Muzafer Sherif

Muzafer Sherif

Yazar
3.5/10
2 Kişi
·
8
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.514
Gösterim
Adı:
Muzafer Sherif
Tam adı:
Muzaffer Şerif Başoğlu
Unvan:
Türk asıllı ABD'li psikolog
Doğum:
Ödemiş, İzmir, Türkiye, 29 Temmuz 1906
Ölüm:
Fairbanks, Alaska, ABD, 16 Ekim 1988
İzmir Amerikan Koleji'nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi (1929). Aynı yıl İzmir Erkek Öğretmen Okulu'nda felsefe dersleri vermeye başladı. Hükümet tarafından ABD'ye felsefe tahsili yapmaya gönderildi, Harvard Üniversitesi'nde psikoloji dalında lisans eğitimi yaptı. 1932'de Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü'nde psikoloji öğretmenliğine getirildi. Kısa süre sonra lisansüstü öğrenimi için ABD'de Harvard Üniversitesi'ne gitti. 1935'te Columbia Üniversitesi'nde doktora çalışmasını tamamladı. Almanya ve Fransa'daki üniversitelerde kısa süreli araştırmalar yaptıktan sonra 1937'de yeniden Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki görevine döndü.

1939'da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nde psikoloji doçenti olarak ders vermeye başladı. 1940-1944 arasında Yurt ve Dünya, Adımlar ve İnsan dergileriyle Tan gazetesinde başta ırkçılık olmak üzere birçok konuda makaleler yazdı. Irk Psiklolojisi (1943) adlı kitabında üstün ırk kuramını ve Turancılığı eleştirdi. 1944'te, derslerinde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Türkiye Komünist Partisi (TKP) davasında kovuşturmaya uğrayarak tutuklandı.[1] Ülke içinden ve dışından gelen yoğun tepkilerden sonra 1945'te serbest bırakıldı. Tutukluluğu sırasında Princeton Üniversitesi'nden gelen bir çağrıya uyarak, Şubat 1945'te ABD'ye gitti. Ertesi yıl Yale Üniversitesi'ne geçti. Oklahoma Üniversitesi'nde, daha sonra sosyal psikoloji alanında birçok deneyin gerçekleştirileceği Grup İlişkileri Enstitüsü'nü kurdu. ABD'ye yerleştikten birkaç yıl sonra ABD vatandaşlığına geçti. 1980'lerin başlarına değin görev yaptığı Pennsylvania Park Üniversitesi'nden emekliye ayrıldı.

Sherif sosyal psikoloji çalışmalarını temel olarak “ego psikolojisi” çerçevesinde ve birey ile grup arasındaki ilişkiler üzerinde yoğunlaştırdı. Bu bilim dalına çok önemli kuramsal katkılarda bulundu. “Norm oluşumu” alanında geliştirdiği özgün deneysel çalışmalar sonucunda, bireyin karmaşık ve belirsiz olaylara başkalarının değerleriyle baktığını saptadı. Bu kuramsal sonuçlar, “uyum” sorunu üzerinde çalışan araştırmacılar için de çıkış noktası oldu.

1936'da yayımladığı Psychology of Social Norms'ta (Toplumsal Normların Psikolojisi) kişinini üyesi bulunduğu gruplardan nasıl etkilendiğini inceleyerek toplumsal kuralların gruba göre belirlendiğini, gruplar değiştikçe kuralların da değişeceğini deneylerle ortaya koydu. Öte yandan gruplar arası çatışmanın toplumsal işbirliğini etkin biçimde engellediğini, tek bir grubun olanaklarının yetersiz kalacağı amaçlara ulaşmakta grup çatışmalarının azaltılabileceğini gösterdi. Sherif'e göre, grupların olağan dışı amaçlara yönelik çalışmaları bir süreç niteliği kazandığında, bir süre sonra olumlu bir “birikim” ortaya çıkabiliyordu.

Sherif'in sosyal psikolojiyi sistemleştirdiği An Outline of Social Psychology'de (1948; C.W. Sherif ile birlikte, Sosyal Psikolojinin Anahatları) kullandığı temel psikoloji kavramları, birçok bilim adamının toplumsal değişimle ilgili araştırmaları için anahtar işlevi gördü.
İnsanların bireyci, yarışmacı ve didinici olduğu ve hayatın bireysel kar ekseni etrafında döndüğü bir toplumda mal, mülk edinmek için büyük bir hırs olduğunu kimse yadsıyamaz.
Piaget'nin çocukta ahlaki yargının gelişmesi ile ilgili yaptığı çalışmalar özellikle önemlidir. Bu çalışmasında gelişimsel geçişimler açıkça ortaya çıkarılmıştır. Farklı yaş düzeylerindeki çocuklara' neyin haksızlık olduğu sorulmuştur. Genel olarak yasak kuralların dışına çıkılması, eşitsizlik olaylan ve sosyal adaletsizlik konulan üzerinde yorumda bulunmuşlardır. Elde edilen sonuçlar küçük çocukların büyükler tarafından yasak edilmiş şeyleri kötü olarak düşündüklerini göstermiştir. Bu yaşta, büyükler tarafından kabul ettirilen kuralların «dokunulmaz olduğu, yetişkinlerce buyurulmuş oldukları ve sonsuza dek geçerli sayıldıkları görülmüştür. Görüldüğü gibi çocuğun ahlakı başkaları tarafından kabul ettirilir türdendir. Ama zihin bakımından gelişip bireyler arasındaki sessiz bir anlaşmaya dayanan ilişkileri anladıkça ·dışsal baskıdan bağımsız olarak,. türlü şeylerin niye iyi veya kötü olduğunu anlamaya başlar. Piaget'nin dediği gibi, diğer insanlarla olan ilişkilerimiz dışında, hiçbir ahlak gereksinmesi yoktur .Eşitlik ve· toplumsal adalete bağlı ahlak değerlerinin bilinçli bir anlayışına varabilmek için, kişi zihni bakımdan kendini çevresindeki kimselerden ve nesnelerden ayırma noktasına gelebilmeli ve bireyleri karşılıklı sessiz anlaşmaya bağlı ilişkiler ve bu ilişkilerden doğan sorumluluklar içersinde görebilmelidir
Bu bazı kültürlerde yerleşmiş bir kural konumuna kadar gelişebilir. Thompson'un işaret ettiği gibi Kuzey Queensland'da, ·Bir adam sövdüğü zaman, önemli olan ne söylediği değil, kime söylediğidir.
Günlük hayatta tanıdık bir kimsenin yanında iken kendisinin ileri sürdüğü bir konuya kararsızca veya olumsuz olarak bir tepki göstermemiz az rastlanan bir olay değildir. Belki de güçlü bir prestij sağlamadıkça veya ağır baskı altında olmadıkça ileri sürülen düşünceleri veya tavsiyeleri olduğu gibi kabul etmeme eğilimi bulunmaktadır. Belki de bir ego için çabuk eğilir görünmek o kadar hoş birşey değildir. Ya da, daha sonra kendi kendimize arkadaşımızın düşüncesi konusunda karara varacak durumda olmadığımız için ona hak verebiliriz. Bunu, özgür seçime ve bağımsız duygulara sahip olduğumuz ve ego üzerinde o anda bir baskı olmadığı için, belki de içten içe açık fikirli olmamızdan gurur duyduğumuz için yapıyor olabiliriz
Allport Gruplann düşünce üzerindeki etkisini araştırmak için kişilerin beş dakikalık süreler içersindeki kısa tartışmaları grup içinde ve yalnız olarak yazmalarını sağladı.Sonuçlar bireylerin Üçte ikisinin en iyi tartışmaları büyük çapta grupla çalışırken değil, yalnız çalıştıkları sırada ortaya koyduklarını göstermektedir. Bu verisel gerçeklerden Allport entellektüel veya bireye özgü üstü kapalı düşünce şeklindeki tepkilerin grup durumunda kolaylaştınlmadığı tersine zarar gördüğü sonucunu çıkarmaktadır.
Toplumsal çevre içersinde ana-baba. oyun arkadaşları, öğretmenler v.b büyüdükçe çocuk toplumsal değerleri kendi içeriğine özümsediğine ve değer durağanlıklarının ya­ şantısında uzun bir süre içinde oluştuğuna göre, kalıtımsal çalışmalar çocuğun ilk tutumları ve bu tutumların kişilik içinde örgütlenmesi ile ilgili çok değerli bilgileri vermektedir. Daha şimdiden Piaget ve Lewin'in çalışmalarının değerli katkılarına sahibiz. Lewin'in _yazdığı gibi: «Nesneler çocuğa tarafsız değil, onun davranışı üzerinde anında psikolojik etkileri vardır; birçok şeyler çocuğu yemeye, diğerleri tırmanmaya, avuçlamaya, araç kullanmaya, birşeyler yapmaya, saldırmaya v.b. çeker. Bu kendini duyuran çevresel gerçekler -biz bunlara belli şeylerin birbirleri ile birleşerek birtakım etkiler yaratma gücü diyeceğiz (valences-AufforderungscharaktereJ- davranışın yönünü tayin eder
Birkaç haftalık veya aylık bebekteki bu belirli şeylerin birbirlerini etkileme güçleri, esas olarak bebeğin kendi gereksinmelerine ve bunların anlık koşullarına bağlıdır. Bebek e{Jer bir yiyeceği yemek istemiyorsa psikolojik yollarla ona o yiyecek yedirilemez. Yoksa hepsini çıkartır Doğrudan etkinin olasılığı toplum gerçeklerinin, özellikle diğerlerinin gücünün çocuk için gittikçe artan gerçekliğiyle korelasyonludur. Çevredeki birçok nesneler, birçok yeni uyum getiren da.vranışlar ve birçok amaçlar olumlu veya olumsuz belirli birşeyi, veya bir engelin özelliğini, doğrudan doğruya çocuğun kendi gereksinmelerinden değil, ama başka birisinin aracılığı ile kazanır. Bu -tekilden çoğula varış- bir kısıtlama veya emir anlamına gelen bir ifade ile ortaya çıkar. Bununla birlikte daha önemlisi, yetişkinlerin davranışları ile olumlu veya olumsuz olarak nitelendirilen örneklerin etkisini çocuğun görmesidir. Çok küçük çocukta bile toplumsal değerlendirmelere ve güçlere alışıldığı üzere çok ince bir duyarlılık vardır
Piaget bireyin ahlak yapısının gelişimsel geçişimini inceledi. Şimdi vermeye çalışacağımız bir çalışmasında iki grup çocuğu örnek olarak aldı. Küçük çocukların yaşlan 6 ile 8 arasında, biraz daha büyük çocuklarınki ise 9 ile 12 yaş arasında değişiyordu. Çocuklara ne gibi davranışları ·haksız,, veya yanlış olarak nitelendirdikleri soruldu. Daha küçük çocuklar için haksız veya yanlış sayılan davranışlar, anne-babalan tarafından yasak edilenlerdi. 6 ile 8 yaş arasındaki bu çocuklar eşitsizlik yansıtan davranışları pek sıklığı olmaksızın haksızlık olarak sınıflandırmış-lardır bu grupta bulunanların yüzde 27 si durumu böyle kabul ·etmiştir. İnsanlar arasında yer alan eşitsizce davranışları görebilmek için kişi insanların sessiz bir anlaşmaya dayanan anlayışlarına veya sorumlulukların anlayışına varabilmelidir. Piaget incelediği 6 ile 8 yaşlan arasındaki İsviçreli çocukların toplumsal adaletsiz davranışları haksız bulmadıklarını belirlemiştir. Bir davranışı haksız olarak algılamak için, kişinin, insanlar arasındaki karşılıklı beklentileri ve sorumlulukları anlıyabilecek zihni gelişim düzeyine gelmesi gerekir.
Küçük yaşta olanlar grubunun tersine, daha büyük olan çocuk grubu çok az yasak davranışı insafsızlık olarak nitelendirmiş Csalt yüzde 7 sil ancak adaletsizlik olaylarının yüzde 73 ünü pek insaflı bulmadıklarını belirtirken, 6 ile 8 yaş arasındaki küÇükler ise eşitsizlik olaylarının yüzde 27 sini adaletsizlik olarak nitelendirmişlerdir.
160 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Eser, daha çok bir ders kitabı niteliğinde. Konuları ele alış tarzına baktığımız zaman gayet akademik bir perspektiften yazıldığı gayet net anlaşılıyor. Bu sebeple konu hakkında az da olsa birikimi olan okurun tercih edeceği bir eser olduğunu düşünüyorum. Eserde, konularla alakalı olarak bazı deney ve gözlemlere yer verilmiş olsa da özellikle sosyal hayatta rollerin dağılımıyla alakalı ses getirmiş iki deneyin kitapta yer almasını dilerdim.

1-Philip Zimbardo, Stanford Hapishane Deneyi

2-John Calhoun, Universe 25

Özellikle bahsettiğim bu iki deney de kitapta yer almış olsa ve bu deneylerin sonuçları üzerine de inceleme yapılması tercih edilseydi, kitabın ana fikre dair daha sağlam bir dokunuşu olabilirdi diye düşünüyorum.

Kitapta özellikle son bölümlerde Freud'un Grup psikoloji kitabına geniş şekilde yer verilmiş. -Ülkemizde eser Grup Psikoloji ve Ego Analizi ismi altında yayımlanmıştır- Freud'un toplumda ki rollerimize dair bireyin etken faktörünün ego olduğu, egonun ise libido ile harekete geçtiği varsaydığı için, grup psikolojisini belirleyen faktörün libido olduğu tanımlanmıştır. Freud'un eseri kısa ve hızlıca okunabilir. Tavsiyem, Freud'un eserini kitaptan önce okuyup ya da hızlıca göz atıp esere girilmesidir. Keyifli okumalar dilerim.
160 syf.
·3/10
"Psikoloji veya Sosyal Psikoloji hakkında ortalama bir okur olarak bilgi sahibi olayım" diyen ortalama bir okur için çok da cazio olmayan bir kitap. Bahsi geçen konularda çok daha çekici ve dolu dolu alternatif kitaplar bulunabilir.
Akademik amaçlı okumak isteyenler için de sanki biraz,, bilemedim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Muzafer Sherif
Tam adı:
Muzaffer Şerif Başoğlu
Unvan:
Türk asıllı ABD'li psikolog
Doğum:
Ödemiş, İzmir, Türkiye, 29 Temmuz 1906
Ölüm:
Fairbanks, Alaska, ABD, 16 Ekim 1988
İzmir Amerikan Koleji'nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi (1929). Aynı yıl İzmir Erkek Öğretmen Okulu'nda felsefe dersleri vermeye başladı. Hükümet tarafından ABD'ye felsefe tahsili yapmaya gönderildi, Harvard Üniversitesi'nde psikoloji dalında lisans eğitimi yaptı. 1932'de Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü'nde psikoloji öğretmenliğine getirildi. Kısa süre sonra lisansüstü öğrenimi için ABD'de Harvard Üniversitesi'ne gitti. 1935'te Columbia Üniversitesi'nde doktora çalışmasını tamamladı. Almanya ve Fransa'daki üniversitelerde kısa süreli araştırmalar yaptıktan sonra 1937'de yeniden Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki görevine döndü.

1939'da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nde psikoloji doçenti olarak ders vermeye başladı. 1940-1944 arasında Yurt ve Dünya, Adımlar ve İnsan dergileriyle Tan gazetesinde başta ırkçılık olmak üzere birçok konuda makaleler yazdı. Irk Psiklolojisi (1943) adlı kitabında üstün ırk kuramını ve Turancılığı eleştirdi. 1944'te, derslerinde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Türkiye Komünist Partisi (TKP) davasında kovuşturmaya uğrayarak tutuklandı.[1] Ülke içinden ve dışından gelen yoğun tepkilerden sonra 1945'te serbest bırakıldı. Tutukluluğu sırasında Princeton Üniversitesi'nden gelen bir çağrıya uyarak, Şubat 1945'te ABD'ye gitti. Ertesi yıl Yale Üniversitesi'ne geçti. Oklahoma Üniversitesi'nde, daha sonra sosyal psikoloji alanında birçok deneyin gerçekleştirileceği Grup İlişkileri Enstitüsü'nü kurdu. ABD'ye yerleştikten birkaç yıl sonra ABD vatandaşlığına geçti. 1980'lerin başlarına değin görev yaptığı Pennsylvania Park Üniversitesi'nden emekliye ayrıldı.

Sherif sosyal psikoloji çalışmalarını temel olarak “ego psikolojisi” çerçevesinde ve birey ile grup arasındaki ilişkiler üzerinde yoğunlaştırdı. Bu bilim dalına çok önemli kuramsal katkılarda bulundu. “Norm oluşumu” alanında geliştirdiği özgün deneysel çalışmalar sonucunda, bireyin karmaşık ve belirsiz olaylara başkalarının değerleriyle baktığını saptadı. Bu kuramsal sonuçlar, “uyum” sorunu üzerinde çalışan araştırmacılar için de çıkış noktası oldu.

1936'da yayımladığı Psychology of Social Norms'ta (Toplumsal Normların Psikolojisi) kişinini üyesi bulunduğu gruplardan nasıl etkilendiğini inceleyerek toplumsal kuralların gruba göre belirlendiğini, gruplar değiştikçe kuralların da değişeceğini deneylerle ortaya koydu. Öte yandan gruplar arası çatışmanın toplumsal işbirliğini etkin biçimde engellediğini, tek bir grubun olanaklarının yetersiz kalacağı amaçlara ulaşmakta grup çatışmalarının azaltılabileceğini gösterdi. Sherif'e göre, grupların olağan dışı amaçlara yönelik çalışmaları bir süreç niteliği kazandığında, bir süre sonra olumlu bir “birikim” ortaya çıkabiliyordu.

Sherif'in sosyal psikolojiyi sistemleştirdiği An Outline of Social Psychology'de (1948; C.W. Sherif ile birlikte, Sosyal Psikolojinin Anahatları) kullandığı temel psikoloji kavramları, birçok bilim adamının toplumsal değişimle ilgili araştırmaları için anahtar işlevi gördü.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 39 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.