Jessi Kirby

Jessi Kirby

Yazar
8.2/10
54 Kişi
·
97
Okunma
·
5
Beğeni
·
299
Gösterim
Adı:
Jessi Kirby
Unvan:
Amerikalı Roman Yazarı
Doğum:
Granada Tepeleri,CA,ABD, 28 Temmuz 1978
Jessi Kirby, Mammoth Lakes, CA'da doğdu ve yetiştirildi. Lisansını Cal Poly San Luis Obispo'dan İngiliz Edebiyatı alanında kazandı ve orta ve lise İngilizce öğretmeni olmaya devam etti. Yazmaya ek olarak Jessi, kocası ve iki çocuğu ile birlikte yaşadığı Orange County, CA'da bir ortaokul kütüphanecisi olarak tam zamanlı olarak çalışmaktadır.
“Hangi yola saparsan sap kaderin sana
getireceklerinden kaçamazsın. ”
“Şans, kader, kısmet”
Tutkularinizdan ve hayallerinizden vazgecmeyin.Eger vazgecerseniz,bedeniniz bu dunyada var olsada,yasamıniz son bulur..
Anlatılanların belki hepsi doğruydu belki hiçbiri. İnsanlar hikayelere her zaman kendilerinden bir şeyler katıp anımsamak istedikleri şeyleri anımsar. Ama en gerçek uyarlama , kişinin içini açıp kaleme aldıklarıdır.
320 syf.
·2 günde·5/10
Bugün Farklı Olacak, hem ismine hem de kapağına vurulduğum bir kitap.
Bay Kinney, ögrencilerinden bir günlük yazmasını ister ve toplar. Bu günlükleri kendisi dahil kimsenin okumayacağını, rahatça yazmalarını söyler. On yıl sonra bu günlüklerini öğrencilerine tekrar gönderecek, onlardan lise yıllarında istedikleri şeylere kavuşup kavuşmadığını, hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını, şimdiki halleriyle eskiden olmak istedikleri kişiyi kıyaslamalarıni isteyecektir.
Parker bu günlükleri düzenleme görevini alır. Düzenlerken bir öğrencinin ismi gözüne takılır ve merakına yenik düşer. Bu günlük eski öğrencilerden biri olan Julianna'nındır. Julianna ve Shane kasabanın efsane olmuş hikayelerindendir. Söylentiye göre fırtınalı bir günde trajik bir kazaya uğrayıp hayata veda etmişlerdir. Ama her şey göründüğü gibi değilse, her şey söylentilerden de ibaret değildir.
Kitabın sonlarında çok şaşırdım. Parker'ın günlüğü okuyup okumadığını söylemeyeceğim, merak ediyorsanız okuyun:)
320 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap muhteşem kapağına vurulup aldığım, okurum bir ara diye düşündüğüm bir kitaptı. Neredeyse 1 aydır reading slump yani, okuyamama-okuma isteğinin olmaması olarak bilinen bir durumun kurbanıydım. Bu kitap kelimenin tam anlamıyla ilaç gibi geldi.

Kitabı 1 günde bitirdim. Bu kadar hızlı okumanızda ki en büyük etken merak oluyor. Çok sağlam bir mesajı olmasının yanı sıra bu mesajı yıllar önce yaşanmış gizli bir olayın üzerinden vermesi çok güzeldi.

Açıkçası ne yazacağımı bende pek bilmiyorum. Konusundan bahsedip büyüsünü bozmak istemiyorum. Tarif etmek gerekirse son sayfasını okuyup bitirdikten sonra göğsünüze kocaman bir ağırlık çökmesine neden olacak kitaplardandı. Etkisinden daha çıkamadığım için doğru kelimeleri bulamıyormuş gibi hissediyorum o yüzden bu yorumu hiç uzatmayacağım. Hiç tereddüt etmeden alın okuyun derim.

*Eğer benim gibi güzel kapaklı kitaplara bayılıyorsanız google amcanın görsellerine girip kitaba bir bakın derim. Yalnız aman diyim kafayı yemeye falan kalkmayın. Benden söylemesi. :)
320 syf.
·3 günde·8/10
Sadece kapağına vurulup aldığım bir kitap beni ancak bu kadar etkileyebilirdi.Belki de kitaptan beklentim düşük olduğu için beni bu kadar etkiledi bilemiyorum.
Robert Frost referansları güzel bir tat katmış kitaba. Yazar beni çok şaşırttı karakterlere verdiği yön ile.
Kitap ile ilgili tek hoşuma gitmeyen şey yazım tarzı, malesef şimdiki zaman birinci tekil ağzından yazılmış bir eser.Bu tarzdan pek haz etmesem de oldukça akıcı ve hızlı bir okuma oldu benim için.
317 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Yeni gelen kargonun hevesiyle sabah başlayıp gece bitirdiğim bir kitapla karşınızdayım. Bu aralar fazla kitap okuyorum. Sabahtan akşama kadar evde oturuyorum, yapacak daha iyi bir şeyim yok zaten. Ayrıca aylardır kitap okumayı boşladığımın farkındayım, onu da telafi etmeye çalışıyorum. Bu sıralar fena gaza geldim, umarım hep böyle devam eder.

Bugün Farklı Olacak, sıradan bir gençlik romanı gibi gözüküyor ancak bu kitabı diğerlerinden ayıran bir özellik var: Kitabın arasına serpiştirilmiş şiir alıntıları, dolaylı yoldan okuyucuya yöneltilen sorular okurken duraksayıp düşünmeye teşvik ediyor.

"Ne yapmayı planlıyorsun söyle bana,
Yalnız, çılgın ve değerli yaşamında?"

Çoğumuzun hayattan tek beklentisi iyi bir aile kurmak, iyi bir işe girmek ve standart bir hayat sürmek. Ancak hayat monoton yaşamak için çok kısa. Bazen geleceği düşünmeyi bırakıp o an içimizden geleni yapmak gerekiyor. İleride geriye baktığımda yaşanmışlıklarla, hatalarla, başarılarla dolu bir gençlik görmek istiyorum. Kurulmuş bir saat gibi yaşamak yerine anı yaşamak istiyorum. Çünkü dünyaya bir defa geliyoruz ve yaşlandığımızda bazı şeyleri yapmak istesek de yapamayacağız. Hem başarılı bir hayat sürüp hem de ölesiye eğlenmek mümkün. Önemli olan neyi ne zaman yapmamız gerektiğini bilmek.

Of, ne kastım be. Benden iyi kişilik gelişimi yazarı olurmuş. Ben de dandik "kendinizi sevin, anı yaşamaya bakın" temalı bir kitap yazıp soğuk kış günlerinde Pablo Escobar gibi para yakabilirim. Bakın beni gelecek planım da bu ;)

O kadar konuştum ama kitabın konusuyla ilgili tek bir kelime yazmadım. Bay Kinner, öğrencilerine bir günlük yazdırıp sene sonunda onları topluyor. On sene sonra, belki de o öğrenciler yazdıklarını unutup gittiğinde postayla günlükleri geri yolluyor. Parker Frost ise bu sene onları postalamakla görevli öğrenci. Günlükleri incelerken Julianna Farnetti'nin günlüğünü buluyor. Julianna, on yıl önce sevgilisi Shane ile bir araba kazasında ölmüş. Parker ise günlüğü alıp okuyor ve on yıldır konuşulan şeylerin, o kadar da doğru olmadığını anlıyor.
Kitabı sipariş edip etmeme arasında kaldım...
Aslında kapağı bile yetiyor almamız için...
Bugün arkadaşım da aldı.... Acaba okuyan var mı ???
320 syf.
·Beğendi·9/10
Şiirin sözleri alıp götürüyor düşüncelere.

Kitap sınırlı bir yaşa hitap etmiyor bence.
Okuduğunuz zaman güzel bir tat bırakıyor zihninizde.
Sürükleyici ,akıcı, gizemli, kendi çapında maceralı .
Okuyun gayri ;)
320 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Parker kendini derslerine ve annesini memnun etmeye adamıştır. Lisenin son yılında mezun olup iyi bir üniversitede tıp eğitimi almaya hak kazanır. Ancak arkadaşı Kat bir şeyi fark etmesini sağlar şimdiye kadar hep isteğine göre değil mantığına göre yaşamıştır. Geçmişe bakınca unutamayacağı deli dolu anıları yoktur. Bunu değiştirip yıllar önce kazada ölmüş bir kızın tesadüfen bulduğu günlüğünü okur. Bunu yapması hem başkalarının hem de kendinin hayatını değiştirecektir.

Öylesine okumak için başladığım bu kitap beni fazlasıyla etkiledi ve aslında farkında olduğum ama dile getirmediğim bazı şeyleri yüzüme çarptı.
İnsanların yaptıkları seçimler geleceğini etkiler fakat bu kararın doğru ya da yanlış olduğunu bazen sonuçlarını gördükten sonra anlarsınız.
Son derece akıcı olan bu kitapda herkesin bir şeyler bulacağına inanıyorum.
Yaptığınız seçimler için pişmanlık duymamanız dileklerimle...
320 syf.
·22 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hiç bilmediğim bir yazar hiç bilmediğim kitap ve bilmediğim bir hayat bakalım beni nerelere sürükleyecek hangi duyguları yaşatacak merak içerisindeyim ve heyecan verici bir duygu içinde nasıl bir hikaye olduğunu bilmemek her kitapta olduğu gibi.
320 syf.
·9/10
Kitabın kapağı da kurgusu kadar mükemmel bence. Sıkılmadan okudum diyebilirim. Yazarın dili sizi sarıp sarmalıyor ve sıcacık bir yolculuğa çıkarıyor. Açıkçası kitabın sonunda üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Bir sürü duyguyu bir arada yaşadım. Sonunu tahmin etmediğimi söyleyebilirim. Yazarın bazı sayfalarda vermiş olduğu şiirler ve betimlemeleri çok güzel. Seçimlerin hayatımızdaki yerini anlatıyor bir nevi. Aşk, başarı, arkadaşlık... Aradığınız birçok şeyi bu kitapta bulabilirsiniz...
317 syf.
·3 günde·2/10
Bu kitapla ilgili ne söylesem bilmiyorum. Aslında berbat bir kitap değildi, nefret etmedim ama detaylı düşündüğümde kesinlikle sevmediğimi söyleyebilirim.

Öncelikle beni rahatsız eden şey yazarın seçtiği kahraman anlatıcı oldu. Ortada ahım şahım bir konu yok, edebi olarak cümlelerin bir özelliği olduğu da söylenemez. (Birkaç anlamlı cümle vardı, onlar da sürekli tekrar eden alıntılardan ibaretti. Yazar Robert Frost'a o kadar takmış ki her sayfada ona göndermeler mevcuttu, karakterin soyismine kadar bu böyleydi.) Dediğim gibi, dili de oldukça basitti. Değil betimleme, adam akıllı duygusal çözümleme bile yoktu diyebiliriz. Ortada ilgi çekici bir öykü var mıydı? Bence yoktu. Aşk kısmı? Yüzeysel, basit ve kadın karakter sebebiyle itici. Bir sorun var mıydı? Bana sorarsanız vardı ama yazar üzerinde durmamıştı. Ve tüm bunların yanında gidip Parker diye bir karakter seçmiş, onun gözünden olayları anlatmak istemiş. O kadar itici bir karakterdi ki başta sebebini anlamakta zorlandım. Görünürde itici olması için hiçbir sebep yoktu. Ama varmış, sonlara doğru fark ettim.

Sözde Parker Frost zeki, düşünceli, detaycı bir insan. Ergen olduğu için çoğu davranışı tolere edilebilir mi? Eğer ergen gibi yazılsaydı, elbette ama gereğinden fazla olgun yazılmaya çalışılmış ve tutarlı da olunamamış ki sonlara doğru kararlarıyla bu patlak vermeye başladı. Çok düşünceli bir karakter ama insanları nasıl incittiğini anlayamıyor. Babası olduğunu, onunla iletişim kurabileceğini düşünemiyor. Annesi ile oturup insan gibi konuşamıyor, fikir beyan edemiyor. Hayattan ne istediğini, birine aşık olduğunda ne yapması gerektiğini, birisi onunla konuştuğunda ne tepki vermesi gerektiğini bilmiyor ama aslında çok zeki, dili kullanma açısından çok becerikli ve bir sürü fikri var. Öz güven problemi falan da yok. Bir topluluk önünde konuşabilecek bir insan. Başkasının hayatına müdahale edebilecek bir insan ama kendine dürüst olamıyor falan filan. Yazar bu tutarsızlığı "anı yaşa" felsefesi ile başlatıp onu bir denge üzerine oturtmaya çalışmış ama açıkçası ben aradığımı bulamadım ve kitap bittiğinde bu neydi şimdi falan oldum.

Arka plandaki olaya gelirsek... Öyle bencilce yapılmış bir şey ve öyle geçiştirilmiş ki kitaba bu puanı vermeme esas sebep de bu oldu. İnsanlar hata yapabilir. Pişman olabilir. Hatta olmayabilir. Ama bu konuyu işleyip ve sözde "mutlu son"a kavuşturup aslında olaydan etkilenen esas kişileri, mesela birçok soru işareti olan aileleri hiçliğin içinde bırakmak? Yalanlar söylemek? Kaçmak ve saklanmak? Bu mudur yani mutlu son? Ah, bir hata yaptık ve kaçalım. Sorun değil. Ortaya çıkmadığımız sürece her şey halının altında durabilir. Bravo. Diğer karakter sanki hiç yokmuş, olaydan bağımsızmış gibi yapalım. Tam da ergenlik çağındaki insanlara vermek istediğimiz tavsiyeler, amaca hizmet eden bir mesaj. Bravo yazar.

Ay bir de gözünü seveyim ya; aynı cümleler kaç kez yazılabilir? Mesela bir yer var, Parker bir defteri açıp okuyacak. 40 sayfa falan yapsam mı yapmasam mı, ay yapıyorum bak, yaptım gitti, yok vazgeçtim, yok dayanamıyorum, açıyorum, okuyorum, okumuyorum; yeter kardeşim. Aynı cümleleri ısıtıp ısıtıp getirmiş. Frost der ki, bıdı bıdı. Bıdı da bıdı. Şöyle şöyle düşünüyorum. On sayfa sonra tekrar, tekrar, tekrar... Okurken usandım.

Bir de kitapta o kadar çok anlatım bozukluğu var ki cümlelerin manasını bulmak çaba istiyor.

Açıkçası bu kitabı sevmedim, beğenmedim ve vakit kaybı olarak gördüm. Hiç de farklı olmadı benim için. Tavsiye etmiyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jessi Kirby
Unvan:
Amerikalı Roman Yazarı
Doğum:
Granada Tepeleri,CA,ABD, 28 Temmuz 1978
Jessi Kirby, Mammoth Lakes, CA'da doğdu ve yetiştirildi. Lisansını Cal Poly San Luis Obispo'dan İngiliz Edebiyatı alanında kazandı ve orta ve lise İngilizce öğretmeni olmaya devam etti. Yazmaya ek olarak Jessi, kocası ve iki çocuğu ile birlikte yaşadığı Orange County, CA'da bir ortaokul kütüphanecisi olarak tam zamanlı olarak çalışmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 97 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.