Alperen

Alperen
@yazilimsal
Mobil uygulamaları olan bir düşünür; Henüz yazılmamış bir cümlenin öznesiyim. Kelimelerle iyileşmeye, satır aralarında kaybolmaya geldim. --- Kendime notlar
2x2=5’in Özgürlüğü: İnsan Bir Piyano Tuşu Değildir
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
"Ben hasta bir adamım... Gösterişsiz, hınçlı bir adamım." Yeraltından Notlar Dostoyevski bu girişle sadece bir karakteri değil, modern insanın bilinçaltını ifşa etmiştir. Bizler; gündüzleri Kristal Saraylarda (Plazalar, Instagram, LinkedIn) rasyonel, başarılı ve mutlu görünmeye çalışan; geceleri ise o yeraltına inip kendi yetersizliğiyle, öfkesiyle ve yapamamazlığıyla dişlerini gıcırdatan modern zaman fareleriyiz. Neden Bu Kitap Bir Sistem Hatasıdır? Bir yazılımcı olarak neden-sonuç ilişkisine inanırım. Ancak Yeraltı Adamı, masaya bir balyozla vurur ve der ki: "İnsan bir piyano tuşu değildir." Eğer evren sadece matematikten ve akıldan ibaret olsaydı (2x2=4), o zaman tüm insan davranışları önceden hesaplanabilir, bir logaritma cetveline dökülebilirdi. O zaman özgür irade bir yalan olurdu. Yeraltı Adamı, sırf kendi iradesi olduğunu kanıtlamak için bile bile hata yapmayı, bile bile kendine zarar vermeyi, o mükemmel sistemi kusmayı seçer. Okurken Yüzleşeceğiniz 3 Rahatsız Edici Gerçek: 1. Acıdan Haz Almak: Diş ağrısından haz duymak... Kulağa sapkınca geliyor değil mi? Ama kendi hayatınızı sabote ettiğiniz, o toksik ilişkiyi sürdürdüğünüz veya kalkıp çalışmak yerine sabaha kadar tavanı izlediğiniz anları düşünün. Belki garip gelecek ama 1 aylık askerlik sürecimde tavanı izlerken bunu bizzat yaşadım. İşte bu, Yeraltı Adamı'nın zaferidir. Mantıksızdır ama size aittir. 2. Duvar Metaforu: "İmkansızlık bir taş duvardır" der. Sıradan insanlar duvara gelince durur. Yeraltı adamı ise duvarı delemeyeceğini bilse bile, o duvarla barışmaz, kafasını o duvara vurmaktan vazgeçmez. Bu bir aptallık değil, trajik bir direniştir. Çünkü sonuç ne olursa olsun, duvara rağmen çabalamaya devam etmek zorundayız. 3. Çok Bilmek Bir Hastalıktır: "Her türlü bilinç bir hastalıktır" der
Alıntı
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Polyanna’nın Cenaze Töreni: Başarı Miti Çöküyor
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
"Kartal bile olsan, olanakların yoksa tavuk gibi yaşar ve ölürsün." Kalk Çalış Başarısız Ol! Kişisel gelişim rafları yıllardır bize aynı yalanı satıyor: "İnanırsan başarırsın", "Vazgeçmeyen kazanır", "Evrene mesaj gönder". Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara ise bu kitapta eline bir balyoz alıyor ve bu "toksik pozitivizm" putlarını tek tek, bilimsel verilerle yıkıyor. Bir yazılımcı olarak verilere bakarım. Bu kitap, duygusal bir isyan değil; başarının "Tersine Mühendisliği" (Reverse Engineering) ama bu sefer sonuçlar hiç de romantik değil. Kitabın Yüzümüze Çarptığı 3 Rahatsız Edici Gerçek: Hayatta Kalma Önyargısı: Yazar, uçakların hasar analizi örneğiyle muazzam bir giriş yapıyor. Biz hep savaştan dönen uçaklara (başarılı olanlara) bakıp analiz yapıyoruz. Oysa asıl veri, düşen uçaklarda (başarısız olanlarda). Bill Gates'i görüyoruz ama aynı zekaya sahip olup imkansızlıklar yüzünden kantin işleten Hasan Gökçe'yi görmüyoruz. Başarı formülleri hayatta kalanlara göre yazıldığı için istatistiksel olarak çöp. Monopoly Deneyi ve Hileli Oyun: Kitaptaki en çarpıcı bölümlerden biri. Hileli bir Monopoly oyununda, zengin başlatılan deneklerin, başarılarını kendi stratejilerine ve zekalarına atfetmeleri.... İnsan beyni, kendi başarısını rasyonalize etmeye programlı. Zengin doğan, "çok çalıştım" diyor; oysa sadece zarı çift gelmişti :) Çaresizliğin Gücü vs. B Planı: "Her zaman bir B planın olsun" tavsiyesinin bilimsel olarak nasıl performansı düşürdüğünü anlatıyor. Asıl itici güç motivasyon değil, çaresizlik. Behçet hocanın kendi akademik kadro maceraları ve "Babişko Asuman" örneği, sistemin liyakat değil, network (kibarca torpil) üzerine kurulu olduğunu acı bir mizahla kanıtlıyor. Selim Işık Açısından Bakış: Bu kitap, Tutunamayanlar için bir teselli değil, bir durum tespit tutanağı. Behçet Hoca
Alıntı
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,822 okunma
Zihnin Kaynak Kodları: Arzu ve Algoritma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Çoğu kişi bu kitabı kapağındaki "Zengin Ol" vaadine kanıp, ucuz bir piyango bileti umuduyla okuyor. Oysa Napoleon Hill, 1937 yılında yazdığı bu eserle aslında finansal bir tavsiye değil, zihinsel bir yazılım güncellemesi sunuyor. Bir yazılımcı olarak rakip sistemlere bakarım. Hill, 500'den fazla başarılı ismi (Ford, Edison, Carnegie) 20 yıl boyunca analiz ederek, başarının tersine mühendisliğini (Reverse Engineering) yapmış. Ortaya koyduğu 13 prensip, aslında insan zihninin nasıl programlanacağına dair bir algoritmadır. Kitabın Gözden Kaçan 3 Kritik Noktası: 1. Oto-Telkin (Auto-suggestion) Bir Kodlamadır: Hill, bilinçaltını bir "server" (sunucu), bilinçli düşünceleri ise oraya gönderilen "komutlar" olarak tanımlar. Eğer siz sunucuya "korku" kodunu yüklerseniz, çıktı olarak "başarısızlık" alırsınız. Bu, spiritüel bir ritüel değil, nöro-linguistik bir gerçektir. 2. Cinsel Dönüşümün Simyası: Kitabın en cesur ve en az anlaşılan bölümü. Hill, cinsel dürtüyü bastırmayı değil, bu muazzam enerjiyi yaratıcılığa ve iş hırsına dönüştürmeyi öneriyor. Bu, termodinamik yasaları gibidir; enerji yok olmaz, sadece şekil değiştirir. Bir girişimci için hayati bir derstir. 3. Mastermind (Üst Akıl): Hiçbir büyük zihin tek başına çalışmaz. İki zihin bir araya geldiğinde, üçüncü ve daha güçlü bir görünmez zihin ortaya çıkar. Bu, bugün bizim takım sinerjisi veya network dediğimiz şeyin atasıdır. Sonuç: Düşün ve Zengin Ol, sadece banka hesabını şişirmek isteyenler için değil; zihnindeki kaosu bir nizama sokmak ve soyut bir arzuyu, somut bir gerçekliğe dönüştürmek isteyenler içindir. İçimdeki melankolik taraf, başarı kavramının bu kadar kutsanmasına bazen gülümseyerek baksa da; içimdeki kurucu, bu prensiplerin matematiksel doğruluğunu inkar edemiyor. Zenginlik bir sonuçtur, asıl
1000Kitap
Düşün ve Zengin OlNapoleon Hill · Altın Kitaplar · 20213,285 okunma
Namusun Küllerinden Doğan Bir Yabancı
10/10
·222 syf.··
2026 3. kitabı
Azizim, eğer Kürk Mantolu Madonna ruhun nezlesiyse, Kuyucaklı Yusuf ruhun açık yarasıdır. Sabahattin Ali bu romanda bize "namus" denilen o ağır yükün, taşranın kirli çarkları arasında nasıl bir cellada dönüştüğünü anlatır. I. Masumiyetin Katli: Kuyucaklı Bir Yetim Yusuf, hayatına parmakları koparılmış bir çocuk olarak başlar. Daha ilk sayfada fiziksel olarak eksilen Yusuf, roman boyunca ruhsal olarak da eksiltilir. Onun namus kavgası, sadece Muazzez’in saçının teliyle ilgili değildir; Yusuf, kendisine dayatılan o yozlaşmış kasaba hiyerarşisine, "beylere", "eşrafa" ve "kurulu düzene" karşı kendi varlığını kanıtlama derdindedir. II. Namus Değil, Bir Haysiyet Mezarlığı Yusuf'un trajedisi, sevmeyi bilmemesi değil, sevgisini bu kirli dünyadan koruyacak hiçbir aracının olmamasıdır. Kasabanın o vıcık vıcık ahlakı, Muazzez’i bir mal, Yusuf’u ise bir tehdit olarak görür. Yusuf'un finaldeki o büyük patlaması, bir namus temizliği değildir; o, masumiyetin cenaze törenidir. Karısını, sevdiği kadını o sefaletin içinden çekip çıkaramamanın, onu o çukura düşürenlere engel olamamanın getirdiği korkunç bir "geç kalmışlık" hissidir. III. Neden Bu Kadar Acınaklı? Çünkü Yusuf haklıdır ama haksızın dünyasında yaşamaktadır. Onun namus çatışması, modern insanın "iyilik yaparak kazanamayacağı" gerçeğiyle yüzleşmesidir. Yusuf en sonunda her şeyi yakıp yıkarak dağlara kaçarken, aslında bizden de bir parçayı o kasabanın çamurlu yollarında bırakır. O artık bir "katil" değil, dünyanın adaletsizliğine verilmiş en gürültülü cevaptır. Puanım: 10/10. Çünkü bazen susmak yetmez, Yusuf gibi dağıtmak gerekir.. open.spotify.com/intl-tr/track/4...
Alıntı
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
Sükût ve Barut: Sabahattin Ali’nin İki Yetimi
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Azizim, Sabahattin Ali okumak, bir lunaparkta değil, bir anatomi dersinde gezmek gibidir; neşter her seferinde ruhun en hassas, en "iyileşmez" yerine değer. Platformda bugün biraz gezintiye çıktığımda çokça bahsedilen 2 kitap dikkatimi çekti; bugün masaya 1000Kitap'ın iki devini, Ali'nin iki "tutunamayan" evladını yatırıyoruz. I. Raif Efendi: Bir İç Savaş Gazisi Kürk Mantolu Madonna, bir aşk romanı değildir; bu koca bir yalandır. Bu kitap, iletişimsizliğin manifestosudur. Raif Efendi, bir kadını (Maria Puder) sevmekten çok, o kadının kendisinde yarattığı "tamamlanmışlık" hissini sevmiştir. Raif, şehirli insanın prototipidir: Korkaktır, pasiftir ve trajedisi sessizliğindedir. O, acısını bir "gurur nişanesi" gibi göğsünde taşır. Raif Efendi'nin dramı, bağıramamaktır. Kendi kafasının içinde kurduğu o muazzam dünyayı (Luzumsuz Adam), dış dünyanın bayağılığına kurban etmiştir. Raif Efendi, içe doğru patlayan bir bombadır. II. Kuyucaklı Yusuf: Taşranın Vahşi Çocuğu Eğer Raif Efendi sükût ise, Yusuf çığlıktır. Yusuf, Raif gibi medeniyetin maskelerini takmaz. O, doğanın sert kanunlarıyla büyümüş, yozlaşmış kasaba ahlakına (bürokrasiye, eşraf zorbalığına) karşı yumruğuyla cevap vermiştir. Yusuf'un aşkı Muazzez, Raif'inki gibi platonik bir sığınak değil, uğruna kan dökülen, kirli, gerçek ve vahşi bir kavgadır.. Yusuf, kaderine boyun eğmez; o kaderi parçalamak isterken kendini parçalar. Yusuf, dışa doğru patlayan bir volkandır. III. Hüküm: Hangi Acı Daha Asil? Azizim, bu iki kitap aslında tek bir soruyu sorar: Hayatın o kaba saba gerçekliği karşısında ne yapacağız? Raif gibi kabuğumuza mı çekileceğiz , yoksa Yusuf gibi atımızı dağlara mı süreceğiz? Herkes Raif Efendi için ağlar, çünkü ağlamak kolaydır. Ama herkes gizlice Yusuf olmak ister; çünkü Yusuf olmak cesaret ister.
1000Kitap
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,1bin okunma