Siz, elâlemi boylu boyunca eleştiren fakat söz konusu kendisi olunca ruhunda nasıl bir şeytan gizlediğinin farkında bile olmayan insanlarsınız. Ben sizden, insanlardan çok korkuyorum!
Biliyorsun, konuşmaya yalnızca hayatta kaygıları olanlar ihtiyaç duyar. Kaygılar, çürük topraktan çıkan zehirli bir mantar misali dili mayaladığı zaman, kelimeler ağızdan dökülmeye başlar. Mutluluğu ifade eden sözcükler de yok değil elbette, ancak bunların ardında sıklıkla bir sahtelik hissedilmiyor mu? İnsanlar en mutlu anlarında bile içten içe huzursuzluk duyarlar. Bu yüzden de insan dilleri kaprislidir. Konuşmak bir ustalık ve kurnazlık ister. Huzursuzluğun olmadığı yerde ise böyle iğrenç bir yola başvurmaya gerek yoktur.
"Hiçbir özelliği olmayan yemeklerini zorla yedirmeye çalışanlara, abuk sabuk övgüler dizerek dalkavukluk yapanlara, komik bir şey olmamasına rağmen her duyduğuna kahkahalar atarak karşılık verenlere, sıradan bir olaya bile şaşırıyormuş gibi yapanlara, baştan sona yalan dolu muhabbetlere itibarını korumak bahanesi ile katlanan şu akıllı geçinen aptallara Ejderha Sarayı'ndaki misafirperverliği gösterebilsem keşke! Karadaki ev sahiplerinin tek derdi isimlerine leke sürdürmemek. Huzursuzluk çıkmasından öyle korkuyorlar ki, zıvanadan çıkmış bir hâlde konuklarının etrafında dört dönüyor, gereksiz bir ilgi gösteriyorlar. Hiçbirinin içinde gram samimiyet yok! Böyle misafir mi ağırlanır? Biri 'Size bir kadeh içki daha ikram edeyim,' der, öteki 'Sağlığınıza içiyorum' diye karşılık verir. Sanki oturmuş iş sözleşmesi imzalıyorlar. Akıl alır gibi değil!"
Gönlü bol bir şekilde, elinde olan bütün ikramları konuğunun önüne diziyor ancak şarkı ve danslarını onları eğlendirmek amacıyla icra etmiyor. Otohime, arpını kimseye duyurmak için değil, yalnızca kendisi için çalıyor. Balıklar danslarını kimseye göstermek için değil, yalnızca kendileri için ediyor. Konuğun fikri, onları zerre kadar ilgilendirmiyor. Onlar konuğun ne düşündüğünü umursamadıklarından, konuk da umursuyormuş gibi davranmak zorunda kalmıyor. Dilediği gibi uzanıp keyfine bakabiliyor. Evde âdeta kendi evi gibi özgürce hareket etme izni var, ev sahibi onu çoktan unutmuş! Önüne konan yemeği isterse yer, istemezse yemez. Sarhoş olup arpın melodisinde kendini kaybetmek istediğinde, acaba kabalık mı yapıyorum diye endişelenmesine gerek kalmaz. Ah misafir dediğin işte böyle ağırlanmalı!