Selçuk Ünlü

Selçuk Ünlü

Çevirmen
7.7/10
43 Kişi
·
118
Okunma
·
0
Beğeni
·
6
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

Michael Kohlhaas, tam anlamıyla feodal sisteme karşı verilen sosyal mücadelenin fert bazında açık bir ifadesidir. Yersiz bir suçlama ve inatçı bir adalet arama düşüncesiyle tam bir bireysel hak arama mücadelesidir. Suçsuz durumdayken suçlu duruma düşmenin kitaplaştırılmış halidir. Ortaçağ kültürü ve Almanyası, ülkenin başındaki prenslerin birbirlerini kayırmaları, Kohlhaas'ın hak arama mücadelesindeki ruh hali gayet açıklayıcı bir biçimde anlatılmış. Bu kitap aslında bize diyor ki; eğer suçsuzsan suçsuzluğunu bil yoksa bir süre sonra mutlaka suçlu bir hale dönüşürsün.

Olayların geçtiği yerlerden biri olan Dresden'in tipik bir Ortaçağ kültürüne sahip şehir olduğunu düşünüyorum. Gotik mimari üslubun Dresden'e vermiş olduğu kasvet ve ezicilik kitapta açıkça belirtilmiş olmasa bile Kohlhaas'ın hak arama mücadelesindeki zorluğun ve çabanın Dresden şehriyle ve Ortaçağ mimari üslubunun insan ihtiyaçlarını dikkate almamasıyla bağdaştırıldığı açık.

Bir dipnot olarak, Kohlhaas romanı için mekan seçimi olarak günümüz Türkiyesi seçilseydi adamcağız ölene kadar ruhsal bir işkence içinde sürünüp dururdu herhalde. Burada ölemiyorsun bile Kohlhaas kardeş. Ölüm, bazı şeylerin kesin çözümü olabiliyor çünkü. Onun için şanslı olduğunu düşünüyorum. Umarım yolun bir gün Türkiye'ye düşer de sana hak arama mücadelelerinin ve fert bazında inatçı bir adalet isteğinin alasını gösterme fırsatını bulurum.
123 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle Joseph Roth'un okuduğum ilk kitabıydı. Kurgu ve anlatım nefes kesiciydi diyebilirim. Konuya gelecek olursak; 12 yıl boyunca askerlik görevini yapan ama karısı istemediği için bu görevi bırakıp, Avusturya'nın Zlotogrod bölgesinde denetleme görevlisi olarak çalışan Anselm Eibenschütz'ün tirajik hikayesine konuk oluyorsunuz. Şehirde dürüstlüğüyle tanınan bu adam yıkıcı olaylar karşısında yavaş yavaş kendini diplere çeken insanlarla uğraşmak zorunda kalması sizin hikayenin içine yavaş yavaş çekecektir. İnsanın hayatı boyunca hep acımasız insanlarla mücadele etmek zorunda kaldığının bir göstergesi olarak roman gerçekten çok iyi kurgulanmış. Özellikle karakterlerin derinliğinin muazzam olduğunu söylemek istiyorum. Jadlowker ve Kapturak gibi kötü karakterlerle uğraşmak zorunda kalan ana karakter Eibenschütz, Jandarma Polisi Slama ve sonradan Piotrak'ın sessiz çığlıklarını duyar gibi olacaksınız.

Bir tek hikayedeki kadın karakter Euphemia'nın biraz daha baskın bir karakter olmasını isterdim. Bu bana eksiklik gibi geldiği için orası biraz boşlukta kaldı. Onun dışında çok iyi bir roman okudum.
96 syf.
Vicdanı temiz, dingin bir hayat yaşarken ve yine bu şekilde devam eden alışılmış işlerini görürken karşılaştığı haksızlığı "Belki de, acaba, yoksalarla" araştırıp iyice emin olduktan sonra yapılması gerekenleri adım adım yaparken geçen süreçte; kanunların, adalet sağlayıcılarının dolayısıyla ülkesinin kendisine tutumunu görüp ve yine bu çabasında karşılaştığı yeni haksızlıklar, acılar nedeniyle kendisinin adalet kustuğu bir adamın hikayesiydi.
Masum olmanın en büyük acısıydı "Adalet için tek başına yeterli olamamak."
96 syf.
·3 günde·8/10
Soylular tarafından haksızlığa uğrayan At tüccarı Michael kohlhaas'ın başkaldırısını anlatan bir kitap.Adaletin belli bir kesimin elinde bulunması sebebiyle hakkını isyan ederek almaya karar veren Kohlhaas sonunda bedel ödemek durumunda kalsada istediğini almayı başaracak.Anlatımın güzelliği ve olay örgüsünün kusursuzluğu ile zevkle okunacak bir öykü.
96 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Prenslikler soylu kesimler insanlar insan sandiklarimiz ve hepsinden öte adalet duygusunun varolmadığını gösteren bir kurgu kitaplardandir.Toplumda soyutlasmis yozlaşmış bürokrasi enkazından kurtulamayarak içinde ezilen bakanlar başbakanlar gibi siralanabilecek kamu görevlilerin haksiz yere alikonulmasinin aktarıldığı bir klasik benim okuduğum en iyi kitap olmakla birlikte en iyi ulaşım arası saygıdır karsindaki hosgorudur temalı kurgu betimleler eşliğinde olmak fikir uyuşmazlığı yaşamadan hak edilen değerler unsurunda bir betimleme sunulmasi gerçekten hoş bir klasik büyük yazar kleistin kaleminden çıkan basyapit

Adalet neyin nerde arandığını nasıl bulunduğunu sahip olunmasının nerelere mal olduğunu belirtmiş bir çok metin ve belge var. Bu belgelerin söz konusu adalet çizgisi üzerinde tartışmaya açıldığı adalet kavramını adalet yapan bir mavi unsurları ortadan kaldırmak söz konusuysa kleistin yapmak istedigi adalet tartisilmamasi gerek kleistin hayatinin anlatıldığı bu eser ve diğer başyapıtlarından düello eserinde olağan davranan kişilerin özellikle farklı unsurlarda da olsa adalet karmasasasi içersinde olduğumuzu gösterir.Her ortamdan sağlıklı metinler çıkmayabilir o dönemde Kleist yasaklı metinler cikardi diye eserlerinin büyük cogunlugu yasaklandı ve kleist roman yazmaktan değil anlasilamamasindan gem vurarak karamsarlığa dustu.ben bu eser hakkında çok şeyler soylerim bu alan yeterli değil

Fikirlerin düşündüklerini veya hareket ettiğin kanuna karşı gelip isyancı pozisyonuna düşmenin adaletinin kendisinin olusuumlarda bulunmasının bir kamu görevlisinin peşi sıra asaletten uzak tutulduğu bir yararı olmayan kişilerin ustunde şahlık davası güttüğü için bu eser içten içe tartışmaya açılması gerek büyük bir eser lakin eserin o dönemki prenslerin prenseslerin nazarında konunun tartışılması gerek olduğunun eserin mutlak idarecilerin elinde kukla bir yönetimin döneminin tartışılması gerekliliğinin altıni ciziyorum.Edebiyat faktörü budur edebiyat eserlerle şekillenir ve dev bir dünya klasikleri arasında kleistin bu nadide eserin bir an önce degerlendirilmesini istiyorum.
96 syf.
·Puan vermedi
Sonunda en doğru tartının gökyüzünde kuşlara,bataklıkta kurbağalara,yerin üstündeyse Sameschkin'e ait olduğu anlaşıldı.Kuşlar güzelliği tarttı,kurbağalar vurdumduymazlığı,Sameschkin ise insanları tarttı ve oradan bir daha dönmemek üzere ayrıldı.
96 syf.
·1/10
Kitabı okurken çok sıkıldım.Türkiye'de çok popüler bir kitapta değil zaten.Sadece Alman dili ve Edebiyatı okuduğum için eski dönemlerde almanlarda ki toplumsal yaşam nasıldır diye merak edip aldım.Boşuna vakit kaybetmeyin.
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kleist, bu öyküsünde insana hoş vakit geçirten dış olayları değil, insanın davranış biçiminde bir değişme yaratan ruhsal olayları işlemiştir. Bu öykü ahlak, hak ve adalet ülküsü üzerine kurulmuştur. Bunu yapıtın hemen başlangıcındaki şu sözlerden anlayabiliriz: “Adalet duygusu, Kohlhaas’ı bir haydut, bir katil yaptı.”
Bu yapıtta göze çarpan ahlak ülküsünün kaynağını, Kleist’ın en çok sevdiği yazar Rousseau’nun düşüncelerinde aramak doğru olur. Rousseau, Contrat social (“Toplum Sözleşmesi”) adlı yapıtının birinci kitap, altıncı bölümünde şöyle der: “Her üyesinin kişiliğini ve mallarını var gücüyle savunan ve koruyan bir toplum biçimi bulmak: öyle bir toplum biçimi ki her üye, diğerlerine bağlanmakla birlikte, yine de yalnızca kendisine boyun eğsin ve eskisi kadar özgür kalsın.” İşte Toplum Sözleşmesi’nin çözdüğü ana sorun budur. Bu sözleşmenin yargıları, sözleşmenin niteliğine bağlı olduğu için, en ufak bir değişiklik onları anlamsız ve etkisiz kılar; öyle ki, her ne kadar bu yargılar hiçbir zaman kesin olarak söylenmemişse de, her yerde birdirler, her yerde dolaylı olarak tanınmışlar ve kabul edilmişlerdir. “Fakat bu toplum sözleşmesi bir kez bozuldu mu, her üye yeniden ilk haklarını elde eder ve anlaşmaya bağlı özgürlüğe karşılık o zamana kadar vazgeçmiş olduğu doğal özgürlüğüne yeniden kavuşur”.
İşte Kohlhaas için de bu toplum sözleşmesi bozulmuştur; onu artık topluluğun yasaları korumamaktadır, Kohlhaas kendisini topluluğun dışına atılmış saymaktadır. Bunu Luther ile konuşmasından öğreniyoruz. At tüccarı; “Yasanın korumadığı kimseyi ben, devlet topluluğunun dışına atılmış sayarım” sözleriyle kendini Luther’e karşı savunur. Fakat o, ilk ve doğal haklarını hemen ele almaz; araştırıp soruşturur, vicdanının tartısında olayları tartar: Tanrı‘dan korktuğu için, en küçük bir haksızlık yapmaktan aşırı ürkerek uşağı Herse’yi inceden inceye sorguya çeker; dilekçelerle Dresden hükümetine başvurur; dilekçelerine olumsuz yanıt aldığı zaman Saksonya Elektör Prensi’ne gönderdiği sevgili karısını korkunç bir biçimde yitirince, artık kendisini her bakımdan özgür sayar. Ancak sürekli haksızlıklara dayanacak gücü kalmadığı zaman, ancak o zaman silaha sarılır, bir haydut kesilir. Çünkü o vakit at cambazı, bir mahkeme kürsüsü önünde değil, kendi vicdanının kürsüsü önünde artık yargısını vermiştir. İşte şimdi Kohlhaas, Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’nde belirttiği doğal özgürlüğe kavuşmuştur. Bu duruma düşen, ilk özgürlüğünü yeniden kazanan Kohlhaasenbrücklü at tüccarı kendisine verilmeyen adaleti, kendi eliyle alabilir; bunun için kendinde hak bulmaktadır. Ancak bu anlamda “toplum sözleşmesi bir kezbozuldu mu, her üye yine ilk haklarını elde eder” düşüncesi bütün öykünün ruhunu oluşturur.
64 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitap bir çırpıda okunacak kadar güzel. Acaba mektup mu demeliydim.. Nasıl tarif ediyim bilemedim o genç kızın taparcasına aşkını ve sevgisini damarlarıma kadar hissettim keşke olaylar farklı olup bitseydi (ya yeşilçam gibi son istedim ben..)
96 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Kleist'in bu eserini, yazarın hayatını bildikten ve yaşadığı çağın Almanyasını yorumşayacak kadar hakim olduktan sonra okumanızı öneririm. Eğer bu konuda kapsam lı okuma yapmak isterseniz Stefan Zweig'in kendisi hakkındaki Biyografisini okuyabilirsiniz. Kitapta Kohlhaas karakteri üzerinden Kleist bize aşırılıkların hayatımızdaki herşeyi nasıl da mahvedip küle çevirme yeteneğinde olduğunu anımsatıyor, erdem nedir ve erdem nereye kadar erdemdir sorunsalını düşündürüyor. Aslında haklı iken, hakkını aramak için fazla tutkulu davranan sıradan mert bir adamın mahvoluşunu izletiyor bize.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 118 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 74 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.