“Yusuf diye haykırdı. Sesi kısa, kesik ve boğuktu. Uzun süre suyun altında kaldıktan sonra bir anda yüzeye çıkmış birinin sesi gibiydi..”
Feryat öyküsünden..
İvan Bunin, 20. yüzyılın başında yaşamış olan ve Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Rus yazardır. Bunin, Rusya'daki devrim dönemlerinde ülkesini terk ederek Fransa'ya yerleşir. Türkiye hayranı olan Ivan Bunin Türkiyeyi sık sık ziyaret eder, kültürünü sever ve romanlarında motiflerini sık sık kullanır ve över. Hatta ilk öyküsü Çanakkaleden demir alan bir yük gemisinde geçen bir oğlu Arabistanda savaşta katledilen bir Türk’ün hikayesini konu edinir.
Tarkovski, Ivan Bunin in Güneş Çarpması kitabı için şöyle demiştir: içimde Buninle kardeşmişiz gibi bir duygu var. Güneş çarpması benim en sevdiğim öyküdür.
Kitap toplamda 10 öyküden oluşmakta. Benim favori öyküm ise Natali oldu çünkü bolca aşk, acı ve özlem vardı. Natali sıradan bir karşılaşmadan doğan bir aşkı, özlemi ve kavuşamamayı konu ediniyor.
Bunin bu eseri yaşlılık döneminde kaleme aldı. Dili sadece ve akıcı. Rahatlıkla hiç sıkılmadan severek okudum. Mevcut öykü kitabı her bir öyküdeki karakteri derinlemesine inceleyerek psikolojilerine odaklanıyor.
Buninden okuduğum ilk eserdi ve ben oldukça beğendim. Son zamanlarda Jaguar yayıncılıktan okuyup ta beğenmediğim eser yok zaten. Nitelikli kitaplar çıkarması harika.
İvan Bunin in okuruyla sohbet eder gibi yazdığı bir öykü kitabı. Düşüncelerini dile getirirken okuyucusuna sorular sorarak okuyucusunu düşüncelerinin içine çekmeyi amaçlamıştır. Kitabın şu bölümü durumu özetlemektedir:
“Ne kadar tuhaf değil mi? Hiç tanımadınız bir el hiç tanımadığınız bir insan kendi iç dünyasından küçücük bir ayrıntıyı, sizin yaşadıklarınıza tıpatıp benzer bir ayrıntıyı, sözcüklere sığdırılabilecek küçücük bir dokunuşla ifade ediyor ve ansızın onunla aranızdaki tüm mesafeler, zaman, alın yazısı ve içinde bulunduğunuz şartlar yani her şey anlamını yitiriveriyor. Onun düşünceleri sizin düşünceleriniz, onun duyguları sizin duygularınız oluveriyor ve yazarınızla ortak bir noktada buluşuveriyorsunuz. Mademki duygular ve acılar ortaktır o halde benim size yazıyor olmam, sizinle bir şeyi paylaşmak istemem ya da biri şeyden yakınmam da gayet normal karşılanmalıdır.”
Okuması çok keyifli ve sürükleyici olan bu Rus klasiği pek bilinmemekle beraber okunmaya değer bir kitap.
75 sayfalık kitap nasıl 750 sayfa gibi hissettirir oynat bakalım ba yı la cak tım zor bitirdim. Bütün enerjimi kitaptan kopmamaya, olayları anlamaya harcadım ama…
Suhodol Köyüİvan Bunin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024319 okunma
Karanlık Yollar adlı öykü kitabının konusunun tamamen aşk üzerine kurulduğunu ve Nobel Edebiyat Ödülü aldığını biliyorum. Tam 40 tane kısa öyküden oluşuyor ve hepsi de aşkın bir yüzünü anlatıyor. Ama öyle büyük aşklar, sonsuza dek mutluluk falan değil. Bunin, daha çok aşkın karanlık, acıtan, pişmanlık dolu, hatta biraz tuhaf taraflarını ele alarak yaratmış kitabını. Aldatmalar, yıllar sonra gelen hüzünlü karşılaşmalar, unutulmaz ama yarım kalmış anılar... Yazarın dili lirik, evet, Bunin'in kalemi sağlam. Betimlemeleri güzel, hikâyeler genelde kısa ve çarpıcı. Bunlar iyi. Ancak kitap bana tam olarak hitap etmedi. Belki de çok fazla aşk acısı okumaktan dolayı, tam bilmiyorum. Öykülerin hepsi aynı ana temaya odaklandığı için, bir yerden sonra o melankoli beni biraz sıktı. Bazı öyküler gerçekten çok etkileyiciydi ama bazıları da gelip geçti, aklımda herhangi bir iz bırakmadı. Yani 40 öykünün hepsi mükemmel diyemiyorum. Sonuç olarak benim için bu kitap, birkaç günde okunup geçilebilecek, edebiyat bilgisine bir artı katacak, ama başköşeye yerleşmeyecek bir eser oldu. Yine de bir şans verilebilir.
Karanlık Yollarİvan Bunin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519 okunma
Bazen düşler gerçekten daha güçlüdür… Bu cümle, Suhodol Köyü’nü okurken aklımda sürekli dönüp durdu. Kitap köy yaşamının sade ama bir o kadar da karmaşık dünyasına götürüyor bizi. Nataşka, köyde bir hizmetli olarak yaşamını sürdürürken, onun hikâyesi üzerinden köyün insan ilişkilerine, savaşın ve devrimin yıkıcı etkilerine tanıklık ediyoruz. Eserin uzun betimlemeleri zaman zaman olayın içine girmemi zorlaştırsa da, yavaş yavaş karakterlerin dünyasına girip, onların duygularını hissetmeye başladım. Kitap kısa olmasına rağmen, içerisinde birçok ağır konu var: Ekim Devrimi’nin etkisi, aşk, ölüm, köy hayatının zorlukları… Yazar, bunları Nataşka’nın yaşadığı köydeki değişimlerle anlatıyor. Sonuç olarak, Suhodol Köyü beklentimi tam olarak karşılamasa da, düşündüren ve derinlemesine sorgulatan bir eser oldu. Eğer Rus edebiyatını seviyorsanız, tavsiye ederim.
Suhodol Köyüİvan Bunin · İş Bankası Kültür Yayınları · 2024319 okunma