İnsanlar yalnızca nüfus sayımlarında, istatistiksel hesaplamalarda, oy hesaplarında dikkate alınıyor, bunun dışında varlıkları pek bir anlam ifade etmiyordu; insan hayatının, sayısal verilere dayalı kurgulara nesne yapılması da modern çağın belirleyicilik arzusundan herhalde. Hayatı yığınla grafikten, yatay ve dikey eğrilerden ibaret sayan bir zamanı yaşıyoruz. Matematik bilmeyenlerin tutunamadığı bir çağ.
Hesaplamalarla dolu her yer. Bankalar, müşavirlik bürolanı, borsa, şirketler, puan hesaplamaları, ekonomik veriler, vergı hesaplamaları, pariteler, faturalar...
Tanrım, sayılar bizi yok edecekler!..
Nükleer gücün binde biri dünyayı yok etmek için yeterliyken bile, dünya varolmaya devam
eder; üçüncü dünya ve ötekisi, en ufak borcunu ödemede en ufak kararsızlığında kendisini haritadan sildirmek üzereyken bile, varolmaya devam eder: Hatta haritadan silinmek yerine, yörünge üzerinde kendine yer bulmaya başlar, kendisini devralacak bir bankadan ötekine, bir ülkeden ötekine dolaşmaya başlar -işte, sonunda, o da, atomik kalıntılar ve başka onca şey gibi, yörüngeye oturtularak unutulur.