Muharrem Coşkun Şebinkarahisar’da doğdu. Lisans eğitimini Sosyoloji bölümünde yaptı. 1995 yılında gazeteciliğe başladı. Milli Gazete, Vakit ve TV'5, Hilal Tv, Star Gazetesi'nde çeşitli görevlerde bulundu. Yerli ve yabancı pek çok önemli isimle söyleşiler yaptı. Çeşitli gazete, dergilerde makaleleri yayımlandı.
“Türkçe Ezan ve Dine Müdahale’nin Öyküsü: GARP İZİ” Belgeseli (4 Bölüm) ise ulusal kanallarda yayınlandığı günlerde büyük yankı uyandırdı (2005). Anadolu'nun bir köyünde yaşamış olan Şerif Coşkun'un, cumhuriyet döneminde yaşadıklarını anlatan "Bilge Köylü" belgeseli de farklı bir yapım oldu(2008). Daha çok yakın tarih araştırmalarıyla dikkat çeken Muharrem Coşkun, halen yakın tarih üzerine kitap ve belgesel çalışmalarını sürdürüyor. Muharrem Coşkun'un, 2010 Ramazan'ında ATV'de yayınlanan, yönetmenliği ve sunumu kendisince yapılan "Mekke ve Medine Sahur" programı da (30 Bölüm), belgesel tadında izleyici ile buluşmuştu. Muharrem Coşkun ayrıca, Hilal Televizyonu'nda Haber Müdürlüğü'nün dışında, 9 ay tartışma programı ve 'Haftanın Yorumu'yla da ekranda olmuştu. Muharrem Coşkun, belgesel çalışmasını, 1908'de Eşref Edip Fergan ve Mehmed Akif tarafından çıkarılan, 'İslamcı' Sırat-ı Müstakim- Sebilürreşad gazetesinin öyküsüyle sürdürdü. 'Yol'daki Çığır; Sebilürreşad..' 120 dakikalık Belgesel TRT'de 4 bölüm olarak ekrana geldi. Yoldaki Çığır, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından da 2013 yılı En İyi TV Belgeseli seçildi.Coşkun'un yayınlanmış iki kitabı da bulunuyor. Coşkun'un son kitabı, 'Kod Adı İrtica 906' adıyla yayınlandı. (Mart-2015)
Muharrem Coşkun, 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde, Uluslararası Basın Enstitisü (IPI) tarafından gerçekleştirilen "Gazetecilik" programını başarıyla bitirdi. Arapça, İngilizce ve Osmanlıca bilen Muharrem Coşkun, Star Gazetesi'ndeki 'Politika Editörlüğü yaptı. Muharrem Coşkun 1 Ağustos itibariyle Akit TV haber daire başkanlığına getirildi.
“Ey cemaati müslimin, milletler yalnız topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmıyor, yıkılamaz. Milletler ancak aralarındaki rabıta birliği çözülerek herkes başının derdine, kendi hevasına düştüğü zaman yıkılır. Atalarımızın, “Kale içinden alınır” sözü kadar büyük söz söylenmemiştir.”
Mehmed Akif Ersoy İstiklâl Marşı'nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı' nın bu milletin eseri olduğunu beyan etmişti.