Kur'an Aşk'ına. Bilen anlar
Elif-ba okudum/yazdım Seni harflere dizdim. Yirmisekiz +1 harf Elifî duruşunda saklı cennetim Ben altında bir nokta Ten üstüsün minnetim Durur üstünde iki nokta Peltek dilim se..n diyemez Üç noktayla susar adını Cebri çoktur cimin iki büklüm Bir güzel derdi vardır karnında Kara haa senin rengin Işıksız tepesinde bir nokta Haa yumuşak sevgim gibi Rotası sonsuz, noktasız Gül dalı veremem sana Dal üstünde gül nokta Raihası tek kıvrım Kıvrım üstü bul nokta Sinemin sessizliginde(sin) Sinin bağrında üç nokta Sadrında yokum bilirim En zorudur sadrında nokta Tınısız ruhsuz, duygusuz Kalın duvarların da ıssız Dil damakta bir nokta Aynı sözün gibi bil yutakta Noktası takılır son durakta Boynu bükük mahzun feleğim Noktası başına keder
Kalbizm
Mezar taşı deyip geçmemeli yani!..
"Mesela şu mezar taşlarına yazılı şiirler... Kimbilir hangi şair söylemiştir? Onun dizelerini bu taşlar üze rine kazıyan ustalara ne demeli?!.. Zanaatlarındaki maharet yüzyıllarca yaşayacak. Kim bilir işlerine ne derece önem veriyorlar, çekiç veya keskilerini taş üze- rinde gezdirirken talik veya sülüs hatların zarafetini nasıl benimsiyorlardı. Mezar taşı deyip geçmemeli yani!.." "Yeter Yeye!.. Bu kadar sevdiysen yatıver birinin içine!.." Mezar taşı deyip geçmemeli yani!.." "Yeter Yeye!.. Bu kadar sevdiysen yatıver birinin içine!.." Katre-i Matem İskender Pala
Kitap Alıntısı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Benim iki gündür şu felsefik parçadan çıkamayışım peki takipçi :))
At binenin yol gidenin Töresi bu her düzenin Devir senin devran senin Ye yeye ye ye ye kürküm ye Aşk masaldır ömür rüya Aç gözünü kalma yaya İkram bana değil sana Ye yeye ye ye ye kürküm ye Hiçbir akıl baş edemez Bu gidişe dur diyemez Bu fırsat ele geçmez Ye yeye ye ye ye kürküm ye Ye yeye ye ye ye kürküm ye:)) youtu.be/U9OD7Um_Adk?si=...
Kelime-i Tevhidin Mahiyeti  Allah azze ve celle kitabından sayfalarca geçmiş peygamberlerin davasını anlatır  Bu mesaj bugünün İslam davetçilerine de mesajdır  Allah’ı kabul edenler, Allah’ın kanun koyucu olduğunu kabul etmediler o Şeytan da Allah’ı kabul ediyor ama itaat etmiyordu o Mekkeli müşrikler Allah’ı bırakıp kendi elleriyle yaptıkları putlara tapınıyorlardı o Allah’ın varlığını, insanı yarattığını kabul ediyor ancak Allah’ın hayatlara müdahalesini reddediyorlardı. o Müşrikler Allah’ı tanımadan putlara tapmıyorlardı. Onlar putlara “Allah’a yaklaştırsınlar” diye taptıklarını söylüyorlardı. o Cahiliye Arapları, bir sefere, bir savaşa, bir ticarete, bir nikâha yahut herhangi bir işe teşebbüs edecekleri zaman üç zar (veya ok) çekerler yahut kuş uçururlardı. Bu zarların (veya okların) birinde, “Rabbim emretti” yahut “yap” diye emir; diğerinde, “Rabbim nehyetti” yahut, “yapma” diye nehy kelimeleri yazılı olurdu, biri de boş bulunurdu. Birisi torbaya elini sokar, zarlardan birini çeker, emir çıkarsa yaparlar, nehy çıkarsa yapmazlar, boş çıkarsa bir daha çekerlerdi. Kur’an bunu şu ayetle yasaklamıştır: ”Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir,. bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz” (el-Mâide, 5/90). o Câhiliyede, bir de kuş uçurma âdeti vardı ki, bir yere gidecekleri zaman bir kuş uçururlar, sağa giderse teyemmüm (uğurlu sayma), sola giderse teşe’üm ederler (uğursuzluk sayarlar)dı. Peygamberimizin, “tıyara yoktur” hadisi ile bunun da yasaklandığını biliyoruz.  Allah cc peygamberler göndermek suretiyle toplumları yeniden tevhide dönderdi  Bugün de tevhitten uzaklaşılmıştır  Ezanlarda yankılanır tevhid sesleri ancak anlamını düşünmez, ibret almaz hale getirilmişizdir  Batıl sistemler, krallar, diktatörler tevhidin
Siyaset
BAYRAM KELİMESİ ÜZERİNE En eski yazılı kaynaklarımız olan Göktürk ve Uygur metinlerinde “bayram” mefhumunu ifade eden Türkçe bir kelime bu güne kadar tespit edilememiştir. Bayram mefhumunu karşılamak üzere Sanskritçe, Sogdça > Farsça, Arapça gibi dillerden Türkçeye giren kelimeler de Türk dilinin kuralları içerisinde yoğurularak Türkçeleşmişlerdir. Bunları sıra ile görelim. SANSKRİTÇE: Eski Uygur Türkçesi metinlerinde karşımıza Uygur takviminin ilk ayının adı olan aram ay “bayram ayı” ibaresi çıkıyor. Bu aydan önceki on ikinci ayın Eski Uygur Türkçesi metinlerindeki karşılığı ise “oruç ayı” anlamına gelen çakşapat ay ~ çahşapat ay ~ çakşaput ay ~ çahşaput ay şekilleridir. Çakşapat kelimesinin kökü Sanskritçe şikşâpada kelimesine dayanıyor. Aram kelimesinin kökü de Skr. râma kelimesine dayanıyor. Sanskritçe kelime Türkçeye geçerken, Türkçede artikel olmadığı için, sonundaki -a artikel eki düşüyor ve kelime râm şeklini alıyor. Ancak Türkçede r- ünsüzü ile kelime başlamadığı için a- ünlüsünü ön ses olarak alıp aram şeklinde Türkçeleşiyor. Metinlerde de aram ay “bayram ayı” şeklinde kullanılıyor. SOGDÇA: Mefhumun Sogdçası patrâm, Sogdçadan Farsçaya geçen şekli ise padrâm’dır. Bu kelime Kâşgarlı Mahmud tarafından Dîvânü Lugati’t-Türk’e pek muhtemel ki Farsçadaki badram şeklinden aynen alınmıştır. Oğuz Türkleri ise kelime ortasındaki -d- (-ḏ-), ünsüzünü -y-’ye çevirdikleri için kelimenin Türkçeleşmesi bayram şeklinde olmuş ve kelime Türkçede bin yıldan beri bu şekliyle Türkçede kullanılmıştır. Bu konuda Kâşgarlı Mahmud DLT’te şu bilgileri vermektedir. (Ahmet B. Ercilasun-Ziyat Akkoyunlu, Kâşgarlı Mahmud. Dîvânu Lugâti’t-Türk. Giriş-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin, Ankara, 2014). s. 569 baḍram halk arasında sevinç ve gülüşme. Sevinç ve piknik, eğlence. 136/118, 243/211, 522/542