Üretim araçlarının özel ellerde toplanmayıp devlet mülkiyetinde olması Türk-İslam toplumlarında sınıflaşmayı önlemiş bu sebeple, duyuş ve deyişteki değişikliklere rağmen devlet ve halk sanatları arasında bir dünya görüşü farkı meydana gelmemiştir.
Tiyatro bireyin dramına, Karagöz toplumun tasvirine dayanır. Türk temaşa sanatlarında karakter inceliğine değil konuşma hünerine önem verilir, mantığa değil fanteziye hitap edilir. Halka sahneden bir sanat eseri sunmak değil, halkla bir olmak onunla doğrudan doğruya münasebet kurmak ve güldürmek amacı güdülür. Bu sebeplerle ulusal tiyatro denemelerinin hiçbiri gerçek bir başarı sağlayamamış, Türk tiyatrosu denebilecek bir sanat tarzının doğmasına yol açamamıştır.
... bu yazıyı okuyan bir genç kardeşimiz Kemal Tahir okumaya yiğitlendiğinde 'hangi romanından başlayayım?' diye sorarsa, önce Devlet Ana sonra da Yorgun Savaşçı derim. 'Sardı, arkası gelsin' derse, sırada Yol Ayrımı ve Büyük Mal var. Gücü bunları da okumaya yeteni zaten Kemal Tahir'in diğer kitaplarını da okumaktan artık kimse alıkoyamaz.
“bir gün ona evliliğimden dert yandım. kocamı şikayet ettim. bana ne dedi biliyor musun? kızım! sen bir kocayla değil kaplanla evlendin. kaplana gem vurulmaz.”