Sorgulamayı seven, çok cahil (fakat kendince tatmin olmak için çaba içinde), suça karışmış sınıfında olmayan, sadece sonunda iyi hissedeceğime inancım olan işler yapmak için nefes alıp verme tutkusuna sahibim.
Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk'ün 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İkinci Kurultayı'nda yaptığı, yaklaşık 36,5 saat süren tarihi konuşmanın metnidir. Sadece bir siyasi metin değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin "kuruluş destanı" ve en önemli birinci elden tarihsel kaynağıdır.
- Kuvayı Milliye ve Hazırlık Dönemi (1919-1920)
- Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi (1920-1923)
- Cumhuriyet ve İnkılaplar Dönemi (1923-1927)
Eserin son bölümü, bütün bir anlatının neden yapıldığını özetleyen "Gençliğe Hitabe"dir. Atatürk, geçmişte yaşanan tüm zorlukları anlattıktan sonra, kurulan Cumhuriyeti koruma ve kollama görevini Türk gençliğine emanet eder. Bu bölüm, Nutuk'un sadece geçmişi anlatan bir kitap değil, aynı zamanda geleceğe dair bir uyarı ve rehber olduğunu gösterir.
"Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
Atatürk’ü yakından tanıyan bir edebiyatçının gözünden yazılmış, psikolojik derinliği yüksek bir portredir. Bir tarih kitabından ziyade, bir karakter analizi ve tanıklık belgesidir. Atatürk’ün karizmasını ve halk üzerindeki etkisini, devrimlerin içsel mantığını lirik bir dille anlatırken onun insani yönlerini ve yalnızlığını da tasvir eder. "Onun içindir ki, Mustafa Kemal’in hayatını anlatmak, bir bakıma Türk milletinin son elli yıllık uyanış, silkiniş ve kendine geliş destanını yazmak demektir. O, ferdi bir varlıktan ziyade bir kütlenin azmi, bir milletin iradesidir."
Bu eser, Atatürk’ü sadece bir asker veya siyasetçi olarak değil, bir düşünce adamı olarak ele almasıyla diğer biyografilerden ayrılır. Atatürk’ü 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki küresel entelektüel akımların (Pozitivizm, Sosyal Darwinizm, Materyalizm) içine yerleştirir. Atatürk’ün okuduğu kitapların kenarlarına aldığı notlardan yola çıkarak onun dünya görüşünün nasıl şekillendiğini inceler. "Atatürk, bir 'aydınlanma' projesini, bu projenin doğduğu topraklardan çok farklı bir sosyal zeminde hayata geçirmeye çalışan, 19. yüzyılın bilimci ve rasyonalist mirasını devralmış bir entelektüeldi."
Eğer Atatürk’ün devrimci mantığını, "Kemalizm"in ideolojik temellerini ve bu sistemin neden "akılcı" olduğunu bir siyaset bilimci gözüyle anlamak isterseniz, bu eser rakipsizdir. Altı Ok’un (Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik, İnkılapçılık) her birinin neden birer "akıl projesi" olduğunu ve birbirini nasıl tamamladığını anlatır. Devrimin sürekliliği ve "çağdaş uygarlık düzeyi" hedefinin güncelliğiyle biter. "Atatürkçülük, donmuş bir ideoloji değil, aklın ve bilimin rehberliğinde sürekli yenilenmeyi esas alan bir devrim stratejisidir. Mustafa Kemal'in en büyük başarısı, dogmaları yıkarak yerine 'dinamik bir akılcılığı' koymasıdır."
Bernard Lewis’in bu eseri, Türk Devrimi’ni dışarıdan ama son derece derinlemesine inceleyen en önemli kaynaklardan biridir. Lewis, Atatürk’ün devrimlerini "Doğu’nun Batı’ya karşı kazandığı ilk büyük zihinsel zafer" olarak görür. Bu eser, Atatürk’ün rasyonalizminin dünya tarihindeki eşsiz yerini kanıtlar.
Modern Türkiye'nin Doğuşu "Atatürk, İslam dünyasında 1300 yıldır dokunulmamış olan 'şeriat ve devlet' bağını kesip atan ilk liderdir. Onun devrimi, sadece siyasi değil, Türk milletinin zihnini orta çağdan modern çağa taşıyan bir zihniyet devrimidir."