Henri Poincare

Henri Poincare

Yazar
8.5/10
4 Kişi
·
12
Okunma
·
9
Beğeni
·
555
Gösterim
Adı:
Henri Poincare
Unvan:
Fransız Matematikçi, Fizikçi, Yazar
Doğum:
Nancy, Fransa, 29 Nisan 1854
Ölüm:
Paris, Fransa, 17 Temmuz 1912
1912 yılında ölümüne dek Sorbonne Üniversitesi'nde profesörlük görevinde bulundu. Poincaré, her yıl çok değişik konularda çok parlak dersler vermiştir; bunlar arasında, potansiyel kuramı, ışık, elektrik, ısının iletilmesi, elektromagnetizma, hidrodinamik, gök mekaniği, termodinamik gibi matematiksel fizik konuları ile olasılık teorisi gibi matematik konuları bulunmaktadır.

Poincaré vermiş olduğu derslerin yanı sıra, yazmış olduğu çok sayıdaki yapıtla da etkili olmuştur. Türkçeye de çevrilen "Bilimin Değeri" ve "Bilim ve Varsayım" gibi bilim felsefesiyle ilgili kitapları bunlardan sadece birkaçıdır. Ayrıca otomorfik ve Fuchs fonksiyonları, diferansiyel denklemler, topoloji ve matematiğin temelleri hakkında makaleler yayımlamış, diferansiyel denklemlerin çözümü için genel bir yöntem bulmuştur. Matematiğin temelleriyle ilgili olarak, matematiksel düşünmenin gerçek aracının matematiksel indüksiyon olduğunu düşünmüş ve bu yöntemin sezgisel olarak daha basit bir yönteme indirgenebileceğine ihtimal vermemiştir.

Newton, matematik astronomiye çok sayıda problem getirmişti. Euler, Lagrange ve Laplace bu alanda çok ileri adımlar attılar. Bu matematikçiler ulaşılmaz devler gibi görülüyorlardı. Cauchy, karmaşık fonksiyonlar kuramını geliştirince, Poincaré'ye bir depo silah kalmıştı. İşte bu kuvvetli silahlarla gök mekaniği Poincaré gibi dev bir matematikçiyi bulmuştu. Böylece, matematik astronomi son şeklini Poincaré ile buldu. Bu alandaki en büyük başarısını 1889 yılında üç cisim problemiyle elde etti. İsveç Kralı II. Oscar, n cisim problemini yarışmaya sundu. Poincaré bu n cisim problemini çözemedi. Fakat, Weierstrass, Hermite ve Mittag-Leffler'in de bulunduğu jüri, dinamikteki diferansiyel denklemlerin genel tartışması ve üç cisim problemi üzerindeki denemesi nedeniyle bu ödül Poincaré'ye verildi. 2500 kronluk ödülü Poincaré aldı ve Fransa da İsveç Kralından aşağı kalmamak için ona Fransızların büyük bir rütbesini verdi.

Poincaré gök mekaniği ile de ilgilenmiş, özellikle Üç Cisim Problemi üzerinde durmuştur. Bu alanla ilgili olan ıraksak serileri incelemiş, Asimptot Açılımları Kuramını geliştirmiş, yörüngelerin düzenliliği ve gök cisimlerinin biçimleri gibi konularla ilgilenmiştir. Aynı konular Laplace'ın da ilgi alanı içine girmektedir; ancak Poincaré her yönüyle özgündür. Görelilik, kozmogoni, olasılık ve topolojiyle ilgili modern kuramların hepsi Poincaré'nin araştırmalarından oldukça etkilenmiştir.
"Talebelerimizde de aynı farkları görüyoruz; bazıları problemleri <<Analizle>>, bazıları da <<Geometri ile>> çözmeyi tercih ediyorlar. Birinciler <<uzayda görmeyi>> beceremiyorlar, ötekiler ise uzun hesaplardan pek çabuk usanıyor ve bu hesaplar içinde kendilerini kaybediyorlar.
Bu iki çeşit zekânın ikisi de bilimin ilerlemesi için lüzumludur; mantıkçılar ve sezicilerden her biri ötekinin yapamayacağı büyük işler başarmışlardır."
Fiziksel gerçeklikte, bir etkiyi yalnız bir sebep doğurmaz; birbirinden farklı birçok sebep onun doğuşuna katkıda bulunur ve içlerinden her birinin payını ayırt etmek için elimizde hiçbir vasıta yoktur.
"...bazen hakikat bizi ürkütür. Gerçekten onun bazen hayal kırıcı olduğunu, bir hayalet gibi bir an bize görünüp durmadan kaçtığını, hiçbir zaman kendisine erişemeksizin uzaklara, daima daha uzaklara kadar arkasından koşmak gerektiğini biliriz."
Truva savaşına giderken Odysseus'un ayrıldığı eşi Penelope, kendisi ile evlenmek isteyen erkekleri geçiştirmek için bir bahane bulur. Odysseus'un ölen babası Laertes'e bir kefen öreceğini, bu örgü bittiğinde de kendisine talip olanlar arasından birini seçerek evleneceğini söyler. Penelope, sabah ördüğü örgüleri akşam söker ve böylece kefen tamamlanmaz. Günümüzde de hiç bitmeyen ve asla ilerlemeyen işlere Penelope örgüsü denir. (Alıntı dipnottur. İlginç bulduğum bir tanımlama)
"En nihayet mutlak kesinliğe vardık mı? Evrinmenin her merhallesinde (evresinde) dedelerimiz de mutlak kesinliğe erişmiş olduklarını sanıyorlardı.
Onlar aldanmışlarsa, acaba biz de onlar gibi aldanmıyor muyuz?"
"Kalp, içgüdü, zekâya rehberlik edebilir. Fakat onu lüzumsuz kılamaz; onlar bakışı idare edebilir fakat gözün yerini tutamaz. Kalp işçidir, zekâ da onun aletidir; bu kabul edilebilir.
Ancak zeka, faaliyet için olmasa bile felsefe yapmak için kendisinden geçilemeyen bir alettir.
İşte bundan dolayı, tam mânasıyla anti-entelektüalist bir felsefe imkansızdır."
Zamanda geriye gidelim ve bir eski Yunan’a, kırmızı ışığın saniyede dört yüz milyon çarpı milyon kere titreştiğini söylediğimizde ne düşüneceğini hayal etmeye çalışalım. Hiç şüphesiz böyle bir iddia tam bir çılgınlık gibi görünecek ve o kendisini asla bunu test edecek kadar alçaltmayacaktır. Bugün ise hiçbir hipotez, duyularımızın bize gösterebildiğinden çok daha büyük ve çok daha küçük nesneleri tasarlamaya bizi zorluyor diye reddedilmiyor. Bizden önce gelenleri durduran ve sırf korktukları için bir takım doğruları keşfetmelerine mani olmuş bu gibi tereddütler artık bizim için anlaşılmazdır. Peki neden? Çünkü biz gökyüzünün büyüklüğünü gördük ve durmadan büyümekte olduğunu görüyoruz; çünkü Güneş’in Dünya’dan 150 milyon kilometre uzakta olduğunu ve en yakın yıldızların ise bundan yüz binlerce kere daha uzakta bulunduğunu biliyoruz. Sonsuz büyüklüğü temaşaya alıştıkça, sonsuz küçüğü de anlamaya kabiliyetli hale geldik.
"Şüphesiz ki fizik, yolumuzu şaşırmamıza mâni olur fakat bizi çok daha korkunç olan bir tehlikeden korur; durmadan aynı daire içinde dönmemizi önler."
Bütün bunlarda deneyin oynadığı rolün ne olduğunu görmek ilginçtir. O bana belli bir kanunun yaklaşık olarak doğrulandığını gösterir, fakat uzayın nasıl olduğunu ve söz konusu koşulu sağlayıp sağlamadığını öğretmez. Doğrusu her türlü deneyden önce bilirim ki uzay ya bu şarta uyacak ya da uymayacaktır. Deneyin bana geometrinin mümkün olduğunu öğrettiğini de söyleyemem. Geometrinin mümkün olduğunu görürüm, çünkü onda hiçbir çelişki yoktur. Deneyin bana gösterdiği tek şey, geometrinin faydalı olduğudur.
200 syf.
·25 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle şunu belirtmek isterim, matematik, fizik, astronomi gibi bilimsel alanlarda herhangi bir eğitimim yok. Kitap tamda bu konulardaki kanunlardan, tezlerden yani benim birçoğunu ilk kez duyduğum terimlerden bahsediyor. İlk kez karşılaştığım terimlerin bazen anlamlarını dahi sormak durumunda kaldım, eğer sizde bilime dair merak hissediyorsanız, tam aradığınız kitap bu olabilir. Mini bir ufuk turu yapmak, kendinize yabancı bir konuya yakınlaşmak isterseniz okumanızı öneririm. Okurken keyif aldım. Umarım sizlerde beğenerek okursunuz. Aslen matematikçi olan ve okurken anlamama da yardımcı olan kıymetli arkadaşıma da teşekkür ederim.
%18 (47/266)
·Puan vermedi
Kitabı okul kütüphanemizden şans eseri aldım ve önsözü ile beni baştan cezbeden bir kitap oldu. Lakin çevirisi eskimiş Türkçe kelimeler barındırdığı için birkaç cümlede bir durduğum zamanlar oldu. Tabii bu beni ne sıktı ne de kitaptan soğuttu tam tersi kitabın kendisine daha çok bağladı. Hem bu oku-araştır durumu zihnimi de açtı. Fakat kitabı yarım bıraktım ve bunun sebebin ise değerli sizlere şöyle açıklayayım: Kitabın içerisinde çok fazla -doğal olarak- bilimle ilgili teori, formül, terim isimleri gibi daha birçok ismin olması ve zaten bilime ilgisi yeni yeni filizlenmiş birisi olan benim ise daha çok o terimleri araştırıp ardından diğer konularda kendimi kaybedip, kitaba gerekli ve yeterli ilgiyi gösterememem. Yoğun olan günlerim ve kütüphanenin on beş günlük bize tanıdığı hak beni bu kararı almaya daha çok itti. Şu notu da seve seve düşeyim: Bir süre sonra tekrar elimde görülecek olan bir kitaptır kendisi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Henri Poincare
Unvan:
Fransız Matematikçi, Fizikçi, Yazar
Doğum:
Nancy, Fransa, 29 Nisan 1854
Ölüm:
Paris, Fransa, 17 Temmuz 1912
1912 yılında ölümüne dek Sorbonne Üniversitesi'nde profesörlük görevinde bulundu. Poincaré, her yıl çok değişik konularda çok parlak dersler vermiştir; bunlar arasında, potansiyel kuramı, ışık, elektrik, ısının iletilmesi, elektromagnetizma, hidrodinamik, gök mekaniği, termodinamik gibi matematiksel fizik konuları ile olasılık teorisi gibi matematik konuları bulunmaktadır.

Poincaré vermiş olduğu derslerin yanı sıra, yazmış olduğu çok sayıdaki yapıtla da etkili olmuştur. Türkçeye de çevrilen "Bilimin Değeri" ve "Bilim ve Varsayım" gibi bilim felsefesiyle ilgili kitapları bunlardan sadece birkaçıdır. Ayrıca otomorfik ve Fuchs fonksiyonları, diferansiyel denklemler, topoloji ve matematiğin temelleri hakkında makaleler yayımlamış, diferansiyel denklemlerin çözümü için genel bir yöntem bulmuştur. Matematiğin temelleriyle ilgili olarak, matematiksel düşünmenin gerçek aracının matematiksel indüksiyon olduğunu düşünmüş ve bu yöntemin sezgisel olarak daha basit bir yönteme indirgenebileceğine ihtimal vermemiştir.

Newton, matematik astronomiye çok sayıda problem getirmişti. Euler, Lagrange ve Laplace bu alanda çok ileri adımlar attılar. Bu matematikçiler ulaşılmaz devler gibi görülüyorlardı. Cauchy, karmaşık fonksiyonlar kuramını geliştirince, Poincaré'ye bir depo silah kalmıştı. İşte bu kuvvetli silahlarla gök mekaniği Poincaré gibi dev bir matematikçiyi bulmuştu. Böylece, matematik astronomi son şeklini Poincaré ile buldu. Bu alandaki en büyük başarısını 1889 yılında üç cisim problemiyle elde etti. İsveç Kralı II. Oscar, n cisim problemini yarışmaya sundu. Poincaré bu n cisim problemini çözemedi. Fakat, Weierstrass, Hermite ve Mittag-Leffler'in de bulunduğu jüri, dinamikteki diferansiyel denklemlerin genel tartışması ve üç cisim problemi üzerindeki denemesi nedeniyle bu ödül Poincaré'ye verildi. 2500 kronluk ödülü Poincaré aldı ve Fransa da İsveç Kralından aşağı kalmamak için ona Fransızların büyük bir rütbesini verdi.

Poincaré gök mekaniği ile de ilgilenmiş, özellikle Üç Cisim Problemi üzerinde durmuştur. Bu alanla ilgili olan ıraksak serileri incelemiş, Asimptot Açılımları Kuramını geliştirmiş, yörüngelerin düzenliliği ve gök cisimlerinin biçimleri gibi konularla ilgilenmiştir. Aynı konular Laplace'ın da ilgi alanı içine girmektedir; ancak Poincaré her yönüyle özgündür. Görelilik, kozmogoni, olasılık ve topolojiyle ilgili modern kuramların hepsi Poincaré'nin araştırmalarından oldukça etkilenmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 12 okur okudu.
  • 22 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.