Arka kapak yazısına bakarak, şirin ve sıcak bir roman olarak yorumlamıştım Cennetteki Yeryüzü’nü. Pascal Garnier beni yanıltmayı başardı. Kitap; emeklilere güvenli, keyifli, dışarıya kapalı küçük bir dünya vaat eden Les Conviviales sitesinde başlıyor. Romanın uzun bir bölümü site sakinlerinin sıradan hayatlarından bahsediyor. Olaysız geçen ama her bir karakterin içinde barınan bastırılmış arzuları, sıkıntıları, üzüntüleri sergileyerek işlerin çok da yolunda gitmediğini sezdiren bu bölümün ardından ortaya çıkan olaylar yavaş yavaş bir gerilim yaratıyor. Örneğin Lea tarafından reddedilen Maxime’in eşcinsellere duyduğu nefret, Marlene’in oğluna olan takıntısı, Martial’ın cinayetlere ve güce duyduğu ilgi, Lea’nın bayılma nöbetleri ve Odette’in peşini bir türlü bırakmayan sinek... Bu olaylar bizi rahatsız edici bir atmosfere sürüklüyor. Romanın devamında başından beri var olan bir “korku öğesine” vurgu yapıldığını anlıyoruz. Çingenelerden, aldatılmaktan, yalnızlıktan, terk edilmekten, yapılan hatalardan, yaşlanmaktan, hastalıktan, ölümden, gözetlenmekten, dinlenmekten ve daha pek çok şeyden duyulan korkular… Pascal Garnier korkan insanı yüksek duvarlı, güvenlikli bir siteye yerleştiriyor önce. Sonra da o siteye belki de hiç giremeyecek olan “diğerlerini” yaratıyor. Ve bunu yaparken toplum tarafından dışlanmış olanları seçiyor. Çingeneleri. Bu olaylardan sonra site sakinleri aralarındaki ahenk ve dengeyi sorgularlar. Kitabın sonunda ele alınan silahın sebebi eşcinseller ya da çingeneler değildir, kendilerine duydukları korkudur. “Korku ve nefret” kavramları Cennetteki Yeryüzü’nde gerilimi yaratan başlıca öğeler. Kurgunun, yazarın hayatının son dönemini sessiz bir Fransız köyünde geçirmesiyle ilgili olduğu çok açık. Kısa bir roman olmasına rağmen yaşananların tedirginliğini
Son derece sade, akıcı ve keyifli bir kitap. Böyle kitapları arada okumak lazım. Hem araları dolduruyor hem de insanı hiç sıkmıyor. Konu ve işleniş bakımından da oldukça başarılı.
Yazarın kurduğu atmosfer, hava sıcaklıklarıyla da desteklenen bunaltıcı bir atmosfer aslında. Her ne kadar huzur vermesini bekliyor olsanız da o tekinsiz hava etrafta bir yerlerde hissediliyor. Kitabın sonlarına doğru her karakterde ayyuka çıkıyor ve finalde ise işler karışıyor.
Güzel bir haftasonu okuması olabilir örneğin.
Tavsiye ediyorum.
Umutlar,hayaller,korkular,beklentiler,heyecanlar geçmişimiz,gelecek ve hayat..
Les Conviviales aslında tam da böyle bir sarmalın orta noktası..Kafka Yayınevi gene yapmış yapacağını ve düşüne düşüne,empati yapa yapa okutulacak bir kitap çıkarmış bizler için..(laf aramızda hastayım bu yayınevine)
Fransa'nın cennet gibi bir köşesinde inzivaya çekilmeye karar vermiş,hayatta yalnız kalan emekliler için tasarlanan Les Conviviales lüks emeklilik köyünde yaşayan beş kişilik bir emekli grubunun her yönden hem kara mizahla,hem psikolojik analizleriyle hem de birazcık karamsarlıkla örülmüş hikayesi ilk başta farkını ortaya koyarak hipnoz etkisiyle sizi "acabalara sürüklemeye yetiyor..
Herkesin hayatında emekliliği için hayal ettiği bi hayat vardır di mi? Beklentileri, Hayatın telaşından vakit bulamadığı bir dinginlik,yeni bir hayat tarzı..İşte Odette ve Martial da böyle bir yeni başlangıç istemişti aslında ama Odette'nin aklına yatmayan ve içini huzursuz eden şeyler de Les Conviviales'e gelmesiyle can bulmaya başladı..
Kitaptan benim anladığım hayatınızı,yaşadığınız yeri cennete ya da cehenneme çevirmek sizin elinizdedir ve bazen değişik açılardan bakmayı öğrenemezseniz kendi cehenneminizde kendinizle yetinmek zorundasınız..
Martial,Odette,Maxime,Marlene, Lea ve ekibe sonradan katılan Nadine'e eşlik etmek ısterseniz sizi bekliyor olacaklar..herkese keyifli okumalar..
Yazarın okuduğum ilk kitabı..
Fransa’nın cennet gibi bir köşesinde inzivaya çekilmeye karar vermiş, hayatta yalnız kalan emekliler için tasarlanan lüks emeklilik köyü Les Conviviales...
Her yönden kara mizahla, güçlü psikolojik analizlerle ve ince bir karamsarlıkla örülmüş bu beş kişilik hikaye, daha ilk sayfadan farkını ortaya koyarak hipnoz etkisiyle sizi "acabalara" sürüklemeye yetiyor.
Her ne kadar ortamın size huzur vermesini bekleseniz de, o tekinsiz hava hep bir yerlerde sinsice hissediliyor. Kitabın sonlarına doğru her karakterde iyice ayyuka çıkan bu gerilim, finalde ise işleri tamamen çığırından çıkarıyor.
Pascal Garnier yine insan doğasının sınırlarında dolaştıran, tekinsiz ve sarsıcı bir klasiğe imza atmış.
#kitapyorumu #cennettekiyeryüzü
Martial ve Odette emekliliklerini geçirmek için nispetfen doğa ile iç içe ve çeşitli aktiviteleri vaad eden bir emeklilik köyüne yerleşirler. ikili İlk günler yalnızlıktan sıkılır ve gelecek olan komşular hakkında tahminde bulunmaya başlarlar. Komşular geldikçe ortam hareketlenir.
Çeşitli karakterler var karakter çalışması amacıyla yazılmış gibi kitap. Bir amaç göremedim bunun dışında. Her şey tekdüze ilerliyor, yani sadece okuyorsunuz. Bir şeyler oluyor ama okuyucuya heyecan ve benzeri şeyler geçmiyor. Kitabı beğenip beğenmediğimden bile emin değilim o kadar nötrüm yani. Kitabı ikinci kez okudum daha önceki yorumumu da bulabilirsiniz profilde. İzolasyonun insan üzerindeki etkisi iyi yaratılmış ama bazı düşüncelerim hiç değişmedi tabi.
#cevizyorumluyor #pascalgarnier #kafkayayınevi #1k1f #kitapsevgisi #kitaptavsiyesi #kitapayracı #bookstagram #cats #exoticshorthair #okudumbitti #kitaplar #kitap #kitapkurdu #kitapaşkı #kitaplık #shelfie #catlovers
Eğlenceli, sürükleyici,trajikomik bir hikaye,hafif bir çanta kitabı,vaktinizi güzel değerlendirmek için iyi bir seçim olur.Karakterlere hem gülecek hem üzüleceksiniz.