Tarih insandır; insan tarihdir. Bu ebedi eser; yeni nesillere armağan olsun ve yaşananlar unutulmasın… Atatürk’ün yaşamı süresinde çeşitli kemalizmler üreteceklerdir. bunları inşa etmeye soyunanlar, en önemli sorun niteliğindeki temel eser eksikliğini, Nutuk'u bir "ideolojik manifesto" haline getirerek çözmeye çalışmışlardır. Mustafa Kemal'in istiklal harbi ve 1927 yılına kadar yaşanan siyasi gelişmeleri kendi bakış açısından değerlendiren uzun hitabesi, "kemalizm" tartışmasının açılması ve bir "izm"i gerekli gören örgütlü otoriterliğe geçişten önce hazırlanmış bir metindir. kurucu liderin "opus magnum"u olmasına karşılık, yakın tarih çalışması ile hatırat türleri karışımı, ana metni desteklemek için yüzlerce vesikanın orijinallerini sunan bu eserin, bir ideolojinin düşünsel altyapısının oluşturulmasında kullanılması imkansızdır."
Atatürk'ün hayatını hepimiz ilkokul sıralarından beri dinliyoruz, okuyoruz. Yaptığı devrimler ve inkılaplar ülkemizde genelde ezberlenen ve üzerine çok tefekkür edilmeyen şeyler. Bu kitabın ayrıcalığı Atatürk'ün devrimler/inkılapları yapmaya götüren süreçte hangi fikirlerden nasıl etkilendiği, hangi düşünce akımlarıyla nasıl ilişki kurduğu ve içinde yaşadığı dönemin düşünsel atmosferiyle ilişkisini mükemmel bir şekilde ortaya sunması. Ayrıca kitabın neredeyse 100 sayfa kaynakçası olması zaten kitabın nasıl bir çalışma ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Okuyucusu umarım bol olur, iyi okumalar dilerim.
Atatürk'ün fikri,siyasi ve askeri karakterinin şekillenme sürecini bu derinlikte anlatan başka bir kitap Atatürk'ün bir ulus kurucu lider olarak yukarıdan aşağıya ulus inşaa etmenin bir aracı olarak siyaseti gördüğünü ve mega dönüşümü engelleyebileceği endişesiyle Kemalizmin bir ideolojiye dönüştürülmesini bile tercih etmediğini öğreniyoruz.
Bu eser, Atatürk’ü sadece bir asker veya siyasetçi olarak değil, bir düşünce adamı olarak ele almasıyla diğer biyografilerden ayrılır. Atatürk’ü 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki küresel entelektüel akımların (Pozitivizm, Sosyal Darwinizm, Materyalizm) içine yerleştirir. Atatürk’ün okuduğu kitapların kenarlarına aldığı notlardan yola çıkarak onun dünya görüşünün nasıl şekillendiğini inceler. "Atatürk, bir 'aydınlanma' projesini, bu projenin doğduğu topraklardan çok farklı bir sosyal zeminde hayata geçirmeye çalışan, 19. yüzyılın bilimci ve rasyonalist mirasını devralmış bir entelektüeldi." Atatürk
Uzun bir inceleme yazısı kaleme alacağım!!!
Uzun bir inceleme yazısı kaleme alacağım!!!
Uzun bir inceleme yazısı kaleme alacağım!!!
Uzun bir inceleme yazısı kaleme alacağım!!!
Harika bir kitap. İddialarını birçok kaynak ile desteklemiş. Herkesin merak ettiği sorulara çok net ve destekli cevaplar veriyor (mesela Atatürk ateist miydi?). İlber Ortaylı gibi laga luga yapmıyor. Çok hoş tespitleri var. (Mesela Almanya'daki silik bir filozofun İttihat ve Terakki partisindeki ve Türkiye'deki çok ciddi etkisi) Anlatılan dönemin şartlarını kısa ve öz biçimde kafanızda canlandırıyor.
Atatürk ve Türkiye erken tarihi hakkında kaliteli bilgi edinmek için İngilizce bilmek gerekmesi ve bu kitabın Amerika'daki bir üniversiteden çıkması ise biraz ironik.
Tarihe mal olmuş kişilerin biyografilerinde mitlerden arındırma gayesi sıradanlaştırmaya varmamalı. Bu kitapta biraz bu var. Atatürk'ün zeitgest'ten beslenmiş olması gerçekleştirdiği olağanüstü değişimi tüm çağdaşlarının yapabileceği anlamına gelmiyor ki yapamadılar da zaten. Keza Türkiye Cumhuriyeti de elverişli koşulların sonucunda değil tüm olumsuzluklara ve imkansızlıklara rağmen kurulmuş bir devlet. Atatürk de bu yapının mimarı. Ata'nın demokrasiyle, kadınlarla ve silah arkadaşlarıyla olan ilişkisi de yer yer problemli yorumlanıyor. Ata'nın siyasi rakiplerinin yazıp çizdiklerine de gereğinden çok itibar var sanki. Bununla birlikte Selanik etkisi ve zihni gelişiminin irdelenmesi bölümleri kitap boyunca gerçekten çok hoşuma gitti. Kitap adından da anlaşılacağı gibi özellikle eylemlerinin ardında yatan fikirsel temele ve bu temelin nasıl oluştuğuna odaklanıyor. Artısı ve eksisiyle ilginç bir çalışma olmuş.
Geç Osmanlı dönemi tarihi alanında dünyanın en önde gelen otoritelerindendir ve 19. yüzyıl entelektüel tarihinin en önemli kaynakları olan yapıt ve makalelerin de sahibidir[1] Çalışmaları, 2010 TÜBİTAK Özel Ödülü ve 2012 T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile ödüllendirilmiştir.
Yaşamı
Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve ekonomi alanında tamamladıktan sonra aynı üniversitede siyaset bilimi doktoru oldu. Doktora tezini İttihad ve Terakki Cemiyeti kurucu üyelerinden Abdullah Cevdet Bey üzerine yazdı. 1981’den itibarn İttihad ve Terakki Cemiyeti hakkındaki araştırmaları için birçok ülkede ve arşivde çalışmalar yaptı.[2]
Son dönem Osmanlı politika ve diplomasi tarihi ile Türk siyaset hayatı konularında İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Deniz Harp Okulu ve Columbia, Wisconsin, Michigan ve Chicago Üniversitesi’nde ders verdi; seminerler yönetti. Ahmet Ertegün Vakfı başkanlığı, Princeton Üniversitesi'nin yakındoğu çalışmaları bölümü başkanlığı görevlerinde bulundu.
"Son dönem Osmanlı, erken dönem Türk entelektüel, diplomatik ve siyasal tarihine farklı bir bakış açısıyla yaklaşan uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle 2010 yılında TÜBİTAK Özel Ödülü’ne layık görüldü[3] ve TÜBİTAK tarafından ödüllendirilen ilk tarihçi oldu.[4] Hanioğlu, 2012 yılında ise Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne[5] layık görülmüştür.
2010 yılından bu yana Sabah gazetesinde köşe yazıları yayımlamaktadır.[6]
Öne çıkmış yayınları
Bir siyasal düşünür olarak Doktor Abdullah Cevdet ve dönemi, Istanbul, 1981
Bir siyasal örgüt olarak Osmanlı Ittihad ve Terakki Cemiyeti ve Jon Türklük, Istanbul, 1986
Young Turks in Opposition, Oxford University Press, (1995)
Prepretaion for a Revolution
Osmanlı’dan Cumhuriyete Zihniyet Siyaset ve Tarih
A Brief History of the Late Ottoman Empire, Princeton University Press, (2008)