Ö.Yücel Ulukanoğlu

Din nedir? Max Müller şöyle söyler: "Din duyular ve akıl yürütmekten bağımsız, daha doğrusu duyulara ve akıl yürütmeye rağmen, insanın farklı isimler ve farklı kisveler altındaki Sonsuzu idrak etmesine yarayan zihinsel bir yetenektir. Bu yetenek olmaksızın hiçbir din, hatta putlara ve fetişlere tapma bile mümkün olamazdı ve eğer dikkatle dinleyecek olursak tüm dinlerde Ruhun fısıldayışını, kavranılamayanı kavrama mücadelesini, dile getirilemeyeni dile getirme çabasını ve Sonsuza hasreti, Tanrı sevgisini duyabiliriz. İnsanın düşünce ve duygu hayatından izler bulduğumuz her seferinde, onun bir dini olduğunu da bulguluyoruz. Nerede karşımıza çıkarsa çıksın, din daima kutsal bir hedefe yöneliktir. Ne kadar eksikleri olursa olsun, din daima insan ruhunu Tanrı'nın huzuruna getirip koyar ve o dindeki Tanrı kavramı tamlıktan uzak ve çocukça bile olsa mutlaka insan ruhunun o zaman dilimi içinde erişebileceği ve kavrayabileceği en yüksek mükemmellik idealini ifade eder."
Sayfa 22·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Ö.Yücel Ulukanoğlu

, bir kitabı okumaya başladı
James Churchward
7.5/10 · 68 okunma

Ö.Yücel Ulukanoğlu

, bir kitabı okumaya başladı
James Churchward
0/10 · 2 okunma
Tüm Türklerin Yüce Babası olan Tengri’nin, bir zamanlar çocukları olan Türklere büyük bir kazan hediye ettiği yönünde bir efsane anlatılır. Bu kazan saf bakırdan yapılmış ve demir bir sehpa üzerine yerleştirilmişti. Büyük-küçük tüm Türk boyları bu Büyük Kazan’dan, yani Tengri Kazanı’ndan yemek yerdi. Hiç kimse mahrum kalmaz, hiç kimse yiyecek eksikliğinden şikâyet etmezdi. Türk topraklarında sürüler dolusu kısrak ve sayısız hayvan otlardı. Avlar her zaman bereketli geçerdi. Çocuklar sağlıklıydı, aileler güçlüydü, yaşlılara büyük saygı gösterilirdi. Erkekler hem hayvan yetiştirir hem de topraklarını düşmandan korur, komşularıyla iyi ilişkiler kurar, ticaret yaparlardı. Türk ihtiyarları, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgelikleri ve hitabet yetenekleriyle meşhurdu. Türk kızları güzellikleri, zarafetleri ve zekâlarıyla parıldardı. Türk delikanlıları ise en yenilmez savaşçılar olurdu. Tüm Türkler için özgürlük, onur ve şeref her şeyin üzerindeydi. Türk halkı, Tengri’nin bağrında çoğaldı. Ancak her geçen gün Büyük Ayrılık Günü’ne biraz daha yaklaşıldı. Bu, büyüyen Oğul’un ata binip Babasına veda ederek bilinmeyen bir dünyaya gideceği gündü. Ve o gün geldi. Türkler Tengri Kazanı’nı demir sehpadan indirip toprak bir ocağın üstüne koyarak veda yemeğini hazırlamaya başladılar. Ustalar, demir sehpayı eritip ondan çok sayıda savaş baltası, her zırhı delen ok ve mızrak uçları, savaş atlarını ustalıkla yönlendirmeyi sağlayan üzengiler, şimşek hızında kılıçlar ve babalarının evi olan Tengri’nin göksel kubbesini simgeleyen sivri miğferler yaptılar. Türk kadınları at binmeye uygun deriden şalvarlar, kısa gömlekler dikti, göçebe evleri olan keçeden çok sayıda yurt yaptı. Tengri Kazanı’ndan yenen veda yemeği boldu ve birçok kişi bu yemeğin benzersiz tadını sonsuza kadar unutmadı. Ve bu
Puan vermedi·1901 syf.·
333 günde okudu
·
2025 13. kitabı
İmam Buhari
9/10 · 671 okunma