...orada durdum ve mısırların asker kıtaları gibi sıralar halinde dizilişine bakarak toprağın bunca kan, bunca ölü, bunca gerçekleşememiş düş ve yıkımı nasıl olup da anılarında barındırdığını sordum kendime. Bağrında saklı bunca anıyla nasıl da hala ürün verebiliyordu. Yoksa tam da bu nedenden dolayı mı üretkendi?
Yaşamak ve büyük heyecanlarla titremek çılgınlığı ruhunu ele geçirmişti ve bir keresinde ifade ettiği gibi, "arasından geldiği kozmik toz içindeki küçük yerinde kıpır kıpır kıpırdanmak" arzusunun egemenliği altındaydı.