Birinci: İnsana önce Sonsuz, her şeye Kadir ve Yüce bir Varlığın
olduğu öğretiliyordu. Ve O'nun aşağıda ve yukarıdaki her
şeyin Yaratıcısı olduğu... Ve insanın bu Kadir Varlık tarafından
yaratıldığı ve O'nun tarafından yaratıldığı için onun oğlu olduğu
ve aynı şekilde bu Varlık'ın insanın Semavi Babası olduğu...
İkinci: İnsan yaratıldığı zaman Yaratıcı, insanın bedenine asla
ölmeyen fakat ebediyen var olan bir ruh yerleştirmişti.
Üçüncü: İnsan yaratıldığı zaman, maddesel bedeninin, geldiği
yer olan toprağa geri dönmesi takdir olunmuştu. Bu maddesel
beden öldüğü zaman ruh serbest kalıyor ve ötealeme giderek
bir başka maddesel bedeni işgal etmek üzere yeni bir çağrı alana
dek orada bekliyordu.Şurası bellidir ki, ilkel zihni bu verileri kavrar kavramaz,
ruhuna belli bir vazifenin verildiği öğretilmişti. Dördüncü: Semavi Baba'nın Yüce Sevgi olduğu ve bu Yüce
Sevgi'nin tüm Evren'i yönettiği ve asla ölmediği, bireyin zihnine
iyice işleniyordu. Semavi Baba'nın sevgisinin, Semavi Baba'nın
bir yansıması olan dünyadaki babasının sevgisinden çok daha
büyük olduğu öğretiliyordu. Dolayısıyla her zaman Semavi Babasına
korku veya endişe duymadan, tam bir güven ve sevgiyle
yaklaşmalı, O'nun kendisine sevgiyle kucak açacağını bilebilmeliydi.
Beşinci: Tüm insanların aynı Semavi Baba tarafından yaratıldığı
işleniyordu; bu nedenle bütün insanlar kardeşti ve birbirleriyle
ilişkilerinde bu gerçek esas alınmalıydı.
Altıncı: Son olarak dünyadaki görevleri, öte tarafa çağrıldığı
zaman en elverişli geçişi yapabilmek için nasıl yaşaması ve
kendisini nasıl hazırlaması gerektiği öğretiliyordu. Özellikle de
Doğruluk, Sevgi, Yardımseverlik, Safiyet ve Göksel Babasına
tam bir sevgi, güven ve teslimiyet yolunu izlemesi gerektiği
anımsatılıyordu.
arzulara galip gelmek suretiyle ruhun maddesel bedene