Hakan Şahin

Hakan Şahin

YazarÇevirmen
7.6/10
27 Kişi
·
70
Okunma
·
0
Beğeni
·
153
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
GIORDANO BRUNO
GIORDANO BRUNO Antonin Artaud Amerikan Avangardı ve Beat Edebiyatı'ı inceledi.
Baylar,

Hukuk ve gelenek, sizlere insan aklını değerlendirme hakkı tanıyor. Bu muazzam ve haşmetli yetkiyi muhakeme yeteneklerinizle kullanmanız gerekmektedir. Lütfen gülmeme izin verin. Uygar toplumların, alimlerin ve yöneticilerin bu bönlükleri, psikiyatriye sonsuz bir doğaüstü bilgelik ihsan ediyor. Mesleğinizin konumu önceden karara varmakla ödüllendiriliyor. Burada biliminizin geçerliliğini de, akıl hastalığının varlığına dair şüpheleri de tartışma amacımız yok katiyetle. Fakat, akıl ile maddenin arasındaki karışıklığın at koşturduğu yüz tane afra tafralı patolojik tanıdan, hâlâ kullanıldığı belirsiz yüz tane sınıflandırmadan kaç tanesinde, sizin bir çok esirinizin yaşadığı aklın dünyasına yaklaşmak için içtenlikle çaba gösterilmiştir? Örneğin, sizden kaç kişi bir şizofrenin kendisine dadanmış rüyaları ya da imgelerinin karmakarışık bir kaç kelimesinden yakın?

Çok az kişiye nasip olacak bir görev için sizi eşit bulmamamız şaşırtmıyor. Fakat sizi, darkafalı ya da değil, sadece belirli insanlara verilen bu yetkiyi, araştırmalarını aklın tahakkümünü müebbet hapisle cezalandırmayı tüm coşkunluğumuzla protesto ediyoruz.

Hem de ne hapis! Hepimiz biliyoruz ki –hayır, çoğunluk tarafından bilinmiyor- tımarhaneler, akıl hastaneleri olmaktan uzak, yatanların bedava ve kullanışlı işgücü sağladığı ve vahşetin tek kural olduğu, sizlerin de buna izin verdiğiniz korku dolu hapishaneler. Bilim ve adalet kisvesi altındaki bir tımarhane, kışlalarla, hapishaneyle ya da köle kolonisiyle karşılaştırılabilir ancak.

Keyfe keder mahpusluğa dair bir şüpheyi de dile getirmiyoruz burada. Böylece sizleri telaşlı inkar derdinden korumuş oluruz. Fakat kesinlikle belirtiyoruz ki, resmi tanımla deli diye tanımlanmış olan hastalarınızdan birçoğu keyfe keder içeride tutulmaktadır. Hezeyanın serbest gelişmesine her türlü müdaheleyi protesto ediyoruz. Hezeyan da insana ait diğer tüm fikir ve davranışlar kadar makul ve meşrudur. Anti-sosyal eylemlerin baskı altına alınması prensip olarak kabul edilemez olduğu gibi saçmadır da ayrıca. Çünkü bütün bireysel eylemler anti-sosyaldir. Hepsinden öte, deliler toplumsal diktatörlüğün bireysel kurbanlarıdır. Özellikle insana ait olan bireysellik adına, duyarlılıktan hüküm giymiş tüm bu kişilerin özgürlüğünü talep ediyoruz. Hiçbir kanunun düşünen ve eyleme geçen insanlar kadar güçlü olmadığını sizlere bir kez daha hatırlatırız.

Bir kısım delinin tezahürlerinin muhteşem biçimde coşkulu mizacına değinmeden kendilerini takdir etmiş olamayız. Basitçe belirtmek isteriz ki, onların gerçeklik konsepti de, davranışlarının doğurduğu sonuçlar da tamamen yasaldır.

Yarın sabah turunuzu atarken şunu asla unutmayın: Dillerini bilmeden konuşmayı denediğiniz tüm o insanlara karşı tek avantajınız, kabul edin ki, elinizdeki güçtür. Çünkü -nerede bok kokusu varsa, orada insan vardır.
448 syf.
·11 günde·8/10 puan
Öncelikle bu kitapla tanışmam da vesile olan Aylin'e teşekkür ederim. Şimdi gelelim kitaba. Genel olarak konusu güzel, kurgusunda irili ufaklı boşluklar olsa da çoğu okuyucuyu tatmin edecek düzeyde, dili akıcı ve RPG(Rolling Player Game-Rol Yapma Oyunları) oyunlarını seven bir insan için çok güzel bir kitap. Yok ben oyun sevmem diyorsanız ve o ne bea tarzı yaklaşımınız varsa, toplu halde hareket etmenin nimetlerini, "Varsayıldığı üzere dünyadaki herkes birbirlerine altı kişi uzaklıktaydı" sözünün ne kadar doğru olduğunu, kötü niyetli insanların, ekonominin yerle bir olması durumunda insanların ne hale düşeceği , yetki eline geçince toplu hareketleri nasıl kendi çıkarları için kullandığını, banka sisteminin insanları nasıl söğüşlediğini başka bir konu üzerinde çok güzel anlatıyor ve son olarak insanların gerçeklikten kaçmak için ne kadar eksantrik durumlara girdiğini öğrenme imkanı sağlıyor.
Şimdi gelelim kitapta beğenmediğim kısımlara, ilk olarak en çok rahatsız eden karakterlerin duygularını çok yüzeysel işlemiş. Tahminlerim %90'ı tuttu. Konuyu vurgulayacağım diye güvenlik şirketini saçma sapan bir şekilde yerden yere vurmuş(Paranın gücünü bu konuda çok pasif göstermiş.).
Bilim-Kurgu meraklısı için güzel bir kitap. Dünyaya farklı bir bakış açısından görmek için tavsiye ederim.
205 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Özgür Toplumun Temelleri isimli bu kitapta İngiliz iktisatçı Eamonn Butler, liberal düşünce etrafında uzun bir deneme kaleme almış ve bireysel özgürlüğün toplumsal gerekliliğini anlatmaya çalışmış.
205 syf.
·2 günde·9/10 puan
Klasik-liberal ekolünün, klasik argümanlarının anlatıldığı, klasik bir eser... Giriş niteliğindedir, güzel bir eserdir. Her kavram üzerinde kısaca anlatımları var: mülkiyet, özgürlük, eşitlik, hak vesaire uzar gider. Eamonn Butler, iflah olmaz bir Keynezyen düşmanı, yani piyasa muhafızı. Eserin kusuru "görebildiğim kadarıyla" yoktur. Okunmasını tavsiye ederim, 9/10 veriyorum.
80 syf.
·10/10 puan
Bu kitapta Freud 'un Türkiye'de ilk defa basılan makalesini ve bu makale üzerine yazılan başka bir makale bulunuyor.

Muazzam çevirisiyle hiç bilmediğiniz bir konu olsa bile anlayarak okuyorsunuz.

Laputa yayınlarına teşekkürler
Çevirmeni Hakan Şahin'e teşekkürler.
104 syf.
·2 günde·5/10 puan
Fena değil. Adam Smith’in eseri hakkında hızlı şekilde bilgi sahibi olmak istiyorsanız yeterli sayılabilir. Daha iyi bir alternatifi belki olabilir yine eser özeti olarak. Okumadan önce biraz bakınmak lazım. Çevirmen iyi iş çıkarmış görünüyor ama.
205 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Özgürlük kavramı herhangi bir ideoloji belirtmeyen bir kelimeden ibaret gibidir. Oysa özgürlük, insanlık medeniyeti boyunca süregelen en geçerli ideolojilerden bir tanesidir. Üç büyük dinde de özgürlüğün önemi ve gerekliliği birçok kez vurgulanır. Özgür Toplumun Temelleri isimli bu kitapta İngiliz iktisatçı Eamonn Butler, liberal düşünce etrafında uzun bir deneme kaleme almış ve bireysel özgürlüğün toplumsal gerekliliğini anlatmaya çalışmış.

Bireysel özgürlüğün neden korunması gerektiğine dair giriş niteliğinde olan bu eserde, herkesin aklına gelebilecek çeşitli sorulara cevaplar aranmış. Özgür bir toplumda olması gereken temel özelliklerden basitçe bahseden Eamonn Butler, kurduğu argümanları örneklerle desteklemeye gayret göstermiş. Her ne kadar öne sürülen örnekleri basit ve yetersiz bulmuş olsam da kitapta akademik bir anlatıdan ziyade herkesin kolayca anlayabileceği bir dil hedeflenmiş. Yer yer yazarımızın kendini Doğu toplumlarının bakış açısından soyutladığını hissetsek de aslında özgürlük ve bireyciliğin kökenlerinin Batıdan çok önce Doğu’da olduğunu açıkça söylemeyi ihmal etmemiş: “İslam, ta en başından beri iktisadi özgürlük ve bireysel teşebbüs gibi, Batı toplumlarının çok sonra itibar etmeye başlayacağı değerlere açıktı. Türk imparatorları çoğu zaman Avrupa’daki krallardan daha hoşgörülüydü.” Yazarımız kitabın çeşitli yerlerinde İbn-i Haldun’dan da alıntı yaparak onun birey mülkiyetine yönelik sözlerini vurgulamaktan çekinmemiş.

Özgürlüğü doğal olarak liberal teori çerçevesinden yorumlayan yazarımız, olaylara sadece iktisadi açıdan değil ahlaki açıdan da yaklaşmış. İktisadi bir anlatıdan ziyade özgürlüğün temel kurumları olan adalet, eşitlik ve mülkiyet gibi kavramlara yoğunlaşılan bu eserde, eşitliğin maddi eşitlik ve aynı hayat standardına sahip olmak anlamına gelmediğinin altı birçok kez çizilmiş. İngiliz iktisatçı Butler, eşitliği ahlaki eşitlik, kanun önünde eşitlik, siyasi eşitlik ve fırsat eşitliği olmak üzere dört başlık etrafında tanımlamış.

Özellikle devlet ile birey arasındaki gerilime odaklanan Özgür Toplumun Temelleri, klasik liberal düşüncenin öne sürdüğü gibi devletin küçülerek bireysel özgürlüğün arttırılmasının yine tüm insanlara faydalı olacağını savunuyor. Klasik liberal düşüncenin de ötesine giderek “devlet elinde olması şart” olan çeşitli alanların (örneğin eğitim, savunma sanayisi…) da devlet tekelinden ziyade serbest piyasaya dahil olması gerektiğini örneklerle anlatıyor. Kitap boyunca retorik anlatısının gücünü hissettiren yazarımız; bu sektörlerin devlete bırakılması gereken önemde olmadığını, tam aksine devlete bırakılmayacak kadar önemli sektörler olduğunu ileri sürüyor. Ancak Eamonn Butler tam bu noktada bir şerh düşmek zorunda hissediyor: “Siyasal gücü kişisel çıkar amacıyla kullanmaya dayalı kültürün yaşamaya devam etmesi, piyasaların ve rekabetin öneminin henüz tam olarak kavranamamış olmasından ötürü, özelleştirme kuruluşlarının yaptığı tek şey (1980’lerin sonlarında Meksika’da olduğu gibi) devlet tekellerini yandaşlara aktarmaktan ibaret olmaktadır.”

Bireyin sahip olduğu gücü kendi çıkarları doğrultusunda kötüye kullanabileceğini klasik literatürdeki gibi tekrarlayan Butler, bu sebeple devletin denetlenmesi gerektiğini savunur ve demokrasinin önemini anlatır. En büyük sorunun hükümetin nasıl seçileceğinde değil onun nasıl kısıtlanacağında olduğu tespitini yapan yazarımız, gücün insanı yozlaştırabileceğinin altını çizer.

Her ne kadar pozitif örnekler yönünden zayıf bir kitap olsa da öne sürülen argümanlar okuru içine çekmekte ve Butler amaçladığı ana fikri başarıyla okura sunabilmektedir. Örneğin: “İnsanların doğru hükümeti seçecek kadar kolektif bilince sahip olduğunu, ancak kendi hayatlarını idare edecek kadar bireysel bilince sahip olmadığını iddia etmek saçmadır.” diyerek toplumun kendi kendine karar alamayacağını öne süren düşünceye karşı çıkmaktadır.

Kâr denen kavrama yüklenen olumsuz manayı da eleştiren yazarımız, bunun parasal getiri ile eşit olmadığını anlatmaya çalışmaktadır. Aslında para yalnızca bir aracıdır. Hepimiz her an daha faydalı olacağına inandığımız bir şey için başka bir şeyden fedakârlık yapmaktayızdır. Klasik liberal düşüncenin temellerini tekrarlamaktadır Eamonn Butler.

Doğru ve faydalı bilgileri engellemediğimizden emin olmanın tek yolu tüm fikirlerin yayınlanmasına izin vermek ve fikirlerin tartışılarak güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya çıkacağına güvenmekten geçer. Bu, çoğunluğun kesin gibi gördüğü konularda bile herkesin kendi görüşlerini savunmasına izin vermek anlamına gelir… Eğer diğerlerinin yanıldığını düşünüyorsak o görüşlerin susturulması değil, masaya yatırılıp çürütülmesi gerekir.

Özgürlük ve liberal düşünceye yönelik giriş niteliğinde olan bu eser, Türkiye baz alınarak yorumlanırsa akılda birçok soru işareti bırakabilir. Yazar bu kitabı Türkiye özelinde kaleme almadığı için bu oldukça doğal bir sonuç olacaktır. Bundan dolayı, ilgilenen okurlar için bu kitaptan sonra özellikle Avusturya iktisat ekolüne yönelik farklı eserlerin okunmasını tavsiye ederim. Özgür Toplumun Temelleri isimli bu kitabı Liberte Yayınları, Haziran 2016, 1. baskısından okudum. Kitapta 2-3 adet dışında hiçbir düşük cümle görmemem sebebiyle çeviriyi gerçekleştiren Hakan Şahin’i tebrik ediyorum. Özgürlüğün liberalizm açısından toplumsal temellerini merak eden herkese, 205 sayfalık okuması oldukça kolay olan bu kitabı tavsiye ediyorum. İyi okumalar..
448 syf.
·Puan vermedi
Siber alem kitabı sevenler için güzel bir kitap olmuş. Ve oyunda ki karakterleri de gerçek hayata dahil etmesiyle farklı bir yaklaşım sergilemiş. Beğenerek okudum

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 70 okur okudu.
  • 56 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.