- Bu hasta halinle nereye kaçıyorsun?
+ Efendim iki aydır yatıyorum. Artık yeter. Fazlası erkekliğe yakışmaz. Biz buraya milletin ekmeğini boşu boşuna oturarak yemeğe gelmedik.
- Peki ama kaçıp da nereye gidecektin?
+ Yine karargâhıma gidecektim.
- Evladım, olan biteni biliyorsun. Karargâh filan kalmadı. Paşa da Medine'den ayrıldı.
+ Yalan efendim, yalan. Öyle şey olmaz. Nasıl ayrılır? Burayı bırakıp da nereye gider?
Doğruluğunu iyice anlatmak için söylenenlerin hepsini dinledikten sonra ağlamaya başlayan Osman oğlu Ramazan'ın, gözyaşlarını sile sile son sözleri şu oluyor:
+ Vah, bu da mı başımıza gelecekti? Öyle ise, kaçar Medine'de bir yere saklanırım. Fahreddin Paşa, nasıl olsa bir gün yine buraya gelecektir. O gelinceye kadar onu beklerim. Aç, susuz da kalsam, yine beklerim. Ama esir olmam.