“Klonlanması gereken insan değil, evrendir. Ancak o zaman, her şey yeniden ve eksiksiz yaratılabilir. Çünkü insan bir sonuç, evrense bir nedendir. Yanlış bir sonucu tekrar yaratmanın hiçbir geçerli nedeni olamaz. Yeniden yaratılacak olan evrenden doğru sonucu elde etmek, tek amaç olmalıdır. Klonlamanın, tedavi amaçlı kullanımı insana asla yeterli gelmeyecektir. Klonlamanın kendisi, bütün ilaçların aşırı dozlarından daha aşırıdır. Tek etkisi yan olandır.”
1000Kitap
Dokunmadan
8/10
·320 syf.··
2026 5. kitabı
Kitabı bitirdim, elime aldım. Yazdım, sildim sonra tekrar yazdım. Ne yazsam yeterli olmayacakmış gibi hissettirdi bana. Daha önce Nermin Yıldırım okumamıştım ve nihayetinde aldım. İlk okuduğum ve
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,3bin okunma
İnsan şoka girdiğinde çok aklı başında birine dönüşüyor. Lakin böyle bir şey neden normal olsun? Doğru olabilir tabii ama neden normal? Her şey yolundaysa insan yoldan çıkmış demektir. Böyle bir şey normal olabilir mi? Doğru yolda olan insanın hayatında da her şey yolunda değildir. Yolda olmak bazen bir şeyleri eksiltmeyi, bazen de tamamen hayattan eksilmeyi gerektirir. Zaten hepimizin derdi belası başından aşkın; bir de bunlara gerek yok demek istiyorum. Mesela ben şimdi iki adım yol yürümeye kalksam, kafamda iki saatlik tantana koparırım. Ama gel gör ki Şamil, evini bir gecede zart diye toparladı. Hem de hiçbir şey düşünmeden. Demek ki böyle şeyler için yeterli enerjim var. Fakat kimilerine her daim iki saatlik tantana gerekir. Rica edersin, vermezler. Sormazsın, alırsın; fakat bir bakarsın sana ait değildir o tantana. Sen hariç yolunda ilerleyen her şeyin tantanasıdır o.
İyilik, ilk öğretilendi. Ancak gerçek değildi. Yaratılması olanaksız eserler gibi, iyilik de bilinen boyutlar dahilinde var olamayacak kadar hayaliydi. Ancak bir yerlerde iyiliğin olduğuna inanan ve defalarca hayal kırıklığına uğramaktan mahvolmuş olan insanların yersiz çabaları, kendilerini tanımalarını engelliyordu. Savaşlar, ihanetler ve yalanlar insana aitti. Ve pişmanlık ya da komşunun hayatını eleştirmek, iyi olmaya yetmiyordu. Hiçbir şey, iyi olmak için yeterli değildi. Çünkü dünya ve insan eti, iyilikten yoksundu. İnsanlık, çizginin diğer tarafındaydı. Ancak iyilik ve kötülüğü ayıran sınıra o kadar yakındı ki, iyiliğin ne olduğunu biliyor, ancak hayata geçiremiyordu. Vicdan kelimesi ve duygusu, sınıra yakın olmaktan kaynaklanan bir sahtelikti. İnsan, iyiliğe yakın olan bir kötüydü. Bu gerçeğin insan tarafından öğrenilmesinin zamanı gelmişti. Erişemeyeceği bir huzuru sürekli arzulamaktan vazgeçmeli ve kendisiyle çelişmekten delirmeye son vermeliydi. Gelişimini engelleyen yüksek amaçlara sahip olmayı bırakmalı ve iyiliğe ulaşmak yerine, içindeki kötülüğü dizginlemeyi öğrenmeliydi. Çünkü her ne kadar yakın olsa da, iyilikle arasında asla aşamayacağı bir duvar vardı ve o duvara çarpıp parçalanmaktan vazgeçemiyordu. Her çarpışmada sınırdan daha da uzaklaşıyor ve kötülük topraklarının merkezine yaklaşıyordu. Ne yarattığı dinler ne ahlak ne de yasalar. Hiçbiri işe yaramıyordu. Hatay’a yirmi kilometre uzaklıkta yaşayan Suriyeli ne kadar Türk’se, insan da o kadar iyiydi. İnsanlık, doğumundan itibaren dinlediği iyiliğin, masal olduğuna tanıklık etmeli ve gözkapaklarına oturmuş cehaleti savurup uyanmalıydı.
1000Kitap
3 Haziran Pazartesi sabahı🖤💐 Vera pencereden giren güneşle erkenden uyanır, ama yataktan çıkmaz, sessizliği bozmak istemez. Saat yedi buçuğa doğru Nazım Hikmet kalkar. Yarı çıplak, her zamanki gibi