Her şeyi bilirmiş gibi görünmekten, bilgiçlik taslamaktan çok hoşlanırdı zaten. Ee, büyük şehirde yaşıyordu ya! Ama ne gerek vardı böbürlenmesine, kibirlenmesine? Olduğu gibi görünmeliydi insan.
Bu Sabitcan gevezesini okutup başlarına bela etmişlerdi. İlk bakışta onu bir adam sanırdınız. Çok şey dinlemişti. Her şeyi bilir görünürdü. Yatılı okullara, enstitülere göndermişlerdi onu. Ama adam olamamış, okumuş cahillerden biri olup çıkmıştı. Övünmeyi, içki içmeyi, kadeh tokuştumayı çok sever, buna karşılık elinden hiçbir iş gelmezdi. Kocaman bir sıfır, bir hiçti o!
"Bazen bazı şeyleri dışa vurmak iyi gelir. Başka birine anlatırken, aslında kendine anlatırsın. Karşındaki kişi yalnızca ses çıkarır. Konuşan sensindir."