Veli Şirin

Veli Şirin

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
104
Gösterim
Adı:
Veli Şirin
Unvan:
Eğitimci, Tarihçi-yazar
Doğum:
Sandıklı, Afyonkarahisar, 1952
Veli Şirin, 1952 yılında Afyonkarahisar ilinin Sandıklı ilçesinin Yavaşlar (Köyünde) Kasabasında doğdu.

İlkokulu Yavaşlar köyünde okuyan Veli Şirin, Eskişehir Yunusemre İlköğretmen Okulu sınavlarını kazanarak, adı geçen okula girdi. 1969 yılında Yunusemre İlköğretmen Okulu son sınıfında iken, Yüksek Öğretmen okulu sınavlarını kazanarak, önce İzmir Yüksek Öğretmen okuluna kaydolup, bir yıl sonra da İstanbul Yüksek Öğretmen Okuluna geçti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne giren Veli Şirin, öğrenciliği sırasında başladığı basın-yayın alanındaki çalışmalarını mezuniyetini takiben iki yıl daha sürdürdükten sonra, 1977’den itibaren öğretmenliğe geçti.

İstanbul Bakırköy Ticaret Lisesi'nde başlayan öğretmenliğine, Üsküdar Cumhuriyet Lisesi'nde devam eden Veli Şirin bu okulun müdür yardımcılığı görevine atandı. 1982 yılında Üsküdar Örnek Lisesi'ne, l984 yılında da Üsküdar Ticaret Lisesi tarih öğretmenliğine tayin edildi.

1986 yılında Özel Erenköy Güneş Lisesi'ne geçen ve 1989 yılında bu okulun müdürlüğüne getirilen Veli Şirin, bu okulun 2001 tarihinde kapanışına kadar çalıştı. 1998 yılında Güneş Lisesi'nin FMV Işık Liseleri bünyesine katılması ile bu kurumlarda görev alan Veli Şirin, kapanış sürecine giren Güneş Lisesi müdürlüğü ile birlikte, Işık Liseleri Genel Müdürlüğü idarî kısmında çalıştı.

2001 yılı ekim ayında, Üsküdar Remzi Bayraktar Ticaret Meslek Lisesi Tarih öğretmenliğine atanan Veli Şirin, 2006 yılı temmuz ayında emekli olarak, İlim ve Fazilet Vakfı Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğüne atandı.

Mesleki Kariyeri:
İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ile birlikte İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü bitiren Veli Şirin aynı fakültede yüksek lisans yaptı. Doktora çalışmalarını sürdürmektedir. 1998 yılında Tarih ve Tabiat Vakfı kurucu heyetinde bulunan ve bu tarihten itibaren yönetim kurulu başkanlığını 2006 yılına kadar sürdüren Veli Şirin, bu görevi sırasında pek çok ilmî tarih eserinin editörlüğünü yapmış, milli ve milletlerarası toplantılar düzenlenmesini temin etmiştir.

1971 yılında Yüksek Öğretmen Okulundaki arkadaşları ile çıkardıkları PINAR kültür ve sanat dergisinde on yıla yakın, Bayrak Gazetesi, Türk Edebiyatı, Boğaziçi, Altınoluk, Panel, Umran, Yarınlar İçin Düşünce, Türkiye Yazarlar Birliği Yıllığı, Tarih Bilinci Dergisi gibi çeşitli yayın organlarında aralıklarla yazıları yayınlandı.

1986 yılında Lise Tarih-III ders kitabını hazırlayan Veli Şirin, 1987-1988 de Lise Tarih-I ve Lise Tarih-II kitaplarını da hazırlayıp yayınladı. Ders kitaplarını 1993–1994 yıllarında ders geçme ve kredili sisteme göre yeniledi. Ders kitapları 2000 yılına kadar liselerde okutuldu. 1996 yılında “Anahatları ile Siyasi ve Kültürel Osmanlı Tarihi” ve yine aynı yıl Özyürek yayınları arasında “Açıklamalı Tarih Atlası” basıldı. 2001'de “Asakir-i Mansure Ordusu ve Seraskerlik” isimli eseri Tarih ve Tabiat Vakfı (Tatav) tarafından yayınlandı.
1372 yılında da. Sultan I. Murat Çatalca'ya kadar olan yerlerin fethini emretmiş ve nihayet, bu tarihte Çatalca'da alınmıştı. Bu durumda Bizans İmparatoru'nun Avrupa ile bağlantısı kesildi. İstanbul kuşatılmış oldu.
İmparator V. Paleoloğos, Sultan I. Murat'a elçiler göndererek bağlılık anlaşması yaptı. Oğlunu da rehine olarak Osmanlı sarayına gönderdi. (1373)
1391 yılında Bizans İmparatoru V. Paleoloğos ölünce, yerine geçen oğlu Osmanlı Devleti'ne olan bağlılık anlaşmasmı
tanımadı. Bunun üzerine Yıldırım Bayezıt, İstanbul surlarına kadar her tarafı işgal ettirerek, şehri tam bir kuşatma altına aldı.
Yedi ay kadar süren bu kuşatma, İstanbul'un Osmanlılar tarafından gerçek manâda ilk kuşatmasıdır. Sultan Yıldırım Bayezıt,
bu ilk İstanbul kuşatmasını, Macar kralı Sigismond'un saldırıya geçme ihtimaline karşı, Bizanslılarla önemli bir anlaşma yaparak kaldırdı.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u şenlendirmek için gerek Anadolu'daki Türklerden ve gerek zaptettiği yerlerdeki Hristiyanlardan bir hayli aileyi buraya naklettirdiği gibi, İstanbul'u sosyal ve kültürel müesseselerle süslemiş ve camiinin yanına zamanın en yüksek hukuk ve ilahiyat fakültelerinden olan meşhur Sahn-ı Seman medreseleriyle, bunları tamamlamak üzere 'Tetime' medreselerini yaptırmıştır.

Fatih Sultan Mehmet ecdadı zamanından beri mevcud olan kanunları 'Kanunnâme-i Al-i Osman ' ismi altında tedvin ettirdiği gibi, kendisinin koyduğu kanunlarıda buna ilave etmiştir.
Yıldırım Bayezıt, İstanbul'u 1402 yılına kadar dört defa kuşattı. Hatta bu kuşatmalar için, Anadolu Hisarını yaptırmıştı. İstanbul'u almak için büyük gayret göstermişti. Ancak bu defa başka bir dert çıktı. Timur, Anadolu'ya girmişti. Son defa yaptığı kuşatmayı da, Timur'un Anadolu'ya girmesi üzerine kaldırdı.

''Anadolu Türk Birliği" kurulurken, Timur İran, Kafkasya, Irak ve Azerbaycan'ı almış, Osmanlı Devleti sınırlarına yaklaşmıştı. Bu arada Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf ile Bağdat Hükümdarı Sultan Celâyir Timur'a yenilmişler, Osmanlı Devleti'ne sığınmışlardı. Diğer taraftan Yıldırım'ın beyliklerine son verdiği Anadolu Türk Beyleri de Timur'a sığınmışlardı. Timur, Çin üzerine büyük bir sefer düşünüyor ve bundan önce kendisi için batıda bir tehlike olarak gördüğü Osmanlı
Devleti'ne önemli bir darbe vurmak istiyordu. Yıldırım Bayezıt'a yazdığı mektuplarda Osmanlılara sığınan hükümdarları geri istiyor ve diğer isteklerini de giderek arttırıyordu. Meselâ Yıldırım'dan, ortadan kaldırılan beyliklerin yeniden kurulmasını istiyordu. Kafkasya'dan dönerken Timur'un ordusu Sivas şehrini kuşattı, ve aldı. Şehir teslim olmasına rağmen büyük katliâm yapıldı.

Bu olaylar üzerine devrin bu iki büyük Türk devleti 1402 yılında Ankara'da, karşı karşıya geldiler. Çubuk Ovası'nda yapılan savaşta iki tarafta büyük gayretle savaştı. Ancak Osmanlı ordusunun içindeki Anadolu Beyliklerinden kalma birlikler saf değiştirdi. Yine savaşın şiddetlendiği bir sırada, Osmanlı ordusundan bulunan Kara Tatarlar Timur tarafına geçerek ihanet ettiler. Rumeli kuvvetleri bozuldu. Bu durum Osmanlı ordusunu güç duruma düşürdü ve sonunda Yıldırım Bayezıt yenildi. Ancak, şehzadeler kendi kuvvetlerini alıp, hâkim oldukları bölgelere çekilmiş, Timur'a esir düşmekten kurtulmuşlardı.
1402 Ankara yenilgisinden sonra Yıldırım Bayezıt'ın oğulları Süleyman, Mehmet, İsa ve Musa Çelebiler ülkenin çeşitli yerlerinde hakimiyet kurarak, babalarının yerine geçmek için birbirleriyle mücadeleye başladılar. Timur'un ele geçirdiği toprakları Yıldırım Bayezıt'ın oğulları arasında paylaştırması Osmanlı Devleti'nin on bir yıl süren ve Fetret Devri adı verilen karışık bir dönem yaşamasma sebep oldu. Sonunda mücadeleyi Mehmet Çelebi'nin kazanması ve 1413 yılında tek başına Osmanlı tahtına oturmasıyla bu dönem sona erdi.
Osman Bey, Ahilerle de yakın ilişkiler içinde
bulunmaktaydı. Ünlü Ahî şeyhi Edebâli'nin kızı Bâlâ Hatunla evlendi. Beyliğin yönetilmesinde özellikle adalet ve eğitim işlerinde Ahilerden faydalandı. 1299 yılında Türkiye Selçuklu Sultanı III. Alâaddin Keykubâd, Moğollar tarafından tahttan indirilip, İran'a sürgün edilmesiyle, Türkiye Selçuklu Sultanlığı boşaldı. Anadolu'da otorite kalmadı. Osman Bey bu tarihten itibaren, diğer Anadolu beyleri gibi, daha bağımsız hareket etmeye başladı.

Ayrıca 1299 yılında, Türkiye (Anadolu) Selçuklu Devletinin ileri gelen bazı devlet adamları ve komutanları Osman Gazi'ye katıldılar. Osmanlı Beyliği'nin Anadolu'daki nüfuzu daha da arttı. İşte bu sebeple Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılı olarak 1299 yılı kabul edilmiştir.
1313 yılında Bizans'ın Harmankaya Tekfuru Köse Mihal Müslüman oldu ve Osman Gazi ile birlikte fetihlere katıldı. Bursa ve İznik kapılarına kadar olan kasabalar alındı. Buralarda kaleler yaptırıldı. Etrafı fethedilen Bursa şehri yalnız kalmış durumdaydı.Osman Bey, burasını da fethetmek için, Bursa çevresindeki bütün toprakları ele geçirip şehri kuşattı. Hatta 1321 yılında Mudanya limanı da ele geçirilince Bursa Tekfurluğunun dış dünya ile bağlantısı kesildi. Sonunda 1326'da Osman Bey'in oğlu Orhan Bey tarafından alındı.

Osman Bey yaşlanmış ve hastalanmıştı. Yerine oğlu Orhan Bey'i bırakmıştı. Osman Bey Bursa'nın fethini görmeden 1324 yılında öldü ve daha sonra mezarı Bursa'ya nakledildi. Bir başka rivayete göre ise, Osman Bey Bursa'nın fethedildiği haberini duyduktan sonra vefat etmiştir.
Kayı Boyunun Anadolu'ya gelişi hakkında kaynaklar iki rivayet nakletmektedirler. Birincisi, Kayılar, diğer Türk boyları gibi, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'ya gelmişlerdi. İkincisi ise, Kayılar Anadolu'ya 13. yüzyıl ortalarına doğru, Orta Asya'da Moğol tehlikesinin belirmesinden sonra
gelmişlerdir.

Kayı Boyu, Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alâaddin Keykubad (1220-1237) devrinde Orta Anadolu'da Karacadağ yöresine yerleştirildi. Daha sonra Kayılar ikiye ayrıldılar. Bir kısmı güneye doğru gitti, bir kısmı ise, Ertuğrul Gazi'nin beyliğinde
Söğüt'e yerleştiler. Söğüt, Bizans sınırında bir "Uç" bölgesiydi. Kayılar burada Bizanslılarla mücadeleye giriştiler. Böylece, Ertuğrul Bey ve kendine bağlı olan küçük oymağı, Türkiye
Selçuklu Devleti'nin "uç" teşkilatı içinde yerini almış oluyordu. Söğüt kışlıkları, Domaniç ise yaylaları idi. Ertuğrul Gazi, Kayı Boyu'nun beyi olması ve Bizanslılara karşı başarılı mücadeleler yapmış olması sebebi ile diğer uç boyları arasında ün kazanmış, sözü dinlenir olmuştu. Ertuğrul Gazi 1281 yılında
doksan yaşlarında iken öldü. Yerine küçük oğlu Osman Bey, geçti. 1258'de Söğüt'te doğan Osman Bey, bu sırada 23 yaşında idi!
Osman Bey Bileciki fethettikten sonra merkez yaptı. 1302 yılında, bölgedeki Rum Tekfurlarının İstanbul'dan da yardım alarak hazırladıkları güçlü bir orduyu Koyunhisar'da yendi. Bundan sonra Osman Gazi İznik ve Bursa'nın fethi için hazırlıklara başladı. Türkiye Selçuklu Devleti'nin politikası devam ettirerek uç bölgelerini, her birinin başında birer "uç beyi", bulunan üç beyliğe böldü. Bu beyliklerin sınırları kuzeyde Karadeniz'e ve diğer tarafta ise İzmit ve İznik dolaylarına kadar uzanıyordu.
Sultan Murat'ın Rumeli'deki ilk hedefi Edirne'ydi. (...)
Lala Şahin Paşa komutasmdaki bir Osmanlı ordusu 1363 yılında Edirne'yi almak üzere hareket etti. Karşısına çıkan, Bizans ve Bulgarlardan meydana gelen bir orduyu yenen Lala Şahin Paşa Edirne'yi fethetti. Edirne'nin fethiyle Sırp ve Bulgarların Bizansla bağlantısı kesildiği gibi Türklere Balkanların fetih yolu açılmış oldu.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Veli Şirin
Unvan:
Eğitimci, Tarihçi-yazar
Doğum:
Sandıklı, Afyonkarahisar, 1952
Veli Şirin, 1952 yılında Afyonkarahisar ilinin Sandıklı ilçesinin Yavaşlar (Köyünde) Kasabasında doğdu.

İlkokulu Yavaşlar köyünde okuyan Veli Şirin, Eskişehir Yunusemre İlköğretmen Okulu sınavlarını kazanarak, adı geçen okula girdi. 1969 yılında Yunusemre İlköğretmen Okulu son sınıfında iken, Yüksek Öğretmen okulu sınavlarını kazanarak, önce İzmir Yüksek Öğretmen okuluna kaydolup, bir yıl sonra da İstanbul Yüksek Öğretmen Okuluna geçti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne giren Veli Şirin, öğrenciliği sırasında başladığı basın-yayın alanındaki çalışmalarını mezuniyetini takiben iki yıl daha sürdürdükten sonra, 1977’den itibaren öğretmenliğe geçti.

İstanbul Bakırköy Ticaret Lisesi'nde başlayan öğretmenliğine, Üsküdar Cumhuriyet Lisesi'nde devam eden Veli Şirin bu okulun müdür yardımcılığı görevine atandı. 1982 yılında Üsküdar Örnek Lisesi'ne, l984 yılında da Üsküdar Ticaret Lisesi tarih öğretmenliğine tayin edildi.

1986 yılında Özel Erenköy Güneş Lisesi'ne geçen ve 1989 yılında bu okulun müdürlüğüne getirilen Veli Şirin, bu okulun 2001 tarihinde kapanışına kadar çalıştı. 1998 yılında Güneş Lisesi'nin FMV Işık Liseleri bünyesine katılması ile bu kurumlarda görev alan Veli Şirin, kapanış sürecine giren Güneş Lisesi müdürlüğü ile birlikte, Işık Liseleri Genel Müdürlüğü idarî kısmında çalıştı.

2001 yılı ekim ayında, Üsküdar Remzi Bayraktar Ticaret Meslek Lisesi Tarih öğretmenliğine atanan Veli Şirin, 2006 yılı temmuz ayında emekli olarak, İlim ve Fazilet Vakfı Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğüne atandı.

Mesleki Kariyeri:
İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ile birlikte İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü bitiren Veli Şirin aynı fakültede yüksek lisans yaptı. Doktora çalışmalarını sürdürmektedir. 1998 yılında Tarih ve Tabiat Vakfı kurucu heyetinde bulunan ve bu tarihten itibaren yönetim kurulu başkanlığını 2006 yılına kadar sürdüren Veli Şirin, bu görevi sırasında pek çok ilmî tarih eserinin editörlüğünü yapmış, milli ve milletlerarası toplantılar düzenlenmesini temin etmiştir.

1971 yılında Yüksek Öğretmen Okulundaki arkadaşları ile çıkardıkları PINAR kültür ve sanat dergisinde on yıla yakın, Bayrak Gazetesi, Türk Edebiyatı, Boğaziçi, Altınoluk, Panel, Umran, Yarınlar İçin Düşünce, Türkiye Yazarlar Birliği Yıllığı, Tarih Bilinci Dergisi gibi çeşitli yayın organlarında aralıklarla yazıları yayınlandı.

1986 yılında Lise Tarih-III ders kitabını hazırlayan Veli Şirin, 1987-1988 de Lise Tarih-I ve Lise Tarih-II kitaplarını da hazırlayıp yayınladı. Ders kitaplarını 1993–1994 yıllarında ders geçme ve kredili sisteme göre yeniledi. Ders kitapları 2000 yılına kadar liselerde okutuldu. 1996 yılında “Anahatları ile Siyasi ve Kültürel Osmanlı Tarihi” ve yine aynı yıl Özyürek yayınları arasında “Açıklamalı Tarih Atlası” basıldı. 2001'de “Asakir-i Mansure Ordusu ve Seraskerlik” isimli eseri Tarih ve Tabiat Vakfı (Tatav) tarafından yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 2 okur okuyacak.