8/10
·320 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:04
Yelda ve Selim'in toksik ilişkisinde birbirlerine çektirdikleri acılardan kurtulmak istedikçe o acının içinde daha da dibe batan hikayelerini ve bir köydeki cinayetler hakkında araştırma yapmak üzere kurulan uluslararası bir ekibin görevli oldukları karakolda günlerini nasıl geçirdiğini konu alan bir kitap. Bazı yönleri ile Ahmet Ümit'in Patasana'sını anımsattı bana. Okurken bazen tekrara düştüğünü hissetseniz de kitap sıkmadan kendini okutuyor, karakterlerin dünyasına kolay iniyorsunuz. Dili yalın.
En Uzun GeceAhmet Altan · Alkım Yayınevi · 20054,153 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Yağmur D. Kızılkoca / O Gün Merhaba Sorgulayan ve sorgulatan kitapları sever misiniz? İnceden inceye dokuyan ve düşünen bir yazarla tanıştım. Kalemini çok sevdim çünkü günümüz yozlaşmış ilişkilerine ve toplumsal dinamikleri hedef alarak yazmış. Kitap 3 ayrı bölüme ayrılıyor. Gece, gündüz, o gün… O gün, rüya görmeyen, gözlemci bir adam. Hayatını “gündüz insanları” dünyasında geçiriyor: plaza, kuleler, katlar, hiyerarşi, arşiv odası, yükselme çabası… Yani modern kapitalist düzenin gri, mekanik, ruhsuz tarafı. İş yerinde Genel Müdür Timur, Leyla, Handan, Yelda gibi karakterlerle çevrili; herkesin bir rolü, maskesi var. Ama Ogün’ün içinde bir yerlerde başka bir taraf da var: geceye ait olan, soluk alabildiği, belki daha gerçek hissettiği ama gündüzün kurallarıyla bastırdığı kısım. Binlerce günün, kararın, bastırılmış duygunun, travmanın yükü tek bir güne, tek bir ana sıkışıyor. Kısaca modern hayatta ruhunu kaybetmeden var olmaya çalışan birinin, kendi içindeki gece ile gündüz arasındaki savaşı ve o savaşı bitiren, ya da başlatan tek bir günün hikayesi… O gün’ün hikayesi…
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Reklam
10/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere kalemi ile yeni tanıştığım yazar @yagmurkizilkoca 'nın son çıkan kitabı olan O Gün ile geldim. Yazarın anlatımı, betimlemesi gayet başarılıydı. Akıcı bir kitaptı. Kitapta birinci kitap ve ikinci kitap olmak üzere ikiye ayrılmış. Hatta üç diyebiliriz. Birinci kitapta gündüz insanları ikinci kitap ise gece insanları yer almaktadır. İlk Sayfalarda gündüz insanlarıyla başlıyoruz. Gündüz insanlarında herşey çok farklı Yani herkes her şey makyajlı gibi düşünün. Daha çok insanlar kontrollü, güçlü, sağlam duruşlu net gibi gözükse de gece olduğu zaman çok farklı oluyor. İnsan kendi kuytusuna çekilince fark ediyor. Yalnızlığıyla baş başa kalınca, içinde bastırılmış duyguları ortaya çıkınca, her şey daha farklı bir hal alıyor. Yüksek katlı bir plaza düşünün. Kimisi eksilerde çalışırken kimse on yedinci katlarda. Kimsisi emek harcarken, kimi emeksiz bir şekilde bir yerlere geliyor. O gün de yedinci kattaki arşiv bölümünde çalışan bir adam evlenmek istiyor ve iş yeri onu birisiyle yemeğe çıkartıyor. Yemeğe çıkarttığı kişi de aynı iş yerinden Handan. Yemeği de genel müdürleri Timur bey ayarlıyor. İstekler konuşmalar derken üst komşusu olan Yelda var. Bir not ile Yelda'yı bir kaç gündür görmemesini anlamamıştı. O gün bir gün işten çıkarılıyor. İkinci kitap bölümünde O gün daha sade sıradan bir hayatta Doğa ile tanıyoruz. O Gün herşey yolunda mutluyum sanıyor ama günün sonunda aslında ordan gitmek istiyor. Bazen bir yerde durmak oldukça zor gelir çünkü. Kitabın son bölümü benim için oldukça sancılı ve zor geçti diyebilirim. Evet O Gün'ü tanımaya başlıyoruz. Hayatını annesini, babasını çocukluğu. Dahi sizler sık sık rüya görür müsünüz? Bu bölümde O Gün neden göremiyor bunu öğreniyoruz. Ahh ahhh kitabı bitirince ne kadar bakıştık O Gün ile bilmiyorum...
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2026 4. kitabı
Kitabı bitirme süreniz iki gün, tavanı izleme süreniz ise en az on beş gün… Ahmet Altan’ın kaleme aldığı En Uzun Gece, yalnızca bir anlatı değil; insan ruhunun kırılganlıklarını, aşkın dönüştürücü gücünü ve kaybın bıraktığı derin izleri sorgulayan çok katmanlı bir metin olarak karşımıza çıkıyor. Roman, ilk bakışta bireysel bir aşk hikâyesi gibi görünse de ilerleyen sayfalarda hem bireysel hem de toplumsal düzlemde güçlü anlam katmanları barındıran bir yapı kuruyor. Eserin merkezinde yer alan Yelda karakteri, adının taşıdığı sembolik anlamla birlikte hikâyenin temel metaforunu oluşturur. “Yelda”, Farsça kökenli bir sözcük olup en uzun geceyi ifade eder. Romanın içinde bu isim ilk olarak biyografik bir ayrıntıyla açıklanır: Yelda’nın doğumu uzun ve sancılı bir sürecin ardından gerçekleştiği için ailesi ona bu adı vermiştir. Böylece isim, başlangıçta bir doğuşun ve başlangıcın simgesi olarak karşımıza çıkar. Ancak anlatı ilerledikçe bu sembolizm derinleşir ve isim yeni bir anlam kazanır. Roman, astronomik anlamda en uzun geceye değil, Yelda’nın sevdiği adamın öldürüldüğü geceye işaret eder. Böylece “en uzun gece”, takvimsel bir olgudan ziyade insanın hayatında zamanı durduran bir kırılma anını temsil eder. Bu yönüyle roman, Yelda’nın adı üzerinden güçlü bir karşıtlık kurar: Bir yanda uzun sancıların ardından gelen bir başlangıç, diğer yanda sevdiğinin kaybıyla anlam kazanan nihai bir karanlık. Romanın bir diğer önemli boyutu ise bireysel hikâyeyi çevreleyen toplumsal bağlamdır. Metin, ötekileştirilmiş, eğitim ve sağlık gibi temel haklardan yoksun bırakılmış ve dağlarda kendi yaşam koşullarını kurmak zorunda kalan Kürt toplumunun sosyolojik gerçekliğine de temas eder. Bu toplumsal arka plan, yalnızca mekânsal bir dekor olmaktan öte, karakterlerin ruhsal dünyasını ve
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,153 okunma
7/10
·320 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 15:49
Kitap yarıya kadar durağan ilerleyince kesin sonlara doğru bir şeyler olacak dedim ve sayfalar ilerledikçe yanılmadığımı gördüm. Son sayfalar üzücüydü. Yelda çok sevdiği ama sürekli kendisini aldatan sevgilisi Selim'den uzaklaşmak için doğuya töre cinayetlerini araştırma görevi için gider ama Selim'i unutmak bir yana onu daha çok takıntı haline getirir. Öylesine psikolojisi bozulmuştur ki çareyi Selim'in ona yaptığının aynısını yapmakta bulur. Peki bir kadın sevdiğini aldattığında yeni birini sevmeyi başarabilmiş mi demektir!? Karakterlerin akıl karışıklığını iyi işlemiş yazar, aynı tadı Aldatmak kitabında da vermişti. Daha iyi olabilirdi ama benim için bu haliyle de güzel bir roman. Sıkılmadan okudum.
En Uzun GeceAhmet Altan · Alkım Yayınları · 04,153 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
2026 26. kitabı
O GÜN . Yağmur Kızılkoca kaleminden O Gün. Gündüz insanları, düzenin içinde var olmaya çalışanlar. Güneş de uyanıp güneş batınca yatanlar; uyum sağlamayı hayat amacı edinen ama görünmez kalanlar... İlk bölümde Ogün'ün iş yaşamına konuk oluyoruz. Kulelerde çalışanlar. Kimi eksi katlarda, kimi de doğrudan onyedinci kattan işe başlayan ve yükselmek için çaba harcamasına hiç gerek olmayanlar. Ve birde Ogün gibi yedinci katta arşivde görev alanlar. Genel müdür Timur, kulelerin muhtarı Leyla, sosyetik Handan ve aynı zamanda üst komşusu olan Yelda. Yelda'yı görmüyordu birkaç gündür. Ve klavyesindeki notu dikkatini çekti. Evet, Yelda'dan kendisine bir not bile vardı:" Sadece sen yapabilirsin! " Masa altına sakladığı not , oysaki onu nerelere getirmişti . İşine son verildiğinde tanıdığı kızıl saçlı kızı. Üst kattan camdan konuştular oysaki. Fakat geceleri uyuyamayıp rüya görmemesine sebep, hayalperest olmadığını söylemişti. O gece, baykuş ve kızılsaçlı kadın sonrası herşeyi geride bırakıp geceye doğru yol almiştı Ogün. Geri dönüşü olmadan, fakat kendinden kararlı. Gece Insanları, hayatın tadını çıkaranlar. Her anın zevkine varanlar. Onlar için çalışmak bir zorunluluktur belki; ama geri kalan her şey mümkündür. İş sadece bir ayrıntıdır. Soğuk ve karanlık geceyi kahkalarla bölen kadının peşinden gitmişti; Kızıl kadın, Eliza'nın. Şehri geride bırakırken, Ogün'ün uzun zaman sonra ilk defa uykusu gelmiş ve uyuyakalmıştı. Sonrası Ingrid, Mahir Baba ve Eliza ile birlikte misafir mi gerçek dost mu zamanın karar vereceği yaşamı başlamıştı. Sıcacık bir ortam vermişlerdi Ogün'e, karşıklıksız. En çokta Mahir Baba ile sohbetleri ve İngrid ile kitap tartışmaları dikkatimi çekti. Hatta " İnsanın babasyla hesabı kolay bitmez. " demişti Mahir Baba. Ogün ise "her şeyi ailem için yaptım"
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Reklam
Reklam