Mustafa Delioğlu

Mustafa Delioğlu

YazarÇizerÇevirmenTasarımcı
8.2/10
312 Kişi
·
584
Okunma
·
0
Beğeni
·
325
Gösterim
Adı:
Mustafa Delioğlu
Unvan:
Türk Yazar, İllüstratör
Doğum:
Erzincan, Türkiye, 1946
İllüstratör Mustafa Delioğlu 1946’da Erzincan’da doğdu. 1968’den beri illüstrasyon çiziyor; 1975’te kurduğu atölyesinde özellikle kitap kapağı ve çocuk kitapları resimliyor. Bu alanda özgün bir üslup oluşturan ve sayısız kitabın deseninde imzası bulunan Delioğlu’nun resim çalışmaları da sergilerde yer aldı. Günışığı Kitaplığı için Berber Pire Tellal Deve (2008) adlı şiir kitabını, Uçan Salı (2010) ve Gücünü Yitiren Kral (2011) adlı öykü kitaplarını resimledi. Delioğlu, eşiyle birlikte İstanbul’da yaşıyor, iki çocuğu var.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
208 syf.
·Beğendi·9/10
Mustafa, çocukluğunda babasını küçük yaşlarda kaybetti. Annesi Zübeyde Hanım, Mustafa ya hem annelik hem de babalık yaptı. Mustafa, Şemsi Efendi okuluna gidiyordu ama babasının ani ölümü nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Babasının ölmesiyle maddi sıkıntılar yaşamışlardı. Dayısının çiftliğine gitmişlerdi. Mustafa, evde durmak istemiyordu. Kardeşi makbule ile dışarı çıkıyorlardı. Her gün yeni bir şeyle karşılaşıyorlardı. Mustafa, okumak istiyordu. Annesi bunu pek istemiyordu. Mustafa da Selanik'teki Rüştiye ortaokulunda okumaya karar vermişti. O okuldaki matematik öğretmeni aynı zamanda okulunun müdürüydü. Hoca çok kızgın biriydi. Mustafa, hocadan dayak yemekten korkuyordu. Bir gün bu korktuğu şey Mustafa'nın başına gelmişti ve okuldan ayrılmıştı. Mustafa, askeri rüştiyeye gitmek istiyordu ama annesi bunu istemiyordu. Bir gün annesi rüyasında Mustafa'yı askeri rüştiyeye göndermesini görüyordu. Annesi de sabah olunca onu askeri rüştiyeye göndermiş. Mustafa matematik dersini çok sevmişti. Çünkü okuldaki matematik öğretmenin adı da Mustafa'ydı. Bir gün matematik öğretmeni Mustafa'yı yanına çağırdı. Matematik öğretmeni Mustafa bey dedi ki: Seninde adın Mustafa benim de adım Mustafa'dır. Aramızda bir fark olmalı. Bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun demişti. Mustafa Kemal büyümüştü ve asker olmuştu. Askerlik yıllarında çok iyi eğitim görmüştü ve savaşlarda çok başarılı olmuştu. Askeri eğitimde bir çok arkadaşı olmuştu. Bir çok yardımlarda bulunmuştu. Herkes Mustafa Kemal'i çok sevmişti. Bir gün cumhurbaşkanı seçimleri vardı. Mustafa Kemal cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak istemiyordu. Ama arkadaşları ve onu seven halk onun cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasını istiyordu. Mustafa Kemal seçimlere katılmıştı ve seçimleri kazanan Mustafa Kemal olmuştu. Mustafa Kemal " Atatürk" soy adını almıştı. Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan gününü çocuklar bayramı olarak kutlamıştı. 19 Mayıs gençlik ve spor bayramı, 30 kasım Zafer bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet bayramı olarak kutlamışlardı, Mustafa Kemal Atatürk, ülkesine çok katkıda bulunmuştu. Ve 10 Kasım 1938' de saat 9'u beş geçe hayata gözlerini kapamıştı. Artık Mustafa Kemal Atatürk kalbimizde yaşıyordu
59 syf.
·Puan vermedi
Bir kitap düşünün kapitalizmin tüm unsurlarını bir insana dönüştürerek ve bunu çocukların anlayabileceği bir dile çevirerek bir çocuk kitabı haline getirmiş. Ben çok ama çok yaratıcı buldum ve gerçekten de çok beğendim. Haksızlığa uğrayarak makhum olan bir adamın gözyaşlarıyla ıslanan iki çocuğun ona yardım etme mücadelesi. Zaman Bey' i buluyorlar. Onun kuzenleri Esneme ve Uyku tüm dünyayı uyuturken geçmişe gidip mahkumun hayatını izliyorlar ve kameraya alıyorlar. Açlık, Haksızlık, İşsizlik, Sömürü, Umutsuzlukla tanışıyorlar bu yolculukta... Kısacası günümüz dünyasında yaşanan her şeyi çocuklara anlatıyor kitap...
79 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ağustos Böceği ile Karınca; Fransız şair ve fabl yazarı La Fontaine’in çalışmak ve eğlenmek üzerine yazdığı masalıdır. Nazım Hikmet’in çevirisiyle okuduğumuz bu masalda karınca ve ağustos böceğine bir başka gözle, Nazım’ın gözüyle bakılmaktadır.
Masalda, karınca yaz boyunca çalışan, ağustos böceği de şarkı söyleyen zamanının büyük çoğunluğunu yaz mevsiminin tadını çıkarandır. Yaz bitip kış geldiğinde, karınca kışa hazırlık yapmış, ambarını yiyecekle doldurmuştur. Ağustos böceği ise kışa hazırlık yapmadığından ve artık geç de olduğundan tek çare olarak karıncadan yardım ister. Karınca ise buna şiddetle karşı çıkar. Şimdiye kadar çalıp söylediniz şimdi de oynayın diyerek ağustos böceğini kovar.
Ancak Nazım bu masalı farklı yorumlar. Çalışkanlık örneği olarak gördüğümüz karıncayı bencil, kibirli ve yaşamdan tat almasını bilmeyen biri olarak yorumlar. Bütün bir yaz boyunca ağustos böceğinin söylemiş olduğu şarkılara kulağını tıkayıp durmadan çalışan biridir ona göre. Ağustos böceği de sadece kendi için değil başkaları için de şarkı söyler.
Nazım, bu masalda, aksine ağustos böceğinin tarafını tutar ama biraz da kızar. Çünkü bütün bir yaz boyunca şarkı söyleyip yüreğinin sesini dinlediğinden değil gidip karıncanın kapısını çalıp yüreğinin gücünü kaybettiğinden…
96 syf.
·Beğendi·10/10
Dünyaya geldiği an, annesi ölen , babasıni daha dünyaya gelmeden kaybeden bir çocuk. Akabinde başlayan zorlu bir hayat. Kimsesizler evinde yediği dayaklar , oradan oraya savruluşu. Başına gelen onca kötülüğe rağmen , içindeki iyiyi kaybetmeyen Oliver . Bir sürü kötü insana ve yaşadığı tüm kötü şeylere karşı onurunu kaybetmemek için mücadele eden merhametli bir çocuk. Aslında Oliver doğduğundan bu yana, hayatı görmüş ,bir sürü tecrübe etmiş kocaman bir yetişkin. Çok güzel dersler var bu eserde. Tavsiye ederim. Başımıza ne gelirse gelsin, içimizdeki iyiliği kaybetmemek temennisiyle.
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Çocuk kitabı diye nitelendirilen bu Harika eserler ara ara hayatımıza girmeli diye düşünüyorum. İnsana büyük sandığı dertlerin aslında çok küçük ve anlamsız olduğunu, günlük hayata kendimizi fazlasıyla kaptırıp duygu dünyasını unuttuğumuzu hissettiriyor. Oliver öyle temiz ve öyle iyi kalpli ki hiçbir kötülük üzerinde durmuyor akıp gidiyor. E kitabın sonunda elbette bu iyiler kazanıyor. Çizgi film hazzı veren, keyifli bir kitaptı.
28 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bir kitap bir kitap ki şiirselliğe teslim etmiş kendini... Zeytinin şiirini almış kelimelerle içine kazımış. Bu coğrafyanın en kıymetli armağanını bize sunan zeytine güzelleme yazmış yazar. Çizer ise tanrısal yeteneğini işlemiş kağıtlara ve  bırakın hayranlığı kendimi kaybettiğim bir kitap çıkmış ortaya... Bu coğrafyanın havasını soluyan kitapseverler bu kitabı hem kendiniz okumalı hem de çocuğunuza okutmalısınız. Ben çocuk kitaplarında biraz da şiirsellikten yanayım. Düz cümlelerin yanısıra kelimelerin şiirsel diziniminden doğan tınısını da çocuklarımıza sunmalıyız.

Tarihsel süreçte zeytinin yerini anlatan kitaptan beğendiğim bir iki cümleye yer vermek istiyorum. 🕊 ***Zeytin ağacı bir zamanlar, gölgesinde oturan bilge Homeros'un kulağına eğilip insanlığa fısıldamıştır bilgece: " Herkese aitim ve kimseye ait değilim ben. Buradaydım siz gelmeden önce de ve burada olacağım sonsuza dek, siz gidince."*** 🕊

Halil Cibran tadında cümleler... Dostlar biz gideceğiz ama o kalacak. Düşününce derinliğini bu gerçeğin derin bir soluk aldım. Bir ağaç kadar ömrümüz yok şu evrende... Zeytinle ilgili güzel bir kitap okumak istiyorsanız mutlaka edinin derim bu kitabı. Bizler Akdeniz coğrafyasının çocukları olarak zeytine çok şey borçluyuz.
120 syf.
·Beğendi·10/10
" Folko ihtiyar balıkçı dedesi ve küçük kardeşi ile yaşayan 12 yaşında bir çoçuktur . Dedesi balıkçı olmasını istesede onun atlara ilgisi vardır . Bir gün kayığı su aldığı için bataklığın kenarına kayığını bağlamış . Tam o sırada çalılıkların arasında bir ses duymuş . Bu bir beyaz yeleli attır . Onun peşinden gider ve bu kısrağın bir yavrusu olduğunu farkeder . İstemsizce ona Beyaz Yele der . Tam geri giderken at hırsızlarının kısrağı çaldığını görür . Çoçuk olduğu için hiçbir şey yapamaz . Sonra Beyaz Yeleyi yerde yığılmış bulur ve onu kurtarır . Hikayenin devamımda bu iki arkadaşın maceraları anlatılıyor . ”

Ben zaten hayvanlarla ilgili kitapları çok seviyorum . Bundan dolayı bu kitabıda çok beğendim . İyi okumalar .
96 syf.
·Puan vermedi
Benim için çok anlamlı bir kitap.Kitabin konusu, çıkarılan ders o kadar muhteşem ki. Küçükken kaç defa okumak için uğraştığım ama hiç bir zaman bitiremediğim kitaptır kendisi. Bugün sahafta gezerken görünce heyecanlanıp aldım ve 1.5 saat gibi kısa bir sürede bitti kitap. Tam bir klâsik.
271 syf.
Kaledibi sokağı..
Bilgin Adalı..

Çocukluğumun kitabı, Anılarımın Kitabı, Dostluğun ( birkaç okul arkadaşımın bu kitapla hayatıma girmesi..) vee daha birçok anııı..
çok güzel ve herkesin okuması gereken Bi kitap bence.
Okumuş olsam bile tekrar tekrar okuyacağım sayılı kitaplardan Bi tanesi..
Sevgili Yazarımın Kalemine sağlık 10/10

Alıntı
"Keşke bir atım olsaydı"dedim
" Büyüyünce olur inşAllah" dedi halam.
Şu büyümek , her yerde bir engel gibi çıkıyordu karşıma . Alaeddin'in cini gibi bir cinim olsaydı , ne hoş olurdu . Hemen büyüyüverirdim .

"Büyünce ..." dedim halama , "İnşAllah ..."

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Delioğlu
Unvan:
Türk Yazar, İllüstratör
Doğum:
Erzincan, Türkiye, 1946
İllüstratör Mustafa Delioğlu 1946’da Erzincan’da doğdu. 1968’den beri illüstrasyon çiziyor; 1975’te kurduğu atölyesinde özellikle kitap kapağı ve çocuk kitapları resimliyor. Bu alanda özgün bir üslup oluşturan ve sayısız kitabın deseninde imzası bulunan Delioğlu’nun resim çalışmaları da sergilerde yer aldı. Günışığı Kitaplığı için Berber Pire Tellal Deve (2008) adlı şiir kitabını, Uçan Salı (2010) ve Gücünü Yitiren Kral (2011) adlı öykü kitaplarını resimledi. Delioğlu, eşiyle birlikte İstanbul’da yaşıyor, iki çocuğu var.

Yazar istatistikleri

  • 584 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 178 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.