Soner Tursun

Soner Tursun

Çevirmen
8.6/10
78 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
31
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
456 syf.
·Beğendi·10/10
Dönemi, siyasi, dini, ekonomi yani her şekilde ele almış... akıcı, dramatik, sansasyonel, ürpertici bir roman. Sadece bir roman değil bu, çaresizlikten bile çare edinmeye çalışan insanların, kara mehtabı.
263 syf.
·2 günde·5/10
İlk başta okusam mı okumasam mı diye tereddüte kaldığım son 100 sayfasını okuduktan sonra iyi ki de okumuşum dediğim kitap . Kitap Fransız devrimini konu almakla birlikte , o dönemde ki aristokrat kesimin halka acımasizsa davranışı ve Fransız devrimi ile halkın aristokratlardan nasıl intikamını aldığından bahsediyor. İlk kısımlarında biraz betimlere yer verdiği ve olay örgüsünü tam aktaramadığı için sıkıcı gelsede ilerleyen sayfalarda olayların akışına kendinizi kaptırıcaksınız.
İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ/Charles DİCKENS
Dünya klasiklerini her zaman sevmişimdir; ruhu doyuran ve insanı düşünmeye iten hikayeleri var. Klasiklerde beni zorlayan tek şey yabancı isimleri ve karakterleri oturtmak oluyor. Bu sebeple başta ilerlemede zorlanıyorum ama sabırlı olup ilerledikçe böyle bir kurgudan mahrum kalmadığım için iyi ki diyorum, iyi ki okumuş zihin kütüphaneme eklemişim bu kitabı.Fakat İki şehrin hikayesi'nde beni zorlayan başka bir durum daha oldu; konular arası geçişe hakim olamayışım. Nedeni yazarın kalemi mi yoksa çeviri mi bilmiyorum nitekim yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitap, monarşi zulmünün halkı nasıl şekillendirdiğini ve halkın yurttaş olma yolunda neleri hiçe saydığını anlatıyor. İşte bu kitap hiçe sayılan hayatlardan birinin öyküsü.Kitabı okurken halkın haklı sesine kulak vermek istiyorsunuz ama haklı seslerini duyuruş şekillerinden dolayı onlardan taraf da olmaya gönlünüz pek razı olamıyor. Ne demek istediğimi anlatmak için kitaptan bir kısmı paylaşmak istiyorum. ".... böylesi sıradışı bir cenaze kalabalığı onu fena halde heyecanlandırmış ve önüne gelen ilk adama sormuştu: "Ne bu,dostum? Olay ne?" "Bilmiyorum" dedi adam. "Casuslara yuuuh!"."Casuslar"
Başka birine sordu:
"Ölen kim?"
"Bilmiyorum,"diye cevap verdi adam. Ellerini ağzına götürdü ve avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı:"Casuslar! Yuhh! Casuslar!" Velhasılkelam demek istediğim bilmiyorlar ama eminler.Orada ölen adam casus ve bu bana şu sözü hatırlatıyor ,okuyanlar görecekler ki kitabın tamamı için geçerli bir söz: "..eğer bir suç işlemek istiyorsan ama suçlanmak istemiyorsan, tek yapman gereken etrafına bir kalabalık toplamak. Çünkü bir suçu yeterince büyük bir kalabalıkla birlikte işlersen, o artık suç değildir." İnsanlığın varoluşundan bu yana her zaman her toplumda böyle olmamış mıdır?
456 syf.
Yazdığım en iyi hikaye olarak tanimlar yazar. Paris ve Londra arasinda gelisen olay kurgusuyla, tarihin en hareketli anlarindan birinin Fransiz devriminin etrafinda bicimlenir.
456 syf.
·Puan vermedi
 

O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü; akıl çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlıklar zamanıydı; ışık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı; yaşayabilmek için her şey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için önümüzde hiçbir şey yoktu; hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk
368 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Gizemden beslenen bir dedektif düşünün ve o dedektif mesleğini para kazanmak için değil de sadece hoşlandığı için yapsın. Ve öyle bir yapsın ki, sizde bunu okurken onun zeka oyunlarına oyunculuğuna kibarlığına hayran kalın..

Bence dünya edebiyatının nadide ve unutulmayacak karakteri Sherlock Holmes'u, öğrenmeye açık macera seven herkes okumalı ve okutmalı.

Not: Bana bu kitabı okumaya zorladığın için teşekkür ederim kardeşim !
456 syf.
Tam anlamı ile tarihi bir roman diyemem, bir aşk romanı da değil, salt klasik edebiyat da değil. Yazar, kitabın hamuruna her şeyden biraz eklerken, Fransız İhtilali’nin farklı bir yüzünü görmemize vesile oluyor.

Bir sayfada, insanların güç sahibi olduğunda ne kadar vahşileşebileceğine şaşırtırken; bir sonraki sayfada, saf aşkın insanın kendi canından bile vazgeçmesine yeter gücüne hayran bırakıyor.

Muhteşem betimlemeleri ile kendinizi rengarenk bir duygu karnavalına teslim etmek, Paris’in sokaklarını ve insanlarını solumak, Londra’ya zamanda yolculuk yapmak isterseniz buyurun. Keyifli okumalar :)
456 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Mükemmel bir baş yapıt. Okuyacak olanlara tek tavsiyem kitabi alirken lütfen iyi bir çevirmenle çalışan yayınevini tercih edin. Aksi takdirde kurguyu anlamak için can çekişebilirsiniz. Herkese iyi okumalar.
456 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Fransız devrimine ait kitaplara merak sarmaya başladım. O devri okudukça; insanların mücadelesini gördükçe inanılmaz etkileniyorum. Üzücü olan tek şey ki bu maalesef (Bolşevik devriminde de böyle) ezilenlerin sesi olarak yönetimi devirip gücü ele alanların gitgide daha zalimleşmesi, geçmişi mumla aratacak hale getirmesi. O zaman haklı olarak yapılan mücadelede haksız duruma düşülüyor ama o insanlar bunu anlayamıyor işte. Iki şehrin hikayesi tam da bu değindiğim konuya dikkat çekiyor. Fransız devriminin öncesini ve sonrasını çok güzel hikayeleştirmiş. Kitap inanılmaz güzel ve etkileyici. Mutlaka ama mutlaka okunmalı.
456 syf.
·Puan vermedi
İki şehrin hikayesi.. Diliyle, imgeleriyle, sürükleyiciliğiyle ve sonunda engel olamadığım gözyaşlarımla benim en’im. Lafı uzatmaya hacet yok, okumadıysan hemen okumalısınız vesselam. :)