Giriş Yap

Meyrem Karadeniz

Yazar
8.3
186 Kişi
256
Okunma
65
Beğeni
3.470
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

1978 yılında Rize’de dünyaya gelen yazar, ilk ve orta öğrenimini Karabük’te tamamladı. Lise ve üniversite eğitimine ise 1993 yılından itibaren Ankara’da devam etti. 2005 yılından bu yana bir kamu kuruluşunda görev yapan yazar, halen Ankara’da yaşamaktadır. “Mavi Kadar” ve “Kayıp Tufan” adlı iki romanı vardır. İki aylık periyotlarla yayımlanan Kalender Dergisi’nde yazın hayatına devam etmiş, derginin yayımlanmasının son bulmasıyla ara verdiği edebiyat dergisi yazın hayatına üç aylık periyotlarla yayımlanan Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi’nde devam etmektedir. 2021 yılında okurlarıyla buluşan 21 Kadın 21 Öykü kitabında bir öyküsü ile yer almaktadır. Yazar, deneme, öykü ve roman türlerinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Fındıklı, Rize, Türkiye, 30 Temmuz 1978

İncelemeler

Tümünü Gör
192 syf.
·
3 günde okudu
·
Beğendi
·
10/10 puan
ErkeKadın
¶¶Kadınlardan yalnızca birer hanımefendi gibi bahsetmenizden, onların aslında rasyonel varlıklar olduğunu anlamamanızdan nefret ediyorum. Hiçbirimiz hayatımız boyunca sakin sularda yüzmek istemeyiz.¶¶ Jane Austen ¶¶Kadınları korumaktan vazgeçmeniz lazım, onları farklı işler ve farklı uğraşlarla baş başa bırakın ;izin verin asker olsunlar, otomobil sürsünler, liman işçisi olsunlar. Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir. ¶¶ Virginia Woolf Hep şöylemişimdir, kadın olmak ;insanlık tarihi var olduğundan bu yana çıkmaz bir sokak;çocukluğun masumiyetini kaybettiği o sokaklarda, - onlar hep masum kaldı oysa - kadınlar katledildi, çocuklar tecavüze uğradı, küçük bedenler gelinlikle kadınlığına yürüdü, top oynayacakları o sokaklarda, ip atlayıp sadece ebeden saklanacağı bir kuytu arayacak iken, katilinden, tecavüzcüsünden, yeri geldi babasından yeri geldi abisinden ve yeri hep geldi ;bir erkeğin egemenliğinden ya koşar adım ya uygun adım ya adım atamadan hep kaçtı... Şimdi bizler onların hayatlarına kaşlarımızı çatarak, yürek sızısıyla avaz avaz bağırarak birer izleyici iken her an bu kabus oyununa dahil olmamız işten bile değil. Ben
21 Kadın 21 Öykü
kitabında ki hayatları okurken korktum. Sonunu tahmin ede ede okudum, yazılan hayatlar yaşanılan hayatlardı. Bizim o Anıt Sayaç 'ta adı yazan kadınların hayatı... Peki adımızın aday olduğu bir yerde, sen erkek cinsi sadece bu kitabı okuduğunda korkacak mısın kendinden?! "Erkek egemenliği"ne sığınarak bir kadını katletmekten alıkoyacak mısın kendini?! Nefsine, kız kardeşine, kuzenine, annene, sokakta çamurlu elleriyle oynarken;onu bir şekerle kandıracak olan nefsine hakim olabilecek misin?! Senden ayrılma lüksünü o kadına bahşedecek misin?! Zaten dul kadın 'toplumun malı' diyerek sapıkça hazlarından kendini soyutlayabilecek misin?! Evet mi ne mutlu sana! İçten içe hayır mı diyeceksin yoksa, işte o zaman feminizm anlayışına "erkek düşmanlığı" demeyeceksin! İstanbul Sözleşmesi de neymiş demeyeceksin! (zira yok artık ://) Sen erkek cinsi kadını, kadınlığı olduğu gibi, kendi haklarını gözettiğin gibi, gözün gibi kabul edeceksin. Bu sana diretilen bir yaptırım değil,(!) erkeklik gururun sakinleşsin, bu kadının sizi kabullenişinin kabullenişi... Kadın-erkek eşitliği değil, insanlığın eşitliği... Neden (?) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü zihniyetin varya hani, işte o gün bir "erkek" patronun kadının insaniyet namına hak arayışının yakıldığı gün. Diri diri direnişinin şüpheli yangını... Kadının çalıştığı o fabrika çalışma koşullarının iyileştirilmesini, eşit hak payına sahip olma isteğinin ardına vurulan bir kilit... O fabrikada onbinlerce kadın yandı. Neyse ki günümüzde fabrika kapılarını kapatıp yangın çıkardıktan sonra onbinlerce kişinin ölümüne sebep olmak yerine, saçlarımızdan sürükleyip cop darbeleri eşliğinde ekip araçlarına sürüklüyorlar... Velhasıl kelam, başkalarının kazdığı kuyulardan çıkmak isteyen, diğerleri de o kuyulara düşmesin diye canla başla mücadele etmeyi ve direnmeyi tercih eden kadınlar, feminizm etrafında bir araya geldi. “Bu hayatın şoförleri biziz ve o direksiyonda biz olacağız!” dediler. Bu bir erkek düşmanlığı mı, hak arayışı mı? Anıt Sayaç’ta hiçbir kadının ismini görmek istememek mi, “Erkeklere ölüm!” demek mi? “Biz de oy kullanmak, bedenimizle yargılanmamak, tıpkı diğerleri gibi, geceleri gündüzleri dışarıda özgürce saçlarımızı savura savura gezmek istiyoruz!” demek mi, erkek düşmanlığı mı? Cevap veriyorum: Özgürce yaşamak hakkının talebi.
·
7 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.30