Thomas Cathcart

Thomas Cathcart

Yazar
7.8/10
203 Kişi
·
601
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.710
Gösterim
Adı:
Thomas Cathcart
Unvan:
Amerikalı Felsefe Profesörü, Yazar
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri
Tam adı Thomas Wilson Catchart olan Amerikalı yazar. Harvard'lı felsefe profesörü. Kendisi gibi Harvard'lı bir felsefe profesörü olan Daniel Martin Klein ile birlikte yazdığı "felsefespri" kitaplarıyla ünlüdür.
Uçakta sarışın bir kadınla bir avukat yan yana düşer. Avukat vakit geçirmek için kimin genel kültürü daha iyi oyunu oynamayı teklif eder. Kadın aldırmaz. Bunun üzerine, "Her bilemediğiniz soru için siz bana beş dolar verin, ben her bilemediğim sorunuz için size elli dolar vereyim," der. Kadın kabul eder.

"Peki," der avukat, "Dünyanın güneşe uzaklığı ne kadardır?"

Kadın yanıt vermez, çantasından çıkardığı beş doları uzatır. Sıra ondadır:

"Dağa üç ayakla tırmanıp dört ayakla inen nedir?" Avukat düşünür, düşünür ama bulamaz. Elli dolar çıkarıp kadına uzatır. Sarışın, tek söz etmeden parayı çantasına koyar.

Avukat, "Dur bir dakika," der. "Yanıt neydi?"

Kadın avukata beş dolar uzatır.”

Kitaptaki en çok beğendiğim fıkra buydu
İki inek çayırda otlamaktadır. Biri diğerine döner ve "Pi genellikle beş sayıyla yazılıyor ama aslında sonsuza kadar devam ediyor," der.
Diğer inek kafasını çevirir ve yanıtlar: "Mö."
Bir iyimser, bu dünyanın, mümkün dünyaların en iyisi olduğunu düşünür.

Bir kötümserse sahiden öyle olmasından korkar.
"Felsefe asırlardır bu soru üzerine mürekkep harcıyor: İnsan karar verirken ve eyleme geçerken özgür müdür yoksa tüm karar ve eylemleri dış güçlerce mi (soyaçekim, çevre, tarih, kader, Microsoft...) belirlenir."
Bir filozof olmamasına rağmen Sigmund Freud, insan davranışlarının akla dayanan felsefi ayrımlarla değil, bilinçsiz biyolojik itkilerle belirlendiği değerlendirmesiyle etik felsefe üzerinde dehşet bir etki yapmıştı. Kendimizi, ahlâkçı filozofların bize yaptıracağı gibi, ne kadar aklın kontrolüne sokmaya çalışırsak çalışalım, bilinçdışımız daima pırtlıyordu. Freudçu Dil Sürçmesi'nde olduğu gibi, "yanlışlıkla" söylediğimizi sandığımız bir şey aslında bilinçdışı arzularımızın bir ifadesidir:
İşte size, bu kez "iki sonuç benzerse nedenleri de benzer olmalıdır" ilkesine göre işleyen Analojiye Dayalı Kanıtlama'ya dair bir felsefespri örneği:
Doksan yaşında bir adam doktora gider ve "Doktor," der, "on sekiz yaşındaki karım hamile"
Doktor, "Size bir öykü anlatayım," der. "Adamın birisi ava gitmiş ama yanına tüfeğini alacağına dalgınlıkla şemsiyesini almış. Birden bir ayı saldırınca adam can havliyle şemsiyesini doğrultmuş, ateş etmiş ve ayıyı vuruvermiş."
"Ama imkânsız bu, doktor!" der yaşlı adam. "Mutlaka başkası vurmuştur."
Doktor gülümser: "Ben de onu diyordum."
Yaşlı bir kovboy bara girer ve bir içki ısmarlar. Barda oturmuş viskisini yudumlarken genç bir kadın gelip yanına oturur. Kovboya döner ve "Siz gerçek bir kovboy musunuz?" diye sorar.Kovboy, "Eh," der, "tüm hayatımı çiftlikte at sürülerini güderek, çit tamir ederek ve sığır damgalayarak geçirdim. Yani, öyleyim herhalde."
Bunun üzerine kadın, "Bense bir lezbiyenim," der, "hayatım boyunca hep kadınları düşündüm. Sabah kalkar kalkmaz ilk işim kadınları düşünmektir. Duş alırken veya TV izlerken her şey aklıma kadınları getirir."
Kadın gittikten sonra bu sefer genç bir çift gelir ve yaşlı kovboya, "Affedersiniz," derler, "siz gerçek bir kovboy musunuz acaba?"
Adam genç çifte bakar. "Vallahi," der, "bu yaşıma kadar öyle biliyordum ama lezbiyenmişim meğer."
İki dana çayırda otlamaktadır. Biri ötekine sorar;
"Bu deli dana hastalığına ne diyorsun?"
"Bana ne! Ben Helikopterim!"
Bir salyangoz, iki kaplumbaga tarafindan soyulmustur. Polis, salyangoza olayin nasil cereyan ettigini sorar. "Bilemiyorum," der salyangoz, "her sey o kadar hizli oldu ki..."
Evet okudum :D Okudum ve çok sevdim. Yine bir kitap alışverişiydi. Ve gözlerim bu enteresan kitaba takılıverdi. Kitabın adı zaten beni benden aldı o an :) Hemen siteye girip okuyanlara, yorumlara baktım önce. Sonra sayfaları karıştırdım ve neden olmasın dedim. Neden felsefeyi bir de böyle okumayayım ki...

Öncelikle beklentilerinizi düşük tutmayın dostlarım. Çünkü Harvard'lı iki felsefe profesörü harika bir iş çıkarmış. Felsefenin aynı fıkralar gibi dünyamıza yeni bakış açısı getirdiğini ve "tıpkı mizah gibi aklımızı gıdıkladığını" farketmişler. Ve bu sayede ortaya "felsefespri" adını verdikleri bir tür çıkmış. Felsefespri; yani felsefeyi mizah yoluyla anlamak. Öyle şey olur mu demeyin, oluyormuş. Denedim, gördüm :)

Kitabın içeriğinden biraz bahsedelim. Metafizik, Tümevarım, Stoacılık, Koşulsuz Buyruk, Altın Kural ve daha fazlasını bulmanız mümkün kitapta. Ama tek farkla... Her bölümde sizi bir konu ve her konuyu daha iyi kavramak için bir fıkra bekliyor. Her fıkra arasında da konuyla ilgili açıklamalar buluyorsunuz. Bu da hem okuma hevesini arttırıyor hem de anlama kolaylığı sağlıyor.
Tümevarımlı Mantık örneği ile neden bahsettiğimi anlayacaksınız. Önce yazarlar biraz konudan bahsetmiş ve sonra daha iyi anlaşılması adına bir fıkra ile perçinlemiş anlatımı. İşte o fıkra;

Holmes, Watson’la birlikte kamp yapmaktadır. Gecenin geç bir saatinde Holmes uyanır ve Dr. Watson’ı dürter. "Watson," der, "göğe bak ve bana ne gördüğünü söyle."
"Milyonlarca yıldız görüyorum, Holmes," der Watson.
"Peki, bundan ne sonuca varıyorsun, Watson?"
Watson biraz düşünür, sonunda, "Şey," der, "astronomik açıdan milyonlarca galaksi ve muhtemelen milyarlarca gezegen bulunduğu sonucuna varıyorum. Astrolojik açıdan Satürn’ün Aslan burcuna girdiğini görüyorum. Zamansal açıdan saatin yaklaşık üçü çeyrek geçtiğini kestirebiliyorum. Meteorolojik açıdan yarının harika geçeceğini düşünüyorum. Teolojik açıdansa Tanrı’nın her şeye gücünün yettiğini ve bizim minnacık olduğumuzu çıkarabiliyorum. E, peki sen ne sonuca vardın, Holmes?"
"Birisi çadırımızı çalmış, dostum."

İşte Tümevarımlı Mantık...
Tıpkı bunun gibi birçok konuyla fıkrayı bağdaştıran, hem güldüren hem de gerçekten öğreten bir kitaptı. Felsefe okumaktan korkanlara, sıkılıp okumayı bırakanlara, ah keşke daha zevkli olsaydı tüm bu terimler diyenlere kesinlikle tavsiyemdir :) Yazarların ikinci kitabı olan "Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu..." da yine ilginç bir isme ve konuya sahip. Sıra ona da gelecek :)
Herkesin ismini "ilginç"bulduğu kitap,kitabın ismi şu fıkradan alınmış"Geçenlerde bir gün Platon, kolunda bir ornitorenkle bara girmiş. Barmen çifte alaycı bir bakış atınca bizim ihtiyar, "Ne diyeyim?" demiş, "mağarada daha güzel görünmüştü gözüme!"
Kitap felsefe ile ilgilenenlere hafif yada basit gelebilir çünkü "temel felsefi kavramlar"tanımlarına ek olarak fıkralarla örneklendirilmiş ve Harward'lı iki profesör bu kitapta ele aldıkları bu yönteme "felsefespri" demişler.
Kitap felsefenin tanımlarını bile anlaşılmaz bulanlar icin gayet açık ve anlaşılır.Ayrıca fıkralarla desteklenmiş olması anlamayı kolaylastırıyor.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
Bölümüm olmasına rağmen anlamakta zorlandığım bir branş olan felsefeyi bu kadar eğlenceli düşünmezdim. Felsefespriler sizi düşünmeye iterken, okuduğunuz şeyleri kolayca anlamanız sizin ''filozof mu oldum lan ben şimdi¿'' diye düşünmenize sebep oluyor. Okumadan ölmeyin çünkü felsefe hayattır.
Felsefe var olanların varlığı, kaynağı, anlamı ve nedeni üzerine düşünme ve bilginin bilimsel olarak araştırılmasına verilen addır. Bu anlatım bile bazılarımızı kuramların derinine inme konusunda isteksizliğe itebilir. Yüzeysel yaşamanın popülerleştiği, sorgulamadan kabullenmenin ayyuka çıktığı, sistemin çarklarının artık değiştirilemeyecek kadar güçlü olduğunun düşünülmesi farkındalık için düşünmenin önümüzdeki en büyük engelleri gibi duruyor. Bilimin nasıl, felsefenin neden diye sorduğu algısal hayat kuramının içinde farkındalığımıza ulaşabilmek için yüzeysel de olsa bu kavramların incelenmesi gerektiği kanısındayım. Felsefe kısmından işe başlamak için, içinde tahminimden fazla mizahi anlatım bulunan, kavramları anlamayı fıkralı örneklemelerle kolaylaştıran ve okuması, anlaşılması muazzam kolay olan bu kitap siftah aracı olabilir.
Felsefe bu kadar eğlenceli anlatılabilirdi. Felsefe deyince insanın aklına karmaşa geliyor - en azından benim öyle- ama bu kitap felsefi kitap okumaya başlamak isteyenlere bir başlangıç kitabı olabilir. Hatta ben başka bir kitapla eş zamanlı okudum yani çok akıcı ve rahat okunuyor. Hem öğretici hem de komik bir kitap. Okurken kendinizi tutamadan güleceksiniz:)
Esprili felsefe ya da felsefespri... Yani kısaca hem düşünecek hem de gülecek konular arıyor ve zamanınızı sağlıklı geçirmek istiyorsanız işte bu.

Düşünsenize Platon'u duymayan çok azdır, ancak Ornitorenk'i duyan da o ölçüde azdır sanırım.

Ornitorenk yumurtlama yoluyla çoğalıyor ancak yavrularını sütle besliyor. Gagalı ve ördeği andırıyor, usta bir yüzücü. Erkekleri zehirli dikenlere sahip fotoğraflarına bakınca çizgi film karakteri gibi, bir çok özelliği var.
Felsefe de öyle değil mi. Başta çoğunluk bir şeye benzetemiyor, aman "çok hesaplı ince iş" deyip kaçanlar ya da "offff bu da ne yaa" deyip cephe gerisine sürülüyor. Yalnız ne olursa olsun, herkes için bir takım soruların oluşmasına ya da içten içe ya da uzaktan izlenmesine de engel olunamıyor...

Kitapta, metafizik kavramı ve Aristoteles ile başlayıp, Sokrates'e doğru yol alıyoruz. Spinoza'yla sevinci keşfedip, Kant ile farklılığın farkına varmamız konu ediliyor. Etik, kuşku, din felsefesi, varoluşçuluk, görelilik vb. konular, her bölüm başında kahramanlarımız Tasso ve Dimitri'nin naif diyalogları ve esprileri ile taçlandırılarak başlayıp, hem düşündürücü hem de keyif verici bir şekilde akıp gidiyor.

Adam Tanrı'ya seslenir. ''Tanrım,'' der, ""bir soru sorabilir miyim?''
''Tamam'' der Tanrı. ''Sor bakalım.''
''Tanrı'm, senin için bir milyon yıl bir saniyedir diyorlar doğru mudur?"
"Evet, doğru"
"Peki, bir milyon dolar senin için nedir?"
"Benim için bir milyon dolar, bir penidir evlâdım"
"A, iyi" der adam. "O zaman bana bir peni verebilir misin?"
"Tabii," der Tanrı. "Bekle bir saniye..."


Ve tabi ki sorular, sorular sorular... Keyfe keyif katıyor...
Hepimizin hayatına okul sıralarında girmiştir felsefe. Tabii ders olarak okutulan felsefe... Yoksa hepimiz, farkında olmasak dahi felsefi sorgulamalara girişmişizdir. Okul sıralarındaki felsefeyi ise çoğumuz sevmeyiz, hatta sevmediğimiz ve bizi bunaltan tarzda konuşanlara "edebiyat yapma" ya da "felsefe yapma" falan bile deriz. Matematik sevmeyen bir milletiz ama neden sıkıcı konuşmalara "matematik yapma" demiyoruz (Sanırım şu an felsefe yapıyorum)? İşte onu bilemedim ama sanırım matematikten korkuyoruz ve matematiğe karşı korkuyla karışık bir saygı oluşmuş ki, ona dil uzatamıyoruz. Neyse...
Okul sıralarında geçen o döneme dair aklımızda ancak birkaç filozof, belki onların öncüsü olduğu akımlar, birkaç da felsefi terim kalmıştır o kadar. İşte o, zevksiz şekilde öğretilmeye çalışılan felsefi konular ve filozoflar, kitapta öyle bir anlatılıyor ki, felsefe dersi müfredatına ve pek muhterem felsefe hocalarına karşı, "böyle öğrettiniz de biz mi anlamadık?" dedirtiyor.
Bazı okurlar, "Felsefe ile ilgili kitaplar okumak istiyorum ama ön bilgim yok. Nereden başlamalıyım?" gibi sorular soruyorlar ya, bence bu kitap felsefeye başlangıç için güzel bir kitap olabilir. Öte yandan hem felsefe ile ilgili okuma yapmak isteyip hem de sıkıcı olacağını düşünmek ikileminden sıyrılamıyorsanız, bu kitap sizin için biçilmiş kaftan. İçerisindeki fıkralar ise hem ortamlarda dinlenen ve esprisine gülünen biri olmanızı, aynı zamanda da felsefeyi basit bir şekilde kavrayabilmenizi sağlayacaktır.
Kitabın sonunda bir zaman çizelgesi ve içeriğindeki kavramları tanımlayan bir de mini sözlük mevcut. Felsefe severlere, sevmek isteyenlere, sevip de kavuşamayanlara tavsiye olunur.
Felsefeyi anlamak çoğumuz için zordur. Hatta bazılarımıza çoğu zaman saçma bile gelir. Felsefenin mizahla buluşarak herkesin kolayca anlayabileceği ve sıklıkla yüzünde tebessüm oluşacağı bir eser.
Kitap aşırı eğlenceli ve komik felsefeyi o kadar iyi anlatıyor ki sizi içine çekiyo felsefe sevmeseniz bile içindeki fıkralar için alabileceğiniz bi kitap felsefe severler içinse derinden incelemeli ve her türlü felsefi konu barındırıyor. Tavsiye ederim güzel bi kitap
Bu kitabı okurken çok eğlendim. Kitap fıkralarla dolu. Çoğu fıkra çeviride esprisini yitirmiş olsa da, ben okurken birçok fıkranın altını çizdim. Fıkralar sadece komik değil, çok da anlamlıydılar. Zaten kitabın amacı da fıkralarla felsefeyi eğlenceli biçimde okuyucuya kavratmak. Daha önceden hiç felsefe ile ilgilenmemiş kişilerin de keyif alacağını düşünüyorum. Ancak en azından ana akım felsefeleri ve isim yapmış filozofları az çok tanıyan kişiler daha fazla keyif alacaktır. Kitap gayet ciddi ve ağır şeyleri irdeleyen felsefi düşüncelerle dahi dalga geçerken, bu felsefeleri benimsemiş kişileri kırmıyor. Bu açıdan ben çok başarılı buldum. Kırmadan dökmeden mizah yapılan güzel bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Thomas Cathcart
Unvan:
Amerikalı Felsefe Profesörü, Yazar
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri
Tam adı Thomas Wilson Catchart olan Amerikalı yazar. Harvard'lı felsefe profesörü. Kendisi gibi Harvard'lı bir felsefe profesörü olan Daniel Martin Klein ile birlikte yazdığı "felsefespri" kitaplarıyla ünlüdür.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 601 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 363 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları