Muhammed Ticani Semavi

Muhammed Ticani Semavi

Yazar
9.6/10
18 Kişi
·
24
Okunma
·
11
Beğeni
·
253
Gösterim
Adı:
Muhammed Ticani Semavi
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
Kafsa, Tunus, 1936
1936 yılında Tunus'un Kafsa şehrinde, tanınmış ve inançlı bir ailede doğmuştur. Liseyi bitirdikten sonra Fen Fakültesi'nde öğrenimini sürdürerek mühendislik derecesine ulaşmıştır.

Çocukluğundan dini öğretilere karşı özel ilgi duyan Ticani, genç yaşta kentin imamı olmuş ve imamlığını yaptığı camide tefsir ve fıkıh dersleri vermiştir.

İlim ve tecrübesini arttırmak amacıyla Mısır, Irak, Lübnan ve Ürdün gibi bazı ülkelere yolculuklar yapmıştır. Ayrıca, hac ve umre ibadetlerini yerine getirmek için birkaç kez Arabistan'a gitmiştir.

Bu yolculukları sırasında Ayetullahi'l-Uzma Seyyid Ebu'I-Kasım Hoi ve Ayetullah Şehid Muhammed Bakır es-Sadr gibi Şia'nın büyük şahsiyetleriyle görüşme saadetine erişerek Şiilik hakkında araştırma yapma imkanını bulmuştur.

Muhammed Ticani bunu şu sözleriyle dile getirmiştir:

"Ben, Allah'ın kendisine hidayet ve tevfikini bahşettiği Tunuslu Muhammed Ticani Semavi'yim. Maliki mezhebine mensup olup, Kuzey Afrika' da meşhur olan Ticani tarikatına tabi iken, Ehl-i Beyt mezhebini seçmiş bulunuyorum. Hakkı, bir seyahat esnasında bazı Şii alimlerle görüşüp konuştuktan sonra tanıdım."

Ciddi ve samimi araştırmalarının sonucunda Şiiliğin hak olduğunu anlayarak Şii olmuş ve bunu açıkça ilan etmiştir. Araştırmalarında karşılaştırmalı bir metot takip etmiştir ve kitaplarında da genellikle konular bu metotle anlatılmıştır. Getirdiği deliller ise Kuran-i Kerim, Hz.Peygamber (saa)'in sünnetindendir.

Kendisi bu konuda şöyle demektedir:

"Sonunda ben kendi kendime bütün zorluklarına rağmen bu tür konuları köklü bir şekilde incelemeyi kararlaştırdım. Ve ahd ettim ki, bir fırkanın inandığı ve diğer fırkanın kabul etmediği hadisleri bırakıp araştırmada yalnız şia ve sünnilerin doğruluğunda ittifak ettikleri hadislere istinat edeyim. Ben bu metotla bir yandan milli ve mezhebi taassuplardan kaçınmayı ve diğer yandan da şüphe ve tereddütten kurtulup Allah'ın en büyük nimeti olan yakin'in zirvesine ulaşmağı hedef almıştım."

Daha sonra Tunus hükümetinin baskı ve eziyetlerine maruz kalarak ailesiyle birlikte Paris'e yerleşmiş ve Sorbonne Üniversitesi'nden felsefe dalında doktorasını almıştır. Adı geçen üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapan Tunuslu üstat; Tunus başta olmak üzere çeşitli İslam ülkelerinde eğitimler vermektedir.

Onlarca dile çevrilen bu eserler milyonlarca insan tarafından defalarca okunmuş, onlara ışık olmuş ve olmaya devam etmektedir.

Ticani, çocukluğunun ardından çeşitli ilim adamlarından dersler almak için batı ülkelerine seferler yaptı. Mısır’da el- Ezher Uleması kendisine orada kalarak değerli ilimlerinden el- Ezher’deki öğrencilere dersler verme isteğinde bulundu, ancak kabul etmedi. Irak’a yaptığı bir yolculuk sırasında Şia ulemasıyla yaptığı sayısız bahislerin ardından Şia mezhebini seçti. Şu anda dünyada Şia mezhebinin tanıtıcılarından sayılmaktadır. Şia mektebini savunan bir çok kitap kaleme aldı. Bu kitaplarının birinde şöyle yazmakta: “Şia sabit kademdir, sabırlıdır ve hakka sarılmaktadır… Ben tüm alimlerden rica ediyorum Şia ulemalarıyla oturup kalksınlar, onlarla bahisler yapsınlar; kesin olarak diyorum ki onların yanından Şia mezhebini seçerek basiretli bir biçimde ayrılacaklardır… Evet ben geçmiş mezhebimin yerine yeni mezhep seçtim bundan dolayı Allah’a şükürler ediyorum. Eğer Onun inayet ve hidayeti olmasaydı asla hidayet olmazdım. Beni “Fırkay-i Naciye”ye (Kurtulan fırka) ki yıllarca peşi sıra olduğum bu fırkaya kavuşturduğu için Allah’a sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Her kim Ali ve Ehl-i Beyti’nin velayetine sarılırsa kopmaz, çok sağlam bir ipe sarıldığına hiç şüphem yoktur. Peygamberimizin bu konu hakkında rivayetleri oldukça çoktur. Bir çoğu müslümanların icmasına şamildir.

Akıl bile bu konuda tek başına hak talep edenler için en üstün delildir… Evet, yerini doldurdum ve Emire’l Mümin’in ve Seyyidi’l Vasiyyin İmam Ali b. Ebu Talip – aleyhi selam- ve Allah Resulüne – Sallallahu aleyhi ve alih’e- bağlanarak iktida ettim. Ayrıca cennet gençlerinin efendisi iki imamı, en üstün hanım olan Hz. Fatımatu’z Zehra’yı ve İmam Hüseyin’den olan dokuz imamı masum imamlar olarak seçtim…”

Doktor Ticani “İlim şehrinin kapısı” hadisini zikrettikten sonra şöyle yazmakta: “Eğer Siz Peygamber ilminin kapısının Ali olduğuna inanıyorsanız; Neden din ve dünya işlerinde Ali’ye (aleyhi selam) taklit etmiyorsunuz? Neden Peygamberin ilminin kapısı olan Hz. Ali’yi bilerek terk edip Ebu Hanife, Malik, Şafii, Ahmet b. Hambel, İbni Teymiyyeyi taklit ediyorsunuz? Öyle kimseler ki ne ilimde, ne amelde, ne fazilette ve ne de şerefte asla ona ulaşamayacak kimselerin. Sonra Ehl-i Sünnete hitap ederek şöyle yazmakta: “Ey benim ahali ve kabilem! Sizleri hakkı araştırmaya ve incelemeye ve taassubu terk etmeye davet ediyorum. Bizler Ümeyye oğulları ve Abbasilerin kurbanlarıyız. Bizler siyah tarihin kurbanlarıyız. İnat, taassup düşüncesinin kurbanlarıyız ki geçmiştekiler bizlere bunu miras olarak bırakmıştır. Doktor Muhammed Ticani Ehl-i Beyt mektebini savunan bir çok kitap kaleme almıştır.
Müslümanların acınacak bir yönü de hep aşırı ileri gitme veya aşırı geri gitmeleridir. Ya tüm hurafelere ve boş inançlara - akıl ve şeritten hiçbir delil olmadan - inanıp onları onaylıyorlar yahut da hiçbir şeye inanmayıp temelsiz bazı inançlar uğruna Hz. Muhammed'in (s. a. a) birçok hadisini ve mucizesini bile inkar ediyorlar...
Hz. Fatıma yalnız hakkın çiğnenmesi için gazap eyler, öfkelenir, hiçbir zaman haksız yere gazaplanmaz. Bu yüzden onun gazabının olduğu yerde mutlaka Allah Resulü'nünde gazabı mevcuttur. Çünkü Allah hakkın çiğnenmesine rıza göstermez, aksine gazap eder.
Benim için önemli olan, Allah'ın istediği şekilde O'na ibadet etmektir. Ebu Hanife, Malik ve diğer müctehidlerin istediği gibi değil. Çünkü görüyorum ki Malik salatta bismillahın denmesini şeritte hoş görülmeyen bir hal olarak görüyor ve ötekisi bismillahsız salatı batıl sayıyor. Halbuki salat dinin direğidir; eğer o kabul olursa diğer amellerde kabul olur ve eğer kabul olmazsa diğer amellerde kabul olmaz. Ben iste salatımın batıl olmasını istemiyorum.
İhtilaflar ne çok, herkes kendinin hak yolunda olduğunu söylüyor. Ben "La ilahe illallah" deyip Muhammed ve Ali'ye sarıldım. Ashab-ı kehf'in sevgisi bir köpeği kurtardıysa Ali ve Ahmed'i seven bir kişi nasıl bedbaht olur. "
Kur'anı Kerim birçok ayette bizi geçmiş ümmetlere ait haberler hakkında bilgi edinmeye ve onlardan ibret almaya davet etmiştir. Allah teala bir yandan Firavun, Haman, Nemrud ve Karun gibilerin hayatlarını ve diğer yandan peygamberlerin hayatını Kur'anı Kerim'e bize anlatmıştır. Şüphesiz ki bunları, yüce Allah bizi eğlendirmek için değil, hakkı batıldan ayırt etmemiz için zikretmiştir.
Bu yüzden artık kendime gelip beni çevreleyen taasubun kara dumanını gözlerimin önünden uzaklaştıracağım, kalbimi ve fikrimi zinvirleyen bağları kıracağım diyorum. Yirmi yıla aşkın süreden beri ruhuma çökmüş olan bu tozları ruhumdan sileceğim.
Allahım geçmişte bilgisizlikten sevmemem gereken gerekenleri sevdiğim için beni affet, bağışla! Gerçi ben affa layık değilim ve bir mazeretim de yoktur; çünkü senin yüce peygamberin (s. a. a) "Cehalet, cahile özür sayılmaz." (yani araştırıp öğrenmekle yükümlüdür.) diye buyurmuştur.
368 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
Bende iz bırakan kitaplardan biridir. Alevilikle ilgili soruları olan, sorunları olan, emin olduklarımızla ilgili sorgulamamıza neden olan bir kitap. Herkesin okuması gereken mükemmel bir eser.
416 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Bende bir zamanlar onların kervanına yol almaktaydım . Bu batıl rehberleri izini takip ediyordum. El ehzer ünüversitesinde okurken araştırmaları sonucu şianın sanıldığı gibi olmadığını anlamış ve gerçek sünnet ehli şiaya geçiş yapmış. Rabbim taksilatını affetsin..
394 syf.
·Beğendi·10/10
Yazara sonsuz şükran ve teşekkürümü bildiriyorum. Bahsettiği konular her iki ekolün de kaynaklarından alınarak ıspatı etmiş. Bu kitabı okurken sadece ve sadece insaflı olmak yeterlidir
444 syf.
·Beğendi·10/10
İslam'da ki eksik bilinen veya az bilinen konuları.
Gerek Şia gerek Ehli Sünnet içersindeki kaynaklarla açıklamıştır ve Şia'ya atılan iftiralara ve yalanlara Sünni kaynaklarala cevap vermiştir
368 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Gayet akıcıve sade bir dille yazılmış aydınlanma öyküsü... İnsanı araştırma yapmak için kamçılayan bir kitap. Objektif bir şahsiyetin kendine ve diğer fikirlere yaptığı haklı eleştirileri hayranlıkla okudum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Muhammed Ticani Semavi
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
Kafsa, Tunus, 1936
1936 yılında Tunus'un Kafsa şehrinde, tanınmış ve inançlı bir ailede doğmuştur. Liseyi bitirdikten sonra Fen Fakültesi'nde öğrenimini sürdürerek mühendislik derecesine ulaşmıştır.

Çocukluğundan dini öğretilere karşı özel ilgi duyan Ticani, genç yaşta kentin imamı olmuş ve imamlığını yaptığı camide tefsir ve fıkıh dersleri vermiştir.

İlim ve tecrübesini arttırmak amacıyla Mısır, Irak, Lübnan ve Ürdün gibi bazı ülkelere yolculuklar yapmıştır. Ayrıca, hac ve umre ibadetlerini yerine getirmek için birkaç kez Arabistan'a gitmiştir.

Bu yolculukları sırasında Ayetullahi'l-Uzma Seyyid Ebu'I-Kasım Hoi ve Ayetullah Şehid Muhammed Bakır es-Sadr gibi Şia'nın büyük şahsiyetleriyle görüşme saadetine erişerek Şiilik hakkında araştırma yapma imkanını bulmuştur.

Muhammed Ticani bunu şu sözleriyle dile getirmiştir:

"Ben, Allah'ın kendisine hidayet ve tevfikini bahşettiği Tunuslu Muhammed Ticani Semavi'yim. Maliki mezhebine mensup olup, Kuzey Afrika' da meşhur olan Ticani tarikatına tabi iken, Ehl-i Beyt mezhebini seçmiş bulunuyorum. Hakkı, bir seyahat esnasında bazı Şii alimlerle görüşüp konuştuktan sonra tanıdım."

Ciddi ve samimi araştırmalarının sonucunda Şiiliğin hak olduğunu anlayarak Şii olmuş ve bunu açıkça ilan etmiştir. Araştırmalarında karşılaştırmalı bir metot takip etmiştir ve kitaplarında da genellikle konular bu metotle anlatılmıştır. Getirdiği deliller ise Kuran-i Kerim, Hz.Peygamber (saa)'in sünnetindendir.

Kendisi bu konuda şöyle demektedir:

"Sonunda ben kendi kendime bütün zorluklarına rağmen bu tür konuları köklü bir şekilde incelemeyi kararlaştırdım. Ve ahd ettim ki, bir fırkanın inandığı ve diğer fırkanın kabul etmediği hadisleri bırakıp araştırmada yalnız şia ve sünnilerin doğruluğunda ittifak ettikleri hadislere istinat edeyim. Ben bu metotla bir yandan milli ve mezhebi taassuplardan kaçınmayı ve diğer yandan da şüphe ve tereddütten kurtulup Allah'ın en büyük nimeti olan yakin'in zirvesine ulaşmağı hedef almıştım."

Daha sonra Tunus hükümetinin baskı ve eziyetlerine maruz kalarak ailesiyle birlikte Paris'e yerleşmiş ve Sorbonne Üniversitesi'nden felsefe dalında doktorasını almıştır. Adı geçen üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapan Tunuslu üstat; Tunus başta olmak üzere çeşitli İslam ülkelerinde eğitimler vermektedir.

Onlarca dile çevrilen bu eserler milyonlarca insan tarafından defalarca okunmuş, onlara ışık olmuş ve olmaya devam etmektedir.

Ticani, çocukluğunun ardından çeşitli ilim adamlarından dersler almak için batı ülkelerine seferler yaptı. Mısır’da el- Ezher Uleması kendisine orada kalarak değerli ilimlerinden el- Ezher’deki öğrencilere dersler verme isteğinde bulundu, ancak kabul etmedi. Irak’a yaptığı bir yolculuk sırasında Şia ulemasıyla yaptığı sayısız bahislerin ardından Şia mezhebini seçti. Şu anda dünyada Şia mezhebinin tanıtıcılarından sayılmaktadır. Şia mektebini savunan bir çok kitap kaleme aldı. Bu kitaplarının birinde şöyle yazmakta: “Şia sabit kademdir, sabırlıdır ve hakka sarılmaktadır… Ben tüm alimlerden rica ediyorum Şia ulemalarıyla oturup kalksınlar, onlarla bahisler yapsınlar; kesin olarak diyorum ki onların yanından Şia mezhebini seçerek basiretli bir biçimde ayrılacaklardır… Evet ben geçmiş mezhebimin yerine yeni mezhep seçtim bundan dolayı Allah’a şükürler ediyorum. Eğer Onun inayet ve hidayeti olmasaydı asla hidayet olmazdım. Beni “Fırkay-i Naciye”ye (Kurtulan fırka) ki yıllarca peşi sıra olduğum bu fırkaya kavuşturduğu için Allah’a sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Her kim Ali ve Ehl-i Beyti’nin velayetine sarılırsa kopmaz, çok sağlam bir ipe sarıldığına hiç şüphem yoktur. Peygamberimizin bu konu hakkında rivayetleri oldukça çoktur. Bir çoğu müslümanların icmasına şamildir.

Akıl bile bu konuda tek başına hak talep edenler için en üstün delildir… Evet, yerini doldurdum ve Emire’l Mümin’in ve Seyyidi’l Vasiyyin İmam Ali b. Ebu Talip – aleyhi selam- ve Allah Resulüne – Sallallahu aleyhi ve alih’e- bağlanarak iktida ettim. Ayrıca cennet gençlerinin efendisi iki imamı, en üstün hanım olan Hz. Fatımatu’z Zehra’yı ve İmam Hüseyin’den olan dokuz imamı masum imamlar olarak seçtim…”

Doktor Ticani “İlim şehrinin kapısı” hadisini zikrettikten sonra şöyle yazmakta: “Eğer Siz Peygamber ilminin kapısının Ali olduğuna inanıyorsanız; Neden din ve dünya işlerinde Ali’ye (aleyhi selam) taklit etmiyorsunuz? Neden Peygamberin ilminin kapısı olan Hz. Ali’yi bilerek terk edip Ebu Hanife, Malik, Şafii, Ahmet b. Hambel, İbni Teymiyyeyi taklit ediyorsunuz? Öyle kimseler ki ne ilimde, ne amelde, ne fazilette ve ne de şerefte asla ona ulaşamayacak kimselerin. Sonra Ehl-i Sünnete hitap ederek şöyle yazmakta: “Ey benim ahali ve kabilem! Sizleri hakkı araştırmaya ve incelemeye ve taassubu terk etmeye davet ediyorum. Bizler Ümeyye oğulları ve Abbasilerin kurbanlarıyız. Bizler siyah tarihin kurbanlarıyız. İnat, taassup düşüncesinin kurbanlarıyız ki geçmiştekiler bizlere bunu miras olarak bırakmıştır. Doktor Muhammed Ticani Ehl-i Beyt mektebini savunan bir çok kitap kaleme almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 24 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 10 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.