Ziya Çelik

Ziya Çelik

YazarÇevirmen
7.9/10
97 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
241
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
126 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sürekli “acaba sırada ne var?” psikolojisi ile okuyorsunuz kitabı. Merak içerisinde takip ediyorsunuz olayları. Böylesine sevilesi ve mesajlarla dolu kitabı herkesin okumasını öneririm. Bol kitaplı günler. :)
400 syf.
·4 günde·10/10
Etkisinden hala çıkamadığım, bitirdikten sonra gerçek dünyaya bir süre adapte olamadığım bir kitap. Kitabın başları biraz sıkıcı olsada sonlara doğru öyle bir heyecan oluyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Kitabı okuyunca Felix’in Henriette’e olan o sonsuz aşkına ve sadakatine hayran kaldım. Betimlemeleri o kadar kusursuz ki her şey gözünüzün önünde canlanıyor. Bu kitabı okuduktan sonra aşka ve aşka ilgili her şeye farklı bakar oldum. Okunması gereken bir kitap.
400 syf.
·1 günde·6/10
Kitabı okuduktan sonra buraya ne yazabilirim diye çok düşündüm. Bazılarının yaptığı gibi kitabı karalamak yada çok övmek niyetinde de değilim. Bazen birisi çok över gider okursunuz pişman olursunuz bazende kötüler hayatınızda belki iz bırakacak bir kitabı okumaktan bu sefer mahrum kalırsınız.Kitap hakkında bazı izlenimlerimi arz etmek istiyorum.
Ben bu kitabı elime alırken; Balzac'ın en beğendiği ve 25 senede tamamladığı bu kitabını merak ettim için büyük bir beklentiyle okumaya başladım diyebilirim.
Kitapta Balzac giriş ve gelişme bölümünü çok uzun betimlemeler ve tasvirlerle okuyucunun ancak pür dikkat okuyup da anlayabileceği bir dille yazmış aslında sonuca doğru giderken de artık yazarın diline alışmanızdan mı? diyalogların artmasından mı? Yaşadığı durumu daha kısa tasvirlemesinden mi? bilmem akıcılığı bende biraz daha kolaylaştı.
Kitapta baş kahraman olarak Balzac 'ın aslında kendi yaşadığı büyük aşkı yaşattığı Felix adlı karakterin başından geçen aşk sürüvenini konu almaktadır. Olayın tuhaf tarafı (sizi de belki rahatsız edecek) aşık olduğu kadın yani Henriette de Mortsauf evli iki çoçuk annesi bir kadındır.Bu kadınla bir balo da karşılaşıyor ve sırtından öpüyor salak gibi kadına aşık oluyor.Ondan sonra takılıyor işte imkansız aşkın peşine. Neyse çok spoiller veripte sizi sıkmak istemiyorum.
eğer uzun tasvirlere alışkan değilseniz romanın dili sizi biraz yorabilir.
Bu kitap bana ne kazandırabilir diye düşünüyorsanız
bir felix in yaptığı ..???... yapmamayı...
kitabın dilinin ağır olması dili ağır kitaplara alışkın değilseniz alışmanız ve dikkatinizin artması...
felix gibi behlül Henriette de Mortsauf gibi bihter olmamayı ... :))
Neyse iyi okumalar herkese...:)
400 syf.
Felix çocukluğundan beri ailenin çürük elması ilan edilmiş sevgisiz büyüyen bir delikanlıdır. Ailesinin isteği üzerine katıldığı bir baloda 21indeyken tanışır aşkla. Gördüğü bir çift güzel omuz üzerine düşer yollara... O kadını bulur. Ancak yanlış insana aşık olmuştur. Kontes Henriette evli ve iki çocuklu dinine bağlı bir kadındır. Su gibi berrak tepeden tırnağa güzel ve konuştuğu zaman kırlangıç şarkıları duyulan bir kadındır. Felix ise zeki yetenekli geleceği parlak bir adamdır. Hayat onları birleştirmek için çeşitli oyunlar oynar.
Nefis bir aşk hikayesi..
Cümlelerin sadeliği ve derinliği alıp götüren cinsten. Kesinlikle tahşiye ederim.
126 syf.
·4 günde·10/10
Çok iyi ve oldukça da ün salmış bir Jack London eseriydi. Dili oldukça anlaşılır ve sade. Bu konuda zorlanacağınızı hiç sanmıyorum. Samimi bir havası olduğundan ötürü de daha giriş kısmında bile kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz.

Kitap, baş karakter Buck'ın tanıdığı birinin ihanetine uğramasıyla başlıyor ve Buck, sıradan bir çoban köpeğiyken yaşadığı yerden koparıldığı vakit zamanla başına birçok şey gelerek bambaşka birisi oluyor. Evet, baş karakter bir köpek. Bunu ilk önce algılayamamıştım fakat birkaç sayfa sonra anladım. Buck'ın yaşadıkları bazen yüzünüzde bir tebessüm oluştururken çoğu zaman tüylerinizi ürpertebiliyor. Özellikle kitabın son kısımlarına doğru kabul etmeliyim ki, etkileyiciliğinden ötürü ürperdim. Ancak çoğu zaman başına gelenlerin ağırlığından istemsizce içimin burkulduğunu da hissettim. Kesinlikle ama kesinlikle okuyun, okutun diyebileceğim bir kitaptı. Okurken bazı yerlerinde oldukça heyecanlandım. Kitaplığımda bayağıdır duruyordu, fakat bir önceki Jack London kitabımı pek sevmediğimden ötürü, dürüst olmak gerekirse ön yargılı yaklaşmıştım. Keşke daha önce okusaydım, dedirtti ve her sayfasında köpeklere olan hayranlığım biraz daha arttı.

Bana kalırsa almadıysanız alın, kitaplığınızda bulunuyorsa da direkt okuyun. Son okuduğum kitaptan ötürü içimde pek okuma hevesi olmamasına rağmen ben bayıldım, tavsiye ederim.
400 syf.
·1 günde·10/10
Bir fundalığın yamacında gördüğüm ilk şato onun eviydi. Ceviz ağacımın altında oturduğumda, öğle güneşi o şatonun çatısının arduvazlarında ve pencere camlarında ışıldıyordu.
400 syf.
·Beğendi·8/10
Uzun zamandır okumayı istediğim bir eserdi. Yazarın üslubu daha akıcı olsa bir solukta okunabilirdi. Karakter tahlilleri olağan üstü başarılı. Aile sevgisinden yoksun büyümüş bir çocuğun yıllar sonra aradığı aile ve anne sevgisinin tesadüfen gördüğü birisinde yansıması ve geç bulduğu hazineyi hoyratça harcaması anlatılmış. Sahip olduğumuz değerlerin hevesler uğruna nasıl heba edildiği ustaca anlatılmış. Özellikle zamanimiz gençlerin okumasını tavsiye edeceğimiz bir kitaptır.
%14 (53/400)
·1/10
Okuduğum çeviriden kaynaklı olma ihtimalini de göz ardı etmeden belirtmeliyim ki nasıl ki din siyasete alet edildiğinde nahoş bir hal alıyorsa, hisler de kitaba mal edildiğinde aynı hali alıyor. Elbetteki kitabın dünyaca ünlü olduğunu biliyorum. Zaten beni sinirlendiren ve 53. Sayfaya kadar da okutan tam olarak bu.
Nasıl duygu sömürüsü yapan bir kitap dünya çapında bu kadar tutabilir ve hiç bir eleştiri okuna çarpmadan bizlere gelebilir. Ya insanlardan farklı düşünen benim ya da kültür seviyem düşük. Lakin her ne olursa olsun bu kitap ayan beyan insan ruhundaki duyguları sömürerek pirim yapmaktan başka bir şey yapmıyor.
400 syf.
·Puan vermedi
Şahsen ben akıcı bulmadım. Çok fazla betimleme var. Yazarın yapmış olduğu laf kalabalığı kitabı yarıda mı bıraksam düşüncesine itti. Bitirdim fakat hoşuma gitmedi.
400 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Balzac ‘ in yazmak için tam 20 yılını alan kitap... Klasikler arasında yerini her zaman korumuş kendini bugüne kadar getirmiş muhteşem bir eser. Genç duygusal bir delikanlı ile mutsuz bir evliliğe sahip 2 çocuk annesi naif, fedakar ve onurlu bir kadının imkansız aşkı...Kavuşamayan iki sevgili... Romanın sonuna geldiğinizde Madame de Mortsauf’ un Felix e yazdığı mektubu okurken gerçekten ruhunuz sarsılacak... Daha fazla şey yazıp kitabın büyüsünü kaçırmak istemem... Kısacası doğru olmayan ama iki tarafında duygularına hakim olamadığı ama aslında bir o kadar da kendilerine hakim oldukları bir hayatı okuyacaksınız... Aşk, merhamet, vicdan, kıskançlık, fedakarlık hepsi iç içe...
İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ziya Çelik
Unvan:
Araştırmacı Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okuyacak.