Kitabı kimler okumasın?
“Kuvvetli bir olay örgüsü olmazsa olmazımdır” diyenler
“Ben öyle durgun karakterler sevmem, NBC filmlerinde de içim şişiyor zaten” diyenler
“Benim öyle yalnızlıkla falan işim olmaz, kendi kendime kalıp düşünmeyi de sevmem, kalabalık seviyorum ayol” diyenler şimdi kalanlarla yola devam :)
Thomas Wolfe “yitik kuşak” yazarlarından. Amerikalı yazar Getrude Stein’in Hemingway’e “siz yitik bir kuşaksınız” demesiyle bu adı almışlardır ve Hemingway’dan başka Ezra Pound, T. S. Eliot, e. e. cummings, John Dos Passos, William Faulkner, F. Scott Fitzgerald da bu dönemin yazarlarındandır. Bu yazarlar, birinci dünya savaşı sonrasında ilk eserlerini üreten yazarlardır,bu büyük savaş inançlarında, varoluşlarında büyük tahribatlar yaratmıştır. Benliği paramparça olmuş bireyin kendini tekrar var etme çabası, Amerikan edebiyatında bir dönüm noktası bir Rönesans olmuştur.
Gelelim Thomas Wolfe’a ve kitabına. Kitabımız 9 öyküden oluşuyor. “Şimdi yalnızlık hakkında, kardeşim hakkında yazar gibi yazıyorum, gerçekten öyle. Onu gerçek şekline sadık kalarak öyle bir resmedeceğim ki okuyan biri bundan sonra yalnızlık ona geldiğinde, gözünden tanıyacak.” diyor yazarımız ve başlıyor hikayeler. Yalnız ve kaybolmuş bireyin izlerini sürüyorsunuz bu karakterler . Bir arayış içinde hepsi. Adeta bir fotoğraf karesine sığdırılmış gibi bir anıya hapsolmuşlar , kafalarının içinde tekrar tekrar yaşıyorlar geçmişi, geleceği kafalarının içinde şekillendiriyorlar. Bu düşten gerçek hayata geçtiklerinde bir hayal kırıklığı bekliyor onları. Onlara kalan her seferinde o derin yalnızlık oluyor. Wolfe’un karakterleri onun deyimiyle “kendini kalabalıkların ortasında hayatın akıp gittiği caddelerdeki bir atom gibi yalnız ve yitik hisseder. bedenen kalabalıklar içinde oldukları doğrudur,