Rüstem Aslan

Rüstem Aslan

YazarÇevirmen
7.2/10
104 Kişi
·
298
Okunma
·
2
Beğeni
·
560
Gösterim
Adı:
Rüstem Aslan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sivas, 1966
1966 yılında Sivas'ta doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümünden mezun oldu. Tübingen Üniversitesi'nde Troia konusunda yüksek lisans ve doktora yaptı. Eski Fırtına (1995) adlı bir şiir kitabı ve Troia Macerası (1999) adlı bir çocuk kitabı yayımlandı. Almancadan ve İngilizceden çeviriler yaptı. Edebiyat ve arkeoloji konularında Türkçe, İngilizce, Almanca yayımlanmış birçok makalesi var.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Nietzsche'nin hayatından başka yerde kolay kolay bulamayacağınız enstantaneler sunan bir çırpıda okunabilecek kısa bir kitap. Nietzsche sever olarak her ne kadar eleştirinin topuzu biraz kaçmış olsa da istifade edilebilecek bir yapıt olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar...
80 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap boyunca kendimi sürekli üniversitedeki hocalarımın yanında gibi hiss ettim. O konuşuyor, ben ara sıra notlar tutuyorum. (alıntı olarak) 90 dakikanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile.

Nietzsche`nin her hangi bir kitabını okumadıysanız ilk önce onu tanımakla başlayın derim. Kısacık kitap olduğundan dolayı tam donanımlı biografiye ulaşmıyorsunuz, karşılaştığınız bilgiler yüzeyden anlatılan, önemli sayılabilecek bilgiler.
Onun için yazar hakkında ne olumlu ne de olumsuz düşüncelere kaptıramıyorsunuz kendinizi.

Tek dikkatimi çeken noktalardan biri yine ailede erkek çocuk için önemli olan baba figürünün önemiydi. Nietzsche, ömrü boyu ideal bir baba figürü aramış, durmuş..

Okumanızı tavsiye ederim.

Keyifli okumalar.

Not; kitabı okumasanız bile ekleyeceğim alıntılardan okumuş kadar olacaksınız :)
316 syf.
·11 günde·10/10
Hepimizin duyduğu çok azımızın gördüğü, insanlık tarihinin ilk tapınağı Göbekli Tepe. Urfa’ya yalnızca 22 km uzaklıkta tarihin akışını değiştiren bir gizeme ev sahipliği yapıyor.

Peki tarihin ilk tapınağı olan Göbekli Tepe nasıl keşfediliyor? İlginç hikaye şöyle:

1963 yılında Halet Çambel ve Amerikalı bir Arkeolog grubu bölgede calışmalar yapar hatta önemli gördükleri için işaretlerler bırakırlar fakat kazı çalışmaları başlamaz. 1986 yılına kadar tarih sessiz bir yumak halinde kaderini bekler.1986 yılında tarlasını süren bir Ciftci iki heykel bulur, bunların değeri karşılığında bir seyler alacağını düşünüp müzeye götürür ancak müze yoneticileri,bırakın çiftçiyi ödüllendirmeyi heykeli dahi incelemeden onu değersiz sıfatıyla depoya atar.Aradan 8 yıl geçtikten sonra Klaus Schimidt ve arkadaşları bölge taraması yaptıkları sırada bir kez daha uğrarlar Göbekli Tepe’ye. İlk keşifleri esnasında toprağın doğal değil yığma bir toprak olduğunu anlarlar. Ardından heykelleri incelemek için Urfa Müzesine gittiklerinde büyük bir heyecanla gerekli finansmanları bulmaya çalışır,kazı grubunu da oluşturduktan sonra (çoğu bölge halkından oluşmakta) çalışmalara başlarlar.

Göbekli Tepe’de şimdiye kadar neler ortaya çıktı ?

1994 yılından beri yapılan kazılarla beraber su ana kadar 4 bölüm ve onlarca dikilitaş ortaya çıkarıldı fakat yapılan radar taramaları 20 yapının daha gün yüzüne çıkarılabileceğini gösteriyor, bu yaklaşık 20 futbol sahası büyüklüğünde bir alan demek. Tekerleğin henüz icat edilmediği, hayvanların evcilleştirilmediği bir dönemde her biri en az 10 ton ağırlığında olan taşlar bölgeye nasıl ve hangi güçle taşındı? Schmidt’e göre Bunu şimdilik yorumlamak imkansız.

Schimidt’in amaci bir makale ortaya koymaktan çok okuyucuyu Göbekli Tepe ile tanıştırmak, eseri okumak için en güzel sebep bu, bizi bizle tanıştırıyor bir kere. Binlerce yıllık bir yolculuğa çıkarken bu muhteşem insanın heyecanına ortak olmak da cabası.
Schmidt 2014 yılında evinin havuzunda geçirdiği bir kalp krizi sonrası hayatını kaybedince Göbekli Tepe de amiyane tabiriyle babasız kalır. Konuyla ilgili araştırma yaptığım esnada eşinin yıllardır Urfa müzesinde depoda yer alan eserlerle ilgili araştırma yapmak istediği fakat müze müdürlüğü tarafından kendisine gerekli iznin bir türlü verilmediği haberlerini okudum.
Kültürümüze yaptığımız sayısız kötülükten yalnızca biri bu durum !...

Toparlayacak olursam,MÖ 12 binlerde Buz devrinin hemen sonlarında, insanları bir amaç doğrultusunda bir araya getiren,ilkel bir sosyal düzen oluşturan ve kendisini yapanlar tarafından gömülen;. İnsanların tarımla beraber yerleşik hayata geçtiği inancını toptan yıkıp tarihin akışını değiştiren bir yerden bahsediyoruz . İçinde yaşadığı coğrafyayı tanıyan onu sahiplenen nice gençlerin bu kitapla ve tabii ki Göbekli Tepe ile tanışması ümidiyle...
80 syf.
·1 günde·5/10
Bakmayın 90 dakika yazdığına taş çatlasın 45-50 dakikada bitecek bir kitap. Çok ince. Anlatımı kısa, sade ve öz. Beğendim açıkçası. Niçe'nin hayatı hakkında genel bir bilgi edinilebilir.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Homeros'un destanlarını okuduktan sonra, biraz da arkeolojiye ilgi duyuyorsanız bence okumanız gereken incelemelerden biri. Rüstem Aslan On Sekiz Mart Üniversitesi'nde arkeoloji profesörü ve Troya kazılarında sıklıkla bulunmuş biri, hatta şu an kazı başkanı diye hatırlıyorum. Troya'nın mitolojik geçmişinden başlayıp kazıların nasıl başladığını, kimlerin katıldığını, on adet Troya kalıntısının nasıl sınıflandırıldığını gayet yalın ve anlaşılır bir şekilde anlatıyor. Gerçekten Truva Savaşı yapıldı mı? Olabilir, emin değiliz. Ama gömülü Troya şehirlerinden birinin savaş sonucu yıkıldığını bu kitaptan öğreniyoruz, neden o Troya olmasın? Ben kitabı Troya Müzesi'nden aldım, müze inanılmaz etkileyiciydi. Bu incelemeyi okuduktan sonra da o tamamlanmışlık hissine ulaşıyorsunuz.
80 syf.
·9/10
Sokrates'in rüyasında dizinin üzerinde bir kuğu olduğu söylenir. Onun çok vakıt geçmeden kanatları olur ve bir kuğuya dönüşür, ve sonrada kendi yoluna ucar yuksek ve guzel bir sesle. Bir sonraki gün Platon Sokrate'se bir öğrenci gibi tanıtılır, ve Sokrates hemen onun ruyasındakı kuğu olduğunu hisseder.
80 syf.
·Beğendi·10/10
Nietzsche və Naziler və antisemitistler arasındaki ilginç ilişkiyi ve Nietzsche'nin özel hayatı hakkında verdiği ilginç bilgiler, ve dostlukları konusundaki daha önce duymadığım detayları içermesi sebebi ile okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bir günde biten bu eser Nietzsche'nin eserlerine başlamadan önce onun felsefesine bir temel oluşturması ve bu sıradışı insanın yarattığı sıradışı fəlsəfənin hangi düşüncələrden, nasıl bir ortamda, hangi köklerden doğduğunu göstermesi açısından önemli bir eser olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar diliyorum tüm kitap severlere. :)
80 syf.
·Beğendi·7/10
Nietzsche sevenlerdenseniz okumanizda faydası olacağını düşündüğüm bir kitap.nietzschenin hayatini anlatmaktadır.kisacik bir çırpıda okunabilecek bir kitap
80 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Genel olarak Nietzsche felsefesini ve hayatının belli başlı kesitlerini konu almış yazar. Kitap o kadar da geniş bir analiz kapsamına girmesede yine de değindiği noktalar iyi. Özellikle Nietzsche'nin eserlerinin Schopenhaur ve Wanger'in onun özerinde bıraktığı etkiye değinmiş ve hastalıklı yıllarında çıkardığı kitaplara kadar değinmesi güzel. Kısaca Nietzsche'nin özetini çıkarmış. Yine de diğer eserlerini okumadan Nietzsche'nin, bu kitabı okumak biraz yabancı bırakabilir okuru kitaba karşı. Okunması gerek diye düşünüyorum tabi ki Nietzsche'nin belli başlı diğer eserlerini okuduktan sonra.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rüstem Aslan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sivas, 1966
1966 yılında Sivas'ta doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümünden mezun oldu. Tübingen Üniversitesi'nde Troia konusunda yüksek lisans ve doktora yaptı. Eski Fırtına (1995) adlı bir şiir kitabı ve Troia Macerası (1999) adlı bir çocuk kitabı yayımlandı. Almancadan ve İngilizceden çeviriler yaptı. Edebiyat ve arkeoloji konularında Türkçe, İngilizce, Almanca yayımlanmış birçok makalesi var.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 298 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 169 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.