Erdener Tunalı

Erdener Tunalı

Çevirmen
8.8/10
295 Kişi
·
Okunma
·
2
Beğeni
·
261
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
510 syf.
Hayat herkese eşit davaranmıyor ne yazık ki fakat şöyle de bir şey var başımıza gelen her olayı kendi lehimize çevirmek kendi elimizde ,kendi dilimizde hatta hayallerimizde bazen hedeflerimizde...
Onun içindir ki her şeyin en güzelini en güzel insanlar hakeder bazen geç bazen erken bazen güç bazen kolay.
Hayatın içinden hayatınızın dışına çıkmakta sizin elinizde farkında olmak ve farklı düşünmek, kendine katmak ve başkasından almak işte budur bence yaşamak denen bu ibare "hayattan çok bilmek " bildiğini akatarmak, aktarbilmek
Öğreneceğimiz çok şey var kimi zaman bir insandan kimi zamanda o insanın iyi veya kötü size yaptıklarından
Yaşamak içinde çok şey var mesela ailem dediklerin , sevdiklerin ; bir kitap bir yazar bir şarkı mesala bunlar içinde yasanilabilir eğer gerçekten seviyorsan tabii .Her şey senin istediğin veya istemediğin şeylerde gizli nasıl bir yapın var mesela seni en çok kim üzer ve ne üzer dedim ya sende gizli her hakikat. Olduğun gibi misin yoksa olmak istediğin gibi mi ?
Var mısın yok musun ? Kim dünyayi en iyi pisletebilir kim en çok insan öldürür kim daha gaddar kim daha çok para götürebilir bu dünyadan kim daha merhametsiz olabilir hadi var mısın yoksa yok olur musun ? güzel insanlara birlikte ...
En karanlık gecemizin bile sabahı olur hisetsekte, hisetmesekte biz unutukça zaman geçiyor zaman geçtikçe biz unutuluyoruz.
Īste bu yüzden güzel yaşayalım kimsenin hayatına dalmadan kimseyi üzmeden biri bizi üzecekse o kendimiz olalim .
Her şeye müdahale etmeyi değilde her şeyi sevmeyi deniyelim .Sevdikçe büyür kalpler sevdikçe açılır kapılar sevdikçe oluruz birlik. Işte bundandir ki ,
Insana en çok merhamet yakışir bunuda en iyi severek yaparız o halde sevelim sevilelim .Güzel ve mutlu günler çok uzakta değil sabırla beklediğimiz her gün güzel bir gündür aslında o halde Deli Faryanın da dediği gibi her şey bu iki kelimede gizli ;Ümit etmek ve sabırla beklemek.
#Edmonddantes.ümitvarol#
416 syf.
·Puan vermedi
AŞK’I HERKES KENDİNCE YORUMLAYABİLİR..

Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Yazar kişileri, anları ve özellikle “duyguları” öyle güzel betimlemiş, öyle güzel anlatmış ki okurken kendimi bazen ana karakter, bazen yan karakter bazen de at arabalarını süren arabacılar gibi hissettim. Her duyguyu, her anı anlatmamış “resmetmiş” tam anlamıyla. Aşkın dışında daha çok kişinin kendini anlaması, hislerini yorumlayabilmesi ve elbette ki aşkı kendince yorumlayabilmesi için harika bir fırsattı. Bittiği için üzüldüğüm ve “iyi ki okudum” dediğim bir kitap. Bazı insanlar sıkıcı bulabilir, “vıcık vıcık aşk işte” diyebilir ama bu aşkın en hırçın olduğu yerin en zayıf olduğunu anlatan bir kitaptı. Tavsiye ederim.
247 syf.
·Beğendi·8/10
Merhaba arkadaşlar
.
Sizlere bugün Maksim Gorki'ye ait " Ana " isimli dünya klasiği ile geldim.
Kitap beni başlarsa biraz sıkmış olsa da,sonrasında su gibi akıp gitti. Bir ananın oğlu için mücadelesini okuyacaksınız.
.
Maksim Gorki’nin 1906’da sürgünde yazdığı romanı Ana, toplumcu gerçekçilik akımının başyapıtlarından biri kabul edilir. Eser, fabrikalarda zor şartlarda çalışan binlerce işçiden biri olan Pavel’in özgürlükçü fikirlerine başlangıçta korkuyla yaklaşsa da, sonradan onun ilkelerine sahip çıkarak devrimin meşalesini taşıyan kadınlardan biri olan annesi Pelageya’nın hikâyesini anlatır. 1905 Devrimi öncesi Rusya’nın toplumsal panoramasını ustalıkla yansıtan Ana, aynı zamanda yeni bir düşünce ve toplumsal uyanışın simgesi haline gelmiştir.
.
Kitap Arkası: " Oğlumun ve arkadaşlarının neden mahkum olduklarını size anlatmak istiyorum!..Sözlerimi dinleyin şu ana yüreğine şu ağarmış saçlara inanın!Onlar size adaleti getiriyorlar diye mahkum edildiler! Ben adaletin ne olup olmadığını dünkü mahkemede anladım..Bu tartışılmaz bir şey... Açlık,sefalet ve hastalık...İşte insanlara emeklerinin karşılığında verilenler.Bu dünyada her şey bize karşıdır. Biz ömrümüz boyunca çalışarak, sürünerek yaşarız. Birileriyse bizim emeklerimizin ürünüyle yer içer, keyif yaparlar.Bizi zincirlenmiş köpekler gibi karanlıkta tutuyorlar, hiçbir şeyden haberimiz olmuyor,her şeyden korkuyoruz ! Bizim bütün ömrümüz aslında karanlık bir gecedir."
.
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim
510 syf.
·38 günde·Puan vermedi
"BEKLEMEK VE UMUT ETMEK"...kitabın bütününe hakim olan bu sözler ile noktalamak istiyorum bu muhteşem eseri...
Kitabın arka kapağında yer alan sözler ile okuma zevkini sizlere bırakıyorum tek spoiler vermeden:):
"Dumas klasik romanın kilometre taşlarından biri olan bu yapıtında, DOĞU'ya,KLASİK MİTOLOJİ'ye ve İNSAN PSİKOLOJİSİ'ne duyduğu tutkulu ilgiyi coşkun bir anlatıda, ustalıkla diliyle harmanlıyor...
510 syf.
·Beğendi·10/10
İntikam artık sıcak yenen bir yemek !
Tesadüfen karşılaştığım ve sonradan kitapta sıkça geçtiği gibi " Tanrı'nın bunu istediğini" düşündüğüm bu güzel kitap her zaman hayatımın köşe taşı olacak . Kahramanımız Edmond Dantes bir gemici olarak karşımıza çıkıyor. İşindeki başarısı nedeniyle arkadaşları tarafından sevildiği kadar kıskanılan Dantes bilgisi olmadan kendini bir tuzağın içinde bulur. İnsanların kendi yaşamlarının mükemmelliyeti için başkalarının hayatını nasıl hiçe saydığının en alçak bir örneği olarak iftiraya uğrar ve mahkûm edilir . Sevdiği tüm insanlardan uzakta yıllarca tek başına yaşayan ve sonradan akıl hocası olacak bir mahkumla tanışan Dantes insanın kendini geliştirebileceği en üst noktalara çıkiyor . Kendisine yapılanların intikamını almak üzere yemin eden Dantes daima bunun hayaliyle yaşadı .



Mahkumiyetten sonra kendisine bağışlanan servet sayesinde herkesin saygınlığını kazanan ve insanlara kendisini Monte Kristo Kontu olarak tanıtan Kahramanımız Alexander Dumas ' ın mükemmel karakter tanımı eşliğinde düşmanları arasına geri döner . Yapılan hiçbir kötülük karşılıksız kalmaz . Er yada geç insan yaptıklarının bedelini öder. Artık inanıyorum ki haklı bir intikam da Tanrı her zaman insanların yanındadır. Monte Kristo Kontu tüm nesillere örnek olacak bir şahsiyet . Bir kez daha dünya klasiklerinin ne denli okumaya değer olduğunu anladım .


Dolaylı yollardan hayatlarına dahil olduğu düşmanlarını en dayanılmaz acılara tâbi tutan Monte Kristo Kontu üstün karakteri ve ileri görüşlülüğü ile örnek alınacak bir karakter.

Kitabın yanında bir pasta notu gibi kalan incelememi kitabın çok değerli şu son sözleriyle bitirmek istiyorum.

" Bu dünyada ne mutluluk vardır ne de bedbahtlık. Yalnız en büyük umutsuzluğu tadan birinin en büyük mutluluğu hissetmeye gücü yeter . Yaşamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlayabilmek için , ölümü istemiş olmak lazımdır. Öyleyse yaşayın , ve mutlu olun sevgili çocuklar ve Tanrı'nın insanlara geleceği açıklayacağı güne kadar, insan zekasının yalnız şu iki kelimede toplanacağını hiçbir zaman unutmayın: Bekle ve Umut et."
247 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ah Pelake Ana ah!
Böyle ahlarla başladı Pelake Ana'nın hikayesi ve böyle de bitecekti. Hikayesi diyorum çünkü onun bize anlatacak bir hikayesi var!
Pelake Ana, Çarlık Rusyası'nda bir fabrikanın yakınlarındaki yerleşim yerinde yaşayan avaraj bir kadın. Avarajdan kastım, hayattan pek de bir beklentisi olmayan ve sarhoş kocasının dayaklarıa alışmış bir kadın. Bu dönem için kırsal alanda yaşayan bir kadının üstlendiği rol bu. Ama asıl hayatı kocasının ölümünden sonra başlıyor. Oğlu Pavel de babası gibi fabrikada çalışıyor ve başlangıçta annesiyle, kitabın diliyle anasıyla, olan ilişkisi "yemeğim nerde?" nin ötesinde değil.
Pavel bir süre sonra kendisini okumaya veriyor. Öyle ki kendini dönemin sosyalist fikirlerine kaptırıyor. Anası onun konuşmalarından bile bir değişim olduğunu hissedebiliyor. İşte bu romanda Pelake Ana'nın bu duruma ilişkin tutumu ve bunun değişimini görüyoruz. Fakat yazarımız bununla sınırlı kalmıyor. Bize aynı zamanda Pelake Ana'nın, o avaraj kadının, nasıl da bir birey haline geldiğini ve ilk kez düşünmeye başladığını gösteriyor... Onun yanı sıra Pavel'in arkadaşlarını da görüyoruz. Her birinin kendisine ait bir nedeni ve nasılı var. Ortak paydaları ise etrafında toplandıkları gayeleri. Onlara bakınca bir hedef etrafındaki insanların motiflerinin ne derece farklılık gösterebileceğini görüyoruz. Andre, Ribin, Vesofçikov, Saşenka... Onların arasında Pelake Ana ise "davaya" ilişkin düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: "Yalnız bu kadar sert olmayın. Yüreğinizde sevgi ve merhamete de yer bırakın."
Dönemin yapısını ve yeni filizlenmekte olan sosyalizmde insanların nasıl da çare aradığını anlatıyor Maxim Gorki. Bunu yaparken de okuyan çizen şehirliler ile okuma yazması bile olmayan Pelake Ana'nın otorite ile mücadelesini gözler önüne seriyor, üstelik bunu Ana'nın ağzından anlatıyor. Umarım kitaba gerek duymayacağınız kadar çok şey anlatmamışımdır. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim!
400 syf.
🏞UĞULTULU TEPELER 🏞

#alıntı
.
"İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir."

.
.
#yorum
.
Merhaba sevgili okur
''Uğultulu Tepeler'' hastalıklı, ölümsüz, daha da ötesi doğaüstü bir aşk hikâyesi...
Kitap, Lockwood adlı kiracının “Uğultulu Tepeler” adlı çiftliğe taşınmasıyla başlar.
Roman Earnshaw ailesinin kahya kadını Bayan Dean'ın ağzından aktarılır.
Zengin Earnshaw'ların kızı Catherine ile evin beslemesi Heathcliff'in imkânsız birlikteliklerinin, aşktan öte, derin bir tutkuya dönüşmesini ve yaşadıkları acılar anlatılır. Aşkın hiç bitmeyecek bir nefrete dönüşmesine şahit olduğumuz bu roman, intikam duygusunun insanı kör ederek ne denli yıkıcı olabileceğini büyüleyici bir kurguyla gözler önüne seriyor. Yeryüzünün en yabani, en merhametsiz, bununla birlikte en tutkulu aşığı Heathcliff'in bir lanet gibi taşıdığı sevdasının ağırlığıyla etrafındakileri sürüklediği bataklıkta boğulmayan kalmaz. Sonraki nesilleri de etkileyen kin ve haset dolu aşkta, Catherine'le birlikte en çok kendisi boğulur aslında.
Şunu itiraf etmeliyim ki sonu istediğim gibi bitti. Keyifle okuyun..
.
.
510 syf.
·7 günde·8/10
Bu kitap şüphesiz Alexander Dumas ın çok iyi bir yazar olduğunun gostergesi. Olayları karakterleri birbiribe bağlama ustalığını görünce hayranlıkla okumak isteyeceksiniz. Gecmisten bugüne sürekli bi döngü halindeki iyi insanlar,kötü insanlar,entrikalar,aşk, ölum,intikam... gibi konular anlaşılır bir dille anlatılmış.

Bu güzel kitaptan bize de tek birşey söylemek kalır: bekle ve umut et...
144 syf.
·10/10
Okulda Türkçe hocamızın anlattığı sonra da ilgi duyduğum bir kitap. Kitabı evde buldum ve okumaya başladım.
Çok güzel bir kitaptı bir gerçek hayat hikayesinden bir kesit mi bilmiyorum. Okurken çok keyif aldım. Bence sizler de okuyun.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.