Temiz insanlar bu ülkenin sessiz bekçileridir. Çark ile devran tepelerinde döner. Su götürmezler. Cepheleri çetindir. Alacakaranlık erleridir. Namussuzluğun karşısında onları hep kaşındıran bir ısırgan otu olarak namuslular yer alır.
Öyle ki onlar önemli pozisyonların kişilerini belirlerken sizler çoğunlukla seçtiğinizi zannedersiniz. Yerleşik düzende sadece size dayatılan kişiler arasından, birilerinin eş, dost, akrabalarını seçerken kutlamalar yapar, alkış tufanlarında boğulursunuz. Buna da demokrasi şöleni adını koyarsınız.
Kitleler asla, yalnızca ezildikleri için, kendiliklerinden başkaldırmazlar. Kendilerine karşılaştırma yapabilecekleri ölçüler verilmedikçe, ezildiklerinin bilincine varmazlar.
Partinin görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olanlar, onu anlama yeteneği olmayan insanlardı. Bunlar kendilerinden istenilen şeyin saçmalığını anlamadıkları, olup bitenleri kavrayacak kadar günlük olayları izlemedikleri için, gerçeğe en karşıt şeyleri bile kabullenebiliyorlardı. Her şeyi yutuyorlar ve bu yuttuklar onlara zarar vermiyordu. Çünkü içlerinde bir iz bırakmıyordu. Tıpkı bir mısır tanesinin kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi.