Puan vermedi·%46 (161/344 syf.)·
Bu kitabı 161. Sayfasında bırakıyorum ilk sayfadan itibaren gereksiz ayrıntılarla dolu o anda dinlenilen şarkıdan içtiği kahvenin nasıl olduğuna kadar anlatıyor biraz anlatırsın hayal etmemiz için ama süreklide olmaz boş yaptığı kısımları çıkarırsan 100 sayfayı bulmaz bu kitap karakterlerinde ne olduğu belli değil hiç biri düzgün yazılmamış bir de sürekli geçmişe git geleceğe gel sıktı bu olay şuan ben kızın hayatının hangi evresindeyim diyordum hep. Kitaba vasat demek isterdim ama vasat bile buna az kalır çok kötü bir kitap tt ta sürekli önüme çıkıyordu kapağıda hoşuma gitmişti diye okumaya başlamıştım ama yok bunu okumaya devam etmemin imkanı yok. İlk kitabıymış mümkünse yazmasın bir daha. Okurken bunu bende yazarım dedim edebi bir şey zaten yok bari olayı uzatmadan anlat ıssız adamın kitabı gibi olmuş adam kızın hayatına giriyor sonra ben kaçıngan bağlanıyorum ayağı (yersen) Başladığım işi bitirmeyi severim ama bunu bitirmemin imkanı yok zamanıma yazık ve bu kitabı basmak için kesilen ağaçlara yazık (iyi ki e kitap olarak okumuşum)
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,984 okunma
4/10
·216 syf.··
2026 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:49
Kabil'in Çene Kemiği (Cain's Jawbone) – Edward Powys Mathers Yazarin bu kitabı 1934 yilinda yayınlanmış harbi zor bir edebi bulmaca (kitabın geçmişini araştırdım evet) . İnstagramda bir bulmaca kitabi olarak gorunce merak ettim aldım. Gerçekten zor, zaman isteyen ve kitabin parcalanmasini gerektiren bir durum söz konusu. Sayfalari koparmadan mümkün degil çözmek. Bende buna kiyamayacagim icin (yersen kiysamda pek benim harcim gibi durmuyor ) basaramadim haliyle.. Kitap 100 sayfadan oluşuyor. Yayınevi tarafından kurgu karıştırılarak basılmış. Yani bunu da anlarim elbette ama her sayfa yarim yazilmasina ragmen bile bi devam yok. O cumleler arasi bile bir daldan dala atlayış söz konusu. Neyse sonuç itibariyle ben elendim arkadaşlar.. 100 sayfanin doğru sıralamasını bilen varsa paylaşsın benimle nolur kurgusunu gercekten merak ettim. Önce sıralamayı bi okuyalim artik hangi katil kimi öldürmüş orasını sonra araştırırız.
Duygu ve Düşünce
Kabil'in Çene KemiğiE. Powys Mathers (Torquemada) · Olimpos Yayınları · 202375 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·448 syf.·
2026 54. kitabı
Merhaba sevgili okur 1930 lu yıllarda Almanya’dan Amerika’ya göçen genç ve bekar bir anne olan Lena Conti’ nin tek hayali annesi, erkek kardeşi ve iki yaşındaki kızı Ella’ nın karnını doyurabileceği yeni bir hayat inşa etmekti. Ancak daha ülkeye girmeden zorlu sınavlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Çünkü denetim sırasında annesinin yaşlı ergenlik çağındaki erkek kardeşi Enzo’nun kıt zekalı olduğuna karar verilir. Amerika onları toplum için yük olarak görür ülkeye girişlerine izin vermez ve Almanya’ya geri gönderilirler. Yıllarca yoksulluk ve neredeyse açlık içinde yaşadıktan sonra, kızına daha iyi bir hayat vermek için yalnız başına kalan Lena, hayal bile edemeyeceği bir gelecekle karşı karşıya kalır. Dul bir aile akrabası olan Silas Wolfe, Lena ve kızını isteksizce Virginia'nın Blue Ridge Dağları'ndaki harap kulübesine, evine ve çocuklarına bakmaları için getirir. Wolfe Hollow çevresindeki tepeler Lena'ya memleketini hatırlatsa da, uyum sağlamakta zorlanır. Daha da kötüsü, bakımındaki çocuklara şerif geldiğinde saklanmaları öğretildiğini öğrenince şok olur. Virginia Eyaleti, onları cahil, ahlaksız ve geri kalmış olarak göstermek için planlar yapmaktadır; böylece onları topraklarından çıkarabilir, çocukları ebeveynlerinden alabilir ve "aşağı genlere" sahip olanlarla başa çıkabilirler. (Yersen ) Öjenik Ofisi'nden bir sosyal hizmet görevlisi Lena'yı ahlaksızlık ve zekâ geriliğiyle suçladıktan sonra, en büyük korkuları gerçek olur. Zihinsel engelliler ve epilepsi hastaları için kurulan Virginia Eyalet Kolonisi'ne gönderilen Lena, kızıyla yeniden bir araya gelme ve sevdiği insanları ve toprakları koruma umuduyla imkansız seçimlerle karşı karşıya kalır. Amerika'nın yükselen öjenik hareketine karşı kendi onuru ve sevdikleri için mücadele eder Lena Conti. Toplumsal
Bize Yalan SöyledilerEllen Marie Wiseman · Arkadya Yayınları · 2025157 okunma
Puan vermedi
Kitabı okuyorum - nihayet okumaya başladım - lakin belirteyim; bu kitap ve içindeki bilgiler bana masal gibi geliyor. Zaten açıkçası bana bir şey katması için ve yaşadığım çevreye daha iyi adapte olabilmem için okuyorum. Önceki okuduğum kitapta Gazali'nin cehennem tasvirleriyle yarışacak düzeyde bir kitap olduğu belirtilmişti(Ahirette 45 Gün). Oradan aldığım şevkle kitabı okumaya koyuldum ama daha başlarındayken bu yazılanlara - yani içeriğe - pekde inanmadığımı belirtmek isterim. Örneğin daha başlangıçta yazan rabbin kimdir veya kimin milletindensin soruları gibi(bu sorgulamalar kabirdeyken yapılıyormuş yersen) ve daha okuyacağım niceleri... Ama dediğim gibi esas okuma sebebim cehennem tasvirlerini görmek, hayal edebilmek, okumak ve bilmek. İnanmayanlarda benim gibi hikâye niyetine alıp okuyabilir. Allah'dan elimizin altında kitap hazır vardı yoksa birde temin etmek zorunda kalacaktık...(kütüphaneye sormuştum depoya kaldırılmış alamadıydım) Bilmeyenler için kitap eski dilde, lisanda tercüme edilmiş. (yani tercümeli hali bile zeman veya domuza hınzır vs. diyor, eski lisan, terimler anlıyacağınız) Bitirince önemli kısımları buraya aktarabilirim zira kimse duygu ve düşüncelerini yani yorumunu buraya aktarmamış. Kitabı okuyorum bu arada kitap gözümün önüne - bazı tasvirlerden dolayı - nedense Samanyolu Tvdeki Beşinci Boyut dizisini getiriyor. Bu arada Gazali, bidati mezhepsizcilik olarak tanıtıyor. Bende bidatçiyim o zaman ey Gazali! Yine kitap Kur'anda, Allaha yaklaşmak için vesile arayınız mealini peygamberler ve evliyalar olarak tefsir ediyor. Bu da bir eksi ben ve Cemre Demirel bunu beğenmedi. Öncelikle kitap 73 fırka olacağını(şu meşhur hadisden hareketle) ve bir fırkanın cennete gireceğini, onunda naciyye ehl-i sünnet ve'l cemaat olacağını söylüyor. Diğer 72
Kıyamet ve Ahiretİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2012562 okunma
Varoluşun ince hesabına okkalı tokat;
Puan vermedi·104 syf.··
2026 11. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:10
Modern mezarlığa hoş geldiniz; hani şu her sabah kart basıp akşamına "mutluluk" satın aldığımızı sandığımız o devasa, ışıltılı toplu mezara. Alain Badiou, Gerçek Mutluluğun Metafiziği adını verdiği bu incecik ama zehirli kitabıyla tam da buraya, o sahte konfor alanımızın orta yerine dalıyor. Hacmi küçük, derdi büyük bir mevzu bu. Adam resmen piyasa ekonomisinin, kariyer planlarının ve o bitmek bilmeyen "güvenlik" masallarının suratına okkalı bir tokat aşk ediyor. Bizim o uysal, evcilleştirilmiş, sistemin suyuna giden zavallı bireyliğimizi alıyor; altını oya oya içinden hakiki bir "Özne" çıkarmanın derdine düşüyor. Çıkarabilir miyiz peki? Şüpheliyim ya, neyse. Dünya dediğin yer zaten baştan aşağı bir itaat okulu, bunu hepimiz biliyoruz. Ekonomi politik falan derken iki büklüm olmuşuz, ruhumuzu üç kuruşluk mesleki güvence hesaplarına meze yapmışız. Badiou tam da bu noktada damardan giriyor işte: "Ulan" diyor mealen, "gerçek mutluluk dediğin şey ince hesaba gelir mi hiç?" Gelmez tabii. Ama biz ne yapıyoruz? Gitgide daha erken yaşlarda başlıyoruz o şüpheli güvencelerin peşinde takla atmaya. Risk almaktan, tesadüflerin o tekinsiz ama büyüleyici karanlığına sapmaktan ödümüz kopuyor. Filozofun dediği gibi, her şeyi uydurmuşuz istihdam piyasasının o leş yapısına. Sonra da akşamları evde oturup, o uyuşturulmuş zihinlerimizle mutlu olduğumuza ikna etmeye çalışıyoruz kendimizi. Yersen. Kitabın en can alıcı, en pesimist damarıma dokunan yeri de o meşhur "hakiki yaşam" mevzusu zaten. Şair Rimbaud vaktiyle "Hakiki yaşam yok" diye kestirip atmış, haksız da sayılmaz hani; şu etrafta gördüğümüz süslü yalanlara bakınca insanın inanası geliyor. Ama Badiou o kadar kolay teslim olmuyor bu karanlığa. Hakiki yaşamın mevcut olmasına karar verecek olan bizzat sensin, diyor. Yani o her köşede
Gerçek Mutluluğun MetafiziğiAlain Badiou · Monokl · 2015147 okunma
Puan vermedi·375 syf.··
2026 4. kitabı
Kitapta peygamberin mucizelerinden tutunda, yaşadığı büyük küçük çaplı olaylara kadar birçok olayın anlatıldığını görüyoruz. (Ozellikle baslangicindaki anlatimini hicbirr siyer kitabında bulamazsiniz diye düşünüyorum) Anlatımı akıcı bir dille yazılmış bencede. Ağır konuların bile ustalıkla üstünden kalkmış. Zaten piyasada da fazla peygamberimizin hayatıyla ilgili kitap olmadığından bence açık ara en iyi siyer kitabıydı diyebilirim. Kitapta bazı önemli ayetlerin nasıl zor zamanlarda nazil olduğunu, olayın oncesini anlatan kisimlarda güzeldi. Tabi Mehdi mavallarina girmeseydi daha iyi olurdu. Ama arapcasiyla Kur'an'da Hüden kelimesiyle geçen bir sıfat vardır ki Hüden zaten mehdi ile aynı anlama gelir ve uydurma hadisler bir yana Kur'an-ı Kerim'in kendisi zaten yaşayan bir mehdidir. Şahsen Peygamberin doğumu öncesinde ve sonrasında hiçbir mucizesi olmasaydı dahi, sadece Kur'an-ı Kerim'in kendisi bile mucize olmaya yeterdi. Beni kitapta en çok etkileyen ve tüylerimi diken diken eden kısım, peygamberin doğumuna yakın yaşanılan fil olayıdır(Ebrehe ordusu bkz: Fil süresi ). Yalnız yanlış hatırlamıyorsam okumama göre tek bir fil arkasında da develer vardı sanırsam. Yani bilinenin aksine fil ordusu yoktu. Yine hadis kaynaklı olduğundan ve pek guvenemedigimden peygamberin mucizelerinin de hiçbirine inanmıyorum demesem de şüpheyle yaklaşıyorum. Ama mesela şu olay Kur'an'da geçtiği için ve iki farklı şekilde yorumlanabildigi için buna inanabilirim diye düşünüyorum: Ay'ın ikiye bölünmesi olayı.(Kıyamet yaklaştı ay yarıldı, bu yorum 1969'da Ay'a çıkarken kazılarla vesaire yapılmış olabilecegi gibi Peygamber Efendimizin Ay'ı ortadan ikiye bölmesi gibi de yorumlanabilir.) Ben yine örnek verecek olursam Miraç hadisesi Kur'an kaynaklı olmadığı için asla ve kata inanmam. (50 vakit namaz
Edebiyat
Hz. Muhammed'in HayatıMartin Lings · İnsan Yayınları · 20173,620 okunma