, Mürşid Hoca; Abdul Gaffarzade'nin akrabası olmaktır." Elçin, Azerbaycan'ın Sovyet rejimi altında yaşadıklarını bütün gerçekçiliği ile önümüze seriyor. 'Halk Düşmanı' diye ilan edilip içeri atılan, kurşuna dizilen onlarca insan... Ailelerini bir daha görememek üzere sürülenler... Yazarın da söylediği gibi; "Stalin celladın tekiydi kuşkusuz!" Rusça konuşup kendi dillerinden uzaklaşan halkı okudukça içimi bir hüzün kapladı. Çünkü, dil yaşarsa devlet yaşar. Ancak dil öldükten sonra devlet de topluluk da yok olup gider. Kendi dilini konuşamamak kadar kötü bir şey var mı? Talebe Murat Yıldırım, Hüsrev Hoca, Abdul Gaffarzade, Salakça(köpek) karakterleri etrafında dönen durgun bir kitap. Bazı sayfaları gerçekten çok büyük zevk alarak okudum özellikle Hadrut'ta geçen kısımlar kitaptaki en güzel yerdi. Hüsrev Hoca'nın hayat hikâyesi oldukça etkileyici. Taun yüzünden verilen onlarca kaybı okurken içinde bulunduğumuz durum aklıma gelip durdu. Sevdiklerini gömemek, onlara bir mezar bile kazamamak ne acıymış. Yanan etlerin kokusu insanların acı çığlıklarına karışıyordu ve şüphesiz bu satırları ben nasıl unutmayacaksam Hüsrev Hica'da yıllar boyunca yüreğinde taşıyacak... Kitapta en sıkıldığım yer Mir Cafer Bağırof'un olduğu kısımlardı. SSCB, Stalin, Mir Cafer hakkında pek bir şey bilmediğimden olsa gerek bu sayfalar bana biraz ağır geldi. Onun haricinde kitap durgunluğuna rağmen garip bir akıcılığa da sahip. Kitaptaki zaman kavramı çok farklı. Aslında kitap Hatice kadının vefatı ile başlıyor ve onun defnedilmesiyle bitiyor. Ancak, kişilerin geçmiş yaşantıları, acıları ve başka şeyler kitabı uzatmış. Kitapta en ilginç nokta insanların bir iplik misali iç içe birbirlerine girmesi. Aslında okuduğunuz her karakter bir noktada
Edebiyat
Ölüm HükmüElçin · Ötüken Neşriyat · 2021219 okunma
Ak Deve
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Savaşın insan psikolojisinde bıraktığı travmalar...Yarım kalan hayatlar...Bir çocuğun,Ali Ekber'in yüreğinden dökülen sımsıcak insanlar....Elçin'in güçlü karaterlerinde ustaca yarattığı psikolojik derinlik ,ruhunuza ve belleğinize kazınıyor.Elçin okumaya devam...
Edebiyat
Ak DeveElçin · Ötüken Neşriyat · 2000367 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2020 22. kitabı
"Sen benim hayatimdin" kitabın okuduğum ilk cumlesiydi. Dedim ki: bir kitap bu cümleyle başlıyorsa güzel olmalı.  Sonra ki satırlarda bu cümlenin bir mezar taşında yazdığından bahsediyordu yazar. Dedim ki:  bu kitap çok guzel olmalı.  Ve yanıltmadı beni  "Elcin". Küçük bir çocuğun gözünden hepimizin annesi, babası, komşu teyzesi, mahallenin delisi vs anlatılmış ve savaşın çaresizliği acimasizligi... Mutlaka okuyun.
Ak DeveElçin · Ötüken Neşriyat · 2000367 okunma
Reklam
Reklam